Solucan gübresi, geleneksel tohum ile hayat buldu

Güncelleme Tarihi:

Solucan gübresi, geleneksel tohum ile hayat buldu
Oluşturulma Tarihi: Mart 04, 2017 09:49

Solucan gübresi, geleneksel tohum ile hayat buldu

Haberin Devamı

Cem ULUCAN/ AYDIN, (DHA)- AYDIN'ın Yenipazar İlçesi'nde akademik kariyerinden vazgeçen 31 yaşındaki Umut Kuruüzüm ve banka müfettişliği görevinden istifa eden 30 yaşındaki Ömer Besim Çobanoğlu'nun başlattıkları solucan gübresi üretimi, geleneksel tohumla birleşerek Veggiebox (Sebze Kutusu) markası ile mutfaklara girdi. Kuruüzüm ve Çobanoğlu, Yenipazar İlçesi'nde kurdukları serada 87 çeşit sebze yetiştirmeye başladı.
İşletme, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümlerinden mezun olduğu Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde yaz dönemlerinde öğretim görevlisi olarak eğitim veren ve London School of Economics de doktora araştırmalarına devam eden Umut Kuruüzüm ile bir bankada müfettiş olarak çalışırken istifa eden Ömer Besim Çobanoğlu, Yenipazar'ın Çulhan Mahallesi'nde kendilerine ait 10 dönüm arazideki verimi arttırmak için 2 yıl önce doğal solucan gübresi üretimine başladı. Kuruüzüm ve Çobanoğlu'nun bir süre önce yolları yerli tohumların yaşatılması için 2005 yılında İzmir Torbalı'da kurulan Karaot Tohum Derneği kurucu üyesi Feray Karapınar ile kesişti. Doğal ürünler yetiştirmek için birlikte çalışan üç gönüllü, Yenipazar İlçesi'nde oluşturulan serada 87 çeşit sebze yetiştirmeye başladı.
MARKA OLDULAR
Ürettikleri ürünleri Weggiebox (Sebze Kutusu) markasıyla internet üzerinden pazarlamaya başladıklarını söyleyen Umut Kuruüzüm, şöyle dedi:
"Biz bu işe organik solucan gübresi üretimi ile başladık. Gübre tarımda çok kullanılan ve pahalı bir girdi. İki sene kadar gübre için çalıştık. Bu alanda yurt dışından kitaplar getirtip okuduk. Kafamızın hep bir tarafında gübre üretip satmak yerine gübreyi kendimiz için kullanmak vardı. Karaot Tohum Derneği Yenipazar'da bizim atölyenin hemen yanındaydı. Bu dernek 12 yıldan beri köy köy gezip yerel tohumları toplayıp çoğaltıyor. Sonra da bu tohumları tohum takas şenlikleriyle çiftçilere geri veriyor. Onların kendi çiftçileri var. Bu yerel tohumları eskiden çeyizlerin içine koyarlarmış. Gönüllüler var, dağ köylerine bisiklet turuna giden iş adamları bile köy kahvesinde oturup tohumları istiyor ve derneğe gönderiyor. Dernek de biyoçeşitliliği korumak için yabani otlar da dahil olmak üzere bu tohumları çoğaltıyor. Tabii yerel tohumlarda kısa dönemi düşünürseniz verimlilik düşüyor. Bu yüzden yerel tohumlarla üretim yapan, organik gübreyle üretim yapmaya özen gösteren, zirai ilaç kullanımını azaltmaya çalışan çiftçiler, emek verdikleri ürünleri biraz daha fazla paradan satmak istiyorlar. Dernekle oturup, 'Geleneksel tohumlarla üretim yapan çiftçilerin ürünlerini nasıl satarız' diye konuştuk. Çünkü, 'Çiftçiye, ekolojik gübre kullan diyorsun; geleneksel tohum kullan' diyorsun ama sonra da çiftçi sana 'Ben bunu nasıl satacağım' diyor. Haklılar. Çünkü aracılar üreticiden en düşük fiyata almaya çalışıyorlar. Sonra da pazarda düşük fiyattan aldıkları tarımsal ürünü yüksek fiyattan satarak para kazanmak istiyorlar. Biz Karaot Tohum Derneği ile çalışan yani geleneksel tohum kullanmayı tercih eden, çiftçilerin ürünlerini doğrudan tüketici ile buluşturmak için Veggiebox markasını yarattık."
"SOSYAL GİRİŞİM MODELİ"
Dernekle yaptıkları çalışmanın bir sosyal girişim modeli olduğunu vurgulayan Kuruüzüm, "Permakültür'ün dedesi Bill Mollison'nın öğüdü de bize yol gösterdi. Bizim de bir derneğimiz bir de şirketimiz var. Şirketten kazanılan parayla üretimi genişletebiliyor, tohumla ilgili çalışmalar yapabiliyor ve daha çok çiftçiye ulaşabiliyoruz. Belgeseller, konferanslar ve tohum gönüllüleri için fon yaratabiliyoruz. Bu kutunun içine geleneksel tohum kullanılarak mevsimine uygun ne yetişiyorsa koyuyoruz" diye konuştu.
KESE KAĞIDINI KENDİLERİ DİKİYOR
Karaot Tohum Derneği olarak, geleneksel tohumları çiftçilerle paylaştıklarını ve üretilen ürünleri pazarladıklarını söyleyen dernek kurucularından Feray Karapınar da, "Her ürün kese kağıtlarında farklı paketleniyor, üzerlerine de etiket yapıştırılıyor. Plastik poşet kullanmıyoruz. Kese kağıdı olarak, ürünlere temas etmesinde sakınca olmayan özel bir kağıt kullanıyoruz ve paketlerini dikiş makinesiyle kendimiz dikiyoruz. Kazanılan paranın bir kısmı derneğe bağış olarak aktarılıyor. Geleneksel tohumlarla üretim yapan çiftçiler ürünlerinin satıldıklarını görünce hikayelerini sağa sola anlatmaya başlıyor. Üreticilerimiz böylece 3 ise 5 oluyor, her geçen gün sayıları artıyor. Böylece sürdürülebilir şekilde tarım yapılan araziler artıyor. Ekolojik bir döngü sağlıyoruz. Burada tüketicilerin sorumluluğu da var. Bu hareket onlarla bütünlük içerisinde büyüdü" diye konuştu.
"KARİYER DEĞİL, MUTLULUĞU TERCİH ETTİM"
Yaptıkları işten büyük keyif aldığını söyleyen Ömer Besim Çobanoğlu, kendisinin önemli bir bankada müfettiş olarak 7 yıl görev yaptığını belirterek, şöyle konuştu:
"Umut ile birlikte solucan gübresi üretmeye başladığımızda görevimden istifa ettim. Yenipazar'a geldim ve burada mutlu olmayı tercih ettim. Şuan da bizimle birlikte çalışan çiftçiler var. Biz doğal gübre ürettik, dernek geleneksel tohumlarla katkıda bulundu. Çiftçiler bize inandı, tüketici de doğal ürün yemeyi tercih etti. Bu bir halka ve halkayı tamamlayan son aşama üretimin satılabilir olması. Bu yüzden de bugün artık markalaşmak ve mesajınızı markayla olabildiğince ileriye fırlatmanız gerekiyor. Veggiebox aslında bir hareketin adı. Bu hareket dünya ile iletişimde bir hareket. Bu iletişim de global olarak yerel tarımı desteklemek ve dünyanın her yanında sürdürülebilir tarım modellerinin başarıya ulaşabileceğini herkese göstermek. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadarız ama boyumuzdan büyük hayallerimiz var."

FOTOĞRAFLI

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!