
Kapadokya’nın saklı hazinesi Ortahisar
‘Vadilerin muhafızı’ olarak anılan Ortahisar, Kapadokya’nın kalbinden gururla yükselir. Ürgüp, Göreme ve Uçhisar’ın gölgesinde, Kapadokya’nın en iyi saklanmış sırlarından biridir. Forbes dergisinin 2025 Dünyanın En Güzel 50 Köyü listesine girince dünyanın ilgisini üzerine çeken Ortahisar’ı benzersiz kaya oluşumları, büyüleyici manzaraları, yüzyıllara dayanan mimarisi ve masalsı atmosferiyle yakından tanıyalım.
ABD merkezli iş dergisi Forbes’un, tur şirketi Unforgettable Travel’la hazırladığı Dünyanın En Güzel 50 Köyü listesine Türkiye’den sadece Kapadokya’nın büyüleyici beldesi Ortahisar girdi. Ürgüp’e bağlı Ortahisar, 40’ıncı sıradan girdiği listede şu etkileyici sözlerle anlatıldı: “Kayısırengi ve külrengi çizgilerle bezeli bazalt bir gökyüzünün altında Ortahisar, Kapadokya toprağından fırlamış bir anıt gibi yükseliyor. Taş sokaklar, kayısı tezgâhları ve incir ağaçlarının gölgelediği gül kokulu çay bahçelerinin yanından kıvrılarak geçiyor. Yerel halk lale şeklindeki bardaklarla çay içerken hikâyeler paylaşıyor. Bu arada, gündoğumu balonları Hallacdere Vadisi’nin gerçeküstü sivri kayalarının üzerinde sessizce süzülüyor. Etnografya müzesini de mutlaka ziyaret edin.”
Ortahisar doğal peribacası oluşumları, kaya kiliseleri, kaleye doğru uzanan kademeli evleriyle yıllardır yabancıların ilgi gösterdiği bir bölge. Ortahisar Kalesi, Kapadokya’nın sembol yapılarından biri. Köyün ortasındaki 80 metrelik devasa kaya oluşumu, Hititler döneminde oyularak tarih boyunca doğal bir sığınak işlevi görmüş. Hem barınma hem de stratejik amaçla yapılan kalenin içinde birbiriyle bağlantılı koridor, oda ve tüneller var. 1470’te Osmanlı egemenliğine geçen kale, eteklerine serpilmiş iki katlı taş evleriyle muhteşem bir manzaraya sahip.
Çoğu kişi sadece Ortahisar Kalesi’ni fotoğraflayıp buradan ayrılıyor ama asıl güzellik sokak aralarında saklı. Çarşı içinden kasabanın dar sokaklarına doğru yöneldiğinizde müthiş işçiliğe sahip taş evlerin arasında buluyorsunuz kendinizi. Kapadokya’nın bereketli topraklarında üzüm bağlarından geçimlerini sağlayan Ortahisar halkı yörenin en güzel evlerini burada yapmış sanki. Yakın zamana kadar kendi halinde bir Anadolu kasabası olan Ortahisar’da restore edilen bu evlerin birçoğu günümüzde butik otel olarak turizme hizmet veriyor.
Hem restoran hem müze
Ortahisar Kültür Müzesi, Cumhuriyet Meydanı’nda; hem restoran hem de etnografya müzesi olarak hizmet veriyor. 1916’da inşa edilen tarihi bir konakta kurulan müze, uzun yıllar 12 odalı bir otel olarak kullanılmış. Müze binasında yazar Yaşar Kemal’in yanı sıra Celal Bayar gibi devlet erkanı konaklamış. El işlemeli yeleklerden bakır mutfak eşyasına yüzyıllar öncesine ait hikâyelerin fısıldandığı müzeyi gezerken kasabanın tüm sırlarına hâkim oluyorsunuz. Mutfakta pekmez yapımı, dokuma odasında yünden ipin elde edilişi, ‘kız isteme’, kına gecesi, gelin odası gibi canlandırmalarla sosyal ve kültürel yapıyı çok iyi yansıtan bir müze burası.
Kale ve müzeyi gezdikten sonra kasabanın merkezindeki 1258 tarihli Abdioğlu Camisi’ne de uğrayın. Kesme taşla inşa edilmiş caminin dört sütunla biçimlenen baldaken (sütunlar üzerinde) tarzda özgün bir minaresi var.
Ortahisar’da çevre gezileri yaparken mutlaka yürüyün. Özellikle Balkanderesi Vadisi 3,5 kilometrelik kısa ama etkili parkuruyla birçok trekking grubunun yürüdüğü bir rota. Vadinin içlerinde bazı eski kilise kalıntıları görülebiliyor. Civarda birçok vadi var.
Pancarlık Vadisi’ne bakan İshak Kalesi’ni de ziyaret edebilirsiniz. Pancarlık geçmişi, doğal güzellikleri ve eşsiz manzarasıyla Kapadokya’nın en özel vadilerinden biri. Ürgüp-Mustafapaşa Karayolu’nun sağ tarafında. Vadi boyunca Pancarlık, Kepez ve Sarıca kiliseleri var. Pancarlık yine güzel bir trekking rotası olan Üzengi Vadisi’ne oldukça yakın.
Velhasılıkelam Ortahisar’ı ziyaret listenize ekleyin. Buranın tarihi dokusunu hissedin, yüzyıllardır korunan güzelliklerine tanıklık edin, Kapadokya’nın özünü yaşayın. Burada her sokak, her mağara, her köşe Kapadokya’nın yüzyıllardan bu yana yaşattığı medeniyetlerin ruhunu taşıyor.
Bu kasabanın üstü kadar altı da değerli
Ortahisar’ın aynı zamanda Mersin ve Adana’da yetiştirilen turunçgillerin ve bölgede yetişen patatesin doğal olarak saklandığı derin mağaraları sayesinde Kapadokya’nın en büyük soğuk hava depolarından biri olduğunu çok az ziyaretçi bilir. Geçmişte korunma amacıyla kullanılan mağaraların çoğu doğal soğuk hava deposuna dönüştürülmüş durumda.
Hemen hemen tüm vadilerin yamaçlarına oyulan soğuk hava depolarında, yöreye özgü patates ve elmayla Akdeniz Bölgesi’nden getirilen portakal ve limon muhafaza edilip buradan tüm Türkiye’ye dağıtılıyor. Günümüzde sayısı 700’ü aşan bu doğal depolar, 1950’li yıllardan beri kasaba ekonomisine önemli bir katkı sağlıyor.
Mehmet Havalı
Doğal soğuk hava deposu sahibi ve Nevşehir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mehmet Havalı, depoların kullanımının başlama hikâyesini şöyle anlatıyor: “Ortahisarlı bir genç Mersin’deki arkadaşını ziyarete gidiyor. Orada kendisine dalından yeni toplanmış limonlar hediye ediliyor. Ortahisar’a dönünce limonları kayadan oyma elma damında muhafaza ediyorlar. 6-7 ay sonra Mersinli arkadaş iadei ziyaret için Ortahisar’a geliyor. Yemekte çorbanın yanına yaz aylarında çok bulunmayan limon getiriliyor. Mersinli soruyor ‘Bu dönemde limonu nereden buldunuz’ diye, arkadaşı kendilerinin verdiği limonu kayadan oyma elma damında sakladıklarını ve tazeliğini koruduğunu söyleyince bunu değerlendirmeye başlıyorlar. Önce birkaç kasa limon bekletiliyor. Bakıyorlar taze. Böylece gelişiyor. Şimdi milyonlarca kasa bu depolarda muhafaza ediliyor.” Ortahisar ve çevresinde kayadan oyma doğal soğuk hava depoculuğu yıllardır gelir kaynağı haline gelmiş. Teknolojik yeniliklerden yararlanarak genişletilen kayadan oyma depoların içine TIR girebiliyor, forkliftler rahatlıkla manevra yapabiliyor. Depolarda bekletilen narenciye ürünleri ve patates ilk günkü tazeliğini koruyabiliyor.
Bu noktaları da listenize ekleyin
Kızılçukur ve Üzümlü Kilise: Ortahisar’ın batısındaki, eşsiz günbatımı manzarasıyla büyüleyen Kızılçukur Vadisi akşam saatlerinde yüzlerce kişinin manzarayı izlemek için toplandığı bir yer. Vadinin girişindeki kilisenin taç kapısını çevreleyen kemer, salkım ve üzüm motifleriyle süslenmiş.
Cambazlı Kilise: Kasabanın Ali Reis Mahallesi’nde. Dere yatağı üzerindeki yamaçta, bir kaya grubuna yontulan kilise en iyi korunmuş tarihi yapılardan biri. Kilise geçirdiği restorasyon çalışmalarının ardından 2002 yılında Kültürel Miras Büyük Ödülü’nü almış.
Oyuklara dokuz mesken yapmışlar
Ortahisar’ın kuruluş tarihi kesin olarak bilinmiyor. Anlatılara göre 11’inci yüzyıl başında, Orta Asya’dan Anadolu’ya göçlerin başladığı sırada Özbek Türklerinden olan Hibe Dede ve sekiz kardeşi Horasan’dan gelerek Ortahisar’a yerleşmiş. Bu aile kasabanın ortasındaki kale ve etrafında hazır buldukları oyukları geliştirerek ve ilave yerler oyarak kendilerine dokuz ayrı mesken yapmışlar. Sonradan gelen göçlerle birlikte Ortahisar gelişmiş; tarım, ticaret merkezi haline gelmiş.

Ömür GEDİK
Savaş ÖZBEY
Orkun Ün


