İtalya’daki Türk anlatıyor: "Kendimi ilk defa açık havada klostrofobik hissediyorum"

Gözde Gülsoy (33) uzun süredir son günlerde koronavirüs nedeniyle karantina altına alınan Milano’da yaşıyor. Burada İtalyan sanatçı Achille Lauro’nun asistanlığını yapıyor ve projelerini yönetiyor. Aynı zamanda işten fırsat bulduğu vakitlerde sıkça seyahat eden yeni yerleri keşfetmeyi seven bir gezgin… Yalnız şu sıralar seyahatten çok uzak, oldukça zorlu bir hayatı var. Ne seyahat edebiliyor ne de doğru düzgün işe gidebiliyor. Koronavirüs nedeniyle Milano’daki evinde hapsolmuş durumda… 2.5 yaşındaki köpeği Fiona ile birlikte belli saatlerde dışarı çıkmak dışında hiçbir şey yapamıyor. Gülsoy ile İtalya’daki son durumları ve karantina bölgesinde yaşamanın zorluklarını konuştuk.

Haberin Devamı

Biraz kendinizden bahseder misiniz? Nasıl bir hayatınız var, neler yapıyorsunuz?
Koronavirüs sebebiyle şu anda biraz sekteye uğrasa da çok sevdiğim, kendi kendime kurduğum minik bir dünyam var burada. 2.5 yaşındaki köpeğim Fiona ile beraber yaşıyoruz. Günümüz önce onu gezdirip, sonra mahalledeki kafemizde kahvaltıyla başlıyor. İşim eğlence sektöründe olduğu için geç saatlere kadar çalışıyorum ama bunu çok da severek yapıyorum. Konserler, turneler, televizyon programları... Yorucu olsa da bir o kadar güzel. Boş zamanlarımda ise ayın iki hafta sonu seyahat ediyorum daha doğrusu ediyordum. Hayattaki en büyük tutkum bu diyebilirim. Nereye gittiğimin bir önemi yok, hedefim tüm dünyayı dolaşmak olduğu için ucuz bilet bulduğum an kaçırmıyorum, nereye olursa olsun alıyorum. ‘Benburayaasikoldum’ isminde bir blogum var, günlük yazar gibi seyahatlerimi anlatıyorum. Şu sıralar bu seyahat yazıları koronavirüs ile ilgili İtalya’dan heberlere dönüşmüş durumda…

İtalya’daki Türk anlatıyor: Kendimi ilk defa açık havada klostrofobik hissediyorum


İtalya'ya yerleşme durumu nasıl gelişti?
Aslında benim İtalya'yla olan gönül bağım çok uzun yıllar öncesine dayanıyor. Ortaokul ve liseyi İtalyan Lisesi'nde okudum. 11 yaşımdan beri yazlarımı İtalya'da aile yanında kalıp dil kurslarına giderek geçirdim. Üniversite sınavına hazırlanırken amacım Türkiye'de okumaktı ama ailemin yüreklendirmesiyle İtalya'nın Bocconi Üniversitesi'nin ekonomi bölümüne de başvuru yaptım ve kabul edildim. Çok ikilemde kalsam da yine ailemin desteği ve teşvikiyle 19 yaşımda, yaşamak ve üniversite eğitimimi almak için Milano'ya geldim. Hayatımın en güzel beş senesi burada okuduğum yıllardı diyebilirim. Üniversite bittikten sonra İstanbul'a geri döndüm ama kalbimin bir yanı hep burada kaldı. Yedi yıl boyunca tekstil sektöründe çalıştım. 31 yaşıma girdiğim sene kendimle çok hesaplaştığım bir yıl oldu diyebilirim. 40 yaşımda da bu işi yapmak istiyor muyum, tam olarak hayatımdan mutlu muyum? sorularını kendime çok sordum. Sonra aslında yapmak istediğimin bu olmadığına karar verdim. IED üniversitesi'nde Event Management Masterı'nı buldum, cesaretimi topladım, köpeğimi aldım ve Milano'ya geri döndüm. Yüksek lisans bittikten sonra da bu iş teklifini aldım ve hiç düşünmeden kabul ettim.

İtalya’daki Türk anlatıyor: Kendimi ilk defa açık havada klostrofobik hissediyorum


Peki ülkede virüs haberini ilk duyduğunuzda neler hissettiniz?
İtalya'da virüs haberleri ilk çıkmaya başladığında ne kadar ciddi bir durum olduğunu anlamamıştım. Durumun ilk ciddiyetini anladığımda Sofya'daydım. Yine her zamanki gibi ucuz bir bilet bulmuş, atlayıp tek başıma oraya gitmiştim. Milano'daki arkadaşlarımdan arama ve mesaj gelmeye başladı. Okulların ve üniversitelerin tatil edileceğini, durumun çok kötüye gitmeye başladığını söylüyorlardı. Bir arkadaşımın babası, sınırların kapatılabileceğini söyledi. (Bundan iki hafta sonra da kapatıldı) Evim, işim, köpeğim her şeyim Milano'daydı. Kendi uçağımdan önce başka bir uçak var mı diye kontrol ettim hemen, olsaydı dönüşümü erkene alacaktım ama yoktu. Çok küçük olaylarda panik olan bir insan olsam da bu tarz olaylarda sakinliğimi koruyabiliyorum garip bir şekilde. Yapabileceğim hiçbir şey yoktu, o yüzden dönüş günüme kadar gezmeye ve sakinliğimi korumaya devam ettim. 

“Kendimi ilk defa açık havada klostrofobik hissediyorum”

Milano şu an karantina altında… Karantina altına alınmış bir şehirde yaşamak nasıl bir his?
Çok ama çok garip bir his. Şu anda dükkânlar kapalı ve tanıdığım insanlarla selamlaşsak bile artık aramıza uzak bir mesafe koyuyoruz ve kısa tutuyoruz. Sürekli İstanbul'a gitmiyorum ama istediğim zaman gidebilme ihtimalini seviyordum, artık o ihtimal yok. Ailemden rica ettim, kardeşim, babam veya annem dışında herhangi birine tatsız bir şey olursa bana söylemesinler diye, çünkü söyleseler de yanlarına gidemem, burada tek başıma kötü haberlerle baş edemem maalesef. Seyahat yine ne zaman edebilirim bilmiyorum, bırakın seyahat etmeyi şu anda yan mahalleye gitmem yasak, polis sokakta yürürken kontrol edebilir ve ikamet ettiğim mahallenin dışında olduğum için ceza bile kesebilir. Benim klostrofobim var, kendimi ilk defa açık havada klostrofobik hissediyorum. İşte karantina altındaki bir şehirde yaşamak böyle bir his, artık özgür değilim. Özgürlük hayatta en sevdiğim duygu benim...

İtalya’daki Türk anlatıyor: Kendimi ilk defa açık havada klostrofobik hissediyorum


Evde nasıl vakit geçiriyorsunuz? Çalışmaya devam ediyor musunuz? 
Günde iki kez köpeğimle yaptığımız kısa yürüyüşler dışında hep evdeyim. Gündüzleri çalışıyorum, Skype üzerinden toplantılarımızı yapıyoruz. İşten kalan vaktimde hem güç almak ve kendimi yalnız hissetmemek hem de insanlara belgesel tadında buradaki durumu anlatmak için bol bol blog yazıyorum. Bir yandan çok sıkıntılı bir durumun içindeki bir şehirde olsam da öbür yandan tarihe tanıklık ettiğimi hissediyorum. Netflix’te ne kadar belgesel ve dizi varsa hepsini izledim diyebilirim.

‘Şu saatten sonra ıssız adaya düşsem yanıma alacağım üç şey: El dezenfektanı, maske ve sabun!’

Hijyen önlemi alıyorsunuzdur. Genel olarak bu durumla ilgili neler yapılıyor, nasıl bilgilendirmeler var? 
Şu anda öyle bir psikolojideyim ki, ıssız adaya düşsem yanımda götüreceğim 3 şey el dezenfektanım, maskem ve sabun olurdu. Sürekli ellerimi yıkayıp dezenfekte ediyorum, dışarıdan her geldiğimde kıyafetlerimi yıkıyorum, evimi bol bol havalandırıyorum, toplu taşımadan uzak duruyorum. Bazı arkadaşlarım bunun yanında tuzlu suyla gargara da yapıyorlar.

İtalya’daki Türk anlatıyor: Kendimi ilk defa açık havada klostrofobik hissediyorum


Temel ihtiyaçları nasıl karşılıyorsunuz, marketler açık mı? Stokladığınız ürünler var mı? 
Bir kısmını online alıyorum, günlük ihtiyacım olanlar için markete gidiyorum. Stokçuluğa karşıyım, her zaman evime neyi ne kadar alıyorsam şimdi de aynen öyle yapmaya devam ediyorum. Marketler açık, raflar da depolar da dolu ve açık kalmaya devam edecekler. Kendi evimize her şeyi doldurup başkalarının da bundan faydalanma hakkının elinden alınmasını çok yanlış buluyorum. Stokladığım tek şey epilepsi hastası olan köpeğimin ilaçları oldu, o da normalde reçeteyle tek kutu alabilirken bu olağanüstü durumda üç kutu aldım. İlk önlemler alınmaya başladığında Milano'da da insanlar, tıpkı şu anda Türkiye'de olduğu gibi marketleri boşalttılar ama bugün gittiğinizde, herkesin sepetinin normal bir alışveriş doluluğunda olduğunu görüyorum.

Aileniz endişeleniyor mu?
Endişeli değiller. Bizler mizaç olarak olağanüstü durumlarda sakin kalan insanlarız. Koronavirüsü şu anda dünyanın her yerini tehdit ediyor. Ailem bana önlemlerimi almamı, kurallara uymamı ama asla moralimi bozmamı öğütlüyor. Ruh sağlığım açısından sürekli evde durmak yerine parkta, insanlarla mesafemi koruyarak yürüyüş yapmamı onlar da desteliyorlar. Hastalık ve ölüm, bizi dünyanın her yerinde bulabilir ama bu demek değil ki cahil cesareti gösterip kendimizi tehlikeye atacağız. Biz önlemlerimizi alıp, kurallara uyacağız ama korku içerisinde 'Acaba hasta olacak mıyım?' düşünceleriyle de kendimizi zehirlemeyeceğiz.

İtalya’daki Türk anlatıyor: Kendimi ilk defa açık havada klostrofobik hissediyorum


“Yoğun bakımlarda yer kalmadı”

Virüs değil de normal bir hastalığınız var diyelim ilaç ihtiyacınızı nasıl gideriyorsunuz? Eczaneler açık mı, hastanelerde kapasiteler yeterli mi?
Eczaneler açık, gidip ilaçları alabiliyoruz. Ancak hastanelerde durumlar maalesef iyi değil. Yoğun bakımlarda yer kalmadı ve yoğun bakıma gelen hastalar arasında seçim yapılıyor, iki hasta arasında yaşı daha genç olana öncelik veriliyor. Doktorlar neredeyse 24 saat çalışıyorlar ve emekli olan doktor ve hemşireler de yeniden çağrıldı. Bu hastalık şu anda hastane kalitesi ve kapasitesi bakımından daha iyi durumda olan kuzeyde daha yoğun, ancak güneyde hastanelerin ve sağlık hizmetlerinin durumu içler acısı. Benim korkum durumun güneyde de kötüye gitmesi. 

Sokağa çıkma yasakları var sanırım ya da belli saatlerde mi izin veriliyor?
Aslında tam olarak sokağa çıkma yasağı diyemeyiz buna. 11 Mart tarihinde yeni yasa yayınlandı ve 12 Mart günü yürürlüğe girdi. Şu anda 25 Mart'a kadar geçerli olacak bu yeni yasaya göre, eczaneler, marketler, manavlar, dergi ve gazete satan dükkanlar haricindeki tüm mağaza ve ticari işletmeler İtalya genelinde kapatıldı. Restoranlar sadece evlere servis yapabiliyor. Banka ve postaneler açık, toplu taşıma seferleriyse seyreltildi. Yani aslında markete ve eczaneye gitmek, köpeğinizin ihtiyacını gidermek için dışarı çıkartmak, parkta spor yapmak ve eğer iş yeriniz hâlâ aktifse işe gitmek için sokağa çıkabilirsiniz ancak yanınızda taşımanız gereken bir belge var. Bu belgede sizin bilgileriniz, ikamet adresiniz ve dışarda olma nedeniniz yazılı, belge yanınızda yoksa ve polis sizi durdurduysa hemen doldurmanız için size bir belge temin ediliyor. Markete, eczaneye veya parka gidiyorsanız kendi mahallenizde size en yakın olan yerlere gitmeniz gerekiyor ve diğer insanlarla aranızda 1 metre kadar bir mesafe bırakmanız şartı koşuluyor.

İtalya’daki Türk anlatıyor: Kendimi ilk defa açık havada klostrofobik hissediyorum



Virüsün İtalya'da bu kadar hızlı yayılması konusunda uzmanlar neler söylüyor? Gerekli önlemler hiç alınmadı mı? 
Lombardiya bölgesinde okullar ve üniversiteler tatil edilip, tüm toplu etkinlikler iptal edildiğinde, insanların bunu bir tatil fırsatı gibi görüp, kendilerini kafelere, restoranlara, sokaklara ve kayak merkezlerine atması oldu. İkinci hata ise yine Lombardiya bölgesi kırmızı bölge ilan edildiğinde yapıldı. Yani Lombardiya bölgesine giriş ve bölgeden çıkışların yasaklanacağına dair bir yasa taslağı yapıldığını duyan herkes tren istasyonlarına koşturup memleketlerine gitmeye karar verdiler. Hastalık böylece İtalya genelinde de yayılmaya başladı. Gerekli önlemlerin alınıp alınmadığına dair benim kişisel görüşlerimi belirtmem gerekirse, çevremdeki çoğu insan 11 Mart'ta çıkan yasanın baştan beri çıkması gerektiğini söylese de, hükümetin böyle bir virüs karşısında hazırlıklı olabileceğine inanmıyorum. Bu her iki senede bir başımıza gelen bir durum değil, İtalya tarihinde bir ilk. Halk da tabii ki buna hazır değildi. Bugün evinde oturan ben de dahil olmak üzere herkes, iki hafta önce normal hayatına devam ediyordu. Ama umarım virüs daha da yayılmaz.

Neler sizi endişelendiriyor? 
Bu sürecin ne kadar daha devam edeceğine dair olan bilinmezlik. Nisan ve mayıs aylarının da böyle geçeceğine emin gibiyim ama en azından haziran ayına doğru durumların düzelmesini ve hayatımın biraz da olsa eski ritmine dönmesini umut ediyorum. Ailemin yanına gidemeyecek ya da onların benim yanıma gelemeyecek olması, seyahat özgürlüğümün elimden alınması ve bunlara ne zaman kavuşacağımı bilememek... Bir de İtalyan ve dünya ekonomisi şu anda en büyük endişem. İtalya ekonomisinin büyük bir kısmı turizme bağlı ve maalesef turizm İtalya'da şu anda bitti. Sadece turizm değil, el dezenfektanı ve tuvalet kağıdıyla maske üreticileri hariç her birey ve her şirket ekonomik olarak çok büyük bir sıkıntıda ve bunun etkileri, zaten ekonomik olarak çok da harika bir durumda olmayan İtalya'yı ve İtalyanları çok sarsacak. 

İtalya’daki Türk anlatıyor: Kendimi ilk defa açık havada klostrofobik hissediyorum


Defin işlemleri yapılıyor mu?
Defin işlemleri yapılıyor ama kalabalık gruplar içerisinde bulunmak yasaklandığından cenaze törenleri düzenlenemiyor. Yine aynı şekilde tüm ibadethaneler açık da olsalar camilerdeki cuma namazları ve kiliselerdeki pazar ayinleri gibi toplu ayinler yapılamıyor. Dilerseniz kendi dininizin ibadethanesine gidebilirsiniz ama insanlarla aranızda bir metre mesafe bırakmak şartıyla.

Virüsle yaşamayı tecrübe eden biri olarak koronavirüs görülen yerlerde ne gibi önlemler alınmasını önerirsiniz?
Öncelikle hijyen, bol bol ellerinizi yıkamak ve ikinci olarak olabildiğince kalabalık ortamlardan uzak durup evde vakit geçirmek. Eğer işiniz evden çalışmaya müsaitse evden çalışın, bir süre arkadaşlarınızla kalabalık ortamlarda buluşmayın, restoran ve barlara gitmeyin. Herkesin kendi arabası yok biliyorum ama olabildiğince az toplu taşıma kullanın, eğer zorundaysanız birkaç durak arasında araçtan inin, nefes alın ve bir sonra gelen araca binin. Bir süre seyahat etmeyin. Lütfen ama lütfen panik olup korku yaratmayın, stokçuluk yapmayın ve süpermarketlere saldırmayın. Sizin kadar herkesin yemek bulmaya, el dezenfektanına ve maskeye ihtiyacı olduğunu unutmayın. Bir de son olarak, çevrenizdeki yaşlı ve yalnız yaşayan insanlara yardımcı olun, bu hastalık yaşlı insanlar için daha ölümcül, o yüzden çevrenizdeki yaşlı insanların süpermarket alışverişlerini onlar için yapmaya teklif edin.

Yazarın Tüm Yazıları