Bu fotoğraflar dünyanın iki ucunda çekildi ama çok önemli bir ortak noktaları var...

Bu fotoğraflar dünyanın iki ucunda çekildi ama çok önemli bir ortak noktaları var...

Hangi branştan olurlarsa olsunlar, dünyanın dört bir yanındaki kadın sporcular bir yandan işlerini en iyi şekilde yapmaya uğraşırken bir yandan da erkek meslektaşlarının hiç maruz kalmadığı baskılarla başa çıkmaya çalışıyor. Peş peşe yaşanan olaylar kadınların çilesini net bir biçimde ortaya koymaya yetti...

Haberin Devamı

Tokyo Olimpiyat Oyunları nedeniyle tüm dünyanın sporla yatıp sporla kalktığı günlerden geçiyoruz. Mete Gazoz tarihimizde ilk kez okçuluk branşında Olimpiyat altın madalyasını ülkemize getiren isim oldu. Voleybol milli takımımız ise tarihinde ilk kez çeyrek finale çıkma başarısını elde etti, devamını da getirmeyi hedefliyor. Busenaz Sürmeneli de boksta yarı final oynayacak ve Tokyo'dan Trabzon'a madalyayla dönecek. Hepsi birer gurur ve övünç kaynağı...

Sadece bizde değil Olimpiyatlar'da ter döken tüm sporcuların ülkelerinde bir numaralı öncelik elbette sporcuların ve takımların performansları. Ancak en az bunun kadar önemli bir konu daha var ki bir haftadır dünya basınının gündeminden düşmüyor. Almanya kadın jimnastik takımının müsabakalardaki giyim tercihinden ve bu tercihin arka planındaki tartışmalardan bahsediyoruz...

MAYO DEĞİL UZUN TAYT GİYMEK İSTEDİLER

Haberin Devamı

Dilerseniz en başından başlayalım… Tokyo Olimpiyatları'nda yarışan Alman jimnastikçiler, müsabakalara alışılageldiği üzere mayoyla değil, bacaklarını ayak bileklerine kadar kapatan giysilerle çıkma kararı aldı ve bu kararı sonuna kadar da uyguladı.

Sarah Voss, Pauline Schaefer-Betz, Elisabeth Seitz ve Kim Bui'den oluşan ekip önce 23 Temmuz günü yapılan podyum antrenmanına uzun paçalı üniformalarla çıktı. Antrenmanın ardından konuşan Seitz, "Her kadının, herkesin, ne giyeceğine kendisinin karar vermesi gerektiğini göstermek istedik" dedi. Seitz bu açıklamayı yaptığı sırada Alman jimnastikçilerin müsabakalardaki giyim tercihleri henüz netleşmemişti.

25 Temmuz günü eleme turu için kamuoyunun karşısına çıkan ekibi, yine bacaklarını kapatan taytlar içinde izledik. Alman sporcular, bu tercihlerinin nedeni müsabakaya zihinsel anlamda en iyi durumda olmalarını sağlayacak giysilerle çıkmak, kendilerini rahatsız hissetmeden estetik bir görüntü sunmak olarak açıkladı.

Gün sonunda Alman ekip dokuzuncu olarak "Yedek1" sıralamasını elde etti ve doğrudan finale kalamadı ama Voss gazetecilere yaptığı açıklamada önemli mesajlar verdi:

"Bugün hep birlikte oturup 'Pekala, büyük bir yarışa girmek istiyoruz. Kendimizi harika hissetmek ve herkese harika göründüğümüzü göstermek istiyoruz' dedik ve bu kararı aldık. Bu konuda bizim etkimiz büyük. Antrenörlerimiz de çok destek verdi. Her durumda kendimizi öz güvenli ve rahat hissetmemizi istediklerini söylediler. Bu giysilerle kendinizi daha iyi ve rahat hissediyorsunuz."

Haberin Devamı

Bu fotoğraflar dünyanın iki ucunda çekildi ama çok önemli bir ortak noktaları var...

Pauline Schaefer-Betz

"SPORUN CİNSELLEŞTİRİLMESİNE KARŞI ÇIKMAK"

 

Aslına bakılırsa Alman jimnastikçiler için bu ilk değildi.  Alman sporcular ilk olarak nisan ayında yapılan Avrupa Şampiyonası'nda paçaları ayak bileklerine kadar uzanan dar ve esnek tulumlar giymeyi tercih etmişti. O dönemde Almanya Jimnastik Federasyonu'ndan yapılan açıklamada, sporcuların bu tercihinin arkasında yatan amacın "jimnastik sporunun cinselleştirilmesine karşı çıkmak" olduğu belirtilmişti.

21 yaşındaki Voss da BBC'ye yaptığı açıklamada  mayo geleneğine karşı çıkmakla "kendini her durumda güvende hissetmeyen genç jimnastikçilere rol modeli olmak istediklerini" söylemiş ve şöyle devam etmişti:

Haberin Devamı

"Biz kadınlar kendimizi rahat hissetmek istiyoruz. Jimnastik sporu siz çocukluktan yetişkinliğe geçtikçe zorlaşır. Küçük bir kızken dar giysiler giymek benim için bir sorun değildi. Ama ergenliğe girdikten sonra regl olmaya başladığım dönemde, gittikçe daha fazla rahatsız oluyordum."

Bu fotoğraflar dünyanın iki ucunda çekildi ama çok önemli bir ortak noktaları var...

Finale kalamayan Alman takımından Sarah Voss gözyaşlarına hakim olamadı

KADINLAR DAR KIYAFETLER GİYMEK ZORUNDA

Seitz da o dönemde yazdığı sosyal medya mesajında, bir örnek oluşturmak istediklerini belirterek, "Bu sembol, normal üniformalar içinde kendini rahatsız hatta cinselleştirilmiş hisseden tüm sporcular için geçerli. Çünkü biz, tüm jimnastikçilerin kendini en rahat hissettiği giysiyi giyebilmesi ve sporunu bu giysiyle icra edebilmesi gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullanmıştı.

Haberin Devamı

Kadın jimnastik sporcularının bacaklarını kapatan giysiler giymeleri aslında yasak değil. Geçmişte de çeşitli gerekçelerle uzun taytlar giyen sporcular oldu ancak müsabakalarda yaygın olarak mayo giyiliyor. Diğer yandan kadınların bol paçalı alt giysileri giymeleri yasak. Erkekler ise vücutlarına yapışmayan şortlar ya da eşofmanlar giyebiliyor. Diğer yandan Uluslararası Jimnastik Federasyonu'na göre, erkek sporcuların da payetli, pullu, taşlı giysiler giymelerine izin verilmiyor.

Bu fotoğraflar dünyanın iki ucunda çekildi ama çok önemli bir ortak noktaları var...

Haberin Devamı

JİMNASTİK SPORUNDA SKANDALLARIN ARDI ARKASI GELMİYOR

Ancak yukarıda da dediğimiz gibi Alman sporcuların ne giydiklerinden ziyade ne demek istediklerine bakmak gerek. Zira jimnastik sporunun özellikle ABD'de peş peşe skandallarla sarsıldığı bir dönemde verilen bu mesajlar oldukça değerli.

Hatırlanabileceği üzere, ABD Kadın Jimnastik Takımı'nın uzun yıllar antrenörlüğünü yapan John Geddert, Şubat 2021'de yaşamına son verdi. Geddert, görev döneminde yaşananlar nedeniyle yargı karşısına çıkacaktı ve hakkında iddianame hazırlanmasından birkaç saat sonra bir yol kenarı tesisinde ölü bulunmuştu. O dönem yayımlanan haberlerde Geddert'ın sporculara fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı, milli takım doktoru Larry G. Nassar'ın da tedavi bahanesiyle sporcuları taciz ettiğine dair ayrıntılar yer alıyordu.

Diğer yandan Nassar, 2018 yılında 256'dan fazla sporcuyu taciz ettiği suçlamasıyla hüküm giymiş ve 40 ila 175 yıl yani ömür boyu hapiste kalmasını sağlayacak cezaya çaptırılmıştı. ABD Adalet Bakanlığı'nın 14 Temmuz'da yayımlanan raporunda FBI'ın Nassar hakkındaki suçlamaları değerlendirmekte geç kaldığı ve bunun daha fazla sporcunun tacize uğramasıyla sonuçlandığı bildirildi. Nassar'ın kurbanları arasına Simone Biles, Aly Reisman gibi jimnastik sporunun yıldızları olarak görülen isimler bulunuyordu.

Bu fotoğraflar dünyanın iki ucunda çekildi ama çok önemli bir ortak noktaları var...
Simone Biles

BILES'IN ÇEKİLMESİ VE MENTAL SORUNLAR

Geçtiğimiz hafta içinde ABD jimnastik takımında bir şok daha yaşandı. Kadın jimnastiğinde şu an dünyanın bir numarası olarak görülen Biles yaşadığı mental sorunlar sebebiyle kendisini iyi hissetmediğini belirterek Tokyo Olimpiyatları'nda bireyselde ve takım müsabakalarında yarışmayacağını açıkladı.

Geçmişte, Nassar'ın tacizleri nedeniyle ağır depresyonlar atlattığını da açıklamış olan 24 yaşındaki Biles'ın Olimpiyatlar'ı bıraka kararı, Alman sporcuların kadın jimnastiğinin cinselleştirilmesi ve sporcuların mental sağlığıyla ilgili mesajlarının ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha ortaya koymuş oldu.

(Biles daha önce bir açıklama yaparak Alman meslektaşlarına destek vermiş ve "Kendilerini memnun edecek ve rahat hissetmelerini sağlayacak şey her neyse onu giyme kararlarını destekliyorum. İsteyen mayo isteyen tayt giysin, tamamen size kalmış" demişti.)

BUGÜN MAYOLAR, YARIN ÇOK DAHA BÜYÜK SORUNLAR

Uzmanlar da paça tartışmasının ardında önemli bir değişim yattığını düşünüyor.

Örneğin, ABD'de Colorado Üniversitesi'nde kadın sporcuların cinselleştirilmesi üzerine çalışmalar yapan Psikolog Elizabeth Daniels, NPR'a yaptığı açıklamada, antrenörlerle sporcular arasındaki güç dengesine dikkat çekerek, "Sporcular üzerlerinde böylesine otoriteye sahip kişilerin dediklerini yapma ihtiyacı hissediyor. Buna bir de cinsel istismar olaylarını eklediğinizde sporcular kendileri için rahatsız edici ya da uygunsuz olan olayları sorgulayıp dile getiremeyeceklerini düşünüyor ve bu tür davranışların devamı geliyor" dedi.

Daniels, "Atletlerin üniformalarını sorgulamaya başladıkları bu noktada, sporun genel bağlamında daha fazla söz hakkına sahip olma ihtiyaçlarının bir sembolü olabilir. Bu da hem ABD'de hem de uluslararası arenada yakın zamanda dikkati çeken trajik istismar olaylarının yaralarını sarmayı sağlayabilir" ifadelerini kullandı.

BİKİNİ GİYMEYENE 150 EURO CEZA

Alman jimnastikçilerin kararı Olimpiyatlar'ın da etkisiyle büyük ses getirdi ama giymek zorunda oldukları giysilerin verdiği rahatsızlığı dile getiren kadın sporcular onlarla sınırlı değil. Alman sporcuların Olimpiyat hamlesinden bir hafta kadar önce, bu kez Norveç kadın plaj hentbolu takımının oyuncuları maça çıkarken giymek zorunda oldukları bikiniler nedeniyle isyan etti.

Bulgaristan'ın Varna şehrinde gerçekleşen Avrupa Plaj Hentbolu Şampiyonası'nda 18 Temmuz günü, bronz madalya için İspanya ile karşı karşıya gelecek olan Norveç milli takımının oyuncuları, maça, kendilerini "gereksiz yere cinselleştirilmiş ve rahatsız" hissetmelerine yol açan bikini altlarıyla çıkmak istemediklerini şampiyonanın yönetimine bildirdi.

Sporcular, özellikle regl dönemlerinde bikini altıyla sahaya çıkmanın kendilerini rahatsız ettiğini, mücadele esnasında sık sık kumda kayıp düştükleri plaj hentbolunun bikiniyle oynamaya uygun bir spor olmadığını vurguladı ve bikini altı yerine aynı renk kısa bisiklet şortu giyme kararı aldıklarını ifade etti.

Şampiyona yönetiminden maça bikini yerine bisiklet şortuyla çıkmaları durumunda ceza alacakları cevabını alan sporcular kararlarını değiştirmedi ve maça şortlarla çıktı. Sahada gülen İspanya olurken, Norveç milli takımı da kişi başı 150 euro'dan 1500 euro'luk bir cezaya çarptırıldı.

10 SANTİMETRE KURALI

Uluslararası Hentbol Federasyonu'nun kural kitabına göre, plaj hentbolunda kadınların sahaya çıkarken vücutlarına yapışan bir spor sutyeni ve bir bikini altı giymeleri gerekiyor. Kural kitabında spor sutyeninin kol altlarının derin bir biçimde oyuk olması ve bikini altının yanlarının 10 santimetreden kalın olmaması gibi oldukça spesifik ve bir o kadar da kafa karıştırıcı ayrıntılar yer alıyor.

Erkekler ise dizlerinin 10 santimetre yukarısına gelen ve fazla bol olmayan şortlar ve askılı atlet tipi tişörtler giyebiliyor. Plaj voleybolu müsabakalarında da benzer kıyafet kuralları geçerli ve orada da benzer tartışmalar yaşanıyor.

