Güzellikleri suyundan

Balkanların farklı yerlerinde yer alan küçüklü büyüklü kentler... Kimi kendi halinde, belki adını ilk kez bu yazıda duyacaksınız kimi ihtişamlı yapılarıyla ışıltılı başkentler… Onları bu yazıda buluşturan ortak nokta ise cazibelerini suya borçlu olmaları. Okuyacağınız 10 şehirden bazıları denize kıyısıyla bazıları ortadan ikiye bölünmelerine neden olan nehirleriyle hafızalarda yer ediyor. Hayat suyun etrafında akıyor, güzellikleri suyun saflığından, enerjisinden, dinamizminden geliyor…

Haberin Devamı

Ohri Gölü’nün huzuru

En güzel Balkan kentlerinden biri olan Ohri, sadeliğiyle ve dört bir yana saçılan tarihi izlerle hemen sevdiriyor kendini. Aynı adı taşıyan gölün kıyısında kurulan, cazibesini büyük ölçüde bu göle borçlu olan bir yer. Avrupa’nın en eski, en derin ve en berrak suya sahip gölleri arasında yer alıyor. UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ohri’de; daracık sokaklara serpiştirilen tarihi evlerin arasında yürümek, gölün etrafında gezintiye çıkmak, manzaraya nazır restoranlarda keyifli bir yemek molası vermek yapılacaklar listenizde olsun. Makedon mutfağı Akdeniz esintilerinin ve Avrupa dokunuşlarının harmanlandığı bir içeriğe sahip.

Güzellikleri suyundan

Tatlı su balıkçılığı da çok gelişmiş. Evliya Çelebi bile Seyahatnamesi’nde balıklarını övmüş ve Makedonları “ağzının tadına çok düşkün” olarak anlatılmış. Ohri Gölü kenarı, yemek molası için oldukça keyifli; onlarca da alternatif var. Ohri civarında geçmişte 365 kilise varmış. Fakat birçoğu günümüze ulaşamamış. Dünyanın en eski Slav manastırı olan Saint Pantelejmon hala ayakta ve ziyaretçilerini bekliyor. Sveti Naum ve Treskavec de mutlaka görmeniz gerekenler arasında.

Vardar Nehri’nin böldüğü Üsküp

Makedonya’nın başkenti Üsküp, Vardar Nehri ile ikiye ayrılıyor. Nehir kenarı Üsküplülerin sosyalleşme noktalarından. Yürüyüş yapan, koyu bir sohbete dalan, gün batımını izleyen, bisiklete binen her yaştan Üsküplüyü burada görebilirsiniz. Suyun üzerinde süzülen 13 kemerli Taş Köprü ise şehrin simgeleri arasında. Üzerinden şehrin eski ve yeni yapılarının harmanını; Osmanlı - Avrupa mimarisinin birbirine karışımını izlemek çok keyifli. Köprünün bir ayağı sizi Türk Çarşısı’na götürecek. Kendinizi bir Anadolu kentinde gezer gibi hissedeceksiniz. Mustafa Paşa Camii, Kurşunlu Han, Sulu Han, Davut Paşa Hamamı gibi Osmanlı yadigarlarını çarşının olduğu tarihi bölgede görebilirsiniz. Üsküp son yıllarda hızla değişen, yeniden inşa edilen bir kent. Dev heykellerle dolu görüntüsü hem şaşırtıyor hem de kendinizi sık sık başınız havada gezerken buluyorsunuz.

Güzellikleri suyundan


Osumi Nehri’yle büyüleyen Berat

Arnavutluk hem Osmanlı hem batı izlerini bulacağınız ve ucuza tatil yapabileceğiniz bir Balkan ülkesi. Doğası harika, turizm gelişmeye muhtaç ama bunu sakin ve hesaplı tatil yapmak için avantaj olarak görebilirsiniz. Evlerin büyük camları nedeniyle “bin pencere şehri” olarak anılan Berat ise bizim Safrabolu’ya benziyor. 5 asır himayesinde kaldığı Osmanlı İmparatorluğu’nun etkilerini hala taşıyor. Berat’ın güzelliğini, muhteşem manzaralı Osumi Nehri katlıyor. Nehir kenti ikiye bölmüş durumda. Suyun bir yanında Müslümanların, diğer yanın Hristiyanların evleri var. Nehrin üstündeki Gorica Köprüsü ise 18. yüzyıldan yadigar. Zamana ve komünizm dönemi uygulamalarına direnebilen camilerden en önemlileri; Kurşunlu, Hünkâr, Saat ve Bekârlar. Arnavut mutfağının ününü bilmeyen yoktur. Börekleri ve güveçte pişen yemekleri mutlaka tadılmalı. Boza milli içecek kabul ediliyor; hatta bugünkü haliyle bozayı Osmanlı’ya getiren de Arnavutlar. Bir boza aşığı olmasanız da gitmişken yerinde tatmadan dönmeyin.

Güzellikleri suyundan

Fiyord güzeli Kotor

Montenegro ya da bizdeki adıyla Karadağ, küçük ama her köşesinden bir güzelliğin fışkırdığı turizmde hızla yükselen bir ülke. Adriyatik’e 293 km kıyısı var. Kotor da Karadağ’ın yıldızlarından. Dünyanın en büyük fiyordlarından biri burada. Şehir UNESCO’nun da Dünya Kültürel Mirası Listesi’nde. Arnavut kaldırımı sokakları süsleyen birbirinden güzel evler de atmosferini büyüleyici hale getiriyor. Özellikle biraz zor olsa da Kale’ye çıkıp şehri tepeden görmelisiniz; ömürlük bir manzara var! Kotor’daki kiliseler de çok güzel; çoğu 12 ve 13. yüzyıllardan kalma Romanesk yapılar. 1166 yılında yapılmış Aziz Tryphon katedrali ve 6. yüzyıldan kalma Saat Kulesi 4 kilometrelik surların içinde. Akdeniz esintileri taşıyan Karadağ mutfağında; kajmak isimli peynirleri, burekleri, rakiya dedikleri brendileri ve Türk kahveleri bizim için tanıdık lezzetler.

Bistriça Nehri’yle Prizren

Her zaman “gidelim, görelim” planlarına konu edilen ama sıranın bir türlü gelmediği, listenin üst sıralarına çıkmak için bekleyen ülkeler vardır. İşte Kosova da onlardan biri. Oysa vizesizliği, ucuzluğu, yakınlığı ve yabancılık çekmeyeceğiniz kesin olduğu bir adres olarak uzun uzadıya planlar yapmanıza gerek yok; sırtınıza çantanızı takıp 2-3 günlüğüne kaçıp gidebileceğiniz bir ülke. Prizren ise tarihi dokusuyla dikkat çeken ve Osmanlı etkisinin baskın olduğu bir Kosova şehri. Şar Dağı eteklerine kurulan Prizren, Bistriça Nehri ile ikiye bölünmüş. Üzerinde nehirle aynı adı taşıyan tarihi taş köprü var. Doğanın tadını çıkaracağınız şehir, aynı zamanda ülkede en fazla Türk’ün yaşadığı yer. Ayrıca Arnavutların birçoğu da Türkçe biliyor, dil sorunu yaşamadan rahatlıkla gezebilirsiniz. Balkanlar’daki en yüksek minareli cami olan Sinan Paşa Camii, Terzi Baba Türbesi, Arnavutluk Müzesi şehirde ziyaret edebilecekleriniz arasında. Mutfak kültüründe başköşe et ve hamur işlerinin; köfteleri ve sucukları da çok leziz.

Güzellikleri suyundan


Liman kenti Pire

Yunanistan’ın başkenti Atina, bir değişiklik aradığınızda kolaylıkla plan yapabileceğiniz bir adres. Gitmesi kolay, yemekleri lezzetli, birçok Avrupa kentine nispeten hesaplı ve hepsinin ötesinde sıcak, samimi, bizden… Bir planı bu özelliklerin hepsini taşıyan ama ek olarak sahil şeridiyle Ege havasını tamamlayan Pire’ye gitmek için yapabilirsiniz. Pire, Atina’nın güneyinde ayrı bir şehir. Ama Atina’nın nüfusu dolayısıyla yapılaşma arttıkça başkent Pire’ye doğru büyümüş ve neredeyse iç içe geçmişler. Atina merkezden yaklaşık yarım saatte ulaşabiliyorsunuz. Piri’nin 3 tane doğal limanı var. Kuzeybatı’daki liman aynı zamanda Akdeniz’in en büyük ticari limanlarından biri. Yat limanı olarak kullanılan Zea’nın diğer adı Paşa Limanı. Mikrolimano ise 1974’teki Kıbrıs Çıkartmasına kadar “Türk Limanı” diye anılırmış. Buradaki balıklar ve mezeler hem lezzetli hem hesaplı. Gece kulüpleri de keyifli.

Yazarın Tüm Yazıları