GeriSeyahat 'Kasım’da Çeşme başkadır...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
'Kasım’da Çeşme başkadır...

'Kasım’da Çeşme başkadır...

Yılda en az iki kez tatil için gittiğim Çeşme’ye bu kez farklı bir amaç için gittim. 100 km’lik bir bisiklet yarışı… İzmir’in bu meşhur ilçesinin kasım ayında bu kadar güzel olacağı hiç aklıma gelmezdi… Hava sıcak, denize hâlâ girilebiliyor, sokaklar boş, beach club’lar açık ve önünde hiç kuyruk yok… 

Yaz sezonunda genelde arabayla İzmir tarafına gitmek istemem. Hava çok sıcak olur, yollar da kalabalık. Ama bu kez sonbaharın renkleriyle bomboş yollarda yaptığım bu yolculuk çok keyifliydi. Amacım, Türkiye’nin değişik yerlerinde yılda yedi kez düzenlenen Gran Fondo yarışlarına katılmaktı. Velotürk Gran Fondo Çeşme 2018 bisiklet yarışını da sezonun başından yarış programıma almıştım.

Kasım’da Çeşme başkadır...


‘Bir çocuk gülerse, dünya güler’

Bu yarış, aslında sıradan bir bisiklet yarışından çok farklı. Velotürk ekibinden beş bisikletsever, Sarper Günsal, Arda Türkmen, Berkem Ceylan, Aydın Diricanlı ve Umut Duygu ’Bir çocuk gülerse, dünya güler’ diye bir proje başlattı. Amaçları yarışın tüm geliriyle ihtiyaç sahibi çocuklara bisiklet sağlamaktı. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün belirlediği 140 öğrencinin hediye bisikletlerini aldığı andaki mutlulukları görülmeye değerdi. ‘Çocuklar bisiklete binsin diye’ Velotürk gelecek yıllarda da çocukları spora teşvik etmeye, sokakta oynayacakları bir oyuncağa sahip olmalarını sağlamaya ve sağlıklı yaşamalarına destek olmaya devam edecek. Ben de yarışa kayıt olarak bu güzel organizasyona destek vermeye devam edeceğim.


Kasım’da Çeşme başkadır...


Yarım adada bir dolu bisikletli…

4 Kasım Pazar sabahı saat 08.00. Rengârenk bisiklet formalarıyla 100 km’lik uzun parkur için start alacak 571 kişi balık istifi gibi dizildik. Saat 09.00’da kısa parkur için start alacak 973 yarışmacı da arkalarda yerlerini almıştı. Yarış başladı. Rota, Çeşme merkezden başlayıp Ildır, Birgi Köyü gibi pek çok güzel yeri kapsıyordu. Bir sonbahar günü özellikle deniz kenarında bisiklet sürmek büyük keyifti. İlk 15 km civarı kalabalık bir şekilde sürmeye devam ettik. Daha sonra farklı gruplara tutunarak Ovacık’a doğru yol aldık. Amacım, rüzgarda yalnız kalmamak yarışanların arkasında kalarak rüzgarı bir nebze olsun hafifletmekti. Zaman zaman bunu yapabilsem de çoğu zaman rüzgara kafa tuttum. 

Büyüleyici manzaralar eşliğinde bisikletle rüzgâr sörfü 

Geçtiğimiz yaz sörf yapmıştım. Sistem basitti. Rüzgarı arkana al ve devam et. Ancak bisikletle sörf yapmanın ne demek olduğunu ancak yaşayan bilir. Ovacık, rüzgârı tüm bedenimde hissettiğim yerdi. Temmuz ayında katıldığım Frankfurt Ironman’deki yedi saatlik bisiklet maceramı düşününce bu rüzgarın beni öldürmeyip güçlendireceğini düşündüm. İşte rüzgar ve yokuşlardan keyif almaya, Çeşme’nin güzelliğini her şeye rağmen doya doya yaşamaya da bu sıralar başladım. 40 dakikada bir jel yiyerek ve sık sık su tüketerek yola devam ettim. 25.km’deki ilk istasyona geldim. Biten mataramı doldurup çok da vakit kaybetmeden tekrar yola çıktım.  

Kasım’da Çeşme başkadır...


İki yıl önce...

54.km’deki ikinci istasyonda da su alarak yola devam ettim. Zorlu yokuşlar da bu noktada başladı. Bundan iki yıl önce de bu yarışa katılmıştım. Yarışı beş buçuk saatte bitirmek gerekiyordu. Ancak benim finish’e ulaşmam tam altı buçuk saat sürmüştü. Yarışın sonlarına doğru dik ve uzun bir yokuşta bisikletten inip yürüyerek ilerlemeyi seçmem, yol boyu muhteşem manzaranın büyüsüne kapılıp fotoğraf çekmem, dik yokuşlardan aşağı inerken mıcırdan korkup bisikletten inerek yürümüştüm. Gran Fondo Çeşme’de en uzun bisiklete binme rekoru sanırım bendeydi. Madalya alamadan eve dönmek beni hayli üzmüştü. Bu yıl öyle olmadı. Kendimden emin bir şekilde çok da kendimi tüketmeden yokuşları çıkmaya başladım. Bu yokuşlar bittiğinde 100 km’lik yarışın en zorlu kısımları da bitmişti.

Bu kez madalya benim!

Artık son kontrol noktası 74. km’deydim. Ve benim için de en keyifli zamanlar başladı. Sert yokuşlar yerini tatlı inişlere bıraktı. Enerjim yarışın bu km’lerimde azalacağına giderek arttı. Muhteşem manzaranın tadını çıkararak sürmeye devam ettim. Ve artık finish çizgisine son 500 metre kalmıştı. 4 saat 14 dakikada finish çizgisinden geçerek madalyamı aldım. 

İki yıl önce yaptığım hatalardan ders almış ve güzel bir yarış çıkarmanın gururuyla yürürken yaş grubumda üçüncü olduğumu öğrendim. İşte bu kez yorgunluğa değdi. Bu da Çeşme’nin bana güzel bir hediyesi oldu. Bu muhteşem organizasyonda görev alan Argeus Travel & Events Sahibi Aydın Ayhan Güney, organizasyon görevlileri, sponsor markalara, Veloturk ekibinden Sarper Günsal, Arda Türkmen, Berkem Ceylan, Aydın Diricanlı ve Umut Duygu’ya da sonsuz teşekkürler. 

 Şimdi önümüzdeki yılın yarış takvimini oluşturma zamanı. Ben hangi yarışlara katılacağıma karar verirken siz de bu arada bu anlattıklarımdan oluşan videoyu ‘Fulya Erkmen’ Youtube kanalımdan izleyebilirsiniz.

False