GeriNedim GÜRSEL Fransa’nın entel köyü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fransa’nın entel köyü

Fransa’nın entel köyü

Lauzerte Kitap Fuarı’na onur konuğu olarak davet edildiğimde, ne yalan söyleyeyim bu köyün Fransa’nın hangi bölgesinde olduğunu bile tam olarak bilmiyordum. ‘Fransa’nın En Güzel Köyleri’ listesinde yer aldığını da...

Önce açıp haritaya baktım Lauzerte nerede diye. Ülkenin güneybatısında, neredeyse tüm önemli yerleşim merkezlerinin uzağında, diyelim Bordeaux ile Toulouse arasında, ama yine de ‘kuş uçmaz kervan geçmez’ bir konumda olduğunu gördüm. Paris’ten hızlı trenle Garonne Nehri kıyısındaki Agen’e gidiyorsunuz, oradan da karayoluyla bir saat kadar çekiyor. Yol, tahmin edebileceğiniz gibi, asfalt ama oldukça dar. Yer yer yüz yıllık çınarların gölgelediği, ‘Derin Fransa’nın o hem güzel hem de tehlikeli yollarından biri. Karşıdan gelen araçla çarpışma durumu olur da direksiyonu kırmaya kalkışırsanız şarampole yuvarlanacağınıza bu çınarlardan birine çarpma olasılığınız oldukça yüksek. Eğer mevsiminde iseniz çevredeki günebakan tarlalarıyla meyve bahçelerini seyre dalmamanızı da öneririm. Dikkatiniz dağılabilir. Ve bir anda Lauzerte’de değil hastanede bulabilirsiniz kendinizi.

Lauzerte, bölgedeki diğer köylerin aksine, bir tepenin yamacına kurulmuş. Ortaçağdan kalma surları, kırmızı kiremitli taş yapıları, güneş saatli çan kulesi, kemerlerle lokantaların çevrelediği Cornieres Meydanı ilk görüşte insanı büyülüyor. Adı da Latince ‘lamba’ anlamına gelen ‘lucerna’dan geliyor zaten. Yalnızca düştüğü yeri değil çevreyi de aydınlatan büyüleyici bir ışık bu, gecenin içinde fazla parlamadan, yıldızların ışığıyla uyum içinde sürdürüyor varlığını. Gündüz, yukarıdan baktığınızda, yakıcı güneşin altında uzayıp giden buğday tarlalarıyla yeşil tepeleri ve güvercinlikleri görebiliyorsunuz. Bu güvercinlikler bölgenin yerel özelliklerinden biri, hatta önde geleni.

Fransa’nın entel köyü

İnsanı içine çeken taş ve kalker

Lauzert’in tarihi XII. yüzyıla dek gidiyor. Toulouse Kontu V. Raymond tarafından stratejik bir gerekçeyle, çevredeki her iki vadiye de hâkim konumda olduğu için, önce kale ve surlardan ibaret bir müstahkem mevki olarak kurulmuş, sonra zengin tüccarların yaptırdıkları taş konaklarla varsıl bir köy görünümü almış. Ve o zamandan bu yana, Kudüs’ten sonra Hıristiyanlığın ikinci kutsal kenti Saint-Jacques-de-Compostelle hac yolu üzerinde olduğu için zenginliği giderek daha da artmış. Çevresindeki hanlar ve manastırlar da...

Lauzert’in Rönesans ve Gotik karışımı, çok iyi korunmuş, özgül bir mimari dokusu var. Dar sokaklarda yürürken XIII. yüzyıldan kalma, özenle restore edilmiş taş evlerin, sarı, mavi, beyaz panjurların süslediği cephelerin önünden geçiyorsunuz. Bir süre sonra da taş ve kalkerin içine çekildiğiniz izlenimine kapılıyorsunuz. Lokantalarla kafelerin girişlerinde Sylvain Soligon’un ferforjeden yaptığı, bir köpeğin tepesine binmiş kedi ve onun da tepesindeki horoz ya da elinde pergeliyle geometri uzmanının heykelleri yer alıyor. Her köşede, yerel sanatçı ama dünyaca ünlü Jacques Buchholtz’un seramiklerini görmeniz mümkün. Fransa’nın Naziler tarafından işgal edildiği yıllarda ‘Direniş Hareketi’ne katılan şair Rene Char “Şairler kanıt değil iz bırakmalıdır” der. Lauzert ve çevresinde Rene Char’ın izleri var mı bilmiyorum, ama sanatçıların bıraktığı izler her adımda dikkat çekiyor. Ve her sokak, merdivenli olanlar da dahil, Cornieres Alanı’na çıkıyor. Kitap fuarının gerçekleştiği mekân da burası...

Entel köyün yaşatılan efsaneleri

Fuar 2 bin küsur nüfuslu köyün sakinleri başta olmak üzere, çevre köy ve kasabalardan, hatta Paris’ten gelen seçkin bir okur kitlesi tarafından ilgiyle izleniyor. Çoğuna neredeyse her yıl davet edildiğim büyük kentlerdeki kitap fuarlarında imzalamadığım kadar kitabı burada imzaladığımı belirtmeliyim. Fuarın gastronomik bir boyutu da var ama asıl önemlisi kitaba ve yazarlara yönelik ilgi. Bir de öykü dalında verilen ‘Place Aux Nouvelles’ ödülü.

Her eski köyde olduğu gibi Lauzert’de de hâlâ anlatılan, yaşatılmaya çalışılan efsaneler var. Bunlardan biri yaşlı bir kadının kahramanlığına ait! Yüz yıl savaşları sırasında (XV. yüzyıl) İngilizlerin işgal ettiği Lauzert’in kurtuluşu Gandilhonne adındaki bu kadın sayesinde gerçekleşmiş. Bir gece, bölgenin ünlü Cahors şaraplarını içmek üzere aşağıdaki meyhanelere giden İngiliz askerlerini, sayı saymayı bilmeyen Gandilhonne, eteğine biriktirdiği kestaneler sayesinde saptayarak Fransız yetkililere haber vermiş. Onlar da, askerlerin tümü surların dışına çıkınca, köyün kapılarını kapatıp, kan dökmeden Lauzert’i kurtarmışlar. Bu olayda kan dökülmemiş ama bir yüz yıl sonra, Fransa’yı sarsan din savaşları sırasında Protestanların eline geçen köyün tüm sakinleri, genç yaşlı, kadın ve çocuk demeden kılıçtan geçirilmiş. Bugün aynı trajediye, Avrupa’da olmasa bile bu coğrafyadan çok da uzak olmayan Ortadoğu’da tanık oluyoruz ne yazık ki.

Fransa’nın entel köyü

False