Tekirdağ’ın verimli kalbine, toprağının anaçlığına ve üzüme olan aşkına hayran olmaya hazır mısınız ?

Bu sefer bir hikâyeler diyarına, bambaşka bir atmosfere, toprağın yapabileceklerini görmeye ve bir meyvenin evrilişine doğru yolculuğa çıkarıyorum sizi... Rotamız Tekirdağ! Sıcacık insanları, bozulmamış doğası, içinde güneşi saklayan ayçiçekleri ve morun en güzel tonunda lavanta tarlalarıyla güzel bir hafta sonu için kalabalıktan uzakta harika bir köşe…

Haberin Devamı

Hafta sonu kaçamağı için kalınacak yerler

Tekirdağ-İstanbul arası yaklaşık 1,5 - 2  saat olduğu için günübirlik gidip gelmek mümkün ama gitmişken bir kaç bağ geziyim, lavanta tarlalarında salınayım çok da acelem olmasın aman koşturamayayım diyenler konaklamak için de oldukça keyifli yerler bulabilir. Bağ ortamından kopmak istemeyenler için önerim bağların tam ortasınında, sonsuzluğun üzerine kurulmuş gibi görünen Barbaros Bağ Evi.

Tekirdağ’ın verimli kalbine, toprağının anaçlığına ve üzüme olan aşkına hayran olmaya hazır mısınız

Doğal bir film platosu

Tekirdağ şehrin karmaşasından uzaklaşmak, ana yoldan çıkmak, keşfettikçe şaşırmak için şahane bi destinasyon. İstanbul’dan gelenler için daha Çatalca yolunda ayçiçek tarlaları sizi karşılamak için bekliyor olacak. Güneşin tüm enerjisini toplayan bu güzel kızlarla bir fotoğraf çektirmeden geçmeyin derim…

Haberin Devamı

Tekirdağ’ın verimli kalbine, toprağının anaçlığına ve üzüme olan aşkına hayran olmaya hazır mısınız
 
Tekirdağ’a girdikten sonra ise Saray ilçesinin yakınlarında, Instagram’da görüp “Burası neresi?” diye düşündüğünüz şahane lavanta tarlaları var. İçinde biraz salınıp kendinizi lavanta kokularıyla kaybetmek muhteşem bir deneyim! Fotoğraf severler içinse zahmetsiz, doğal bir stüdyo burası. Çekilen her kare birbirinden keyifli bir anıya dönüşüveriyor.

Tekirdağ’ın verimli kalbine, toprağının anaçlığına ve üzüme olan aşkına hayran olmaya hazır mısınız

Bir üzüm hikâyesi

Tekirdağ’ın verimli toprakları, tüm bölgelerin üzümlerini kucaklayışıyla adeta üzümün her halini sahiplenen bir anne gibi. Beni en çok şaşırtan, yerli üzümlerin yanı sıra, güneşin ısısını ve denizin serinletici etkisini sırtına alan bu eşsiz toprakların, Fransa’nın Cabernot Sauvignon’una Merlot’suna Syrah’ına ve daha nicesine organik sertifikasıyla ev sahipliği yapıyor oluşu. Hatta çıta bu bölgede o kadar yüksek ki, ünlü Fransız üzümleri bu topraklarda yetişip fermante edildikten sonra Fransa’ya ihraç ediliyor, uluslararası yarışmalara katılıyor ve derecelerle dönüyor. Bütün bu başarının arkasında ise akıl almayan bir emek, toprağa ve üzüme adanmışlık ve asmadan kadehe uzanan bu yolculuğa duydukları hayranlık var.

Tekirdağ’ın verimli kalbine, toprağının anaçlığına ve üzüme olan aşkına hayran olmaya hazır mısınız

Tekirdağ’da bağ evi gezmek isteyenler için birçok seçenek var. Barbare Bağları, Umurbey Bağ Evi, Şato Nuzun, Chateau Kalpak ve Barel Bağ Evlerinden birine ya da bir kaçına uğrayıp üzümlerinin hikâyesini birebir onlardan dinleyebilirsiniz ama ben öğrendiklerimi kısaca anlatayım istiyorum size.

Haberin Devamı

Bağ oluşturmak için seçilen toprak, daha önce ne ekildiğine de bağlı olarak bir kaç sene nadasa bırakılıyor. Sonrasında asmalar dikiliyor ve çıkan ilk meyve, kökleri daha da aromatik hale getirmek için yine toprağa karıştırılıyor. Sonrasında çıkan ilk üzümün aroma grafiği takip edilmeye başlanıyor ve beklenen en yüksek tada ulaştığında hızlıca toplanan ürün, oksijenle çok temas ettirilmeden tanklara alınıyor. Fermantesini tamamlayınca da ışıksız, rutubetli bir ortamda tutulan kıymetli meşe fıçılarında dinlendiriliyor. Yanlış anlamayın, üzüm son dinlenmeye geçiyor ama gıda mühendisleri aromasını takip etmek üzere nöbetlerine devam ediyor. Şişelenmesi ile birlikte tüm bu yolculuğun minimum 7-8 yıl sürdüğünü öğrenince gözlerim bir dolmadı değil. Anlayacağınız bağ sahipleri tüm çalışanları ile birlikte, bir gözleri hep asmaların üzerinde, bebek büyütür gibi büyütüyor üzümlerini.

Tekirdağ’ın verimli kalbine, toprağının anaçlığına ve üzüme olan aşkına hayran olmaya hazır mısınız

Her bağın kendi şarabını gittiğinizde satın almanız mümkün. Bağların ziyaretçilerine sunduğu diğer imkanları da gitmeden önce biraz araştırıp ona göre de tercihinizi yapabilirsiniz. Bazılarında sadece alışveriş yapmak, bazılarında kahvaltı ve yemek, bazılarında tüm bunlarla birlikte konaklama seçeneklerini bulmak mümkün. Ben bütün pazar günümü ‘Barbare Bağları’nın asmaları arasında dolaşarak, gurme lezzetlerini keşfederek, geniş bahçelerinde dinlenerek ve üzümün zahmetli ama hayranlık uyandıran yolculuğunu öğrenerek geçirdim.

Tekirdağ’ın verimli kalbine, toprağının anaçlığına ve üzüme olan aşkına hayran olmaya hazır mısınız

Yeme İçme mevzusu

Tekirdağ deyince akla tabi ki bağlarının ve ayçiçeğinin dışında köftesi de geliyor. Meşhur olmakta haklı da, yemeden dönmeyin derim. Köfte konusunda Tekirdağ’a gelmeden yol üzerinde göreceğiniz Özcanlar Köfte’yi deneyebilirsiniz. Aynı yol üzerinde her seferinde ilginç bulduğum ama bir türlü denemediğim  Tekirdağ Uçak Restoran da var, çocuklu ailelere duyurulur. Ben Tekirdağ gezisiyle birlikte Trakya’nın eşsiz bağlarını keşfetmeye başladım bile, daha rota da Edirne, Kırklareli var. Bu yaz tüm Trakya bağ rotasını tamamlamayı planlıyorum. Şehirden uzun soluklu uzaklaşmak için fırsat bulamayanlara duyurulur, üşenmeyin kalkın gelin. Tekirdağ’ın her keseye, her zevke göre yapılacak bir aktivitesi, herkesin yüzünde oluşturacak bir gülümseme nedeni var.

Yazarın Tüm Yazıları