Sosyolog Öz: Toplumsal şiddetin nedeni insanların “hız”a ayak uyduramaması

Güncelleme Tarihi:

Sosyolog Öz: Toplumsal şiddetin nedeni insanların “hız”a ayak uyduramaması
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 20, 2018 12:21

Sosyolog Öz: Toplumsal şiddetin nedeni insanların “hız”a ayak uyduramaması

Haberin Devamı

Gökçe KARAKÖSE-Hüseyin ÇAKMAK / İSTANBUL, (DHA)- Son dönemlerde artış gösteren toplumsal şiddet olaylarının nedenleri ve sonuçları hakkında sosyolog İsmail Öz çarpıcı açıklamalarda bulundu. Toplumsal şiddet olaylarının başlıca sebebini, insanların çağımızdaki hızı yakalayamayıp ayak uyduramaması olarak gösteren sosyolog Öz, “Hızlı kentleşme de toplumu olumsuz etkiliyor. Eski mimariler insanların birbiriyle iletişimini kolaylaştıran bir yapıya sahipti. Şu an binalarımıza öyle bir şekil verdik ki bize geri dönüşü iletişimsizlik ve kopukluk oldu” dedi.  Değerler sistemimizin içerisinde, değerlerimize karşı bir yozlaşma olduğunu da belirten Öz, bunun sebebinin de sosyal medya olduğunu söyledi.

“MAHALLE KÜLTÜRÜ KAYBOLDU”

Sosyolog Öz, günümüzde insanların aynı apartmanda birbirlerinden habersiz yaşadığına vurgu yaptı. Özellikle mahalle kültürünün zamanla kaybolduğunu dile getiren Öz, “Osmanlı’da birinin mahalleli olabilmesi için en az 5 yıl boyunca o mahallede sorunsuz bir şekilde yaşadığını kanıtlaması gerekirdi. Bugün mahallelerimizin içerisindeki sirkülasyon o kadar hızlı ki biz mahallede kök salacak bir arkadaşlık kuramıyoruz. Çocuklarımız aynı mahallede, mahalle arkadaşlığı yaşayamadan büyüyorlar ve bu onları ilerleyen dönemlerde agresifleşmeye itebiliyor” dedi.

“İNSANLAR BİRBİRİNİ TANIMAYA FIRSAT VERMİYOR”

Hızlı kentleşme, dönüşümün hızlı olması ve çağın hızlı işlemesinden söz eden İsmail Öz, algı sürelerinin 7 saniyelere kadar düştüğünü dile getirdi. Öz, “Önce bireysel olarak hayatımızdaki hızın farkında olup, birbirimizi tanımaya fırsat verecek alanlar açmamız gerekmektedir” diye konuştu.

Öz, insanların kendilerine dinginleşecek alanlar bulması gerektiğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Dünyadaki insanların bu hızın felaketini görerek aslında dinginleşecek alanlar üretmesi ve bu hızın farkına vararak yavaşlatacak mekanizmalar ortaya koyması gerekiyor. Aksi takdirde bizi anlayıp, duygudaş olabilecek bir mahalle, sıra, şehir ve köy arkadaşını kaybedecek durumlara gidiyoruz. ‘Bu arkadaşım benim için bunu yapar’ veya ‘Bu arkadaşım benim için bunu yapmaz’  diyebilecek öngörüde olamıyoruz. İnsan bilmediğinden korkar, sokağa çıktığında biri için öngörüde bulunamıyorsa endişe hali ortaya çıkar. Bu yüzden toplumda biz bu fertleri tanımlayamadığımız için birbirimizden endişeliyiz. Biz bunları tekrar ortaya çıkartmak zorundayız. Eskiden borç alıp borç verme vardı ancak şimdi o güveni kaybettik. İnsanda en zor ortaya çıkan ve çok çabuk kaybolan şey güven duygusudur. Karşımızdakini çok iyi tanımak lazım. Türkiye artık cazibe ülkesi. Pek çok ulustan insanlarla bazen aynı caddeyi paylaşıyoruz. Açık kültürün getirdiği bir takım handikaplar var. Buna da hazır olmamız gerekiyor.”

“GELENEKLE İLGİLİ ÇİZGİLERİMİZİ KAYBETTİK”

Trafikte insanların öfke nöbetleri geçirmesinin, ailelerin içinde yaşanan cinnetler ve cinayetlerin can yakıcı şeyler olduğunu söyleyen Öz, “Biz gelenekle ilgili çizgilerimizi kaybettik. Bizim özellikle okuyarak, sohbet ederek vakit geçirmemiz gerekiyor. Bir toplumda eğer gelenekler hâkimse önüne çıkan şeyi anlamada ve anlamlandırmada daha avantajlı hale gelecektir. Ama günümüzde ne yazık ki geleneklerimiz eskisi kadar değer görmüyor. Geleneklerimize dönmemiz gerekiyor” dedi. 

Sosyolog Öz, bir toplumun sağlıklı bir şekilde ayakta kalabilmesinin koşullarının barışı sağlamaktan geçtiğinin altını çizerek sözlerine şöyle devam etti: 

“Bizi birlikte hareket ettirecek ortak bir dil, ortak bir payda bulmamız ve paylaşımda bulunabilmemiz gerekiyor. Esnetilmiş bir algı söz konusu. Din ve kültürel anlamda da esnetilmişlik var. Herkes Müslümanım diyor ama herkesin bu Müslümanlıktan anladığı şey başka. Herkes Türk kültürü diyor ama herkesin Türk kültüründen anladığı şey başka. Biz bunları esnettik ve sanki şahıslara özgü, herkesin kendi cumhuriyetinde anladığı bir şey var. Bizim bunları tekrar ortak paydada birleştiren bir terminoloji ortaya koymamız gerekiyor.”

“DEĞERLERİMİZE KARŞI BİR YOZLAŞMA VAR”

Değerler sistemimizin içerisinde, değerlerimize karşı bir yozlaşma olduğunu ifade eden Öz, bunun sebebini sosyal medya olarak gösterdi. Sosyal medya ve medya araçlarının ülkemizde bir algı süreci ortaya çıkardığını söyleyen Öz, “Ortaya çıkan algı sürecini yönetememenin getirdiği birtakım handikaplar var. Sosyal medya, internet gibi bir sürece hazırlıksız yakalandığımızı düşünüyorum. Bilinçli toplumların internetle verdiği mücadele bizim gibi değil. İnternet ve beraberinde gelen hız, hayatımızdan aslında çok şey kaybettirdi. Ayrıca ezbere dayanan bir eğitim sistemi içinde içselleştirmeyi değil, ezberi öncelediğimiz için taklitçilik de ortaya çıktı. Daha fazla okumak, irdelemek ve inançları daha iyi bilmek gerekiyor. Biz, bize sunulan ve nereden gelirse gelsin onu damıtabilecek bir ilim irfana sahip olabilirsek, karşılaştırma kabiliyetine de sahip olacağız” diye konuştu.

Ekonomik nedenlerin de insan psikolojisinde etkisi olabileceğini ancak tamamen her şeyin bu nedene bağlanmaması gerektiğini ifade eden Öz, “Her fakir ailede kavga olacak diye bir şey yoktur. Yabancı bir siyaset bilimci ‘Manevi cephesi olmayan bir devlet yaşayamaz.’ demiştir. Bazen fakir olma hali ciddi dayanışmaları getirebilir, bazen de zenginlik kavgaları getirebilir. Bunu tamamen ekonomiye bağlamak yanlış olacaktır. Meselemiz manevi alt yapıdaki harcın bozulmasıyla, tahammül kültürünün yozlaşmasıyla ilgili bir şey. Bu ortadan kaybolduğunda ekonomik sıkıntı belki onu tetikleyebilir çünkü daha fazla tahammülsüzleşiyoruz” ifadelerini kullandı.

(FOTOĞRAF-GÖRÜNTÜ)

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!