
Odlar Yurdu’nun ebedi baharı: Nevruz
UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne dahil edilen Nevruz, birçok ülkede coşkuyla kutlansa da bu kadim bayramın en görkemli yaşandığı yerlerin başında Azerbaycan geliyor. 21 Mart Nevruz Bayramı’nda bir hafta resmi tatil ilan ediliyor. 31 Mart’a kadar başkent Bakü başta olmak üzere her yerde şovlar, konserler ve sokak şenlikleri yapılıyor. Türk vatandaşlarının kimlik kartlarıyla vizesiz seyahat edebildiği ‘Odlar Yurdu’ (Ateşler Ülkesi) Azerbaycan’ı görmek için Bahar Bayramı ideal dönem. Yola çıkacaklar için Leman ABDULLA, Bakü’den bildiriyor.
Baharın gelişini müjdeleyen Nevruz, Azerbaycan’da sadece bir bayram değil; hafızanın, kimliğin ve yeniden doğuşun simgesidir. Karabağ’dan Nahçıvan’a, Bakü’den Şeki’ye kadar uzanan bu kadim gelenek, her bölgede farklı bir renkle yaşatılır. Azerbaycan için Nevruz sadece bir takvim değişikliği değildir. Sovyet döneminin en sert yıllarında kutlanması yasaklandığında bile Azerbaycan halkı bu geleneği, evlerinin mutfağında gizlice paxlava (baklava) pişirerek ve kapı arkalarında yumurta tokuşturarak yaşatmayı başarmıştır. Bugün Bakü’nün İçerişehir sokaklarından yankılanan zurna sesi, bu iradenin zaferini temsil eder.
Halk takvimine göre her biri doğanın bir temel unsurunu temsil eden dört özel çarşambadan sonra gelir Nevruz. Bu dönem, kâinatın yaradılış aşamalarını simgeler:

Su Çarşambası: Suların yenilendiği ve nehirlerin canlandığı gündür. Sabah erkenden su kenarına gidilir, taze suyla arınılır.
Od Çarşambası: Güneşin ve ateşin gücünü simgeler. Bahçelerde yakılan küçük ateşler (tongal), kışın ağırlığını yakıp kül eder.
Yel Çarşambası: Isınan rüzgârların toprağı uyandırdığı gündür. Rüzgârın, ağaçların kulağına ‘Bahar geliyor’ diye fısıldadığına inanılır.
Torpaq Çarşambası (İlaxır Çarşamba): Nevruz’dan hemen önceki son çarşambadır. Toprak uyanmış, ekime hazır hale gelmiştir. En büyük şenlikler bu akşam yapılır.
Halk arasında Su, Ateş, Yel ve Toprak Çarşambası olarak bilinen bu günler, doğanın uyanışını simgeler. Evler temizlenir, eski kırgınlıklar unutulur. İnanca göre Nevruz’u temiz karşılayan evlere yıl boyunca bereket gelir.

Bolluk ve yeni hayat...
Bayram sofralarının baş tacı, semeni. Bir kaba konularak ıslatılan buğdaylar yeşeriyor ve etrafına kırmızı kurdele bağlanıp demet yapılıyor. Yeşeren bu buğday filizi, bolluk ve yeni hayatı sembolize ediyor. Semeni, Nevruz’dan önceki ilk çarşamba akşamına yakın bir zamanda hazırlanıp Nevruz Bayramı’nda evlerde, işyerlerinde başkalarının görebileceği yerlere konuyor. Nevruz sofraları baklava, şekerbura, çörek, kuru meyveler ve boyalı yumurtalarla süsleniyor. Akşamları yakılan ateşlerin üzerinden atlamaksa ‘dertleri ateşe bırakmak’ anlamına geliyor.

Başkent Bakü’de Nevruz hem evlerde hem de sokaklarda kutlanıyor. Şehir merkezlerinde konserler, sahne gösterileri ve büyük şenlikler düzenleniyor. Çocukların kapılara şapka bırakıp kaçtığı eski gelenek hâlâ yaşatılıyor. Kapıya bırakılan şapka, ev sahipleri tarafından şeker ve hediyelerle dolduruluyor. Gençlerse kulak falına çıkarak niyet tutuyor ve kapı dinliyor. Duyulan ilk kelime güzelse, niyetlerin kabul olacağına inanılıyor.
Nahçıvan’daysa Nevruz gelenekleri daha eski Türk inançlarına dayanıyor. Çarşamba sabahları insanlar erken saatlerde akan suya gidiyor, yüzlerini yıkayıp dilek tutuyor.

Bayram sofralarında özel pilavlar, balık yemekleri ve ev tatlıları öne çıkıyor. Çocuklar yumurta tokuşturuyor, gençler birbirlerine bayram hediyesi götürüyor. Küçük ama anlamlı ritüeller, Nevruz’u Nahçıvan’da daha mistik kılıyor.
Azerbaycan’ın kuzeyindeki Şeki’de Nevruz denince akla ilk gelen şey Şeki helvası. Kat kat hazırlanan bu özel tatlı, bayram sofralarının vazgeçilmezi. Bayram boyunca akraba ziyaretleri yapılıyor, büyük sofralar kuruluyor. Sokaklarda müzik, meydanlarda halk dansları eksik olmuyor. Şeki’de Nevruz, tam anlamıyla bir paylaşma bayramı.

Dağ ve kar otelleri var
Nevruz’un en anlamlı adreslerinden biri Karabağ. Yıllar sonra bu topraklarda yeniden ateşlerin yakılması, bayrama bambaşka bir duygu katıyor. Eskiden olduğu gibi bugün de meydanlarda halk oyunları, at yarışları ve geleneksel şenlikler düzenleniyor. Uzun yıllar boyunca Azerbaycan halkı, Nevruz ateşini yakarken hep “Gelecek yıl Karabağ’da yakalım” duasını ederdi; bugün o dua Şuşa’nın semalarında yükselen dev alevlerle gerçeğe dönüşüyor.
Bayram boyunca sadece Bakü’de değil, ülkenin birçok yerinde turizm faaliyetleri artıyor. Yolculuğunuzu bir haftalık planlarsanız Azerbaycan’ın tarihi kentlerini ve doğal güzelliklerini görmek için de en az iki gün ayırın.

Şuşa Turu: Fuzuli Havalimanı’ndan düzenlenen birkaç günlük turları Bakü’den satın alabilirsiniz. Şuşa’daki tarihi otellerde (Xarıbülbül ve Karabağ Otel) konaklayabilir, muğam (geleneksel müzik) gecelerine katılabilirsiniz.
Şahdağ ve Kuba (Quba): Bakü’ye yaklaşık 3 saat uzaklıktaki kayak merkezindeki dağ otellerinde son kayak keyfini yaşarken Nevruz panayırlarına dahil olabilirsiniz. Birçok otelde ‘3 gece kal, 2 gece öde’ gibi bayram paketleri mevcuttur. Bölgedeki ikonik Keçreş Ormanı, sakin Çamlıbel Gölü ve renkli Şeker Dağı görülmesi gereken yerlerden bazıları.
Kebele (Qəbələ): Başkente 3,5 saat uzaklıkta. Araç kiralayarak baharın ilk günlerini Tufandağ Tesisleri’nde lüks içinde ve doğayla iç içe geçirebilirsiniz.

Bayram sofraları da lezzet karnavalı gibi...
Azerbaycan’da Nevruz sofrası, sadece meşhur tatlılarla sınırlı kalmayıp her biri asırlık tariflere dayanan ve doğanın uyanışını simgeleyen milli yemeklerle donatılan gerçek bir şölen alanıdır. Bu sofrada her tabağın bir hikâyesi, her lezzetin bahara dair bir mesajı vardır.
Ziyafet, Azerbaycan mutfağının incisi kabul edilen ‘yarpak dolması’yla başlar; özellikle baharın müjdecisi olan taze ve körpe asma yapraklarına sarılan kuzu eti, misafirperverliğin en zarif simgesi olarak tabaklardaki yerini alır. Bu geleneksel başlangıca, ülkenin güneyinden, Lenkeran’dan levengi eşlik eder. Balık veya tavuğun içinin ceviz, soğan ve özel nar ekşisiyle doldurulduğu bu lezzet, sofraya bereketin ve denizin bolluğunu taşır.

Baharın tazeliği sadece yapraklarda değil, yedi çeşit taze yeşillikle (pırasa, kişniş, dereotu ve ıspanak gibi) pişirilen bir kuzu eti şaheseri olan ‘sebzi kovurma’da da hayat bulur. Toprağın uyanışını temsil eden bu tabağa görkemli kebaplar eşlik eder. Nevruz ateşinden ilham alan tike kebabı ve lüle kebabı, közlenmiş sebzelerle birlikte sofranın ihtişamını zirveye taşır.
Tüm bu zengin ve iştah açıcı lezzetlerin ortasında, mideyi rahatlatan ve baharın ferahlığını yansıtan dovga bir kurtarıcı gibidir; yoğurt, nohut ve bol taze naneyle hazırlanan bu serin lezzet, sofradaki ahengi tamamlar. Ancak ziyafetin gerçek bir karnavala dönüşmesi şah pilavının sahneye çıkmasıyla gerçekleşir. Çıtır bir lavaş zırhının içine hapsedilmiş safranlı pirinç, kayısı, kestane ve kuzu etinin bu muazzam buluşması, Azerbaycan mutfağının sanata dönüştüğü en yüksek noktadır.

Yıldız şekli gökyüzünün ışıltısını simgeler
Yeddi-Levin: Sofrada mutlaka yedi çeşit yemişe (Yeddi-Levin) ve hayatın başlangıcını temsil eden rengârenk boyanmış yumurtalara yer verilir.
Şəkərbura, paxlava ve şorqoğal: Azerbaycan Nevruz sofrası, her lezzetin kâinatın bir parçasını temsil ettiği kutsal bir geometriye sahiptir. Bu sofrada ‘üçlü sembolizm’ esastır. Şorqoğal sarı rengi, dairesel formu ve onlarca katmandan oluşan yapısıyla doğan Güneş’i temsil eder. Baharatlı (rezene, anason) ve tuzlu tadıyla baharın enerjisini damağa taşır. Şəkərbura hilal şeklindedir ve gökyüzündeki Ay’ı temsil eder. Üzerindeki ince nakışlar, bereketli buğday başaklarını andırır. Paxlava yıldız şeklindeki kesimiyle gökyüzünün ışıltısını simgeler. İçindeki safranlı şerbet bereketi, kat kat hamuru evrenin tabakalarını temsil eden bir lezzet anıtıdır.


Hande FIRAT
Sefer LEVENT
Ahmet HAKAN


