GeriDünya Daha Büyük New York: Farklı ve Dinamik
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
New York: Farklı ve Dinamik

New York: Farklı ve Dinamik

New York Times'ın film eleştirmeni A.O. Scott’ın sözlerini ödünç almam gerekirse bu şehri eşsiz kılan şey “farklı kültürlerden gelen ve farklı değerlere sahip insanları benimseyip yontulmamış ve sofistike bir ahenge dönüştürme kabiliyetidir.” Yakın zamanda Scott ve bir meslektaşına tüm New York sakinlerini bir araya getiren tek bir film bulma görevi verildi; en kibar ifadesiyle bu bir delilik. New York’u, ABD’deki birçok kente direkt uçuşlar gerçekleştiren ve 25 Mayıs’ta bu rotalara Newark’ı da ekleyecek olan Türk Hava Yolları ile keşfedin…

Amerika Birleşik Devletleri'nin fiili başkentine gelen her etnik grup kendi yaşam tarzını ve âdetlerini sürdürdü. Memleketlerinin bir parçasını ve kimliklerinin en karakteristik unsuru olan mutfaklarını beraberinde getirdi. Üzücü olan gerçeklikse bir topluluğun belirli bir mahalledeki ömrü tükendiğinde yerinin neredeyse ânında yeni bir topluluk tarafından doldurulması.

Olmazsa olmaz New York

New York gibi bir dünya kentinin misafirlerine sunacakları kolay kolay bitmez. Gezilecek yerleri, yapılması gerekenleri ya da denenecek tatları öyle çoktur ki, plansız gezginler hep bir şeyleri kaçırır. İşte New York’ta mutlaka yapmanız gerekenler;

Times Square

Meydanın öyküsü, 1904’ün yılbaşı akşamı New York Times çalışanlarının meydandaki yeni binalarına taşınmalarını havai fişek gösterileri ile kutlamalarına dayanıyor.

Özgürlük Anıtı

Amerika’nın en önemli sembollerinden Özgürlük Anıtı (Statue of Liberty), New York’ta yer alan önemli tarihî değerlerden. Liberty Adası’nda bulunan 93 metre yüksekliğindeki anıt, Fransa’nın kuruluşunun 100. yılı nedeniyle ABD’ye hediye edilmiş.

Central Park

Manhattan’ın yukarısında yer alan ve yaklaşık uzunluğu 4 km, genişliği ise 1 km olan Central Park, New York’un en önemli oksijen kaynaklarından.

New York: Farklı ve Dinamik


Gökdelenler

Gökdelenleriyle ünlü New York’ta en az bir gökdelen gezisi yapma Empire State Building ve Rockefeller Center, turistler tarafından en çok rağbet gören binalardan ikisi. Brooklyn Köprüsü’nden Central Park’a kadar şehrin tüm önemli yerlerini bir de kuşbakışı görün.

Hotdog ve Donut

New York’un en yaygın fast-food’larından olan hotdog’u ayaküstü atıştırmalık ya da bir öğün olarak mutlaka değerlendirin. Şehrin bir başka ünlü tadı olan binbir çeşit donut’ları da tatmayı ihmal etmeyin.

Broadway Müzikali

Manhattan Bölgesi’nde yer alan Broadway Caddesi, müzikal tiyatro gösterilerini bulabileceğiniz sanat dolu bir yer. Siz de ünü dünyaya yayılmış, benzersiz bir Broadway müzikalini izlemeden şehirden ayrılmayın.

Time Warner Center

New York’un en büyük ve en lüks alışveriş merkezlerinden biri olan Time Warner Center’da, birbirinden ünlü markaların mağazaları bulunuyor. En alt katında ise oldukça büyük bir yemek reyonu var.

Fifth Avenue

New York’un en önemli alışveriş caddesi tabii ki Fifth Avenue. Manhattan’dan başlayan bu caddede birbirinden ünlü markaların mağazaları sıralı bir biçimde bulunabilir.

New York: Farklı ve Dinamik

The Outlet Collection Jersey Gardens

Dünyaca ünlü markalara fazla para ödemek istemeyenlerdenseniz, sizin için en ideal yer The Outlet Collection Jersey Gardens. En lüks markaların dahi ucuzluk mağazalarının bulunduğu bu merkezde, kaliteli ürünleri uygun fiyatlara satın alabilirsiniz.

Antiques Garage

Manhattan’da kurulan sokak pazarındaki eşya çeşitliliği şaşılacak düzeyde. Kıyafetten aksesuara, ev eşyasından antikalara çok çeşitli objelerin uygun fiyata satıldığı bu pazar haftalık olarak kuruluyor.

New York’ta yemek kültürünü tekrar keşfedin

Uzun zaman önce yok olan lezzetlerin mirasını keşfetmenin ve yeni gelenlerin dinamizmini deneyimlemenin en iyi yoluysa şehrin beş ana bölgesindeki mahallelerde gurme yiyecek arayışında nostaljik bir yürüyüşe çıkmak. Haydi, New York’un etnik gastronomi sahnesini ana hatlarıyla keşfedelim.

Manhattan

Bir efsaneye göre Hollandalılar ayakkaresi (yaklaşık (0,09 metrekare) 1,773 dolar eden bu değerli adayı Canarsee adlı bir Kızılderili kabilesinden demir su ısıtıcıları, baltalar, bıçaklar ve kumaş karşılığı satın almış. Wall Street, Empire State binası, Central Park, Times Meydanı, Lincoln Merkezi ve (içlerinde en "uluslararası" yapı olan) Birleşmiş Milletler binası gibi anıtsal binalara ev sahipliği yapan Manhattan eskiden Ellis Adası’ndan geçip kıyılarına varan binlerce göçmenin ilk kapısıydı.

Bir zamanlar adanın mutfak kültürü Aşağı Manhattan’ın yoksul bölgelerine yerleşen İrlandalı ve Yahudi nüfusun fazlaca etkisinde olsa da artık Çinliler ve Korelilerin egemenliğinde. Tam anlamıyla nostaljik bir New York lezzeti için 1934’ten kalma etkileyici bir şarküteri olan ve “karşıt kültür”ü icat eden Zabar’s (Yukarı Batı, 80. Cadde) mükemmel bir tercih. Tipik bir New York kahvaltısını oluşturan knishes (patates, et ve peynirle hazırlanan atıştırmalıklar), somonlu bagel (bir tür simit) ve salamura somonları enfes. Bir tarafı beyaz, bir tarafı siyah kremalı geleneksel New York kurabiyesi Black and White'ı buradaki tüm fırınlarda bulabilirsiniz. Seinfeld adlı televizyon dizisiyle ünlü olan bu eşsiz kurabiyenin siyahiler ve beyazlar arasındaki uyumu simgelemek için üretildiği söylenir. Safari (Somali), Awash (Etiyopya) ve Pikine (Senegal) mahalledeki diğer etnik lokantalardan. Jerusalem yalnızca bir vitrin olsa da humusu ve falafeli çok iyi yapıyor. Yurttaşlık hakları hareketinin ilk toplantısına ev sahipliği yapan Sylvia’s oldukça ünlü bir güneyli restoranı. “Yeni” Harlem’i deneyimlemek içinse yeni nesil şef Joseph “JJ” Johnson’ın işlettiği havalı bir restoran ve caz kulübü olan Minton’s’a uğrayabilirsiniz.


New York: Farklı ve Dinamik

Brooklyn

Şehrin milenyumda doğmuş birçok ziyaretçisi için New York, Brooklyn demek; biraz daha detaylandırmak gerekirse sencha çayı içip iyi kırpılmış sakallarını silen hipster’larıyla Williamsburg mahallesi demek. Manhattan "kurumsal bir avukat"sa Brooklyn kreatif işler yapan dijital bir şirkette çalışan, ağaçları kucaklayan kuzeninizdir. 90’lardan bu yana korkutucu bir hızla burjuvalaşan mahallede tasarım dükkânları, vejetaryen büfeler ve kafeler eski mekânların yerini aldı. İsmini Utrecht yakınlarındaki bir Hollanda kasabası olan Breuckelen’den alan Brooklyn’in Avrupa’da sağlam kökleri var. Daha az gösterişli ve burjuva bir deneyim için Greenpoint’i ziyaret edebilirsiniz. Polonyalı-Amerikalı göçmenlerin Lomzynianka’daki ayak seslerini neredeyse duyabilirsiniz; borsch, kielbasa ve pierogies yemekleriyle ünlü bu restoran öylesine eski ki yalnızca nakit kabul ediyorlar. Brooklyn’le bağdaştırılan ve Doğu Avrupa esintili bir başka etnik nüfus da geleneksel siyah şapkalar ve cüppeler giyen Ortodoks ve Hasidik Yahudileri. Borough Park’taki Weiss Homemade Kosher Bakery’de babka gibi Hasidik Yahudi mutfağından hamur işlerini deneyebilirsiniz. Atlantic Bulvarı’ndaki Damascus Bakery ve Yemen Café ve Güney Afrika mutfağından örnekler sunan Madiba da memleketlerini özleyenler için iyi birer alternatif. Son olarak İstanbullu yenilikçi şef Dilara Erbay’ın birkaç yıl önce açtığı ve modern Türk mutfağından seçkiler sunan Abra Cadabra, Williamsburg yerlileri tarafından o günden bu yana güzel bir sürpriz olarak kabul görüyor.

Bronx

New York’un en yoksul bölgesi olan ve break dance ve hip-hop’un doğum yeri olan Bronx, Ford Apache gibi ırkçı alt metinli 80’ler filmlerine rağmen, etnik mirasıyla büyük gurur duyuyor. Bölgenin Paris esintili ana bulvarı Grand Concourse eskisi kadar ünlü değil. Concourse’un bir ucundaki Güney Bronx çeşitli restoranların yanı sıra Bronx Belgesel Merkezi gibi sanat mekânlarına da ev sahipliği yapıyor. Yine de hiçbiri Ganalı göçmen Samuel Amoah’nın 15 yıldır işlettiği Sam’s Soul Food gibi eskilerin yerini tutamaz. Bir zamanlar İrlandalıların ve daha sonra İtalyanların mesken tuttuğu bir başka tarihî bölge olan Albert Bulvarı’ysa eski New Yorklular tarafından “gerçek” Küçük İtalya olarak biliniyor. Günümüzde İtalyan nüfusu bölgede birçok pizza-börek lokantası açan Arnavutların gerisinde kaldı. Bölge en fazla İspanyol nüfusuna da sahip; bunların  çoğunu 60’larda gelen Meksikalılar oluşturuyor. Melrose Bulvarı’ndaki Xochimilco, otantik Puebla yemekleri sunan bir aile restoranı. Dönüşen diğer bölgelerde olduğu gibi geçtiğimiz 10 ila 20 yıl içerisinde burada da Meksikalıların yerini önce Porto Rikolular, sonra Dominik Cumhuriyetliler aldı.

Queens

Queens etnik anlamda dünyanın en "çeşitli" yeri olabilir. En son nüfus sayımına göre bu küçük kara parçasında 150 farklı dil konuşuluyordu. Nispeten hesaplı yaşam şartları nedeniyle göçmenler tarafından tercih edilen bu bölge Astoria’da Yunanlara ve Brezilyalılara, Corona’da Kübalılara ve İtalyanlara ve daha birçok halka ev sahipliği yapıyor. Küba tatları için Rincon Criollo’yu, GDO’suz tortilla içinse geleneksel âdetlere uyarak dürümleri dükkânın vitrininde hazırlayan Tortillera Nixtamal’ı tavsiye ederim. Queens’te en çok fark edilen etnik grup Jackson Heights’teki Hint nüfus; alışveriş için favori yerleri de 74. Cadde’deki dükkânlar. Patel Grocery adlı market bunlardan yalnızca biri. Manhattan’daki Murray Hill’in yanı sıra (ki aynı zamanda Köri Tepesi olarak da biliniyor çünkü aynı cadde üzerinde tamı tamına 20 tane Hint restoranı var) 74. Cadde de New York’taki en iyi Hint alışveriş bölgelerinden. 1982’de Sikhler tarafından kurulan etkileyici Jackson Diner haftanın her günü tavuk ve keçili köri, biryani, chutney ve raita gibi lezzetlerle dolu açık büfe ziyafeti sunuyor. Aradığınızı hiçbirinde bulamazsanız en yakın bodega’ya (küçük dükkân) ya da seyyar satıcıya uğrayın.

Kitapseverlerin Cenneti: Manhattan

Ne amaçla gelirlerse gelsinler dünyanın her yerinden ziyaretçilerine, beklenenden de fazlasını sunan New York’un kitapseverler için vadettiği hazineler pek bilinmez. Oysa dünyanın en ünlü şehri, bilindik mekânlarının yanı sıra görkemli kütüphaneleri, tematik kitapçıları, sahafları, kitap kafeleri ve parklarıyla kitap dostlarına alternatif ve zengin bir rota sunuyor.

Manhattan, sihirli bir küre gibidir. Muhatabına, neyi görmek istiyorsa tam da onu gösterir: Alışveriş tutkunuysanız dev bir alışveriş merkezi, sanatseverseniz geze geze sonunu getiremeyeceğiniz bir müze şehri, gurmeyseniz bütün yemeklerini tatmayı asla bitiremeyeceğiniz bir lezzet merkezi ve kitapseverseniz uçsuz bucaksız bir kütüphane olur bu ada. Kitapla ilgili zenginliği turist rehberlerinde pek öne çıkarılmasa da dünyanın en kitapsever şehirleri arasında ilk üçte yer alabilir. “Bir bahçeniz ve bir kütüphaneniz varsa her şeyiniz var demektir.” diyen Cicero, Manhattan’ı görebilseydi “Tam da bunu kastettim.” derdi muhtemelen.

Kitapların izinde gezeceğimize göre yola bir roman sahnesini rotamıza uyarlayarak çıkalım. Grand Central’da trenden indiğinizi, New York’un sembollerinden 150 yaşındaki bu göz alıcı istasyonun gökyüzünü andıran dev kubbesinden ve duvarlarından gözlerinizi alamadan, dünyanın her yerinden yüz binlerce insanla beraber yürümeye başladığınızı hayal edin. İstasyondan çıkınca 41’inci Cadde’de batı istikametinde ilerleyin. Önünüze dikkatle bakarak yürüyün lütfen; meşhur Library Way’i adımlıyorsunuz şu anda zira. Ünlü düşünürlerin ve yazarların ilham verici sözlerini okuyacaksınız kaldırımda… Son vecizenin plakasına geldiğinizde başınızı kaldırın. İşte karşınızda muhteşem mimarisiyle New York Halk Kütüphanesi (NYPL). İki yanında birer aslanın beklediği,, sarayı andıran bu bina gerçekten büyüleyici. Her köşesinde başka bir hikâye olan, yaşayan bir sarayın kapısındayız. Yapının girişinde duran ve kütüphanenin koruyucuları kabul edilen iki aslana; Sabır ve Metanet’e selam vererek içeri girelim. İlk durağımız Rose Main Reading Room. Şatafatlı tavanından, kendinizi müzedeymişsiniz gibi hissetmenizi sağlayacak dekorasyonundan, duvarları 90 metre uzunluğundaki salonu saran kitaplardan bir süre gözünüzü alamamanız doğal. Yazarlara, araştırmacılara ve öğrencilere 100 yılı aşkın süredir yuva olan bu odada 430 dilde, 10 milyonu kitap olmak üzere 43 milyon araştırma materyaline ulaşma imkânınız var.

15 yaşından küçük biriyle geziyorsanız, sizi kütüphanenin alt katına alalım. NYPL’in alt katı dünyanın en kapsamlı çocuk kütüphanelerinden biri zira. Dünyanın ilk çocuk kütüphanecisi Anne Carroll Moore tarafından yine dünyanın ilk çocuk kütüphanesi olarak kurulmuş bu odada her türden 100 bini aşkın çocuk kitabı var. Ayrıca günün belli saatlerinde, 0 yaşından 12 yaşına kadar farklı gruplara yönelik okuma atölyeleri de düzenleniyor. Herkese açık ve ücretsiz elbette. Şimdi NYPL’in arka bahçesi niteliğindeki Bryant Park’ta bir kitap-kahve keyfi var sırada. Kütüphaneye üye değilseniz kitap ödünç alamıyorsunuz ama giriş katındaki kütüphanenin kitapçısından istediğiniz kitabı alabilirsiniz. Belki NYPL tasarımlı birkaç kitapsever aksesuarı, çantası ve t-shirt'ü de eklenebilir alışverişe.

Otel Kütüphaneden Müze Kütüphaneye

NYPL’i geride bırakıp Madison Avenue’ye yürüyelim. Yol üzerinde solunuzda bir kitapsever için rüya otel diyebileceğimiz Library Hotel’i göreceksiniz. Library Hotel, adı gibi diğer her şeyiyle de bir kütüphane gibi düzenlenmiş. Bütün odalar dünyanın en yaygın kütüphane düzenleme sistemi olan Dewey Decimal sistemiyle tasarlanmış. 60 odalı otelin her odasının bir Dewey adı var. 1100.006 numaralı odanın adı Aşk örneğin; içindeki kütüphane bir kütüphanenin aşk kitapları bölümü gibi tasarlanmış. Kapı kolundan yastıklara dek her ayrıntının insanda bir kütüphanede kalıyormuş hissi uyandırmak için dekore edildiği bu otelde konaklamasanız da terasındaki Bookend’de bir kahve içmeyi ihmal etmeyin.

Library Hotel’i de geride bırakıp Madison’da güney istikametinde birkaç blok katedince sağınızda The Morgan Library’yi göreceksiniz. Burası bir kütüphane müze. Dünyanın en meşhur bankerlerinden J. P. Morgan’ın 120 yıl önce kendi özel kütüphanesi olarak yaptırdığı bina, oğlu tarafından New York’a hediye edilmiş. İçeriye girdiğiniz an 100 yıl öncesine yolculuğunuz başlıyor. Sistina Şapeli’ni andıran binanın tavanlarına kadar yükselen raflarda el yazması eserler, nadir kitaplar, servet değerinde koleksiyonlar… İnsanı soluksuz bırakan bir  görkem. Kütüphanelerin sadece zengin insanlara ait olabildiği zamanları bilip hamburger parasına kitap alabildiğimiz modern zamanlara şükretmek için güzel bir ziyaret noktası The Morgan.

Downtown’ın Efsane Kitapçıları

Madison Ave boyunca güneye yürüyelim. Madison Square Park’ı geçtikten sonra çocuk edebiyatı tutkunlarının atlamaması gereken bir kitapçı var: Books of Wonder. 40 yıldır sadece çocuk kitabı satan bu kitabevinde saatler geçirmeye hazır olun. Güney istikametinde devam edelim. Union Square Park’ın içinden geçtikten sonra Broadway yoluna girelim. Birçok kitap kurduna göre gezegenin en iyi kitapçılarından biri olan, New York’un 100 yıllık efsanevi kitabevi Strand burada! Milyonlarca kitaba ev sahipliği yapan beş katlı Strand’de şu an bulunan kitapların tamamı yan yana konursa yaklaşık 27 kilometrelik bir yol çıkar. Burası hem ikinci el kitapları hem el yazmalarını veya nadir kitapları hem de yeni kitapları bulabileceğiniz, tüm raflarını incelemesi günler alabilecek bir hazine. 1 dolarlık kitaplarla 10 bin dolarlık kitapları aynı çatı altında bulmak ender rastlanır bir durum.

Strand’den çıkmayı başarabilenleri birkaç blok ötedeki Jefferson Market Library’ye alalım. Dışarıdan masallardan fırlamış bir saray gibi görünen bu bina, New York Halk Kütüphanesi’nin şubelerinden biri. Bir zamanlar adliye sarayı olan ve birçok aksiyon sahnesine şahitlik eden yapı, Manhattan’ın Greenwich Village mahallesinin en huzurlu mekânlarından biri olarak yaklaşık 50 yıldır hizmet veriyor. Yüksek tavanı altında, bahçeye bakan dev pencerelerinin yanında kitap okumanın zevkini tarif etmek zor. Çocuk edebiyatı meraklıları için de tatmin edici bir çocuk kitapları bölümü var.

Hazır yakınlardayken West Village’daki iki bağımsız kitapçıya uğramamak olmaz: Sadece seyahat kitapları bulunduran Idlewild ve özellikle çalışanlarının çok iyi okurlar olmasıyla övünen, insanda kitapçıda değil yardımsever kütüphanecilerle dolu bir kütüphanedeymişçesine bir his uyandıran Three Lives & Co. Heybenizdeki kitapları koca ağaçlar arasında ve belki fonda çalan canlı caz müziği eşliğinde okumak için Washington Square Park birkaç blok ötede. Parktan çıktıktan sonra içine girdiğinizde kendinizi bir dizi karakteri gibi hissedeceğiniz bir kitap kafe var sırada: Housing Works Kitap Kafe. Tavana kadar yükselen kitap rafları arasındaki kıvrımlı merdivenler, ikinci el kitaplara sinmiş kahve kokusu, üstelik 50 sente çok sevdiğiniz bir yazarın 40 yıl önce basılmış bir kitabının nüshası… Bir kitapsever için bundan daha iyi bir sahne düşünülemez herhalde. Polisiye sevenler içinse yakınlarda başka bir kitabevi önerelim: Mysterious Bookshop. Sadece polisiye kitaplar satan bu mekânda, kitabevinin polisiyeye dair özel basım kitapları da bulunuyor.

“Edebiyat Yolu”na Doğru

Central Park’a geçmenin zamanı geldi. Ama önce Upper West Side’ın iki şahane kitapçısına uğrayıp park için erzakımızı hazırlayalım. New York’un önemli bağımsız kitapçılarından Book Culture’ın Columbus şubesiyle başlayalım. Üst katı yetişkinlere, alt katı çocuklara ayrılmış kitapçının özellikle çocuk kitapları bölümü çocuğunuzla doyasıya vakit geçirebileceğiniz pek tatlı bir alan. “Çocuk kitapları bana göre değil; eski kitap koklamak, sayfaları çevirdikçe zamanda yolculuk etmek istiyorum.” diyenleri Westsider Books’a alalım. Bu küçük ama her milimetrekaresi ikinci el kitaplarla dolu sahaftan ayrılabilmek için büyük çaba sarf etmeniz gerekecek. Şimdi kitaplarınızı okumak için iki seçeneğiniz var. Birincisi: Central Park’ın Literary Walk diye bilinen, Türkçeye “Edebiyat Yolu” diye çevirebileceğimiz güzergâhında birçok yazarın ve şairin heykellerini selamlayarak yürümek ve çimenler üstünde huzurla kitabınıza dalıp gideceğiniz bir yer bulmak. Belki akşamı bekleyip “Shakespeare in The Park” etkinlikleri kapsamında Delacorte Theater’da düzenlenen ücretsiz bir oyunu da izlersiniz. İkinci seçeneğiniz ise, Orta Çağ Avrupa mimarisine ve sanatına dair eserler sunan The Cloister. MET’e bağlı bir müze olan The Cloister’ın koca sütunları ve envaiçeşit çiçekleri arasında kitap okurken kendinizi Manhattan’da değil Orta Çağ’da ilham peşinde koşan bir şair sanabilirsiniz. Ya da Cicero’nun dediği gibi, kendinizi her şeyiniz varmış gibi hissedebilirsiniz.

 

 

False