GeriSeyahat Sınırların tekrar açılmasından sonra ‘sağlık pasaportları’ gündemde
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Sınırların tekrar açılmasından sonra ‘sağlık pasaportları’ gündemde

Sınırların tekrar açılmasından sonra ‘sağlık pasaportları’ gündemde

Karantinayı rahatlatmak ve insanların iş ya da tatil için tekrar seyahatine izin verilmeye başlanacakken, birçok ülke ‘Bağışıklık Pasaportu’ hakkında konuşmaya başladı. Yunanistan, Balear Adaları ve Sardinya gibi Avrupa’nın bazı popüler destinasyonlarındaki resmi yetkililer, turistlerin güvenli bir şekilde giriş yapmalarına olanak tanıyan antikor bazlı pasaportlar hakkında açıkça tartışıyorlar.

Bağışıklık Pasaportu’ ya da ‘Sağlık Pasaportu’ nedir?

Daha açık bir şekilde anlatılacak olursa ‘Bağışıklık Pasaportu’ ya da ‘Sağlık Pasaportu’nun amacı, dijital ya da fiziksel evraklarla, bir kişinin enfekte olduğunu ve söylenildiğine göre virüse karşı bağışıklığı olduğunu belgelemesi anlamına gelecek. Bu pasaporta sahip olan kişiler, fiziksel kısıtlamaların dışında bırakılarak okula, işe ve günlük hayatına dönebilecek. Fakat bu pasaporta sahip olmak ciddi derecede zorlukları da yanında getirebilecek. Yani bu tip pasaportlar, kimin sosyal, ekonomik ve kentsel aktivitelere katılıp katılmayacağına dair yapay bir sınırlama ortaya koyabilecek.

 ‘Bağışıklık Pasaportu’ ya da ‘Sağlık Pasaportu’ hakkında Dünya Sağlık Örgütü’nün düşünceleri

Dünya Sağlık Örgütü ise hükümetlerin, karantinayı kolaylaştırma yolu olarak düşündükleri ‘Bağışıklık Pasaportu’ ya da ‘Risksiz Sertifika’ların çıkarılmaması gerektiğini açıkladı. Açıklamada virüsten iyileştikten sonra antikor geliştiren kişilerin, ikinci bir enfeksiyona karşı korunduğuna dair 'kanıt' bulunmadığı söylendi. Yapılan uyarıda, böyle bir hareketin virüsün yayılmasını arttırabileceği ve bağışıklığı olduğu var sayılan insanların önlem almayı bırakabileceği belirtildi.

Yapılan çoğu çalışma, enfeksiyondan iyileşen insanların kanında antikorların bulunduğunu fakat bazı kişilerde bu antikorların çok düşük değerlerde olduğunu göstermiş. Yapılan hiçbir çalışma virüse karşı antikorların varlığının, insanlarda virüsün müteakip enfeksiyonuna karşı bağışıklık sağlayıp sağlamadığını kesin olarak değerlendirememiş. Dünya Sağlık Örgütü, buna dayalı olarak ta bu noktada pandemide, ‘Bağışıklık Pasaportu’ ya da ‘Risksiz Sertifika’nın doğruluğunu garanti etmek için antikor aracılığı ile gelişen bağışıklığın etkisi hakkında yeterli kanıt bulunmadığını da belirtmiş. Açıklamada, pozitif bir test sonucu çıktığında ikinci bir enfeksiyona karşı bağışıklığı olduğu varsayılan insanların, halk sağlığı için alınan önlemleri göz ardı edilebileceği de eklenmiş. Örgüt, ayrıca doğruluğunu saptamak üzere ileri bir onaya ihtiyaç duyulan antikorları tespit etmek için ve pandemiye yol açan önceki enfeksiyon SARS-CoV-2 virüsü ile arasındaki farkları ayırt etmek için laboratuvar testleri gerekli olduğunu belirtmiş.

'Bağışıklık Pasaportu’ ya da ‘Sağlık Pasaportu’ planlayan ülkeler

Şili, Almanya ve İngiltere gibi ülkeler, bu pasaportu kullanacaklarını söyleyen ülkelerden. Ayrıca eğer virüssüz günlere dönerse, Yeni Zelanda’nın da ülkeye girecek kişilerden ya bu belgeyi isteyeceği ya da 14 günlük karantina sürecine uymalarını talep edeceği söyleniyor. İlerleyen zamanlarda, ‘Bağışıklık Pasaportu’, ‘‘Risksiz Sertifika’ ya da ‘Sağlık Pasaportu’nun çıkarılıp çıkarılmayacağı, hangi ülkelerde hangi koşullarda geçerli olacağı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün bu konuya yaklaşımı daha da netleşmiş olacaktır.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle