
Kamboçya’da turist kalabalığından uzak bir tarih molası: Oudong
Kamboçya’da yıllarca turistlere rehberlik yapan Nao Sok, ülkenin en az bilinen ama görülmeye değer yeri sorulduğunda cevabı net: Oudong. Phnom Penh’in yaklaşık 35 kilometre kuzeyinde yer alan bu tepe, 1618’den 1860’lara kadar Kamboçya’nın başkenti olarak hizmet verdi. CNN Travel’dan Lilit Marcus’a göre, Oudong, tarihi önemi ve manevi dokusuyla hala Kamboçya kraliyet ailesi için özel bir yere sahip.
Oudong’un adı, Sanskritçe “uttunga” kelimesinden gelir ve “yüksek”, “uzun” veya “yüce” anlamına gelir. Resmî haritalarda Phnom (dağ/tepe) Oudong olarak geçer. Günümüzde başkent Phnom Penh’e taşınmış olsa da tepe hala 16 kraliyet stupası, kutsal heykeller ve Budist emanetlerle dolu. Zirveye ulaşmak için 500’den fazla basamak tırmanmak gerekiyor, ancak manzara ve yol boyunca ağaçlara asılı Budist bayrakları, meyve ve çiçek adakları ile karşılaşmak tırmanışı renkli hâle getiriyor.
CNN Travel’dan Lilit Marcus, Oudong’un, Angkor Wat gibi ünlü turistik merkezlere göre çok daha az bilindiğini vurguluyor. Turizm şirketi MyProGuide’da çalışan Sok’a göre, çoğu turist Phnom Penh’i hızlıca geçip Angkor Wat veya Vietnam gibi destinasyonlara yöneliyor. Marcus ise, Oudong’un bu yönüyle gezginlere modern Phnom Penh ve antik Kamboçya arasındaki köprüyü sunan nadir yerlerden biri olduğunu belirtiyor.
93 METRELİK DEV TEPEDE YER ALAN TAPINAKLAR
Oudong’un zirvesinde 93 metrelik tepeye inşa edilmiş tapınaklar arasında en dikkat çekeni, karmaşık desenleri ve parlak gümüş yapısıyla göz kamaştıran bir tapınak. İçinde altın bir Buda heykeli bulunan yapı, güç ve uzun ömürlülüğü simgeleyen fil oymalarıyla süslenmiş. Ayrıca tepeye hâkim bir taş pagodada, her yönde birer Buda yüzü bulunan uzun bir sütun, puslu günlerde bile ziyaretçilere ürkütücü ve uhrevi bir his veriyor.
Phnom Penh yerlileri için Oudong, popüler bir günlük gezi noktası. Ancak Marcus’a göre, uluslararası turistlerin çoğu burayı hâlâ keşfetmiş değil. Kral Norodom’un Fransız himayesi döneminde başkenti Oudong’dan Phnom Penh’e taşıması ve 20. yüzyıldaki iç savaşlar, bölgenin uzun süre harabe kalmasına yol açtı. Bugün Oudong, hâlâ tüm hazinelerini ziyaretçilere sunmamış olsa da, birkaç saatlik bir geziyle antik ve modern Kamboçya arasında anlamlı bir bağ kurabiliyor.
MEDİTASYON DENEYİMİ
Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nden Grégory Mikaelian, “Angkor sonrası yerleşimlerde neredeyse hiçbir şey günümüze ulaşmamış. Ahşaptan yapılmış saraylarımız vardı ve bunlar çok önemliydi, ama büyük kısmı yok oldu” diyor. Oudong’un çevresinde yapılan yeraltı radarı araştırmaları, daha fazla yapının varlığını ortaya çıkarmış olsa da restorasyon çalışmaları hâlâ yavaş ilerliyor.
Ziyaret planlayanlar için Nao Sok, Oudong’a sabah erken veya akşam saatlerinde çıkılmasını öneriyor. CNN Travel’dan Lilit Marcus da ziyaretçilerin meditasyon deneyimleri için yakındaki Budist Vipassana Merkezi’ni keşfetmesini, ardından Oudong pazarında dolaşıp yerel bir pansiyon veya restoranda konaklamalarını tavsiye ediyor.
Oudong, Angkor Wat gibi kalabalık ve ticari turistik yerlerden farklı olarak, girişin ücretsiz olduğu, tabela veya haritanın az olduğu ve cep telefonu çekiminin zayıf olduğu bir yer. İngiliz yazar Marissa Carruthers, “Oudong’a yapacağınız gezi, turist kalabalığı olmadan Kamboçya’nın geçmişine dair otantik bir bakış sunuyor. Yerel halkla kaynaşma ve unutulmaz fotoğraflar için ideal” diyor. Marcus da, Oudong’un hem tarihi derinliği hem de manevi atmosferiyle ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunduğunu vurguluyor.
CNN Travel’ın “Exploring Oudong, Cambodia’s ‘other Angkor’” başlıklı haberinden derlenmiştir.

Erdal Fernergiz
Ayşegül DOMANİÇ YELÇE


