Back 4 Blood ile zombi istilası geri geliyor!

Back 4 Blood ile zombi istilası geri geliyor

Bir süredir heyecanla beklenen, yıllarca "zombie survival" denildiğinde akla gelen ilk serilerden olan Left 4 Dead'in varisi olarak lanse edilen Back 4 Blood, geçtiğimiz günlerde açık beta süreci için erken erişimi sınırlı sayıda oyuncuya sundu. Bizler de bu kısa süreyi oldukça yoğun bir şekilde değerlendirdik ve büyük vaadlerle gelen bu yapımın en azından ilk aşamada ne kadar parlak göründüğünü sizler için betasında deneyimledik. Burada okuyacaklarınızın oyunun erken aşamalarına ait olduğunu ve görülebilecek sorunların çıkış tarihi olarak belirtilen Ekim 2021 ayına kadar büyük olasılıkla giderileceğini lütfen unutmayın.

Haberin Devamı

Oyuna girdiğimizde ilk dikkat çeken nokta, alışıldık ana menü sisteminden ziyade sizi küçük çaplı bir askeri kampa yerleştirmesi ve oyun menüsüyle atış poligonunu bir potada eritmesi oluyor. Tabii ki ESC tuşu ile sistem menüsüne geçebiliyor ve çeşitli ayarlarınızı yapabiliyorsunuz, ancak oyun içi içeriklerle alakalı olan kısımların bu "boot camp" ortamıyla harmanlanması güzel düşünülmüş. Özellikle açık beta sürecindeki kısıtlı vakti biraz daha verimli değerlendirmeye faydası bulunan atış poligonunda ise tüm silah ve eklentileri bulabiliyor olduğunuz için aksiyona dalmadan önce elinizi biraz ısıtabilirsiniz. 

Kamp alanında bizleri iki yenilik karşılıyor, tedarik hatları ve kart desteleri. Left 4 Dead'in alışılageldik (ve türü çok seven bir oyuncu olarak yavan bulduğum) "sıka sıka koşalım" havasından daha taktiksel, hazırlık ve derinlik gerektiren bu sistem oldukça hoşuma gitti. Tedarik hatları sayesinde oyun içerisinde kazanmış olduğunuz tedarik puanlarıyla farklı kartlar ve görsel içerikler açabiliyorsunuz. Farklı kartlar size oyun içerisinde farklı avantajlar sağlıyor. Kart destelerini ise menüde oluşturuyorsunuz. Bu destelerdeki kartları oyun sırasında belirli noktalarda sistem size sunuyor ve aralarından seçim yaparak o anda kullanmakta olduğunuz aktif kart havuzuna almanızı sağlıyor. Birazdan farklı oyun modlarında bu kartları nasıl kullandığınıza da daha detaylı şekilde değineceğim. 

Haberin Devamı

Oyunun grafikleri de kamp alanında ilk dikkati çeken noktalardan biri oluyor. Tarz olarak Left 4 Dead'e oldukça benzeyen bir sanat yapısı ve akış olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Silahların vuruş hissindeki başarıyla birlikte özellikle kan revan görmeyi seven oyuncular tahminimce gayet mutlu olacaklar. Bu konuda Killing Floor 2'ye göz kırpan yapımın çıkış tarihinde bir aşama kaydedip kaydetmeyeceğini merakla bekliyoruz. Dünyadaki detaylar şimdilik çok derin ve ince olmamakla beraber oyunun aksiyon odağını bozmayan ve "yeterli" diyebileceğimiz seviyede, karakter modellemeleri ise karmaşaya mahal vermeyecek netlikte birbirinden ayrılabilecek şekilde tasarlanmış. Eğer grafiklere fazlasıyla önem veren bir oyuncuysanız bu sizi biraz üzebilir, ancak eski usul "hareket eden her şeye sık" ekolünden geliyorsanız kesinlikle grafiklerden yana rahatsız olmayacağınızı söylemek yanlış olmayacaktır. 

Sesler ve müzikler kelimenin tam anlamıyla "kulak tırmalamayan" türden. Aslında bu kadar devasa karmaşaya rağmen bu çizgiyi tutturmak da bir başarı. Belki "vay be sesler harikaymış" demiyorsunuz, ancak kesinlikle rahatsız olacağınız bir ses yok oyunda. Silah ve çatışma sesleri Left 4 Dead serilerinde de çok özenilmiş denilebilecek türden değildi, bu açıdan Back 4 Blood bu konuda önceki oyunların izinden gidiyor gibi görünüyor. 

Haberin Devamı

Şimdi ise geliyoruz herkesin heyecanla beklediği tarafa: Oynanış. Sonuçta zombi kıyameti ve hayatta kalma teması bir araya geldiğinde oyuncuları en ağırlıklı olarak oyuna bağlayan element oynanıştaki sürükleyicilik oluyor. Çatışma anları, yükselen adrenalin, üzerinize gelen yığınla zombiyi birer birer (veya beşer onar) yok etmek, düşen takım arkadaşlarınızı zor bela ayağa kaldırmak derken sürekli bir heyecan fırtınası yaşanıyor. Back 4 Blood'da da bu adrenalin döngüsünün başarıyla korunmuş olduğu bir gerçek. Adım adım kamp alanından itibaren nelerle karşılaşıyoruz, detaylarıyla inceleme vakti. 

Haberin Devamı

Yazının başlarında size oyuna kamp alanında başladığımızı söylemiştim. Burada daha önce kısmen değindiğim tedarik hatları ve kart destelerinin yanında tabii ki oyuna giriş yaptığımız kısım var. Oyun modları olarak karşımıza Hikaye ve Maç (Campaign & Versus) çıkıyor. Hikaye bölümünde şimdilik sadece 1 adet ana hikayenin altında 9 alt bölüm bulunuyor, ve üç adet zorluk seviyesi mevcut. Ancak en kolay zorluk bile fazla hataya müsaade etmeyen türden. Oyuncuların Parazitlilere (İngilizce orijinali Ridden olarak geçiyor) karşı "avantajlı" olduğu bir ayar olmasına rağmen gerçekten dikkatli oynamak zorundasınız. İkinci zorlukta oyuncu avantajları kalkıyor ve ek olarak %35 oranında dost ateşi (friendly fire) oyuna dahil oluyor. Üçüncü zorlukta ise dost ateşi %60'a çıkarken bu kez Parazitliler oyunculardan daha güçlü olmaya başlıyorlar. 

Haberin Devamı

Oyuna başladığınızda önce karakterinizi seçiyorsunuz. Temizlikçi (Cleaner) olarak anılan bu karakterlerden her birinin kendine has farklı avantajları, bir adet tüm takım için geçerli bonusu ve oyuna başladığı bir ikincil silahı oluyor. Herkes hazır olduğunda başlangıçta kişi başına bir tane ücretsiz silah yerde herkesin alabileceği şekilde bulunuyor ve yanda da elinizdeki "Bakır" (Copper, oyun içi para) ile ekipman satın alabileceğiniz dükkan bulunuyor. Bulunduğunuz güvenli alandan çıkar çıkmaz çevrenizde hem birçok zombi, hem de yer yer bulup ele geçirebileceğiniz ekipman ve bakır bulunuyor. Oyun süresince haritanın birçok yerinde bu ekipman ve paraların bulunabileceği belirli noktalar var, ancak her defasında hem karşılaşacağınız ekipman, hem para miktarı, hem de bunların yerleri rastgele belirleniyor. Bu da her bir elin bir öncekinden tamamıyla farklı olması demek. Zombiler de bu rastgelelikten payını alıyor. 

