GeriSpor Şikelerden şike beğen
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şikelerden şike beğen

Kardeşlik, dostluk, rekabet derler spor deyince ama sporun olduğu yerde şike de hiç eksik olmamıştır aslında tarih boyunca. İşin çoğunlukla menfaat kısmı ön plandadır. Ama sadece maddi olması gerekmez, bazen hatır için yapılan ufak bir jest gibi masum bir görüntüde de tezahür edebilir...Düşmanımın düşmanı dostumdur, düsturundan çıkan bir yatma operasyonuyla da... Ya da sporun amatör yanını git gide kaybedip bir show-business’a dönüştüğü günümüzde, akıllı strateji adı altında da... Özetle şike hep olmuştur, ama zamanla çeşitlenmiştir. Kuşkusuz şikenin olduğu, şikenin konuşulduğu ya da şikenin tevatür haliyle de olsa en çok etrafında dolaştığı yer futboldur. En profesyonelleşen, en büyük paraların konuşulduğu, en popüler spor odur çünkü... Öyle ki, uzun lig mücadelelerinin sonlarına doğru, teknik, taktik, kondisyon hikaye kalır, bu dönemlerde futbolda şikeyle yatıp şikeyle kalkılır. İşte geçen hafta oynanan Çaykur Rize ve Akçaabat Sebat maçı, böyle bir dönemde şike meselesini yine en tepeye taşıdı. Rize antrenörü Yılmaz Vural, takımının maça asılmamasına sinirlenerek yedek kulübesini terketti ve soyunma odasının yolunu tuttu. Vural’ın o maçta kastettiği şey hatır şikesiydi. Üstüne Diyanet İşleri Başkanlığı da karıştı mevzuya. Şike günahtır, teşvik primi de caiz değildir dedi özetle. Teşvikti, hatırdı derken şike çeşitleri çoğalmaya başlayınca biz de toparlamaya karar verdik. Diyanet de dahil herkese rehber olması için, işte futbolda şike çeşitleri ve tarihteki örnekleri.RAKİP LEHİNE ŞİKEŞikenin en klasik şeklidir. Türkiye Ligi tarihinde resmiyete geçen ilk şike, 1963-64 sezonunda yaşandı. Kasımpaşalı futbolcular, Karşıyaka maçında para alıp şike yaptıklarını itiraf edince, İzmir takımı ligden düşürülür. Ancak Karşıyaka, İdare Mahkemesi’ne başvurunca iki yıl süren bir hukuki maraton başlar. Mahkemede Kasımpaşalı oyuncuların ‘Şike yaptık’ demek için Beykoz’dan para aldıkları açığa çıkınca, 1966’da 1. lige geri dönerler. Bir başka örnek, 1990’da küme düşen Malatyaspor’un elindeki belgelerle Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’na gitmesinden sonra yaşanır. Malatyalılar Adanademirspor - Boluspor maçında şike yapıldığını iddia ederler. Tahkim Kurulu birkaç aylık incelemeden sonra şike yapıldığına karar verir. Ancak federasyon yeni sezon başladığı gerekçesiyle şike kararını dikkate almaz. Olan Malatyaspor’a olur. Ligden düştükleriyle kalırlar.HATIR ŞİKESİLigin son maçı için sahaya çıkıyorsunuz. Hiçbir iddianız kalmamış. Öyle ki, haftalar önce şampiyonluktan umudu kesmişsiniz. Avrupa Kupaları’na katılma gibi bir derdiniz zaten yok. Seyirciniz önündeki son maçınızda keyif alarak oynamak istiyorsunuz. O da ne! Ligde kalma derdindeki rakip takım oyuncuları soyunma odası çıkışında etrafınızı kuşatıyorlar. ‘Abi, n’olur bugün fazla asılmayın! Bak zaten iddianız da yok nasılsa. Ekmek parası abi. Valla bak bugün kaybedersek düşeceğiz.’ Maç başlayana kadar bu duygu sömürüsü devam ederse ne yaparsınız? Nasılsa lig bitti, garibanlara bir de biz yüklenmeyelim diyorsanız fazla kendinizi sıkmaz en kötüsü bir beraberlikle 90 dakikayı bitirirsiniz. Bu manevi baskı birçok durumda maddi baskıdan daha etkilidir. Tabii bu kayıtsızlık taraftarlar tarafından pek hoş karşılanmaz. Örneğin 1968’e dönersek şampiyonluğu garantileyen Ogün’lü, Ziya’lı, Selim’li, Abdullah’lı Fenerbahçe, son maçta o zamanki adıyla Mithatpaşa Stadyumu’nda (İnönü Stadyumu) Şekerspor’u ağırlar. Sarı-lacivertiler şampiyonluk sarhoşluğu içinde kendilerini sıkmayıp maç da karşılıklı gollerle 1-1 sona erince tüm stadyum ‘Şike... şike ... şike...’ diye inler. Seyirci Şekerspor’un bu beraberlik sayesinde ve averajla kümede kalmasını hazmedemez.BAHİS ŞİKESİFutbolda iddia olur da hiç bahis konuşulmaz mı? Tabii bahis söz konusu olunca da, bazı perde arkası oyunlar gündeme gelir. İtalya futbolu da, 1970’li yıllarda ‘Totonero’ (Kara loto) diye bilinen illegal totonun kucağına düşmüştü. Her sokakta, köşebaşında milyonlarca İtalyan’ın oynadığı totonero, futbolcuların da ilgisini çeker. Birçok takım ve ünlü futbolcunun adının karıştığı skandal işte bu totonero işinde 1980’de patlak verir. Paolo Rossi, Enrico Albertosi gibi futbolcuların, totoneroya para yatırıp ardından oyuncusu oldukları takımlarda skoru buna göre manipüle ettikleri anlaşılınca, iki ila dört yıllık cezalara çarptırılırlar. Ünlü Milan takımı da, o dönemde totonero şikesine karıştığı gerekçesiyle 1. ligden 2. lige düşürülür. Bu bahis skandalının bir benzeri, 2002 başında Türkiye’de patladı ama üzeri örtüldü. Eski Susurluk davası sanığı Ali Fevzi Bir’in adının geçtiği şike iddiasına başta Sadık İlhan dört hakemin ismi karışır. İddiaya göre, hakemler, maçların önceden oynanan bahis sonuçlarına göre bitmesini sağlamaktadır. Mahkemeye yansıyan olayda, işin içine birçok başka futbol adamının da adı karışır ama şike ispat edilemez.MİLLİ ŞİKE1978 Dünya Kupası’nda heyecan dorukta. Tüm dünya gözlerini dikmiş Hollanda’nın finaldeki rakibini bekliyor. Ama o da ne! Gruptaki son maçların saatleri bir anda değiştirilir. Askeri cuntanın desteğiyle Arjantin Milli Takımı önce televizyondan Brezilya’nın maçını izler. Brezilya maçının skoruna göre, Arjantin’in Brezilya’nın üzerinde averajla gruptan çıkabilmesi için rakibi Peru’yu en az 4 gol farkla yenmesi gerekmektedir. Maçın ertelenmesi dedikodulara yol açmıştır bile. Hakikaten de kulislerde konuşulduğu gibi Arjantin golleri birbiri ardına sıralayarak maçı 6-0 kazanır. Peru kalecisi Quiroga’yı böyle zayıf (!) bir gününde yakalamışken, Arjantinliler fırsatı kaçırmazlar. 2 de fazladan atarlar. Averajla gruptan çıkan Arjantin, finalde de Hollanda’yı 3-1 yener ve Dünya Şampiyonu olur. Dört yıl sonraki Dünya Kupası’nda sıra bu sefer Batı Almanya ile Avusturya’nın saha içindeki dostluğuna gelir. Her zaman iddialı Almanlar ilk maçta Cezayir’e yenilince ikinci tura yükselme şansları tehlikeye girer. Öyle ki, son grup maçında Avusturya’yı mutlaka yenmeleri gerekmektedir. Avusturya ise grup lideri kalabilmek için sadece tek farklı yenilmek durumundadır. Almanca konuşan iki takım bu denklemi çözerler. Al gülüm ver gülüm şeklinde bir 90 dakikada erken bir gol bulup üzerine yatan Almanya ikinci tura yükselirken, Cezayirliler gözyaşları içinde elenişlerini izlerler.TEŞVİK PRİMİBu iş en çok, her sene şampiyonluk yarışı içinde olan 3 büyüklerin ilgi alanına girer. Üstelik yeni çıkan bir şey de değildir. Eğer 1960’ların gazetelerini karıştırırsanız şike ve teşvik primi söylentilerinin o dönemde de manşetlerde olduğunu görürsünüz. Örneğin 1963-64 sezonunda şampiyonluk için çekişen Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin yöneticileri birbirlerini suçlamadan duramazlar. Beşiktaş’ın Başkanı Hakkı Yeten, rakiplerine teşvik primi verdiği iddiasıyla Fenerbahçe’yi federasyona şikayet eder. Fenerbahçe boş durur mu? Onlar da Beşiktaş’ın, son maçtaki rakipleri Altaylı futbolculara 2 bin 500’er lira teşvik verdiğini iddia eder. Sadece Fenerbahçe ve Beşiktaş değil, Galatasaray da teşvik primi suçlamalarına sık sık maruz kalmıştır tabii. 1986-87 sezonunda Galatasaray, 14 yıl aradan sonra şampiyonluk yolunda koşarken, teşvik primi dedikoduları yine ayyuka çıkar. Sarı-kırmızılı takımın yöneticisi Ergun Gürsoy’un Beşiktaş’ın rakiplerini maddi olarak teşvik ettiği söylenir. Malatyasporlu futbolcuların birer otomobil karşılığında Beşiktaş maçına asıldığı iddiası bugün bile konuşulur durur.SUSURLUK ŞİKESİBu şike türünün ismi ülkelere göre farklılıklar arz eder. Örneğin İtalya’da Sicilya şikesi, Fransa’da Marsilya şikesidir. Özetle işin içine mafyanın karıştığı şikelerdir bunlar. Amatör maç deyip geçmeyin. 1998’in mayısında Türkiye Amatör Şampiyonası finalleri unutulmayacak bir olaya sahne olur. Şampiyonaya namağlup gelen Ankara takımı Pursaklar gayet iddialıdır. Ama karşılarındaki İstanbul takımı Özsahrayıceditspor’un başkanı, Susurluk davası sanıklarından Ali Fevzi Bir’dir. Tribünde de kader arkadaşları Ayhan Çarkın ile Sami Hoştan oturmaktadır. Pursaklar 1-0 öne geçmesine karşın oyuncularının üstüste gördüğü kırmızı kartlarla dağılır ve ilk yarıyı 3-1 yenik kapar. Maçın ikinci yarısı için takımların sahaya çıkmaları beklenirken, Pursaklar yöneticilerinin açıklaması gelir: ‘Bizim zaten kazanma umudumuz yok. Sahadan çekilmeye karar verdik.’ Tribünde, oradaki bazı kişilerin Pursaklar takımını sahadan çekilmeye ikna ettiği, uzun süre konuşulur.
False