GeriSeyahat Kalbi büyük, ruhu hüzünlü
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet NSosyal
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Kalbi büyük, ruhu hüzünlü

Kalbi büyük, ruhu hüzünlü

Zümrüdüanka misali defalarca yakılıp yeniden doğmuş, acılarını modern zamanın zarafetiyle dengelemiş, güzeller güzeli bir ülke olan Polonya’dan iki şehir... Hem geçmişte hem gelecekteymiş hissi veren Varşova ve acının başkenti Krakow.

Doğu Avrupa’nın tam ortasında, Orta Avrupa’nın tarihiyle doğanın el ele verdiği zarif yüzü. Haritalarda küçük bir alanda kalsa da kalbi büyük, geçmişi derin, ruhu hüzünlü bir ülke. Baltık Denizi’nin serin meltemlerinden Karpat Dağları’nın karlı zirvelerine kadar uzanan, gördükten sonra asla kalbinizden çıkmayacak bir memleket...

Ülkenin dört bir yanına yayılmış tarihi kasabalar, gotik ve barok mimarinin şaheserleriyle bezenmiş şehir merkezleri, kaleleri, müzeleri ve halkın sıcak gülümsemesi...

Yolculuğuma Vistül Nehri kıyısındaki Varşova’yla başladım. Şimdi bu benzersiz yolculukta Varşova’nın zarafetinden Krakow’un tarihi sokaklarına, Nazi kamplarının sarsıcı gerçeklerinden doğanın büyüsüne birlikte ilerleyelim.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Varşova, tarihle geleceğin iç içe geçtiği, savaşın izlerini taşıyan ama umutla ayağa kalkan bir başkent. UNESCO tarafından Dünya Mirası ilan edilen Varşova’nın kalbi sayılan Stare Miasto (Eski Şehir Meydanı), rengârenk cepheleri, sokak sanatçıları, kafeleri ve tarihi atmosferiyle büyüleyici. 13’üncü yüzyılda kurulan semt, savaşta yerle bir olmuş ama 1945 sonrasında Rönesans tabloları ve eski resimlere bakarak aslına olabildiğince sadık bir şekilde yeniden inşa edilmiş.

Kral Yolu şehrin en gösterişli caddesi. Burada Polonya’nın önemli üniversiteleri, barok kiliseleri, sanat galerileri ve saraylar yan yana sıralanıyor. Cadde boyunca yürürseniz Lazienki Parkı’na, yani şehrin yeşille bezeli kalbine varıyorsunuz. 18’inci yüzyılda yapılmış bu devasa park Lazienki Sarayı’yla adeta bir tablo gibi. Polonya’nın Versailles’ı diye anılan barok Wilanow Sarayı, 3. Jan Sobieski’nin yazlık konutu olarak inşa edilmiş. Muhteşem bahçeleri, zengin iç dekorasyonu ve sanat koleksiyonlarıyla göz alıcı bir zarafet sergiliyor. Stalin dönemi mimarisinin ürünü olan dev Bilim ve Kültür Sarayı, şehrin silüetine damga vuruyor. İçinde tiyatrolar, sinemalar ve müzeler olan sarayın terasından Varşova’nın zarif panoramik manzarası izlenebiliyor. Polonya Yahudileri Tarihi Müzesi (POLIN) Varşova’nın en etkileyici müzelerinden. Hem mimarisiyle hem de içeriğiyle sizi derinden etkileyecek bu müze, geçmişi anlamak ve hafızayı canlı tutmak için mutlaka ziyaret edilmeli.

Sovyet etkisiyle yapılmış bu dev yapılar, şehrin büyüyen ekonomik gücünü temsil eden gökdelenlerle yan yana. Hem geçmişte hem gelecekteymişsiniz hissi veriyor Varşova. Öyle ki bu şehrin sessiz gücüne hayran kalmamak mümkün değil.

Acıların ve tarihin şehri Krakow

Polonya’nın kültürel başkenti, ruhunun şiiri, tarihinin aynası. Vistül Nehri kıyısındaki bu zarif şehir, ortaçağdan kalma yapılarıyla, taş sokakları ve hikâyeleriyle büyüleyici bir masal diyarı.

Avrupa’nın en büyük ortaçağ meydanı olan Ana Pazar Meydanı Krakow’un kalbi sayılıyor. Kumaş Hali binasıysa geçmişin ticaret ruhunu günümüze taşıyor. Vistül Nehri’ne bakan heybetli Wawel Kalesi, Polonya krallarının ikametgâhı ve taç giyme törenlerinin yapıldığı yer. Geldik ülkenin en üzücü bölümüne, Auschwitz-Birkenau Toplama Kampı’na. Sadece tarihin değil, insanlığın da en acı sınavlarından birinin yaşandığı, Nazilerin 2. Dünya Savaşı’nda kullandığım bu kamp sessizliğiyle bile insanın yüreğine dokunuyor. Ziyaretçilerini derinden sarsıyor.

False