Modasıyla, sokaklarıyla benim Paris’im

Paris, modasıyla, binalar arasında yükselen demirden kulesi Eiffel Kulesi ile diğer şehirlerden kendini hemen ayırır. Paris’te kadınlar bile farklıdır. İpek kumaş elbiselerle süslendiği, sosyal hayatın içinde, dünyanın en güzel gri renkli binalarının altında dünyanın en güzel kafelerinde… Paris de böyledir. Gri şehirler arasında kendini belli eden dünyanın en güzel şehri…

Haberin Devamı

Benim Paris’im de kadınlar oturuşuyla kalkışıyla, bakışıyla ve de hayata dokunuşuyla kozalarından yeni çıkmış kelebek gibidir. Süt beyaz gerdanların ipek kumaş elbiselerle süslendiği, ince bilekli uzun bacakların arz-ı endam ettirdiği bedenlerde bulursunuz bu kadınları. Sosyal hayatın içinde,  dünyanın en güzel gri renkli binaların altında dünyanın en güzel kafelerinde, ellerinde kahve fincanıyla, boynu tutulmuşta ağrısını dindirmek ister gibi, hafifçe omzuna doğru eğilmiş başlar, bacak bacak üstüne atılmış narin bir oturuşla tanırsınız bu kadınları. Saçları, saçları herkesten daha güzel daha endamlı daha bir zarif toplanmıştır bu kadınların. Tenlerinin kızıla çalan renginin üstündeki o kahverengi çilleri, onca seksapelliğe rağmen, bu kadınların çocuksu taraflarını ortaya çıkarmaya yetiyor da artıyor bile. Ama gördüğüm, gezdiğim Paris’te bu düş ateşi kadınlar nerede? Bana sürpriz yapıp hep birden meydanlara mı çıkacaklar. Yoksa anlattıkları bu kadınlar bir hayal ürünü mü? Defalarca Paris’e gitmeme rağmen bir ya da birkaç tane görebildim. Onlarda artık yaşını başını almış insanlardı. Olsun bu da kâfi. En azından var (mış) diyebiliyorum.

Haberin Devamı

Modasıyla, sokaklarıyla benim Paris’im

Benim Paris’im, modanın başkentlerinden biridir. En önemli tasarımcılar Paris’te, bu tasarımcıların defileleri de Paris’te yapılır. Netice de Fransız danteli diye bir kumaş vardır ki; bir kadın ömrü hayatında bir kere giymezse, kendinde bir eksiklik hissi verecek kadar önemlidir. Hani neredeler? Parizyen denilen gerçek Paris halkı, hep bildiğimiz, benimsediğimiz seri üretimci zincir mağazalarda görünüyorlar. Bu durum bende hayal kırıklığı yaratıyor. Efsanlere göre Priamos ve Hakabe’nin en küçük oğulları Aleksandros doğduğunda, Truva kâhinleri bu bebeğin öldürülmesini isterler. Bir çantanın içinde kutsal İda Dağına bırakılır bu bebek. Ve yine efsanelere göre bu bebek vahşi hayvanlar tarafından büyütülür. Bebeğe çanta anlamına gelen Paris ismi verilir. Paris denildiğinde akla gelen ilk şey moda. Modanın en önemli parçası kadın çantası olması hasebiyle sokaktaki bu rüküşlük tabi ki bende hayal kırıklığı yarattı.

Haberin Devamı

Modasıyla, sokaklarıyla benim Paris’im

Eeee bu hayal kırıklığı doğal olarak bende çocukluğumdan kulağımda tekerleme gibi kalan;

“Müjde müjde sizeeee,
Parizyenden müjde sizeeee,
Zarif sağlam esnek çoraaaap” manası kaybolmuş müjdesi baki kalmış sözler olarak kalıyor.

Modasıyla, sokaklarıyla benim Paris’im

Benim Paris’im de, yerin altında muazzam bir metro ağı, o ağa ulaşmak için her türlü insan düşünülerek sunulan imkanlar var. Metroya ulaşım kolay… Küçük bir sorun var sanki. Örneğin bedensel engelliler zorlanıyor. Bebek arabasıyla dolaşanlar için kâbus olabiliyor. Asansör yok. Yürüyen merdiven mi? Ya yok ya da çok az istasyonda var. Olanlarda da merdiven bir yöne doğru... Ya inince çıkamıyorsun ya da çıkınca inemiyorsunuz. Metronun iniş biniş yönlerini yani haritasını çözdüğünüzde ulaşmayacağınız nokta yok. Ama belirttiğim birkaç eksiklikle. Olsun bu da nazar boncuğu olsun gezdiğim gördüğüm Paris’te.

Haberin Devamı

Modasıyla, sokaklarıyla benim Paris’im

Benim Paris’im hem hayallerimin ötesinde bir büyü hem de hayallerimi yerle yeksan eden bir düş bozumu. Sizi olduğunuzdan daha farklı bir ruh haline sokan şehir Paris... Her yerden kendini fark ettiren Eiffel Kulesi... Bu kule bir taraftan size, dantel gibi işlenmiş bunca binanın ortasında ne işi var dedirtirken öte taraftan hava kararmaya başladıktan sonra Seine Nehri kıyısından Alexandre Köprüsünden batıya doğru bir süre yürüdükten sonra arkanıza dönüp baktığınızda, ışıklar içinde zarif bir gelin misali size göz kırpar.

Modasıyla, sokaklarıyla benim Paris’im


Öyle ya da böyle benim ya da sizin Paris’inizde daha keyifli bir zaman geçirmek isterseniz sıradan turist modundan çıkın. Jardin de tuileries, Dikilitaş, gökdelen mahallesi la defense, Notre Dame dışında kıyıda köşede kalmış kiliseleri ve tabii ki Paris’in gözbebekleri park ve bahçelerini gezin. Opera binasını sindire sindire her bir görselini hafızanıza kazıyarak dolaşın. Disneyland ve Parc Astérix’te yeni yine yeniden çocuk olun. Bahar döneminde Paris’te iseniz, Paris’in biraz dışına çıkmayı ihmal etmeyin. Sağlı sollu hardal tarlaları arasında, araçla yapacağınız yolculuk size huzur verecektir. Sokaklarında avare dolaşın. Ve sevseniz de sevmezseniz de Eiffel Kulesine karşı kahvenizi istediğiniz garsonun; “S’il vous plait madame” demesiyle Paris’i ruhunuzda zaten hissedeceksiniz.

Modasıyla, sokaklarıyla benim Paris’im

Haberin Devamı

Fotoğraflar: Yüksel GÖK 

Yazarın Tüm Yazıları