Haberin Devamı

Zombiler demişken, her gördüğünüz zombi elini kolunu sallayarak gezmiyor, tam tersi var gücüyle size saldırıyorlar. Bazı özel ve güçlü zombi türleri oyunu cehenneme çevirmek için hazırda bekliyorlar. Sizi yerinize sabitleyen, görüşünüzü kapatan, üzerinize kusan, intihar saldırısı yapan, balyoz gibi ezen veya tutup suyunuzu sıkar gibi sıkan birçok farklı özel zombi var. Bu zombilerle Maç modunda oynamak ne kadar keyifliyse karşınızda size saldırmaları o kadar can sıkıcı. İlerleyen zorluklarda zırhlı ve daha hızlı zombiler de karşınıza çıkıyor. Bir de oyunda "alarm" sistemi var ki takımınızdan biri yanlışlıkla ortalığı ayağa kaldıracak bir hareket yaparsa ciddi sonuçları olan bir taarruz ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Bazen çevrede duran bir kuş sürüsü, bazen kapalı ve alarma bağlı bir kapı bu duruma sebep olabiliyor. 

Oyun size her alt bölüm için bir "etkinlik" ve/veya bir "meydan okuma" kartı açıyor. Bu kartlarda karşılaştığınız özel etkiler o an oynadığınız bölüm için geçerli oluyor. Bazı etkinlikler oyuna ağır sis eklerken bazıları fazladan kuş sürüleri veya alarmlı kapılar ekleyebiliyor. Görevlerde ise ekipten kimse düşmeden bölümü tamamlamak, hiç alarma sebep olmamak veya belli bir sürenin altında bölümü tamamlamak gibi farklı içerikler mevcut. Görevlerin sonunda takımdaki herkes önemli miktarda ek Bakır kazanıyor. Diğer yandan her bir alt bölümde oyuna başlarken seçtiğiniz desteden kart dizilim sırasına göre sıradaki beş karttan birini seçerek adım adım güçleniyorsunuz. 

Maç modunda ise takımlar Best-of-3 sistemi üzerinde farklı haritalarda dönüşümlü olarak Temizlikçi ve Parazitli olarak oynuyor. Takımların Temizlikçi olarak hayatta kaldığı süre o round için kazananı belirliyor. Hikayedeki para ve kart destesi mekaniklerinden daha farklı bir yaklaşıma sahip olan Maç modunda ekipman daha bol, ancak Parazitli rolündeki ekip de evrim puanlarıyla eşsiz bir strateji belirleyerek rakibe avantaj sağlayabiliyor. Uzun zamandır birçok oyunda PvP moduna yanaşmayı tercih etmememe rağmen bu kez Back 4 Blood için bir istisna yaratmaya karar verdim, nitekim Maç modunu bir kere oynadıktan sonra Hikaye moduna geri dönmek gelmedi içimden. Oldukça heyecanlı ve yüksek tempolu karşılaşmaların döndüğü bu modda birbirinden inanılmaz sahneler yaşanacağı şimdiden ortada. 

Temizlikçilerin kullandığı silahların ise hem kendileri, hem eklentileri oldukça çeşitli. Sopadan tabancaya, hafif makineliden pompalı tüfeğe, keskin nişancı tüfeğinden patlayıcılara birçok ekipman emrimize amade olarak oyunda bulunuyor. Eklentiler ise namlu, şarjör/mermi, dürbün/nişan ve dipçik olarak dörde ayrılıyor. Oyun içerisinde başlangıçta sıradan kalitede ekipmanlarla başlarken hem eklentiler hem de silahlar zaman içerisinde çok daha kaliteli ve güçlü bir hale geliyor. Size sadece kullanmak istediğiniz kombinasyonu bulmak ve zombileri avlamak kalıyor. 

Back 4 Blood, ilk bakış itibariyle oldukça umut veren bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Left 4 Dead serisinin varisi olarak ortaya konması iyi midir kötü müdür tartışılır, ancak gelen yenilikler ve aradan geçen onca zamandan sonra daha dolu bir atmosferle karşılaşmış olmak türün seveni olarak beni mutlu etti diyebilirim. Fiyat açısından biraz zorlayıcı görünse de karşılığını verebilecek potansiyeli taşıdığı bir gerçek. Turtle Rock Studios ekibi şayet oyunu içerik ve hissiyat kanatlarında da adım adım daha dolu olarak oyuncuya sunabilirse en azından çıkış aşamasında yeterli denilebilecek bir altyapıya ulaşmış bir oyunla karşı karşıya olacağız.

Haberle ilgili daha fazlası: