
Tablo gibi manzaralar eşliğinde, rayların götürdüğü yere gidelim
Geçmiş zaman gezginleri gibi, varmanın değil, yolda olmanın tadını çıkarmak isteyenlerin tercihi trenler. Hele kış aylarında... Karlı manzaraları izleyerek tıkırdayan rayların ritminde yol mu geçer gözlerimizin önünden, hayat mı? Pencereden akıp giden evler, değişen coğrafya, ıssızlığın ortasındaki taş istasyon binaları... Hürriyet Seyahat gezginlerimiz, ‘hayalindeki o tren yolculuğuna hazırlananlar için’ öneri ve deneyimlerini yazdı.
‘Alp Dağları, tüneller, köyler ve kayak yapan insanlar...’
Bernina Express’le İtalya-İsviçre
Nurgül Büyükkalay, Hürriyet Seyahat gezgini
Karlı dağların arasında gördüğüm kırmızı tren karesine vurulup düşüyorum peşine. İtalya’dan İsviçre’ye tünellerin içinden, viyadüklerin üzerinden geçen, karla kaplı Alpler’in yamaçlarında fantastik bir yolculuğa çıkıyorum. Bernina Express dünyanın en iyi tren rotalarından biri olarak gösteriliyor ve bu rota 2008’de UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girdi. Yol boyunca 196 köprü, 55 tünel ve çok sayıda köyden geçiliyor. Avrupa’nın düzenli yolcu taşıyan en yüksek rakımlı demiryolu hattı; 2 bin 253 metre yüksekliğe çıkıyor. Camlar panoramik; manzaranın sizi içine aldığı bir yolculuk yaşıyorsunuz.
Bernina Express seyahatini tek yön yapmak yerine hem Tirano-Chur hem de Chur-St. Moritz-Tirano rotasını gerçekleştiriyorum. Bir gece Chur’da konakladıktan sonra ertesi gün dönüş için yine kırmızı trendeyim. Yolculuk yaklaşık 4 saat sürüyor. Alp Dağları, viyadükler, tüneller, köyler ve kayak yapan insan manzaralarının tadını çıkarmak şahane. Biletimi İsviçre Demiryolları’nın resmi sitesi olan Rhaetian Demiryolu’ndan (RHB) aldım. Trende yeme-içme servisi var. Ancak marketten bir şeyler alıp trende dilediğinizce yiyip içmek daha güzel. Hangi yönde oturursanız oturun güzel kareler yakalayacaksınız. İki vagon arasındaki geçiş bölümlerinde açılan pencereden de fotoğraf çekebilirsiniz. Trene binmeden önce haritada özellikle viyadüklerin olduğu en güzel yerleri işaretliyorum ve yaklaşınca cama çıkarak istediğim kareleri yakalıyorum. Özellikle Landwasser Viyadüğü en ikonik manzaralardan.
‘Mühendislik ve zarafetin kusursuz uyumu’
Glacier Express’le İsviçre
Aynur Tattersall, Hürriyet Seyahat gezgini
Karla işlenmiş zirveler, buzul gölleri, derin vadiler... Zermatt’tan St. Moritz’e uzanan 8 saatlik yolculukta pencereden gördüğünüz her kare adeta kartpostal gibi. İsviçre’de Glacier Express’e bindiğinizde zaman başka türlü akmaya başlıyor. Rayların üstünde ilerlerken Alpler’in sessizliğiyle trenin melodili tıkırtısı birbirine karışıyor. Birçok kez seyahat ettim ama bu yolculuk bambaşka bir deneyimdi; doğa, mühendislik ve zarafetin böyle kusursuz bir uyumunu daha önce hiç hissetmemiştim.
Landwasser Viyadüğü’nden geçerken boşlukta süzülür gibi hissediyorsunuz, manzara o kadar büyüleyici ki bir an için nefesinizi tutuyorsunuz. Türkiye’den gitmek isteyenler için en pratik rota, İstanbul’dan Zürih’e direkt uçmak. Oradan trenle Zermatt’a geçip yolculuğa başlayabilirsiniz. Alternatif olarak St. Moritz yönünden de başlayabilirsiniz. Hangi tarafa giderseniz gidin, bu hat sizi İsviçre’nin kalbinde unutulmaz bir seyahate çıkarıyor.
‘Sessiz, huzurlu ve büyüleyici’
İran, Kashan-Yezd
Bahar Gündoğdu, Hürriyet Seyahat gezgini
Gittiğim her ülkede eğer mümkünse tren yolculuğu yapmayı seviyorum. İran’da eski bir kara trenin hâlâ çalıştığını duymuştum ve bunu denemek istedim. Kashan’la Yezd arasını trenle gitmeye karar verdim. Biletleri genelde bir gün önceden alabiliyorsunuz, hatta aynı gün de mümkün ama ben işimi garantiledim. İran’ın takvimi ve alfabesi farklı olduğu için benim gibi siz de bir İranlıdan yardım isteyebilirsiniz.
Treni beklerken kara tren görmeyi umuyordum ama şansıma oldukça modern bir tren geldi. Vagonlar temizdi, yolcular sakin ve güler yüzlüydü. Tren çok kalabalık değildi. İstediğim koltuğa oturdum, hatta birkaç kez yer bile değiştirdim. Çölün içinden ağır ağır ilerlerken pencereden dışarı bakmak muhteşem bir deneyimdi. Kum tepeleri, uzaktaki küçük köyler ve zaman zaman görünen deve sürüleri adeta bir film sahnesi gibiydi. Kendinizi bir belgeselin içindeymiş gibi hissediyorsunuz. Sessiz, huzurlu ve büyüleyici...
‘Sisli dağlar ve pirinç tarlaları göründü’
Tayland, Chiang Mai
Esin Aytaçoğlu, gezgin
Bir yeri gerçekten tanımanın yolu, onunla aynı ritimde yaşamaktan geçiyor. Hua Lamphong Garı akşam saatlerinde kalabalıktı. Ellerinde bavullarla yerel halk, sırt çantalı gezginler, el arabasında yemek satanlar... Tren düdüğü çaldı ve Tayland’ın kalbine yolculuk başladı. Yerel bir tren, ikinci sınıf yataklı. Kompartıman yok, uzun bir vagon boyunca sıra sıra koltuklar var. Tren hareket ettikten kısa süre sonra görevliler geliyor, oturma yerlerini ranzaya çeviriyor. Beyaz çarşaflar serilip battaniyeler dağıtılıyor ve yatakların arasına renkli perdeler çekiliyor. Koca vagon okul yatakhanesi gibi oluyor.
Yemek servisi yapılmadığı için çoğu yolcu yanında atıştırmalık getirmişti. Kimi uzanıyor, kimi kitap okuyor, bir yandan tren hafif hafif sallanıyor... Sabaha karşı ilk ışıklarla sisli dağlar ve pirinç tarlaları göründü. Sessiz, yeşil ve huzurlu bir şehir Chiang Mai... İstasyona vardığımızda tuk tuk’ların sesi ve sokak yemeklerinin kokusu karşıladı bizi.
‘Bembeyaz karlı manzaralar kalbinizde yer edecek’
Balkan Ekspresi’yle Sofya
Gülay Barbaros Altan, Hürriyet Seyahat’in yazı işleri müdürü
Kesinlikle kışın ve kar yağdığı dönemde denenmesi gereken bir rota. İstanbul’daki uluslararası bilet gişeleri yani Sirkeci ve Halkalı’dan detaylı bilgi alabileceğiniz Sofya treni için internet üzerindeki bilgilerle hareket etmeyin. Sık sık değişiklik oluyor. İki tip kompartıman var. Kuşetlide dört, yataklıda iki yatak var. Kişi başı kuşetli 36,40; yataklı 41,40 euro. Aile veya arkadaşlarla bir kompartımanı alın; o dar alanda tanımadığınız kişilerle rahat edemezsiniz. Yemek vagonu yok. Hazırlıklı olun. Yanınızda içme suyu ve bol bol atıştırmalık olsun. Akşam 20.00’de başlayan yolculuk sabah 8.00’de bitiyor.
Tertemiz çarşaflar verilecek ama heyecandan ve pencereden akıp geçen masalsı manzaraları izlerken uyumak pek kolay değil. Kaloriferler sıcacık ısıtırken tıkır tıkır ray sesleri eşliğinde geçtiğiniz bembeyaz karlı manzaralar aklınızda, kalbinizde yer edecek. Bu seyahat için Schengen gerekli. Yeşil ve gri pasaportaysa vize yok. Euro bölgesine girmediği için Sofya’da levaya ihtiyacınız olacak. Kredi kartları sorunsuz çalışıyor. Yemek ve konaklama fiyatları uygun. Birçok kişi günü şehirde geçirip gece aynı trenle dönüyor. Ama kalmanızı öneririm çünkü Sofya tam bir müzeler ve kayak kenti.
‘Şelalenin coşkulu sesini duyabilirsiniz’
Steam Train’le Victoria Şelaleleri
Saffet Emre Tonguç, Hürriyet Seyahat yazarı-rehber
Geçen sene çıktığım Güney Afrika turu meslek hayatımda yaptığım en etkileyici seyahatlerden biri oldu. 5 ülkeyi görme şansı yakaladım ve unutulmaz deneyimler yaşadım. Bunlardan biri kesinlikle Victoria Şelaleleri’ydi. Zambezi Nehri üzerinde; Zambiya ve Zimbabve sınırları arasında olan şelaleler UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde. Kaldığımız The Victoria Falls Hotel, Zimbabve tarafında. Milli parkın içinde, şelalenin coşkulu sesini duyabildiğiniz bir cennet köşesi gibi. İşte tam burada
size çok özel bir önerim olacak...
Bölgenin güzelliklerini izlemek için Zambia tarafındaki Steam Train’le bir akşam yemeği yeme deneyimi yaşamalısınız. Bu kısa tren yolculuğu hayatınız boyu unutamayacağınız bir manzara vaat ediyor. Sürekli iki ülke arasında geçiş yapıldığından pasaportunuz yanınızda olmalı.
128 metre yükseklikteki Victoria Falls Bridge (Victoria Şelalesi Köprüsü) üzerinde, Victoria Şelaleleri’nin manzarasıyla günü batırabilirsiniz.
‘Kuzey’in büyüsünü hissettiren bir deneyim’
Flåm Treni’yle Norveç
Serda Büyükkoyuncu, Hürriyet Seyahat yazarı
Sabahın ilk ışıklarıyla Flåm İstasyonu’nda trene bindim ve maceram başladı. 1940’larda tamamlanmış bu tarihi hat, dünyanın en dik demiryollarından biri; 20 kilometrelik kısa rotada raylar 866 metre yükseliyor. Tren yavaşça hareket ederken pencere önünde bir tablo açılıyor: Karla kaplı dağlar, sisler içindeki köyler, gökyüzünden düşen gümüş şelaleler... Her virajda yeni bir mucize ortaya çıkıyor; karanlık bir tünelden geçip bir anda ışıklarla dolu bir vadide buluyorsunuz kendinizi.
Benim için Kjosfossen Şelalesi’nde durduğumuz an unutulmazdı. Şelalenin uğultusu ve sislerin içinden beliren İskandinav mitoloji kahramanı Huldra figürü ve dağlarda yankılanan şarkısı, Norveç masallarının canlanmış hali gibiydi. Bu yolculuk sadece bir tren seyahati değil, Norveç’in sessiz gücünü ve Kuzey’in büyüsünü hissettiren bir deneyimdi. Rayların üzerinde ilerlerken doğa ve insan arasında kurulan o eşsiz bağın tanığı oldum.
‘Çok önemli bir potansiyeli var’
Doğu Ekspresi’yle Anadolu
Seymen Bozaslan, seyahat yazarı
Haydarpaşa Garı’ndan el sallanarak uğurlanan şanslı kişilerdenim. Saatler süren yolculuk, muazzam manzaralar eşliğinde Kayseri’nin Karaözü Köyü’nde noktalanır; anneannem ve dedem tarafından karşılanırdım. 9 yaşındayken ilk Doğu Ekspresi yolculuğumu böyle yaptım. Bugün Ankara’dan başlayan Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan, Erzurum’dan geçip Kars’a ulaşan Doğu Ekspresi 33 saat sürüyor. Yol boyunca muazzam bir coğrafyanın kalbinden ilerleyor. Yerli-yabancı tüm gezginlerin dikkatini çeken Kars’ın mimarisi, tarihi, doğası ve gastronomisi bu rotayı çekici kılıyor. Tek olumsuz yönü biletler acentalar tarafından hızla bitirildiği için paket tur almanız gerekiyor.
Doğu Ekspresi’nin çok önemli bir potansiyeli var. Fakat dünyadaki rakipleri gibi panoramik pencereli vagonlar ve otantik dokunuşlarla yolculara Anadolu’yu daha yoğun hissettirecek bir deneyim hazırlanmalı. Ülkemizi dış dünyaya tanıtmak için önemli anahtarlardan biri.
‘Size Avrupa’nın zarif yüzünü gösterecek’
Budapeşte-Viyana
Orta Avrupa’nın tam kalbinde, Tuna Nehri’nin iki yakasını trenle birleştiren unutulmaz bir rota: Budapeşte-Viyana hattı. Yaklaşık 3 saat süren bu yolculukta pencereden izlediğiniz her manzara size “İyi ki seyahatimi trenle yapmışım” dedirtecek. Yolculuğunuzda Macaristan’ın bozkırlarını geride bırakırken Avusturya’nın yeşil tepeleri ve kır evleri size Avrupa’nın zarif yüzünü gösterecek.
Konforlu vagonlarda kahvenizi yudumlarken iki başkentin kültür, mimari ve müzikle dolu hikâyeleri birbirine karışıyor. Bu tren yolculuğu sizi A noktasından B noktasına ulaştırmaktan ziyade bir deneyim sunuyor. Bir yerden bir yere ulaşmanın ötesinde size yavaşlamayı ve yolun kendisini sevmeyi hatırlatıyor. Belki de trenin asıl durağı, keşfetmenin kendisi.

Selin Irmak KAÇMAZ
Erdal Fernergiz
Sayım Çınar


