GeriAynur TATTERSALL Akdeniz’in içimizi ısıtan güneşi: Alanya
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Akdeniz’in içimizi ısıtan güneşi: Alanya

Akdeniz’in içimizi ısıtan güneşi: Alanya

Kasım ayının son günlerinde yolum Alanya’ya düştü. Güneş insanın içini sımsıcak ısıtırken, sahiller hâlâ havanın ve suyun tadını çıkarmak isteyenleri kucaklıyor. Aralıkta da durum değişmeyecek gibi görünüyor. Tabii yeni kısıtlamalarla eskisi kadar esnek olamayacağız. Size biraz Alanya gezimden bahsetmek istiyorum.

Pandemi nedeniyle mesafeli oturma gruplarının oluşturulduğu Alanya’da sahillerde yerli ve yabancılar hâlâ denizin tadını çıkarıyor. Tabii yeni kısıtlamalarla artık bu durum biraz daha zor gibi… Yine de birçoğumuz yakında tekrar evlerimize tamamen kapanacağız mı endişesi içindeyken seyahat tutkumuzdan vazgeçmemek için her fırsatı değerlendiriyoruz.  Geçen hafta gittiğim Alanya’da harika birkaç gün geçirdim. Tarlalar adeta nar bahçelerini andırıyor. Muz ağaçlarının heybeti gelip geçenleri şaşkına çeviriyor. Türkiye’nin başka bölgelerinde çoktan paltolar, kazaklar çekildi üzerimize ama Alanya’da hâlâ şortlar, tişörtlerle yazdan kalma günler yaşanıyor. 

Akdeniz’in içimizi ısıtan güneşi: Alanya


Türkiye’nin en şanslı bölgelerinden

Yaz-kış dünyanın  dört bir yerinden konukları hiç eksik olmuyor. Pandemiye rağmen özellikle  burada konut sahibi olan Avrupalılar, güneşi, organik meyve ve sebzelerinin yanı sıra misafirperverliğiyle ünlü Alanya’dan vazgeçemiyorlar.  Yıllardır birbiri ardına düzenlenen festivaller, spor müsabakaları, konserlerin yanı sıra uluslararası toplantıların merkezi Alanya. Türkiye’nin diğer şehirlerine örnek olacak bir işbirliği içinde olmuş her zaman. Her yeni fikir kabul görüyor, deneniyor, hayata geçiriliyor. 

 Avrupalı kendini evinde gibi hissediyor. Yabancıların Türkiye'de mülk alımında yüzde 30’luk bir paya sahip. Bir gelen bir daha gitmek istemiyor.  Sahilde koşu yolları, bisiklet parkurları, egzersiz platformları ‘sağlıklı yaşama evet’ sloganının bir parçası olmuş. Yediden yetmişe herkes spor yapıyor; sahilde yürüyenler, koşanlar, işte hayat bu dedirtiyor.   Spor müsabakaları ve turnuvaların merkezi olmuş. Bu yıl birçok turnuva iptal edilmiş olmasına rağmen Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinden sporcular kamp yapmak için Alanya’yı tercih ediyor. 

 Kasım sonu ve aralık ortasına kadar sıcaklığın hâlâ 20 derecede olması Alanya’yı Türkiye’de olduğu kadar Avrupa’da da popüler destinasyonlar listesinde en üst sıraya yerleştiriyor.  Denizi, kumu ve güneşi kadar Alanya’nın kendine özgü tarihinin cazibesi de tarih meraklılarını bölgeye çekiyor. Tarih boyunca Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi imparatorluklar için Akdeniz'de önemli bir kale vazifesi gören Alanya’nın Kızıl Kule, Tersane ve Alanya Kalesi, Damlataş ve Dim Mağrası gibi sembolleri fotoğraf sanatçılarının ilgi merkezlerini oluşturuyor.

Akdeniz’in içimizi ısıtan güneşi: Alanya


Kale evlerinden bakınca Alanya’ya doyum olmuyor

 Tarihçi ve fotoğrafçıların büyük ilgi duyduğu Alanya Kalesi’nin surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi buluyor.  Denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerinde olan kale, 13. yüzyıl Selçuklu eseri. Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmış. Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak değerlendirilen içkale bulunuyor. Sultan Alaaddin Keykubat sarayını burada yaptırmış. Kalede yerleşim günümüzde de devam ediyor. Resterasyonu tamamlanmış kale evlerinden Alanya manzarasının seyrine doyum olmuyor.

Akdeniz’in içimizi ısıtan güneşi: Alanya


Turistleri Kızılkule selamlıyor

Kentin sembolü olan sekizgen planlı Kızılkule Alanya limanına yanaşan gemileri ilk selamlayanlar arasında yer alıyor. Denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla, 1226 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmış olan Kızılkule’nin duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar yer alıyor.  Kale gece ışıklandırmaları ile heybetli bir görüntüye sahip oluyor.  Kültür Bakanlığı ve Alanya Belediyesi tarafından bir Denizcilik Müzesi’ne dönüştürülen Tersane ve Tophane son yıllarda bölgeye gelen turistlerin uğramadan gitmedikleri tarihi mekanlar arasında. 

Akdeniz’in içimizi ısıtan güneşi: Alanya


Ortaçağ dükkanları otel olmuş

Kale içinde, Süleymaniye Camisi yakınında yer alan 14. ya da 15. yüzyılda Karamanoğulları döneminde çarşı veya han olarak yapıldığı sanılan Bedesten görülmeye değer. Avluya açılan orta çağ dükkânları, otel odası olarak düzenlenmiş. Bahçe kısmında, merdivenle inilen büyük bir sarnıç var. Bahçenin manzarası, bir yanıyla yukarıdaki kale surlarına, aşağıdaki Akdeniz’e ve kumsala bir yanıyla da Toros dağlarına hâkim.

Astım hastalarının şifa merkezi

Damlataş Mağarası, 1948 yılında liman inşaatında kullanılmak üzere taş ocağı olarak kullanılan bugünkü yerinde, bir dinamit ateşlenmesi sonucu bulunmuş. Birbirinden güzel binlerce sarkıt ve dikitlerle süslü mağara hemen koruma altına alınmış. Mağaranın kapısından içeri girince 45-50 metre uzunluğunda bir geçit içerisinde 15 bin senede oluşmuş sütunlar yer alıyor. Mağaranın içindeki ısı yaz-kış 22 derece, nispi nem ise yüzde 98. Senenin 6-8 ayında devamlı damlayan mağaranın astım hastaları için tam bir şifa merkezi olduğu söyleniyor.

Dim Mağarası

 Dünyanın en gizemli oluşumlarından biri olan Dim Mağarası; suyun kayayla milyonlarca yıllık dansının sonucu olarak ortaya çıkmış. 360 metre uzunluğundaki mağara günümüze kadar özenle korunmuş. Mağara içinde değişmeyen 18-19 derecelik serin havayı kokladığınızda, kendinizi bir başka dünyada hissediyorsunuz.  Akdeniz’in parlayan yıldızı Alanya, altın sarısı kumsalları, yılın on iki ayı parlayan güneşi, zengin tarihi ile her zaman ilgi odağı olmayı başarıyor.  Şu günlerde güneşin batış saatinde tam bir şölen yaşanıyor. İnanılmaz renklerle batan güneşi yakalamak ve görüntülemek için sahile gelenler adeta en iyi pozu yakalamak için yarışıyorlar. 

Nerede kalınır?

Merkezde hemen cadde üzerinde bulunan En Vie Beach Butik Otel harika manzaraya sahip ve çok hesaplı ayrıca yemekleri de muhteşem. Pandemi şartlarına uygun temiz güvenerek kalabileceğiniz bir yer.   İskele Caddesi üzerindeki See Port otel de temiz ve hesaplı bir şehir oteli. Daha merkezde olmak zorunda hissedenler olabilir.

Akdeniz’in içimizi ısıtan güneşi: Alanya


Alanya’da sürpriz turizm elçisi

Yemek deyince akla kıyı kasabası olduğu için hemen balık geliyor ama Alanya'nın geleneksel ev yemekleriyle ünlü Yöresel Alanya Ev Mutfağı Esma Hanım'ın Yeri’nde inanılmaz lezzetler karşınıza çıkıyor. Esma Abla’nın mutfağı hem yerli halkın hem de turistlerin ilk seçeneği oluyor. Deniz kenarıda olmamasına rağmen, popülerliğini koruyan restoranın menüsünde balık, et ve sebzeler yer alıyor.  Kahvaltısı da muhteşem. Lezzetli ev yemeklerini mutlaka tatmanızı tavsiye ederim. Mekanının  işletmecisi Cevdet Görücü geçtiğimiz günlerde merkezi Londra'da bulunan Türk-İngiliz Gazeteciler Birliği tarafından "Turizm Elçisi" ödülüne layık gördü. Türk-İngiliz Gazeteciler Birliği’nin Başkanı Alpaslan Düven, Görücü'nün "Turizm Elçisi" ödülüne layık görüldüğü ve ödülün Alanya'da düzenlenecek törenle takdim edileceğini ifade etti.

Akdeniz’in içimizi ısıtan güneşi: Alanya


Kısıtlama sonrası yolunuz düşerse mutları yapmadan sakın dönmeyin:

Tarihi Beyler Hamamına uğrayın

Kalede meşhur ‘Muhtarın Yeri’nde gün batarken tatlı bir sohbet yapın

Yöresel ev yemeklerinin tek adresi olan Esma Abla’da badem kahvesi için 

Bitki ve meyve özlerinden ‘Marsilya’ tipi organik sabun üreten ve sabun müzesi kurarak Türkiye’yi dünyaya tanıtan Cumali Bora’ya ait Green Body’ye uğramadan dönmeyin.

False