
Karamanmaraş: Dondurmanın ötesinde sunacağı pek çok güzellik var
Kahramanmaraş’ı pek çoğumuz Kurtuluş Savaşı’nda yazdığı kahramanlık destanıyla ve meşhur dondurmasıyla biliyoruz. Fakat bu şehirde görünenden fazlasını bulabilirsiniz. Eshab-ı Kehf Külliyesi’nden yaz-kış farklı güzellikler sunan yaylalarına, iklimini özel kılan sebeplerden yöresel mutfağının zenginliğine Kahramanmaraş’ı ziyaret etmeniz için geçerli sebeplere göz atalım.
Üç günlük Kahramanmaraş seyahatimden döndüğümden beri aklımda aynı soru: Yazmaya nereden başlasam? Yediklerimden mi, gördüklerimden mi, depremin yaralarını sarmaya çalışan insan hikâyelerinden mi?
Önce havasından ve toprağından başlamaya karar veriyorum zor da olsa. Kahramanmaraş Akdeniz, Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu’nun birbirlerine en çok yaklaştığı alanda. Yani Doğu Akdeniz Bölgesi’nde ancak Orta Anadolu ve Doğu Anadolu iklim kuşaklarıyla da sınırı var. 1.400-2.000 metreler arasında dağlık alanlarıyla birçok endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor.
6 Şubat depremleri şehrin ilk yaşadığı deprem değil. 1114’te ve 1513’te de Maraş’ta çok şiddetli depremler yaşanmış. İnsanının mücadeleciliği, azmi belki de buradan geliyor. Bu uzun girişten sonra şehirdeki görülmesi gereken yerlere geçelim... İlk durak Yedi Uyurlar Mağarası. Anlatıya göre: Efsus ya da Yarpuz denen bir şehirde, Roma İmparatoru Dakyanus (Dakyus) adında zalim bir hükümdar, halkı kendisine ve putlara taptırırmış. Tektanrıya inandıkları için eziyet görmekten kaçan yedi genç gizlice ibadet ederek buyruğun dışına çıkmış. Dakyanus’tan kaçan gençler, kendileri gibi inançlı bir çobana rastlamışlar ve çobanın onları götürdüğü, yanında su olan bir mağaraya sığınarak uykuya dalmışlar ve 309 yıl uyumuşlar.
Taç kapıda gizli mesaj
Dünya genelinde 30’dan fazla ‘Yedi Uyurlar’ın yaşandığına inanılan mağara var. Bunların 4’ü Türkiye’de (Afşin, Selçuk, Lice ve Tarsus). 2015’te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilen Eshab-ı Kehf Külliyesi ve Mağarası, Afşin’in 7 kilometre kuzeybatısında. Yapı mimarisiyle de ilgi çekiyor. Ribat (sınır boyları ve stratejik mevkilerde askeri amaçlı kullanılan yapı) kapısı geometrik bezemelerden oluşan Selçuklulara ait ilk dönem taç kapılardan biri. Ben saat uygun olmadığından göremedim ama taç kapı üzerinde, günün belirli saatlerinde dua eden bir derviş, namaz kılan bir kadın ve bir erkek olmak üzere üç ayrı silüet beliriyormuş.
Buradan hem yemek hem de konaklama için Başkonuş Yaylası’na çıkıyoruz. Öyle güzel ki... Kışın karlar altındayken de gelmeliyim diye düşünüyorum. 1987’de geyik üretme istasyonunun kurulduğu bu yayla, endemik bitkilerle çevrili yemyeşil bir vaha. 2011’den itibaren özel işletme statüsünde. Girişi mesire alanı. Yaylada konaklamak isterseniz bungalov, çadır ve kamp alanı var. 37 bungalov ve 4 tiny house’tan oluşan konaklama tesisi yıl boyu açık. Yazın serin dağ havasında yürüyüş yapabilir, ATV turlarına katılabilir, at binebilir, kışın karla kaplı orman yollarında kızakla kayabilirsiniz. Konaklama alanının rakımı 1.325 metre civarında.
Burası ardıç, sedir ve göknar ağaçlarının ürettiği oksijene, Akdeniz’den gelen nemli havanın da karışmasıyla yaz-kış farklı güzellikler sunuyor. Doğayla iç içe geçirilen bir günün ardından yöresel lezzetler için Başkonuş Restoran’ın menüsü de oldukça iddialı.
Kentte birçok mesire var. Menzelet Baraj kıyısındaki Menzelet Mesire Alanı merkeze yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta. Yeşillikleri, kamelyaları, piknik masalarıyla Kahramanmaraşlıların dinlenme alanlarından. Bizim gittiğimiz gün okullar da piknik için oradaydı. Ama kalabalık olmasına rağmen alanın genişliği konfor sağlıyordu. Eğer amacınız çevreyi keşfetmekse öğrenci 40, yetişkin
60 liraya tekne turları da yapabilirsiniz.

Keşif ve doyumsuz bir manzara için sonraki durağımız Ali Kayası Cam Terası. 160 metre yüksekliğindeki bu teras fotoğraf tutkunlarının da favorisi. Haftanın 7 günü, çay-kahve ya da dondurma eşliğinde manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.
Sırada alışveriş...
Gezileri tamamladıktan sonra sıra alışveriş turuna geliyor. Listem hayli kalabalık. Şehir merkezindeki Tarihi Kapalı Çarşı’da ilk durağım baharatçılar oluyor. Sumak, Maraş biberi, salep ve tarhana aldıktan sonra el emeği ürünlere göz atıyorum.
Bakırcılar Sokağı’na uğramazsam olmaz. Ancak ev kalaylanmayı bekleyen bakırlarla dolu! Ustalarla konuşuyorum. “Bakır kapların kullanım sürelerine göre kalay zamanı da değişir. İç kısmı kızarmışsa kalay gereklidir. Ortalama 2-3 yılda bir kalay yapılmalı” diyorlar. Bakırdan vazgeçip Osmanlı çarıklarına ve deri sandaletlere bakıyorum. Her biri ustalık eseri, nostaljik ve çok rahat.
Kahve de cilveli
Sonra Emek Pastanesi’nde bir dondurma molası... Bir diğer durağım 1500’lü yıllarda yapılmış olan Hışır Han. Menüde ‘cilveli kahve’ var. Merak ediyor, sipariş veriyorum.
Başka bir adı da şehzade kahvesiymiş. Osmanlı zamanında şehzadeler içermiş. Kumda pişiriliyor, sunumu da özel. Rivayete göre kız istemeye gidildiğinde kızın evlenmeye gönlü varsa bu kahveyi yaparmış. Serinletici bir lezzet arayanlar için reyhan, nar çiçeği gibi şerbetler var.
Listenize ekleyin
Germanicia Mozaikleri:
MÖ 334’te Büyük İskender tarafından fethedilen Maraş, onun ölümünden sonra Selevkos Krallığı yönetimine geçmiş. MÖ 2’nci yüzyıldan itibaren Roma ile mücadele eden bölge, MS 1’inci yüzyılda Roma topraklarına katılmış ve İmparator Kaligula’nın onuruna ‘Germanicia’ adı verilerek yeniden inşa edilmiş. 2007’de yapılan kaçak kazı ihbarı neticesinde başlatılan çalışmalarla ortaya çıkarılan Germanicia Antik Kenti taban mozaikleri bu dönemde şehirde yaşanan siyasi, sosyal, kültürel ve iktisadi durumu yansıtıyor.
Uludaz: Kahramanmaraş’ın güneyinde, merkeze 65 kilometre uzaklıktaki Uludaz Tepesi’ne gidemedim ancak bölge sürü halinde görülen uğurböcekleriyle özellikle fotoğrafçıların ilgi odağıymış. Bu şöleni fotoğraflamak için en uygun ayın haziran olduğu da edindiğim bilgiler arasında.
Yedikuyular Kayak Merkezi: Mevsimi olmadığı için biz çıkmadık ama merkeze sadece 15 dakika mesafede ve hem amatör hem profesyonel kayakçılara uygun pistler var.
Tadına bakmadan dönmeyin
Kahramanmaraş sadece dondurmasıyla değil, farklı lezzetleriyle de damaklarda unutulmaz izler bırakıyor.
Tirşik çorbası: Maraş’ın yemek kültüründe önemli bir yere sahip. Andırın ilçesi nedeniyle ‘Andırın doktoru’ olarak da adlandırılıyor. Tirşik otu (yılan pancarı olarak da biliniyor), doğal yoğurt, yarma (dövme) ve ev tarhanası karışımına tuz ilave edilerek 24 saat bakır kazanda mayalanmaya bırakılıyor. Sonrasında odun ateşinde uzun süre kaynatılan çorba hem şifa kaynağı hem de hafif ekşi tadıyla lezzetli.
Eliböğründe: Kuşbaşı kuzu veya dana eti, kuyrukyağı, domates, biber, sarımsak ve Maraş’a özgü baharat çeşitleriyle taş fırında hazırlanıyor.
Şekerli börek: Bu özel börek, peynir, şeker ve Antep fıstığı tozunun enfes uyumunu sunuyor.

Erdal Fernergiz
Sayım Çınar
Arda Sayıner 


