
Noel Baba’nın atölyesi: Almanya’nın oyuncak köyü Seiffen
Guardian’dan Rebecca Smith, Almanya’nın Ore Dağları’nda yer alan Seiffen köyünü ziyaret ederek bölgenin “Oyuncak Köyü” olarak bilinen büyülü atmosferinde yolculuğa çıktı. Smith’in izlenimlerine göre, Seiffen yalnızca ahşap oyuncakların merkezi değil; aynı zamanda adeta yaşayan bir Noel sahnesi.
Çekya sınırına yakın konumdaki Seiffen, Almanca konuşulan dünyada uzun süredir “Noel’in evi” olarak anılıyor. Buna karşın Guardian yazarı Rebecca Smith’in belirttiğine göre gezginler bu masalsı köyü hâlâ büyük ölçüde keşfetmiş değil. Ore Dağları’nın ladin ve çam ormanlarıyla çevrelenen Seiffen’e ulaşım kolay olmasa da Smith, yol boyunca onu karşılayan kar manzaralarının seyahati fazlasıyla unutulmaz kıldığını söylüyor.
YÜZYILLIK AHŞAP OYUNCAK MİRASI
Rebecca Smith, köyün geçmişine ışık tutarken, Seiffen’in oyuncak geleneğinin madenciliğin gerilemesiyle başladığını aktarıyor. Madencilik sona erdiğinde bölge halkı, çevredeki ormanlardan elde edilen keresteyle ahşap oyuncak üretimine yönelmiş. Smith’e göre, bugün vitrinleri süsleyen minik ahşap hayvanlar, fındıkkıranlar ve yüksek piramit figürleri, köyün asırlardır yaşattığı kültürün en etkileyici örnekleri.
Seiffen’in dar sokaklarında sıralanan dükkânlar; meleklere, tütsü yakan figürlere ve rengârenk fındıkkıranlara adanmış farklı koleksiyonlar sunuyor. Smith, köyün kişisel karakteri olan bu küçük oyuncakçılarda her vitrinin ayrı bir hikâye anlattığını belirtiyor.
MÜZE VE ATÖLYELER: OYUNCAĞIN DOĞDUĞU YER
Guardian yazarı, köydeki ilk durağının 1936’dan beri açık olan Erzgebirgisches Spielzeugmuseum olduğunu aktarıyor. Smith, dil bariyerine rağmen içerideki 5.000’e yakın serginin büyüleyici olduğunu ve özellikle İngilizce kısa videonun ziyaretçiler için yararlı olduğunu vurguluyor.
Ardından Smith, oyunun gerçekten hayat bulduğu yer olan Seiffener Volkskunst atölyesine geçiyor. Burada ahşap tornacılar, boyacılar ve geleneksel çember tornalama tekniğini uygulayan birkaç usta hâlâ aktif olarak çalışıyor. Smith, süsleme atölyesinde kendi figürünü boyarken köyün zanaatkârlık mirasının neden bu kadar özel olduğunu daha iyi anladığını söylüyor.
TARİHİ DOKUYU YANSITAN SİMGESEL OBJELER
Rebecca Smith’in özellikle dikkatini çeken unsurlardan biri de bölgeye özgü schwibbogen adı verilen ışıklı kemerler. Bu el işçiliği eserlerde, köyün kilisesi ve madenciler gibi yerel figürler yer alıyor. Smith, Seiffen halkının geleneklerine verdiği önemi anlatırken, her yıl düzenlenen tarihi madenci geçit töreninin de köy kültürünün önemli bir parçası olduğunu ekliyor.
KIŞIN BÜYÜSÜNÜ HİSSETTİREN BİR KÖY
Smith’in anlatımına göre, gün batımının erken olduğu kış aylarında Seiffen sokakları mum ışığı, sıcak içecekler ve karla kaplı patikalarla tamamen bir masal atmosferine bürünüyor. Ziyareti sırasında tadına baktığı yerel lezzetler ve yürüdüğü eski madenci patikaları, ona köyün geçmişiyle bugün arasındaki bağı hissettirmiş.
Guardian yazarı Rebecca Smith, Seiffen’den ayrılırken köyün ışıklarına son kez bakmak için her birkaç adımda durduğunu belirtiyor. Ona göre Seiffen, sadece ahşap oyuncaklarıyla değil, sakinliği, gelenekleri ve sıcak dokusuyla da kış aylarının en etkileyici rotalarından biri.
The Guardian’ın “‘This is the real Santa’s workshop’: a trip to Germany’s toy village” başlıklı haberinden derlenmiştir.

Ahmet HAKAN
Deniz SİPAHİ
Abdulkadir SELVİ


