GeriBurcu GÜRTÜRK Çiçeklerin başkentinde doğayla baş başa
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çiçeklerin başkentinde doğayla baş başa

Çiçeklerin başkentinde doğayla baş başa

Halısı, gülü ve son yıllarda turizmin lokomotifi haline gelen lavanta tarlalarıyla öne çıkan Isparta, sonbaharda da doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyülemeyi başarıyor. Şehrin saklı hazinesi Yazılı Kanyon’a adını veren yazıttaki çağrıya kayıtsız kalamayacaksınız: “Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola, şunu bilerek: Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir.”

İtiraf ediyorum çok fazla beklentim olmadan koyulmuştum Isparta yoluna. Benim için güller şehriydi ve muhteşem bir manzaraya sahip Eğirdir Gölü vardı sadece... Yanıldığımı varınca anladım. Isparta en çok kendine özgü el dokuması halılarıyla ve gül yetiştiriciliğiyle tanınıyor. Eğirdir taraflarında yetişen elmanın da şehrin ekonomisine katkısı büyük. Bu nedenle her yerde rastladığınız gül motiflerinin ve heykellerinin yanında elma da sıklıkla kullanılıyor. Isparta tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de ziyaretçilerini büyülüyor. İlkbaharda yapılan gül hasadı, yazın serinlemek isteyenlerin favorisi Eğirdir Gölü, temmuzda açan mis kokulu lavanta tarlaları, antik ören yerleri ve kış sporları merkezi Davraz Dağı ile dört mevsim ziyaret edilebilecek bir şehir var karşınızda... Şehrin doğal güzelliklerini keşfetmek içinse sonbahar en ideal mevsim...

Çiçeklerin başkentinde doğayla baş başa



Namı diğer yedi renkli göl

Eğirdir, Türkiye’nin dördüncü büyük tatlı su gölü... Adını aldığı Eğirdir ilçesi üç yıl önce ‘cittaslow’ yani ‘sakin şehir’ ilan edildi. Sırf bu özellikleriyle bile görülecek yerler listenize eklenmeyi hak ediyor. Eğirdir Gölü güney ucu merkez olmak üzere, Burdur Gölü’ne kadar olan bölgeye ilkçağda Askania adı verildiği sanılıyor. Kelimenin anlamı ‘ada ülkesi’... Eğirdir’de bağlantısı karayoluyla çok sonraları sağlanmış olan iki küçük ada var. Merkeze 1.5 kilometre uzaklıktaki Yeşilada, taş temelli ahşap evleri, dar sokakları ve küçük balıkçı barınağıyla otantik özelliğini halen koruyor. Adada ayrıca Hıristiyanlarca kutsal sayılan Aya Stefanos Kilisesi var. Dünyanın en eski rahibe okulları da burada. Bir de içinde yerleşimin olmadığı Can Ada var. Atatürk’ün bir ziyareti sırasında, belediye encümeni kararıyla kendisine hediye edildiği için buraya Atatürk’ün Adası da deniyor.

Eğirdir Gölü günün farklı saatlerinde farklı renklere bürünüyor. Bu nedenle ona ‘yedi renkli göl’ benzetmesi yapılıyor. Altınkum adında mavi bayraklı bir plajı da var. Dündar Bey Medresesi ve Eğirdir Kalesi ilçenin görülmesi gereken tarihi yapıları. Gölden kerevit, tatlı su levreği ve sazan avlanıyor. Göl çevresi yürüyüş ve kamp yapmak için ideal. Balık avcılığı, su sporları, yüzme ve yamaç paraşütü gölde mevsimine göre yapabileceğiniz diğer aktivitelerden birkaçı. Eğirdir Gölü’nü yukarıdan izleyebileceğiniz en güzel noktaysa Akpınar Seyir Terası. Şayet açık ve güneşli bir gündeyseniz buradan gölün tüm ihtişamını görmeniz mümkün, tabii değişen renklerini de...

Çiçeklerin başkentinde doğayla baş başa



Isparta’nın az bilinen güzelliklerinden biri Kovada Gölü. Adının, Tanrıça Kuwa’dan geldiği sanılıyor. Zengin bir bitki örtüsüne sahip olan Kovada Gölü ve çevresinde yüzlerce çeşit hayvan yaşıyor. Milli park sahasının en önemli özelliği, rekreasyonel (kişiyi yenileyen, doğal çevreyle etkileşim kurarak yapılan etkinlikler) kullanıma müsait olan doğal kaynakları... Kovada Gölü Milli Parkı’nda göl manzarasına karşı piknik yapabilir; oksijeni bol havasını içinize çekip yürüyüşlere çıkabilirsiniz. Sararan yapraklarla sonbaharda bambaşka bir güzelliğe bürünen Kovada’nın size, seyrine doyum olmayacak manzaralar sunacağına emin olabilirsiniz.

Tarihi İpek Yolu’nda...

Yazılı Kanyon’a girdiğiniz andan itibaren şırıl şırıl akan suyun ve kuş cıvıltılarının sesi birbirine karışıyor; huzur veren kanyonun her noktasını arşınlamak kaçınılmaz. Aksu’yu oluşturan derelerin üzerindeki tahta köprülerden geçip kanyona tepeden bakın. Manzara olağanüstü. Kanyona adını veren, bir kayaya kazılmış yazarı belirsiz yazıt. Tercümesi yıllarca verilen uğraş sonrası turizme kazandırılmış. Şu cümlelerle başlıyor: “Ey yolcu, yol hazırlığını yap ve koyul yola; şunu bilerek: Hür kişi sadece karakterinde hür olan kişidir.” Tarihi İpek Yolu üzerindeki Yazılı Kanyon, Aziz Paul’ün Perge’den Pisidia Antiocheia’ya giderken kullandığı yol olması nedeniyle de kutsal sayılıyor. Bir bölümü kanyondan geçen ve Aziz Paul Yolu olarak adlandırılan rota, Antalya Perge’den başlıyor ve Isparta Yalvaç’ta son buluyor. 500 kilometreyle Türkiye’nin ikinci uzun mesafeli yürüyüş rotası. Patikalardan geçen ve yaklaşık 2 bin metrelik bir tırmanışı kapsayan rotada konaklamak için tek alternatif kamp kurmak. Bu nedenle bahar ayları en iyi seçenek. Sonbaharda farklı bir rota arayışında olanlara duyurulur.

Çiçeklerin başkentinde doğayla baş başa


Kimler gelmiş, kimler geçmiş...

Isparta’nın tarihi Paleolitik döneme kadar uzanıyor. İlk yerleşimciler buraya İs-Barid demiş, zamanla Sparta-Isparta halini almış. Isparta’nın önemli yerleşim merkezlerinden Pisidia bölgesine M.Ö. 2000’lerde Luvi ve Arzava toplulukları yerleşmiş; sonra sırasıyla Frigler, Lidyalılar, Persler ve Makedonyalılar, Seleukos, Bergama Krallığı ve Romalılar egemen olmuş. Roma döneminde piskoposluk ve ticaret merkeziymiş. Bölge 1204’te Anadolu Selçuklu Devleti topraklarına, 1391 yılından sonra da Osmanlı topraklarına katılmış.

Görmeden dönmeyin

 Isparta Müzesi’nde sergilenen birbirinden güzel halıları,

İslamköy’deki Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi ile Külliyesi’ni,

1420’lerin sonunda yapılan Kutlubey Ulu Camisi’ni,

1561’de yapılan Firdevs Bey Bedesteni’ni,

1750’li yıllarda yapıldığı tahmin edilen Aya Baniya Kilisesi’ni...

Yapmadan dönmeyin

Isparta merkezdeki kebap salonlarından birinde Isparta kebabını yemeden,

Kozmetikten tatlıya hemen her şeyde kullanılan gül ürünlerinden satın almadan,

Eğirdir’de kerevit yemeden...

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle