GeriSaffet Emre TONGUÇ Hep cazip hep romantik: Assos Cunda
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hep cazip hep romantik: Assos Cunda

Hep cazip hep romantik: Assos Cunda

Kuzey Ege her mevsim sevdiğim yerleri saklar koynunda. Sahilini ayrı, dağ köylerini ayrı severim. Her zaman romantik ve sade bir havası vardır. Pandemi nedeniyle yıldızı daha bir parladı çünkü uçağa, otobüse binmekten kaçınan tatilcilerin rotası oldu. Ben de bu hafta Kuzey Ege kıyılarının en sevdiğim noktalarından ikisini anlatacağım.

Assos’taki Athena Tapınağı’nda dünyadaki ilk güzellik yarışmasının yapıldığını, Athena’nın tacını entrikasever Afrodit’e kaptırdığını hatırlayın. Tapınak mimari açıdan da çok önemli çünkü burası, Anadolu’da ‘dor’ düzeninde yapılmış ilk tapınak. Geçmişte Troas diye adlandırılıyormuş bu bölge. Günümüzde Behramkale diye biliniyor. İlk yerleşimin kayıtlarına MÖ 2 bin yılında rastlanıyor. Sonrasında karşısındaki Midilli Adası’ndan gelenlerle bir Yunan koloni şehri olmuş. Perslerin ve Lidyalıların egemenliğine girmiş bir süre. Sonra ‘Atina Birliği’ne katılmışlar.

Hep cazip hep romantik: Assos Cunda



Aristo’nun aşk şehri
Çanakkale’ye 92, Ayvacık’a

15 kilometre mesafedeki Assos, Aristo’yu da ağırlamış bir dönem. Efsaneye göre Assos Kralı Hermias ile ünlü düşünür Aristo okul arkadaşıymış. Hermias’ın davetlisi olarak gelen Aristo, Hermias’ın kardeşi Pythias’a görür görmez âşık olmuş, yemeden içmeden kesilmiş. Hermias, Assos’ta bir okul açması halinde kız kardeşini Aristo’yla evlendireceğini vaat etmiş. Aristo da teklifi değerlendirerek Assos’ta bir felsefe okulu açmış ve sonra da Pythias’la evlenmişler. Hatta Aristo ‘Erdeme Övgü’ adlı eserini de burada yazmış. Daha sonra Bergama ve Roma Krallığı’nın hâkimiyetine girmiş ve büyük gelişim göstermiş. Tarsuslu Aziz Pavlus ve Aziz Lukas’ın şehri ziyareti, Assos’u Anadolu’da Hıristiyanlığı en erken kabul eden kentler arasına sokmuş. 

Assos’ta başka medeniyetlerin de izleri var. Bizans surları, Hüdavendigâr Camisi sadece birkaçı. Ünlü düşünür Aristo’yu üç yıl ağırlayan Assos’un limanında dolaşın. Salaşlığın stile dönüştüğü bir yer burası. Gösterişten uzak ve samimi bir keşif yapmak üzere gelirseniz, beklediğinizi bulursunuz.

Hep cazip hep romantik: Assos Cunda



Bozulmamış kıyılar

Assos Antik Liman, tarihi binalarla çevrelenmiş durumda. Eski palamut depolarının restore edilmesiyle ortaya çıkan otel ve pansiyonlar Rum mimarisinin izlerini taşıyor. Limanda oldukça fazla restoran ve kafe de var. Buralarda akşam yemeğinizi yiyebilir, günbatımını izleyebilirsiniz. Assos birbirinden farklı ve güzel birçok koya ev sahipliği yapıyor. Denize gireceğiniz koylar arasına Kadırga’yı mutlaka ekleyin. Burası ‘Mavi Bayrak’lı; oldukça uzun ve geniş bir sahili var... Bölgedeki bir başka güzel koy da Sivrice. Aynı zamanda Midilli’ye en yakın yer. ‘Sokakağzı’ da es geçmemeniz gereken koylar arasında.

Vazgeçilemeyen adres

Gelelim popülerliğni hiç yitirmeyen Cunda’ya... Rakipleri giderek artsa da Cunda’yı sevenlerin adaya bağlılığı eksilmiyor. Adanın merkezinde vakit geçirmekten eskisi kadar keyif almasam da sevdiğim birçok adres nedeniyle Cunda’dan ayağını çekemeyenlerdenim.

Hep cazip hep romantik: Assos Cunda



Ege havası için

Şehirlerarası seyahat yasağı kalktığında da soluğu ilk aldığım yerlerden biri oldu. Dar sokaklar, taş evler, evlerden fışkıran çiçekler, miskin kedilerle Cunda sokaklarında tam bir Ege havası eser. Sokakları keşfe çıkın ama iki durağa mutlaka uğrayın. Biri 1844 yılından miras Taksiyarhis Kilisesi’nin iki yıl süren başarılı bir restorasyon sonrası yeniden açılmasıyla adaya kazandırılan Koç Müzesi. İstanbul ile Ankara’daki Koç müzeleri kadar büyük değil ama konsepti aynı. İçinde yine sanayi tarihine eğlenceli bir yolculuk var.
Uğramanızı önereceğim ikinci durak için değirmenlere tırmanmanız gerek. Biraz yorucu olsa da karşınıza çıkacak muhteşem manzara ve buz gibi limonata dinlenmenize yetecek. 2007 yılında açılan Sevim Necdet Kent Kitaplığı ve Nostalji Kafe, Cunda’nın en güzel duraklarından...

Cunda’daki favori otellerim

Yıllar yılı harap halde duran 1862’den yadigâr bir konağın restore edilmesiyle açılan Despot Evi, Cunda’nın yeni yıldızı. Otelin plajı yok ama anlaşmalı plajlarından yararlanabilirsiniz. Ege lezzetlerine dünya mutfağını ekleyen 1862 Restoran da çok başarılı.

Mola, Cunda’da en sevdiğim otellerden biri. Sanki misafirlerini sarıp sarmalar gibi tasarladıkları avlu biçimindeki havuzlu bahçeleri çok güzel. Restoran bölümünde ahşabın sıcaklığı var. Cunda’nın meşhur Patriça Koyu’nda hem plajları var hem de glamping alanı.

Ortunç, bir Cunda klasiği. Bu yıl tam 40’ıncı yılını kutluyor. Otelle aynı adı taşıyan koyda yer alan ve müdavimlerinin hiç yalnız bırakmadığı otelde, kalabalıktan uzakta, doğayla baş başa çok güzel bir tatil yapabilirsiniz.

Fora Otel, sevdiğim bir diğer adres. Odalar deniz ya da doğa manzaralı. Sade ve özenli bir tarzları var. Kahvaltıya saat sınırı koymamaları güzel bir jest. Deniz kenarında değil ama kendine ait plajı var.

İLKLERİN ADASI

Cunda İtalyanca bir denizcilik terimi; yelken açmak anlamına geliyor. Resmi adı Alibey Adası. 1973’te korumaya alındı ve Türkiye’nin sit alanı ilan edilen ilk kasabası. Bu sayede mübadele yıllarının dokusunu ve özellikle o güzelim taş evleri korumayı başarabilmiş. Ayrıca Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü de burada; Cunda ile Lale Adası’nı birbirine bağlıyor. Aslında Ayvalık ile Cunda arasındaki bağlantı yolunun parçası.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle