GeriFiliz Gülten Likya Yolu’nun en güzel durakları: Gavurağılı, Pydnai ve Patara
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Likya Yolu’nun en güzel durakları: Gavurağılı, Pydnai ve Patara

 Likya Yolu’nun en güzel durakları: Gavurağılı, Pydnai ve Patara

Likya Yolu ile ilgili yazılarıma kaldığım yerden devam ediyorum. İlk yazımda yolun biraz tarihinden ve yol üstünde yer alan Kayaköy ile Faralya’dan bahsetmiştim. Sonrasında ise keşfedilmeyi bekleyen Sidyma Antik Kenti’nden… Şimdi ise gerçekten bu yolu keşfetmeye değecek üç güzeli anlatacağım Gavurağılı, Pydnai ve Patara…

Gavurağılı'yı başlangıç noktası ilan edersek hayvanların su içmesi için hazırlanmış bir beton oluk gördüğünüzde güneye doğru aşağıya inin bu yol yerleşim bölgesinin önünden geçer. Çam ve meyve ağaçlarıyla bezenmiş patikadan sonra kuzeydoğu yönünde sola 150 metre gittikten sonra sağa döndüğünüzde dar bir orman yolu güzergâhını yaparak 1,5 km yürüdükten sonra ormanın solunda bulunan geniş su havuzunu görünce sağdan 100 metre ilerleyin, yol ayrımından 50 metre ilerlediğinizde sola kuzeydoğu yönüne yönlenin sizi harika bir Gavurağılı ve Patara manzarası karşılayacak. Derin nefes alın kollarınızı yana açın yaşadığınızı hissedeceksiniz.

Buradan ‘Pydnai Harabeleri’ne varmak için orman yolunu takip etmeniz gerekecek. Bir saatlik yürüyüş sizi bekliyor. Yeri gelmişken Size Pydnai Harabeleri’nden bahsedeyim. Patara Plajı’nın batısında bulunan Pydnai Antik Kenti aslında askeri savuma üssü. Savunma dediğimizde akla ilk gelen kale. Kale hem tepede olması itibariyle gözlem yapabilme hem de şehri fethetmek için ulaşılması zor bir üs olma niteliği taşıyor.

Likya Yolu’nun en güzel durakları: Gavurağılı, Pydnai ve Patara



Burası 11 adet dikdörtgen kule yapısıyla ve askerlerin hızlıca tırmanmaları için çıkıntılı basamaklar bulunuyor. Siperler hem limanı hem de üst duvarları koruyarak bir barikat oluşturuyor. Ayrıca buradan Patara Plajı’nın eşsiz manzarasını görmek mümkün. Duvarların iç kısmında kilise kalıntıları var. Alan makilikler ve zeytin ağaçlarıyla kaplanmış durumda.  1811 yılında arkeolog tarihçi amiral Francis Beaufort sahilde bilimsel araştırma yaparken keşfetmiş. 1813 yılında  ‘Karamania’ adlı kitabında Akdeniz kıyılarını en ince ayrıntılarıyla anlatmıştır.

Likya Yolu’nun en güzel durakları: Gavurağılı, Pydnai ve Patara


Patara Antik Kenti ve Patara Plajı

Aslında Likya yolculuğumun ana sebebi Patara'yı görmekti ve dileğimi gerçekleştirdim. 2020 yılının Patara Yılı olması ve Patara ile ilgili yazılan yazılar, altın renkli kumlu plajı beni kendisine çağırmıştı. 42 derece sıcakta onu keşfetmeye gittim.

Patara Antik Kentine Kaş'tan, aracımla Gelemiş köyünden 2 km giderek ulaştım. Gelemiş köyü 12 kilometrelik kumsal ve kalıntılardan iç karaya uzanan bölüm, Patara olarak biliniyor. Köyden itibaren antik kente girdikten sonra nekropolis ve çam ağaçlarının aralarında eski hamamlar yer alıyor. Sıcaktı ama merakım daha ağır basıyordu. Antik kenti biraz geçerek plaja doğru giderken sağda bulunan otoparka park ettim. Parkın hemen orada otlak ve keçi yavrularının annelerinden süt emdiğini gördüm. Doğallığa bakın! Otoparkın sağında bulunan taştan yapılmış yolu takip ederek antik kente giriş yaptım ancak çalışmalar devam ediyordu. Taş işçileri harış harıl çalışıyorlardı. Köylüler yeşil alanda çalışmalar yapıyorlardı.

İnşa edilmekte olan taşlı yoldan geçtik ve tiyatroya vardık. Tiyatro yarım daireyi andıran yapısıyla ve önündeki anıtlarıyla beni oldukça etkiledi.  Tiyatronun en önemli mimari uygulaması tiyatronun oturma sıralarının üstünde bulunan bir ‘İmparatora’ veya ‘Tanrı’ya adanan bir tapınak bulunuyor. Tiyatroda Erken Doğu Roma döneminde gladyatör ve hayvan dövüşlerinin yapıldığı biliniyor.


Büyük İskender'in kuşattığı Likya- Pamfilya birliğinin başkentliğini yapmış antik kentin en önemli yapıları insanlık tarihinden bu yana ayakta kalmış tek antik çağ deniz feneri olan ‘Patara Feneri’ ve Meclis Binası'dır. Yapılan kazı ve araştırmaların sonucunda yazıtlar ve MÖ 2. ve 13. yüzyıla ait seramik ve sikkeler bulunmuş. Meclis Binası ise 2008-2012 yılları arasında Türkiye Büyük Millet Meclisi desteği ile restore edilmiş. Patara limanı Doğu Akdeniz'de bulunan 3 önemli limandan biridir. Zamanla rüzgârın getirdiği kumlarla kıyının dolmasıyla liman önemini yitirmiş. Patara kurucu üye olmanın yanı sıra Likya birliğinin toplantılarını organize eder ve birliğin arşivlerini tapınakta depolarmış.

Likya Yolu’nun en güzel durakları: Gavurağılı, Pydnai ve Patara


Patara antik kentin kapısının restorasyonu tamamlanmış olsa bile otoparktan antik kente ve otopark dönüş yolunu yürürken zorlandım diyebilirim. Dönüş yolunu çayırlık alandan yaptım ve ayaklarıma dikenler battı. Umarım ağustosta yapılan konser sayesinde biraz da olsa antik kente varışta kolaylık sağlanır.

Tiyatro ve arkasında Athena'ya adanmış tapınak ve meclis binasından sonra iyonik düzende mermer sütunların sıralandığı ana caddede dolaştığımda sanki eski çağda yaşıyormuş izlenimini veriyor. Burada olmak başka bir boyuta taşıyor insanı...

Likya Yolu’nun en güzel durakları: Gavurağılı, Pydnai ve Patara


Dönüş yolunda bir market vardı oradan kitap alışverişi yaptım. Patara ile ilgili kitaplar aldım ve çimenli yoldan otoparka daha kısa gideceğimi düşünerek yeşilliklere girdim. Bir köy evinin önünde şekerleme yapan köylü kadınımıza selam verdim, plaj yolu otoparktan geçiyordu. Elimdekileri bırakıp plaj yoluna geçecektim. Ancak çimenlerin aralarındaki dikenler topuklarıma battı. Meşakkatli bir yürüyüşten sonra otoparkı geçtik. Plajın girişinde bulunan tezgâhlardan ve tahta ile döşenmiş yoldan insan kalabalığının içinden plaja zor ulaştık. Bir hayli kalabalıktı ve sosyal mesafe ve maske kimsenin umuru değildi. Onun için erken saatlerde gelmenizi önemle tavsiye ederim.

Likya Yolu’nun en güzel durakları: Gavurağılı, Pydnai ve Patara



Patara Plajı içerisinde restoran, kafe ve yürüyüşçülerin geceyi geçirebileceği soğuk duşlu bir alanı barındırıyor. Plaja baktığımda sonsuzluk hissi kapladı içimi. Pazar günü gittiğimizden dolayı insanların gazabına uğrayan bu güzel plajda 2-3 fotoğraf sizler için çektim ve oradan ayrıldım. Bilginiz olsun saat 19.00'dan sonra sahile ve kalıntılara ziyaret olmuyor.

Likya Yolu’nun en güzel durakları: Gavurağılı, Pydnai ve Patara



Gelelim Patara'nın tarihteki keşfine

1838 yılında Kalkan'dan denize açılan Fransız mimar, arkeolog ve gezgin Charles Texier Delikkemer'i keşfetse de denizden keşfedememiş. Charles Fellows 1840'da Kuzeyden kara yoluyla Patara'ya gidip Apollo resimli sikkeler satın almış. Texier Patara ismini Apollo ve Likya perisinin oğlu Patarus kelimesinden türeterek koymuş. Eşen Çayı’nın vadisindeki tepecikler sayesinde rüzgârdan korunaklı tepeciklerde bulunan kalıntılar tunç dönemi yerleşkesi bilgilerini bize aktarırken Hitit yazıtlarında Lukka topraklarından ve Patara dağına yapılan askeri bir seferden bahsedilir. Yazıtlarda listelenmiş 67 adet yol bulunuyor. Bu arada St Nicholas, yani bizim tanıdığımız adıyla Noel Baba'nın Pataralı olduğu da biliniyor.

Eğer aracınız yoksa Kalkan ve Ksantos'tan köye ve plaja düzenli dolmuş hattı bulunuyor. Öğlen saatinden erken gelin, benim gibi eziyet çekmeyin...

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle