GeriSeyahat Rembetiko filminden bir kare: Adatepe
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Rembetiko filminden bir kare: Adatepe

Rembetiko filminden bir kare: Adatepe

Yanan odun kokusu eşliğinde Türk kahvesi, asırlık çınar ağacı, köy meydanında taştan kale yapan çocuklar, sokak aralarında ekmek kırıntısı arayan tavuklar... Akşam olunca ise radyoda biraz Rembetiko... Kaz dağları eteklerindeki Adatepe köyü, hep böyle güzel ve böyle dingin.

Kaz dağlarının eteklerine kurulu şirin köy Adatepe, bir zamanlar bir arada yaşayan Rum ve Türklerin ortak yaşamının izlerini taşıyor. İstanbul’un yoğun yaşamından tükenenler buradan evler alıp restore eder, yaşamaya başlar köy halkıyla birlikte 427 kişilik bir kültür bütünü oluşturur. Bu köyün en kıymetli özelliği ise betondan uzak olmasıdır.

İda yamaçlarında kurulan bu köyün romantik güzelliği ve pastoral  güzelliği ayrı. Küçükkuyu’dan itibaren zeytin bahçeleri arasında kıvrıla kıvrıla tepeyi tırmanıp enfes körfez manzarasını görebiliyorsunuz. Zeus Altarı civarında çam ve badem ağaçları, gün batımı manzarası, tepeler... Ancak köyün en kıymetli yönü Rembetiko’nun hüzünlü güzelliğini hissettiğim sahne gibi olması. Bir iki gün de olsa kendimi yavaş akan bir tiyatro sahnesinde, Rembetiko filminin içinde hissettim.

Rembetiko filminden bir kare: Adatepe


Amerika'da Yunan göçmenlerin blues müziği diye ünlenen Rembetiko için Yunan arabeski demek çok yanlış olmayabilir. Rembetiko filmini izlediyseniz oradaki can alıcı sahneyi hatırlayanlarınız vardır. Yorgo Marika’ya "rembetiko söylemen için güzel sesinin olması gerekmez, acıyı hissetmen gerekir" der.  Marika acı dolu geçmişini hatırlar, acıyı iliklerinde hisseder ve iç titrenen sesiyle 'kaigomai kaigomai’i söylemeye başlar.

Rembetiko filminden bir kare: Adatepe


Filmde bol bol acı en ufak bir ajitasyona gitmeden anlatılır. İzmir’de bir tavernanın arka odasında doğan Marika’nın mübadeleyle Atina’ya göçü, orada yaşadığı derin yoksulluk, itilmişlik, işsizlik konuları işlenir…

Bir zamanlar 500 hanenin yaşadığı Adatepe’de fırın, bakkal, berber, kunduracı, zeytinyağı fabrikası hatta meyhane varmış. Meyhane’de 'Rebecca' adlı bir Rum kızının Refika adını alarak güzel sesiyle şarkı söylediğine dair efsane dilden dile dolaşır. Sonra Refika bir Türk gencine aşık olur Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle askere giden Necip Bey orada ölür. Refika sonrasında Midilliye gider. Bu hikayeyle ilgili de farklı farklı varyasyonları dilden dile dolaşır durur. 

Rembetiko filminden bir kare: Adatepe


Gidip görülesi, yavaş seyahat edilesi bir yer Adatepe. Gerçek olmadıklarını bile bile efsanelerini dinlemeli, Zeus Altarında mümkünse sevgiliyle beraber gün batımını izlemeli… Eğer kışın gidiliyorsa Rum evlerinin ünlü tüm evi ısıtan şöminenin önünde kahve içmeli, küçük köy meydanının asırlık çınarlarının altında da kahvaltı etmeli... 

Rembetiko filminden bir kare: Adatepe


Köydeki yavaş yaşamın en çok keyfini çıkaranlar ise çocuklar. Sabah uyanıp sokaktaki kocamış köpeği ekmekle doyuruyor sonra sıra kedilere yemek vermeye geliyor. Ondan sonra da gelsin  taş kullanarak kale yapmalar. Mehmet'i, Ahmet'i çağırmalar... İlkokul 2'nci sınıfta olduğunu söyleyen bir çocuğa “Büyüyünce ne olmak istersin?” sorusunu yönelttim. Akla hayale gelmeyecek tokat gibi bir cevabı oldu. “Büyümek çok sıkıcı. Ben büyümek istemiyorum ki!”

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle