"Özgür Bolat" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Özgür Bolat" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Özgür Bolat

Size bir nasihat: çocuklara nasihat vermeyin!

Her veli ya da öğretmen çocukları için daha iyi bir gelecek düşlüyor.

Onların başarılı olmasını istiyor. Ama çoğu aile maalesef bunun için en etkisiz yöntemi seçiyor. Yani nasihat vermeyi.

Çocuklara nasihat verdiğimiz zaman, onlara en büyük kötülüğü yapıyoruz.  Nasıl mı? Arz edeyim.

GÜÇ İLİŞKİSİ

Nasihat verdiğimiz zaman çocuk ile aramızda bir güç/otorite ilişkisi yaratıyoruz.
Bilen/bilmeyen ya da öğreten/öğrenen oluşturuyoruz.

Sırf bu dünyada daha fazla zaman geçirdik diye, bilgilerimizin ve görüşlerimizin çocuğunkinden daha önemli ve değerli olduğunu düşünüyoruz.

Bilmek, sadece yaşla orantılı değil. Bilmek aynı zamanda; hayal gücü, düşünme gücü, çocuksu deneyimler ile de kazanılabilir.

Nasihat vererek, onların dünyalarını hiçe sayıyoruz. Bu da beraberinde birçok sorun getiriyor.

ÇOCUĞU YOK SAYMAK

Nasihat vermek yarattığı güç dengesi ile, çocuğun görüşlerini yok sayıyor.

Çocuğun bilgisini ve görüşünü değersiz kılıyor. Bilen benim, bilmeyen sensin mesajı veriyor.

Bu şekilde de çocuğun sadece fikirlerini değil, kimliğini reddedmiş oluyoruz. Değersizleştiriyoruz.

NASİHAT VE ÖĞRENME

Nasihat çocuğun öğrenmesini ve gelişimini de engelliyor.

Ona hazır doğrular (!) sunulduğu için çocuk araştırmayı, öğrenmeyi, merak etmeyi, denemeyi  ve öğrenmeyi bırakıyor.

Annenin ve babanın sunduğu nasihatlar ile belirlenen doğrular  (!) dünyasında, gelişim göstermeden hayatına devam ediyor. Kendi kararlarını veremiyor.

Çocuğu anneye ve babaya bağımlı hale getiriyor ve çocuk kendisi için düşünmeyi bırakıyor.


NASİHAT VE SORUMLULUK

Anne ve babasına bağımlı olan çocuk, sorumluluk almaktan da vazgeçiyor.

Zorluk ile karşılaştığında düşünüp çözüm üretmek yerine, sorumluluğu ailesine bırakıyor. Bu şekilde bilinç de kazanamıyor.

Nasıl askerler kararlar için komutanlarına bağlıysa, çocuklar da annelerine ve babalarına bağlı oluyor.

Onun için nasihat en kötü öğretme ve eğitim yöntemi. Peki hiç mi nasihat vermeyelim?

NE ZAMAN NASİHAT VERİLMELİ?

Hani nasihat güç ilişkisi yaratıyor, çocuğun sorumluluk almasını ve öğrenmesini engelliyor dedim ya, aslında bunu nasihat yaratmıyor.

Zaten doğal olarak aile ve çocuk arasında gelişen bu güç dengesini nasihat perçinleştiriyor.

Aile ve çocuk arasında güç dengesi oluşmalı, sağlıklı olan bu. Zaten çocuk da bunu talep ediyor.

Ama ailenin görevi,  zaten doğal olarak gelişen bu güç dengesinden çocuğu kurtarmak ve bağımsız birey olarak yetiştirmek.

İşte nasihat vermek bunu engelliyor. Güç ilişkisini devam ettiriyor. Çocuğu edilgenleştiriyor.

O zaman ne yapalım?

ÇOCUK HAZIR OLUNCA

Çocukların her zaman anne, baba ve öğretmenlerin rehberliğine, deneyimlerine ve nasihatlarına ihtiyacı var. Bu yadsınamaz.

Rehberlik ve nasihat çocuk talep ettikçe sunulmalı. Ailenin görevi de burada çocuk için deneyim yaratmak (tabii bu musibet olmak zorunda değil) ve çocuğun nasihat ve görüş talep etmesini sağlamak.

İşte o zaman nasihat sorun olmaktan çıkıp, çocuğun gelişimine katkı sağlıyor.

Yeni öğretim yılı nasihatlar ile başlayınca, ben de kitleye uyup bir nasihat vereyim dedim.

(Tabii ki talep edenler için : ))

Not: Tartışmalar ve yorumlar için www.facebook.com/bolatozgur adresindeyim.

X