Maçın ardından takım adına yapılan açıklamada, "Dünyanın dört bir yanından herkesin verdiği bunca destek bizi çok duygulandırdı. Umuyoruz bu sayede bu saçma kural değişecek" ifadeleri kullanıldı.

Norveç milli takımının önde gelen isimlerinden Martine Welfler, "Bu önemli bir mücadele ve ben de bir parçası olduğum için çok gururluyum. Bu olumlu dönüşler inanılmaz ve dürüst olmam gerekirse bu kadar büyük bir destek gördüğümüze inanamıyorum" diye konuştu.

PINK ÖDEMEYİ TEKLİF ETTİ

Norveçli sporculara ülke yetkililerinden de destek geldi. Hentbol Federasyonu Başkanı Kare Geir Lio, AFP haber ajansına yaptığı açıklamada, "Elbette her türlü para cezasını ödemeye açığız. Hepimiz aynı gemideyiz" dedi.

Takımın antrenörü Erkil Berg Andreassen de geçen hafta CNN'e yaptığı açıklamada, oyuncularının kendi giysilerini seçebilme özgürlüğü için savaştığını belirterek, Uluslararası Hentbol Federasyonu'nun kurallarının birçok kadını bu spora başlamaktan caydırabileceğini belirtti.

Takımın kalecisi Tonje Lerstad ise bu hafta başında BBC Radio 1 kanalında Newsbeat programına yaptığı açıklamada, "Külotla sahaya çıkmamak için para vermek zorunda olmamız şoke edici" ifadelerini kullandı.

Lerstad özellikle gördükleri bir kişiden gördükleri desteğe inanamadıklarını da sözlerine ekledi. Bu kişi ABD'li ünlü şarkıcı Pink'ti. Twitter'daki 31 milyondan fazla takipçisiyle bir mesaj paylaşan Pink, bu yapılanın cinsiyetçilik olduğunu ve asıl Avrupa Hentbol Federasyonu'nun para cezası ödemesi gerektiğini söyledi.

Grammy ödüllü şarkıcı, "Norveç kadın plaj hentbolu takımıyla üniformalarına dair cinsiyetçi kuralları protesto ettikleri için gurur duyuyorum" dedi ve ekledi: "Bravo size hanımlar. Cezalarınızı sizin adınıza ödemekten memnuniyet duyarım. Böyle devam edin."

RESMİ STANDARTLARDAKİ ŞORT "UYGUNSUZ" BULUNDU

Doğrusunu söylemek gerekirse, giyimleriyle tartışılan kadın sporcular sadece Alman jimnastikçiler ve Norveçli hentbolcular değil. Kadın sporcuların giydikleri her şey tartışma konusu olabiliyor. Norveçli hentbolcular fazla kapalı giyindikleri için ceza alırken, kadın sporcular "fazla açık" ya da "fazla renkli" giyindikleri için de eleştirilerin hedefi olabiliyor.

Örneğin iki hafta kadar önce iki kez dünya şampiyonluğu bulunan Paralimpik atlet Olivia Breen'in İngiltere Şampiyonası'nda katıldığı sprint müsabakasında giydiği şort "fazla kısa ve uygunsuz" bulundu. Tuhaf olan ise şortun, tanınmış bir spor markası tarafından 2021 yılı için resmi standartlar çerçevesinde tasarladığı ürünlerden olmasıydı.

Breen, olayın ardından Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, bu yorumu dile getiren kişinin bir kadının o olmasının canını daha fazla yaktığını belirterek, "Benim ne giyip ne giyemeyeceğimi söylemek sizin hakkınız değil" ifadelerini kullandı.

SERENA'NIN TULUMU VE ETEK ZORUNLULUĞU

Kadın tenisçilerin etek giyme zorunluluğu da, birçok tenis turnuvasında uygulanan beyaz giyme kuralı da yıllardır tartışılan zorunluluklardan. Tenis sporunu yakından takip edenlerin hatırlayabileceği üzere, Serena Williams'ın 2018 yılında doğum sonrası yaşadığı komplikasyonlar nedeniyle giydiği özel tulumların yasaklanması büyük tepkilere yol açmıştı.

Williams, Roland Garros'ta korta siyahlı pembeli tulumuyla çıktıktan kısa bir süre sonra Fransa Tenis Federasyonu Başkanı Bernard Giudicelli bir röportaj vererek, "Bazen çok ileri gittiğimizi düşünüyorum. Örneğin Serena'nın bu yılki kombini bir daha kabul edilmeyecek. Spora ve bulunduğunuz yere saygı göstermek zorundasınız" demişti. Giudicelli'nin bu sözleri saldırganlık ve ayrımcılık olarak değerlendirilmişti.

Haberle ilgili daha fazlası: