GeriAhmet HAKAN Silivri Cezaevi’ni tutuklu gözüyle gezdiren kitap
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Silivri Cezaevi’ni tutuklu gözüyle gezdiren kitap

Silivri Cezaevi’ni Bakan eşliğinde gezen gazetecilere “Yazdıklarınızda hükümlü yok, tutuklu yok, kısacası insan yok” deniyordu ya… İşte o eksiklik, bu kitap aracılığıyla giderilebilir

Geçen akşam Soner Yalçın’ın ‘Samizdat’ adlı kitabını aldım elime.
Bir başladım okumaya…
Son sayfasını okuduğumda sabah olmuştu.
Su gibi akıp giden bir kitap bu...

ARAMADAN CEZAEVİNE

Sabahın 08.00’inde Soner’in evinin kapısının polisler tarafından çalınmasıyla başlıyor kitap...
Evde arama, Emniyet’e götürülme, Emniyet’te gözaltı, sağlık kontrolü, savcının ifade alması, hakimin huzuru, tutuklanma, Metris Cezaevi ve Silivri Cezaevi…
Bütün bu süreçleri de kapsayan ilk 29 günü anlatıyor Soner.
Çok içten bir dille…
Olanca insaniliğiyle…

EKSİK TAMAMLIYOR

Silivri Cezaevi’ni Bakan eşliğinde gezen gazetecilere, “Yazdıklarınızda hükümlü yok, tutuklu yok, kısacası insan yok” deniyordu ya…
İşte o eksiklik, bu kitap aracılığıyla giderilebilir.
Biz boş hücreleri, insansız havalandırma alanlarını, kocaman yemekhaneyi, küçük kütüphaneyi, ıssız bilgisayar odasını anlatmıştık.
Aynı yerler bu kitapta da anlatılıyor.
Ama eksiklik giderilerek…
İçine insanı ve insani bakış açısını koyarak…
Bizim eksiğimizi bu kitapla tamamlayabilirsiniz.

BAŞKA EKSİKLER

Üstelik kitapta…
Sadece bizim eksiğimiz tamamlanmıyor, başka eksikler de tamamlanıyor.
Soner Yalçın’ın kaleminden Ergenekon süreciyle bir hesaplaşma da var.
Eğer Ergenekon’u Şamil Tayyar’ın, Mehmet Baransu’nun kaleminden okumuşsanız, sakın onlarla yetinmeyin.
Soner Yalçın’ın kitabını da okuyun.
Çünkü Soner Yalçın, onlardan çok farklı şeyler anlatıyor.
Benzer bir uyarıda daha bulunacağım:
Eğer Ergenekon sürecini sadece Soner Yalçın’dan okumuşsanız…
Mutlaka Şamil Tayyar’ın, Mehmet Baransu’nun kitaplarını da okuyun.
Çünkü onlar da Soner Yalçın’ın anlattıklarından çok farklı şeyler anlatıyor.
Yani demem o ki…
Eğer hakikati ıskalamak istemiyorsanız…
Ya da…
Gerçekten hakikatin peşindeyseniz…
Sadece bir tarafa kulak kesilip diğer tarafa sağır kalmayın.
İki tarafı da dinleyin, kararınızı ondan sonra verin.

SAMİZDAT’TA NELER VAR

* Ev aramasıyla başlayan, Silivri Cezaevi’nde biten fırtınalı günlerde Soner’in iç konuşmaları var.
* Davanın eski savcısı Zekeriya Öz’le gecenin bir vakti buluşması var.
* Zekeriya Öz’ün ‘Vahdettin – Atatürk ilişkisi’ne dair saptamaları var.
* Ergenekon soruşturmasında adı geçen isimlerin kişisel öyküleri var.
* Soner’in söz oğlundan açıldığında bastıramadığı gözyaşları var.
* Küçük espriler, ince dokundurmalar var.
* Köşelerde çıkan yazılarla Soner’in hesaplaşmaları var.
* Silivri Cezaevi’nin tutuklu gözüyle tanıtımı var.
* ‘Cezaevi’nde vakit nasıl geçer?’ sorusunun yanıtı var.
* Volta atmanın incelikleri var.
* Hücrede dayanma gücünün nasıl sağlanabileceğine dair tüyolar var.

Aziz Yıldırım nasıl bu kadar güçlü oldu

* Diklenmeyip dik durarak…
* İçeride, dışarıdakinden bile daha etkili olmayı başararak…
* Milim geri adı atmayarak…
* Ödün vermeyerek…
* En az bir AK Partili kadar mağduriyetten beslenmeyi becererek…
* Kişisel tutukluluğunu, bütün bir Fenerbahçe camiasının tutukluluğu olarak algılatmayı başararak…
* Kendisini Fenerbahçe ile özdeş kılarak…
* Bırakıp gideceğine dair işaretler verip kurtulmaya çabalamayarak…
* Acındırmak yerine liderlik yaparak…
* Olayın üstüne üstüne gitmekten geri durmayarak.
* Gündemden hiç düşmemeyi başararak…
* Düşmanlarının kendisine karşı bilenme şiddetlerini artırmaktan çekinmeyerek…

‘Ey Şûh-i Sertab’daki şarkılar için notlar

* ŞİMDİ UZAKLARDASIN: Zeki Müren’le özdeşleştirdiğim bir şarkı… Onun dışında bir sesten dinlediğimde mutlaka bir de Zeki Müren’den dinlerim ve ancak böyle yatışırım. Sertab’dan dinledikten sonra da öyle yaptım.
* DARILDIN MI GÜLÜM BANA: Bu şarkıyı soylulaştıracak olan da, basitleştirecek olan da söyleyiş tarzıdır. Sertab öyle güzel söylemiş ki şarkı ‘en asil duyguların ifadesi’ haline gelmiş. Ne diyorlardı bu durumda? “Yüreğine sağlık!”
* FİKRİMİN İNCE GÜLÜ: Pek sevmem bu şarkıyı… Sadece katlanırım. O da Adalet Hanım’ın romanının yüzü suyu hürmetine… Dinledim… Yine sevmedim... Demem o ki: Ancak Sertab’ı çok sevenler, kendisinin yüzü suyu hürmetine katlanabilir.
* ADA SAHİLLERİNDE: Bu şarkı, erkeksi bir şarkıdır. Ahmet Kaya da söylemişti, hayli erkeksi bir tonda ve çok etkili olmuştu. Kadın sesine gitmiyor bu şarkı… Sertab’a da gitmemiş.
* KİMSEYE ETMEM ŞİKÂYET: Kemani Serkis Efendi, şarkısının Sertab tarafından söylenişini dinlese beğenir miydi bilmem ama ben pek beğenmedim. Şarkının ağırbaşlı havasını yansıtamamış, fazla bağırmış. Ya da bana öyle geldi.
* KIRMIZI GÜLÜN ADI VAR: Biraz hızlı mı söylemiş ne? Ama yine de güzel… Atatürk sağ olup dinleyebilseydi Sertab’a ‘10 puan’ verirdi.
* ÇİLE BÜLBÜLÜM ÇİLE: Öyle çok dinlendi, öyle çok söylendi ki artık dinlemeye bile tahammül edemeyeceğimi düşünüyordum. Meğer öyle değilmiş… Dinleyince ne kadar özlediğimi fark ettim. Sertab da hakkını vermiş hani… Not: Evet, arada erkek sesler Allah diye bağırıyorlar.
* NİÇİN BAKTIN BANA ÖYLE: Bu şarkıyı Safiye Ayla öyle bir söyler ki adamın aklını alır. Akıl alacak kadar olmasa da Sertab da güzel söylemiş. Geçer yani…
* DÖNÜLMEZ AKŞAMIN: Bir Yahya Kemal ruhu, bir Münir Nurettin hissiyatı vardır. Sözleri Yahya Kemal’e, bestesi Münir Nurettin’e olan şarkılar, bu ruha ve bu hissiyata sahip olunmadan söylenmez, söylenemez. Sertab bu ruhu ve hissiyatı tam olarak yakalayamamış ama yaklaşmış. Ki bu da az bir şey değil.
* BİR İHTİMAL DAHA VAR: Hüzünlendim, etkilendim, “ahh ah” bile dedim. Ama insan yine de şarkının Zeki Müren gibi, Safiye Ayla gibi kelimelere vurgu yapılarak okunmasını istiyor. Alışmışız bir kere… Ne yapalım?
* DERTLİYİM RUHUMA HİCRANI: Zor söylenen bir şarkı… Sertab da söylerken zorlanmış. Ya da bana öyle geldi. Meydan mı okudu bilmiyorum ama keşke hiç söylemeye kalkışmasaydı.
* DÖK ZÜLFÜNÜ MEYDANE GEL: Eski zamanların bu şarkısını söylerken çok rahat Sertab… Güneşli bir günde Göksu’da elinde şemsiye ve mendille süzülüyor gibi söylemiş... Eski kelimeleri telaffuzda da gayet iyi...
* AKŞAM OLDU: Ses güzel, şarkı güzel, söyleyiş güzel. Ama bir şey eksik… Bir şey… Şarkıyı mükemmel söyleme kaygısından kaynaklanan bir şey. O şey ruh olabilir mi acaba? Söyle Sertab, ne dersin?
 
Orduevi maceralarım

BİR: Bir keresinde bir arkadaşımın düğün töreni için gitmiştim. ‘Sakallısın’ diye almamışlardı. Hiç mesele etmeden sessizce çekilmiştim olay mahallinden.
İKİ: Harbiye Orduevi’nin önünden geçiyordum. Ayakkabı bağcığım çözülmüş. Eğildim bağlamak için… Keskin bir düdük sesi! Etrafa baktım, anlayamadım. En sonunda nöbetçi eri gördüm. “Burada bekleyemezsiniz, devam edin” dedi. Çektim gittim.
ÜÇ: İlker Başbuğ döneminde hayatımda ilk kez resepsiyona davet edildim. Öyle acemiydim ki, kendime çekidüzen verme çabasından doğru dürüst gözlem bile yapamadım.
DÖRT: Meclis’te askerlerin kontrolündeki lokantaya girecektik. ‘Sakallısın’ dediler, içeri almadılar. Üstelik yanımızda dönemin etkin bir siyasetçisi olduğu halde…
Maceranın sonu:
Orduevlerine bir daha adım atmama kararı…
Kısacası…
“Yaşasın! Yönetmelik değişti… Artık sakallılar da orduevlerine giriyor… Bekle beni orduevleri” diye sevindirik olmuş değilim.

X

Bir muhalefet partisi yerli aşı konusunda şu tutumu alabilir

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uyarmış.

Demiş ki:

*

“Yerli aşı meselesinden siyaset devşirmeye çalışıp da böyle önemli bir sürecin baltalanmasına müsaade etme. Bırak Sağlık Bakanlığımız süreci olması gerektiği gibi yürütsün. Bu konuyu da algı operasyonuna kurban edersen bu sefer altında kalırsın.”

Tam olarak ne demek istiyor Akşener?

Pek anlayamadım.

*

Erdoğan’a,

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş için yazdım: Ne zaman istifa edilir ne zaman istifa edilmez

Eğer grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

EZİP GEÇERSEN NE OLUR?

EĞER grubundaki bütün takımları ezip geçmişsen...

Gol yağdırmışsan...



Acayip organize bir takımla sahaya çıkmışsan...

Yazının Devamını Oku

Silahla poz verenlerden korkmalı mıyız korkmamalı mıyız?

İki hafta önce...

Elindeki silahla sosyal medyada poz veren tiplerden korkmamamız, çekinmememiz gerektiğini yazmıştım.

*

Yazıda şöyle demiştim:

*

“Sosyal medyada bazı tipler var. Silahla fotoğraf çektirmeye bayılıyorlar. Daracık pantolon, üstten üç düğmesi açılmış gömlek, ucu sivri bir iskarpin ve silah. Tabanca, tüfek... Her türlü silah. Ey vatandaş! Bu tiplerden sakın korkup çekinmeyin! Çünkü bu kişiler, fotoğraf çektirirlerken ellerine aldıkları silahı asla kullanmazlar. Daha doğrusu kullanamazlar. Çünkü kullanacak olan göstermez.”

*

“Isıracak olan köpeğin havlamaması” tezine işaret eden bir yazıydı bu.

Temel kaygısı buydu yazının.

Yazının Devamını Oku

Meyhane tebliğcileri

Kendilerine “Tebliğciler” adını veren bir grup var.

Bu grubun videoları dolaşıyordu dün sosyal medyada.

Yeni midir, eski midir? Bilmiyorum.

Üç beş sakallı, cübbeli adam...

Muhtemelen Samatya’ya gitmişler.

Ve başlamışlar tebliğe...

*

Hitapları gayet nazik.

Yazının Devamını Oku

En görgüsüz davranış listesinin bir numarası

“En görgüsüz davranışlar” diye bir liste yapmam istenseydi...

Aklıma şöyle bir seçenek gelmezdi:

*

“Plaja helikopterle inmek.”

*

Çünkü bana göre...


Yazının Devamını Oku

Manşet müdafaası

Konya’nın bozkırına milyonlarca dolarlık yatırımı yapmışlar mı?

Yapmışlar.

*

Kiri, pası, kimyasalı, dumanı, atığı olmayan bir enerjiye yönelmişler mi?

Yönelmişler.

*

Güneşin insanlığa sunduğu nimetten elektrik üretecekler mi?

Yazının Devamını Oku

Kahrolası bir geyik: Doğulular şöyle batılılar böyle

Geçen akşam elimde kumanda, televizyon kanalları arasında minik bir gezintiye çıkmıştım.

Karşıma aniden büyük Türk düşünürlerinden Erol Mütercimler çıktı.



Şöyle bir şey diyordu:

*

“Doğu’da kuklacılık vardır... Batı’da ortaoyunu...”

Yazının Devamını Oku

Bizim millet proje sever

Kanal İstanbul’a karşı çıkmak, muhalefetin bileceği bir iştir.

Gerekçelerini sunarlar ve itiraz ederler.

Zaten yapıyorlar da bunu. Hem de gayet gür bir sesle yapıyorlar.

Buraya kadar sorun yok.

*

Sorun şuradadır:

Bizim millet, maalesef projeleri çok sever. Bayılır projelere.

*

Yani demem o ki...

Yazının Devamını Oku

Selamı sabahı sakın kesmeyin

Geçenlerde bir Kemal Kılıçdaroğlu videosu izliyordum.

Ülkenin içinde bulunduğu durumu kendi bakış açısıyla anlatıyor, hükümeti sert bir üslupla eleştiriyor ve en sonunda da şöyle diyordu:

*

“Bunlarla selamı sabahı kesin.”

Bunu duyunca “Eyvah” dedim.

Hem memleket için...

Hem de CHP için...

*

Yazının Devamını Oku

Akşener’in stratejisi: Biz tek adayla girelim HDP ayrı aday çıkarsın

İYİ Parti Lideri Meral Akşener, elini açık etti.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için şu iki şeyi teklif ediyor:

*

- BİR: Biz tek aday olarak girelim seçime.

*

- İKİ: HDP, kendi adayıyla girsin.

*

Peki bu teklifin...

Yazının Devamını Oku

Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerler midir?

Sosyal medyada dolaşırken bir habere rastladım.

Haber aynen şöyleydi:

*

“YÖK Başkanı Yekta Saraç ‘Üniversiteler milletin kızlarını emanet ettiği yerlerdir’ dedi”.

*

Okuduğumda önce “Allah! Allah! Nereden çıktı bu” dedim.


Yazının Devamını Oku

Erdoğan karşısında kimi görmek ister

Kılıçdaroğlu’nu kesin ister.

- KEMAL KILIÇDAROĞLU: Kılıçdaroğlu’nu kesin ister. Hatta istemekle kalmaz, bayağı bir memnun da olur. Muharrem İnce’nin “çıkmışsın yenmiş, çıkmışsın yenmiş” tiradını bile anımsar.

*

- MANSUR YAVAŞ: Kulislerdeki fısıltılara göre istiyormuş Mansur Yavaş’ı... Hatta “Mansur aleyhinde konuşmayın” da demiş. Dişine göre buluyor herhalde... Ama Yavaş’ın pek arzusu yok gibi.



*

Yazının Devamını Oku

Hasan Saltık ah!

Hasan Saltık denilince...

Benim aklıma şunlar gelir:

*

- Neşet Baba’nın tüm külliyatını derleyip toplaması gelir.

*

- Gündemime soktuğu Hisarlı Ahmet gelir.

*

- Tanburi Cemil Bey’in saz semaileri gelir.

*

Yazının Devamını Oku

Ali Babacan’ın ömrü sanki Alman Yeşiller Partisi’nde geçmiş gibi

Ali Babacan, çevrecilik açısından hükümeti eleştirmiş.

Şöyle bir baktım açıklamalarına... Şu tür şeyler söylüyor:

*

“Bunların zihniyeti böyle... Bu zihniyetten ancak böyle şeyler çıkar... Temel sorun bu zihniyettir...”

Ben hayatımda böyle komik bir açıklama görmedim!

*

O Ali Babacan ki...

AK Parti’nin yıllar süren iktidarı boyunca hep bakandı.

Yazının Devamını Oku

Özgür Özel’den Bakan Varank’a sürpriz alo

CHP’li Özgür Özel, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ı telefonla aradı.

Şunları söyledi:

*

- Sayın Bakan!

- Siyasi rekabet bir yana Türkiye’nin aşı üretmesi bir yana.

- Yerli aşının üçüncü fazı için bakanlık olarak gönüllüler aradığınıza yönelik bir çağrı yapmışsınız. O çağrınızı ben de sosyal medya hesabımdan paylaştım.

- Ayrıca gönüllü arama afişlerinin CHP binalarına asılması için de girişimlerde bulunacağım.

- Hocaların uygun gördüğü bir aşamada yerli aşıda gönüllü olmaya da hazırım.

-

Yazının Devamını Oku