GeriArzu BALOĞLU Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller

Bu kez hedefim ‘dünyadaki cennet’ olarak bilinen Seyşeller. Bakir bir güzellik, dalış için mükemmel yerler, ilginç kuş ve tropikal balık türleri… Burası tek kelimeyle harika! İşte size Seyşeller gezi rehberi…

Bir gezgin neden bu tropik bir adaya gider sorusundan başlayalım. Bu sorunun birçok mantıklı sebebi vardır. Kendi adıma sıralıyorum.  İnci gibi beyaz kumlarda dalga ve kuş seslerini duyarak yürümeyi, tropik, yöresel meyvelerden tatmayı, iklimin yansıttığı sıcak yerel halkla sohbeti, sokaklarda var olan satıcıların sunduğu doğal hindistancevizi suyu içmeyi arzu etmiştim. Ve tabii buradaki kargaşadan biraz olsun kaçmayı. Bu gerekçeler bitmedi.  Devam edecek olursam, şanslı bir andaysam okyanusta yüzen su kaplumbağalarına dokunmak, hatta yunuslarla birlikte yüzmek gibi hayallerim de vardı. Bu istekler macera içinde evrim geçirebilir duruma göre ama baştan temel amaçlar bellidir. Bunların olma olasılığı yüksektir ancak şansa bağlı olanlar için fazlasıyla istemek bazen şaşırtıcı biçimde gerçekleşmesini sağlar. O halde bazı istekleri içten dilemek ve tesadüfe bırakmak en doğrusu…

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller


Her zamanki gibi “Beraber uçtuk bu yollarda” dediğim THY’ye ait bir uçakla adaya ayak bastım. Zamanından erken indik ve şükür ki çok rahat bir yolculuk yaptık. Tahmin ediyorum ki uçakta mürettebat hariç tek Türk vatandaşı yolcuydum. Uçaktan nefis bir manzara eşliğinde iniyorsunuz. Yavaş, naif bir kuş gibi yaklaşıyor ve neredeyse tepeden adayı içinize çekerek seyahatiniz başlıyor. Ada yukarıdan etrafı turkuaz renginde okyanus ile çevrili kocaman yeşil bir dağ gibi duruyor…

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller


Havaalanı son derece küçük ve bakımsız. İstanbul havaalanı gibi devasa ve yeni bir yapıdan sonra burası o kadar minyatür geldi ki… Alanda tek uçaktık ve iner inmez bavulumu kapıp dışarı çıktım. Önceden kapıda adıma tutan tabelayla beni bekleyecek bir taksi ayarlamıştım. Ne yazık ki ne adımın bulunduğu bir tabela ne de oradaki havaalanı taksileri dışında bir araç yoktu. Aldatıldığıma mı üzüleyim, yoksa başıma başka neler geleceğine mi? Yeni bir ülkeye girişte ilk intiba çok önemlidir. Hiç sevmediğim sıcak ve nemli havanın yanında bir de bu aldatılma duygusu beni bozdu ama hemen toparladım.

Deniz, kum, güneş ve aniden bastıran yağmur

Seyahat öncesi araştırmamda dijital ortamda fazla bir bilgi olmadığını hayretle gördüm. Metin yerine sıkça resim ve video yer alıyor. Günümüz için uygun. Ama insanın önceden bilmeyi istediğini zorunlu bilgiler var. Örneğin, trafik ve priz sistemi İngiliz kültürü etkisinde. Muson yağmurları ani kendini gösterdiğinden ve gerçekten bardaktan boşalırcasına akarken oraya hazırlık yaparken dikkat etmek gerekir. Bazen basit bir şemsiye yetersiz kalıyor. Ya kocaman, güçlü bir şemsiye lazım ya da iyi bir yağmurluk yanınıza almanız gerekir. Yerli halk bu iklime öyle alışmış ki ani bastıran yağmur, sanki vücudu sıyırıp geçen hafif bir rüzgâr etkisinde. Pek aldırmıyorlar.

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller


Büyüleyici bir manzara

Odaya yerleştikten sonra hiç vakit kaybetmeden çevre araştırmasına geçtim.  İnternette fazla bilgi olmamasına şaşırmamak lazımmış. Fotoğraflar zaten anlatıyor. Videolarda sese hiç gerek olmadığına şahit oluyorsunuz. Gözlerimin gördüğü görüntü rüya gibi. Cennet ötesi bir manzara.  Kelimelerin anlatmaya yetmediği bir doğa karşımda duruyor. Zaten dilim tutuluyor, sadece hipnotize olmuş gibi otomatik fotoğraf çekiyorum. Aynı panoramik manzara ancak farklı görüntü neden? Çünkü her dakika ışık değişiyor, değiştikçe renkler resimlere başka bir tat katıyor. Bu başkalaşımı daha önce yaşamadım. Bildiğim renkler mi değişmiş yoksa gözümün retinası mı? Görme alanı dar geliyor sanki…

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller


Burada mutlaka söylemem gereken otel çalışanları gerçekten turistlerin gözünün içine bakıyor. Bana böyle geldi. Bunun tabii ki duygusal olduğunu düşünmüyorum... Diğerlerini bilemem ama benim kaldığım otelde otel yönetimi ile sözlü bir yana daha ziyade yazılı iletişim oldu.  Oda kapısından girdiğimde kapının altından atılmış mektup görmek eski heyecanlara götürdü. Ne olduğunu tahmin ettim doğal olarak ama bana göre kattığı meraktan ötürü eski usul iletişimden her zaman daha keyif aldım.

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller



Okyanus sesiyle uyku

Otel tam da okyanus kenarında bir konumdaydı. Dolayısıyla her daim okyanusun hırçın dalgalarının ansızın kıyıya vurduğu gürültü başlangıçta garipseniyor. Sonra öyle alışıyorsunuz ki, o ses geceleri ninni gibi geliyor.  Plajdan bahsetmişken yoğun dalgalı bir deniz rahat bir yüzmeye izin vermiyor. Öte yandan, inci tanesi gibi ışıldayan berrak kumlara değen ayaklarınızla koyu baştan başa yürümek var ya. İşte buraya getirten nedenlerden bir tanesi. Hani o çekici balayı resimlerinin çekildiği kareler. Arkada hindistancevizi ağaçlarının çevrelediği, kıyıda kristal kayaların vurduğu sert dalgaların esintisiyle yapılan yürüyüşler… Hakikaten hiç yorulmadan saatlerce gidilebilir. Sadece tepenizde sizi takip eden güneşe dikkat! Hiç belli etmeden sinsice yakabiliyor. 

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller


Bir tam günümü orada çok yapılan tekne turuna ayırdım. Orijinal adı: ‘Reef Safari’. Bir başka değişle, altının bir bölümü denizi seyretmeye imkân veren cam ile kaplı bir katamaran ile yapılan ve içinde şnorkel aktivitesini içeren eğlenceli bir tur. Bu tur un değeri kişi başı yaklaşık 100 Euro. Değer mi? Bize göre çok pahalı ama değebilir. Oraya giderseniz mutlaka katılın derim. Özellikle papağan, zebra, mercan kayalığı balıkları ve en bilinen devasa büyüklükte su kaplumbağaları. Sportmen dalgıçlar eşliğinde yapılan bu turun bence en keyifli tarafı şnorkel sırasında gördüğüm ve aslında ürktüğüm bu canlılar. Şanslı olduğum söylendi. Demek ki su kaplumbağası her zaman karşılaşılan bir şey değil.  Birlikte daldığımız kaptan gösterdiğinde çok heyecanlandım. O peşinden gitti ama kaçırdık. Yakalayabilseydik dokunmak ve güzel bir anı olarak fotoğraflamak isterdim.  Onun yerine tur programında olduğu gibi bol bol zebra balıklara dokunup, ekmekle besleme aktivitesi yapılıyor. Deniz bölümünü anlatmak için kelimeleri yetersiz kıldığımdan fotoğraflara dalmayı öneriyorum. Fotoğaflar zaten öyle konuşuyor ki bizlerin anlatması hakikaten gereksiz...

Belki de dünyanın en küçük başkenti olan Victoria şehri bu Mahe Adası’nda yer alıyor. İlk baktığınızda trafiğin akışı, merkezdeki saat kulesi, kiliseler gibi tipik İngiltere figürleri gözünüze çarpıyor. Ancak burayı ilkönce Fransız Kaşif Seysel keşfetmiş olduğu söyleniyor. Daha sonra İngilizler gelmişler ve hâkimiyet daha ziyade onlarda kalmış gibi bir görüntü var. Turist çeşitliliğine bakılırsa İngiliz’den çok Fransız, Hintli, Rus ve Alman vatandaşları ile karşılaştım.

Deniz, kum ve güneş üçlüsünün en güzel adresi: Seyşeller


Başkentte bence öncelikle şehir pazar yerini görmek lazım.  Tropik yöresel balıkları, meyve ve sebzeleri, baharatlarıyla bundan daha renkli bir Pazar görmedim. Satıcıların rengi de çikolata olunca güzel bir kombin oluşturuyor…. Baharat deyince buraya özgü tatlar vanilya ve tarçın öncelikle. Bunların dışında birçok hediyelik eşya çeşitleri burada satılmakta. Ben ürünleri her zaman bir süpermarketten almayı tercih ederim. Daha uygun koşullar ve fiyatlar olduğunu göreceksiniz.

Tabii ki eşsiz güzelliklerin yanında olumsuz tarafları da bahsetmek gerekir. Nemli ve sıcak iklimden geldiğini tahmin ettiğim sinek meselesi can sıkıcı. Dışarı yapılan tatlar elbette var fakat hijyen olmasına dikkat etmelisiniz ki bundan emin olmak zor. Güvenlik konusunda tereddütlerim vardı. Özellikle Buea Vallon bölgesinin iç taraflarında ve sahilde sık sık güvenlik personeline rastlamam rahatlatıcı oldu. Geç saatlere kadar çalışmaları, ve polis araçlarının seyri turistler için emniyetli. Hatta tekne gezilerinde yukarıda sürekli helikopterler geçerken izlendiğimiz gibi hisse kapıldım ve bunları olumlu olarak algıladım.

Burası balayı, yıldönümü ve düğün turizmi olarak bilinen adalardan. Bazı oteller bu konuda sertifikalı. Merak ettim, araştırdım ve bilgileri aldım. Kısaca şunu söyleyebilirim Avrupa’nın zengin çiftleri için en doğal, harika bir dinlenme yeri. Her zaman dediğim gibi, seyahatin en güzel tarafı ülkeme dönüş. Daha enerjik, daha dinlenmiş ve çok daha bilgili…

Yorumları Göster
Yorumları Gizle