
Zamanın ötesinde bir yerde, düşlerin içinde...
Türkiye’nin dört bir yanında, bizi sonsuzluğa götüren büyüleyici lokasyonlar var. Bazen bir Mezopotamya kasabasında, bazen kelebeklerin dans ettiği bir koyda, bazen de bulutların üzerinde bir yaylada... Manzara bir tablo gibi önümüze serilir, doğa adeta kendi mucizesini kulağımıza fısıldar. Yalnızca doğal güzellikleriyle değil, taşıdıkları kadim hikâyeler, efsaneler ve atmosferleriyle de hayranlık uyandıran, bu dünyada değilmiş gibi hissettiren rotaların en iyilerini gezginlerimiz seçti.
Eşi benzeri olmayan atmosfer
Kapadokya, Nevşehir
Rüzgâr ve yağmurun milyonlarca yılda şekillendirdiği peribacaları, vadileri ve platolarıyla Kapadokya dünyada eşi benzeri olmayan bir jeolojik yapıya sahip. Göreme Milli Parkı ve Kapadokya adıyla 1985’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil olan bölge, masalsı atmosferiyle ziyaretçilerini geçmişe ve doğanın büyüsüne tanık olmaya davet ediyor. Gülay Barbaros Altan, Nurgül Büyükkalay ve Erdoğan Gümüş öneriyor.
Tanrılara adanmış güneş tapınağı
Nemrut Dağı, Adıyaman
Dev heykelleri ve kitabeleriyle Türkiye’nin en etkileyici ören yerlerinden biri olan Nemrut Dağı 1987 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alındı. Kommagene Kralı I. Antiochos tarafından tanrılara ve atalarına adanan bu anıtlar, gündoğumu ve günbatımını selamlayacak şekilde konumlandırılmış. Nemrut’un bu masalsı atmosferini siz de en iyi sabahın ilk ışıklarında ya da akşam deneyimleyebilirsiniz. Bahar Gündoğdu, Nurgül Büyükkalay ve Burak Özberk’in seçimi.
Kusursuz, sanat eseri gibi
Sümela Manastırı, Trabzon
Maçka ilçesindeki Altındere Vadisi’nde, sarp bir kayalık üzerine kurulan Sümela Manastırı yaklaşık 300 metre yükseklikte. UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde olan yapı, kaya kilisesi, şapelleri, öğrenci odaları ve kutsal ayazmasıyla tarihi ve mimari açıdan büyük bir önem taşıyor. Trabzon’un eşsiz doğasıyla adeta kucaklaşan manastır, kusursuz bir sanat eseri gibi ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Nurgül Büyükkalay ve Bahar Akıncı’nın tavsiyesi.
‘Kartal yuvasını andırıyor’
Alahan Manastırı, Mersin
Melih Uslu “Karaman yolu üzerindeki manastır 1.000 metrelik bir tepeden Göksu Vadisi’ne bakıyor ve bir kartal yuvasını andırıyor. 5’inci yüzyılda sarp bir yamaca inşa edilen manastır, çeşitli yapılardan oluşan dini bir kompleks. Arka arkaya sıralanan münzevi mağaraları, bazilika, vaftiz binası, kaya mezarları ve kubbeli kilise, sütunlu bir tören yoluyla birbirine bağlanmış. Restore edilen yapı erken Bizans dönemi taş işçiliğinin zengin detaylarını gözler önüne seriyor” diyor.
Kayalıklarla çevrili cennet
Kelebekler Vadisi, Fethiye
Türkiye’nin en sıradışı doğal alanlarından biri olan Kelebekler Vadisi, Fethiye’nin Ölüdeniz beldesinde, Babadağ’ın yamaçlarında saklı bir cennet. Adını yaz aylarında görülen kaplan kelebeği (Jersey tiger) başta olmak üzere, yüzlerce kelebek türünden alıyor. Dik kayalıklarla çevrili yapısı sayesinde izole bir doğa deneyimi sunan vadi, turkuvaz denizi, gürül gürül şelaleleri ve yemyeşil dokusuyla doğaseverler için ideal bir kaçış noktası. Burak Özberk’in önerisi.
Binlerce yıllık mesajlar
Karahantepe, Şanlıurfa
İnsanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan Göbeklitepe’nin kardeş alanı kabul edilen Karahantepe, devasa taş sütunlar, hayvan figürleri ve anlamı hâlâ çözülememiş kabartmalarla çevrili bir arkeolojik alan. Bu tarihi bölge ziyaretçisine adeta zamanın ötesinde, binlerce yıl öncesinden mesajlar getiriyor. Bilinmeyen bir medeniyetle karşı karşıya gelmenin verdiği his gerçekten zamanda yolculuk yapmak gibi. Karahantepe, Saffet Emre Tonguç’un listesinin en başında.
‘Olağanüstü görsellik’
Oltu Gökkuşağı Tepeleri, Erzurum
Yıldırım Güngör, Oltu ilçesi sınırlarındaki Gökkuşağı Tepeleri’nin, yalnızca birkaç kilometrekarelik alana yayılsa da olağanüstü bir görsellik sunduğunu söylüyor ve ekliyor: “Renklerini fay hatlarından çıkan mineralli suların kaya katmanlarına işlemesiyle kazanan bu oluşumlar, doğanın binlerce yıl süren sabrının bir eseri. Ülkemizdeki en gerçeküstü jeolojik manzaralardan biri olarak öne çıkıyor.”
‘Antikçağın fısıltıları’
Efes Antik Kenti, İzmir
MÖ 10’uncu yüzyılda İyonlar tarafından kurulan ve Roma döneminde Asya eyaletinin başkenti olan Efes Antik Kenti, Anadolu’nun en görkemli antik şehirlerinden biri. Bahar Akıncı: “İçindeki Celsus Kütüphanesi, Büyük Tiyatro ve Artemis Tapınağı gibi yapılarla yalnızca mimari değil, kültürel miras açısından da eşsiz. Heykel yıkıntıları ve tapınak kalıntıları, antik çağın fısıltıları gibi kulağımıza fısıldar.”
‘Aklınızı başınızdan alacak’
Huser Yaylası, Rize
Figen Kokol “Ölmeden önce görmeniz gereken manzaralardan biri Huser Yaylası’ndaki bulut denizi ve günbatımı olmalı. Ayder Yaylası’ndan ulaşabileceğiniz, 2.900 metredeki Huser Yaylası’nda, kendinizi bulutların üzerinde hissedecek ve o anları bir daha hiç unutamayacaksınız. Pokut’tan Kaçkar Dağı zirvesine kadar uzanan inanılmaz bir manzara aklınızı başınızdan alacak” yorumunu yapıyor.
Bozulmamış doğa
Cennet Cehennem Vadisi,
Hakkâri
Son yıllarda doğa tutkunlarının
ve fotoğrafçıların ilgi odağı olan Cennet Cehennem Vadisi’ni Bahar Gündoğdu şu sözlerle anlatıyor: “Bozulmamış doğasıyla muhteşem Cilo Dağları’nın arasında uzanan bu vadi, buzul kümelerine ve onların ardında büyük bir ihtişamla dökülen Avaspi Şelalesi’ne ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki doğal güzelliği Türkiye’de tek geçerim.”

Ömür GEDİK
Savaş ÖZBEY
Orkun Ün


