GeriSeyahat Finike: Benim adım turuncu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Finike: Benim adım turuncu

Finike: Benim adım turuncu

Antalya’nın batısında; Kumluca, Elmalı, Kaş ve Demre ilçelerinin çevrelediği Finike tarımla turizmin arasında kalmış. Antik şehirleri ve doğasıyla iki resmin ortasında duruyor gibi. Turkuvaz suları serin, portakalı meşhur ve Bektaşi babası Musa da orada, Noel Baba da...

Finike’ye adımınızı attığınızda, diğer ilçelerin o fazla turistik havasını almıyorsunuz. Nedenini burada biraz zaman geçirince anlıyorsunuz. “Çünkü...” diyor Finikeliler, “Burayı korumak istiyoruz”. Haklılar. Bir yer turizme açıldığında o bölge ekonomik olarak kalkınıyor belki; ama eski muhabbetler de örseleniyor sanki. Finike’nin böylesi bir refleks geliştirmesi oldukça doğal. Ancak insan şehrin sokaklarını gezerken kendi kendine sormadan edemiyor: “Aynı özeni en azından Kaleiçi’nde, çarşıda da gösterselerdi keşke...”

Peki, Finike’de nereleri görmelisiniz? Hazırsanız hızlandırılmış bir tur yapalım...

ÖNCE KALE ÇEVRESİ

Alfabeyi ve camı bulmakla  meşhur Fenikelileri duymuşsunuzdur... Fas’tan Kıbrıs’a, Portekiz’e değin kolonileri olan bu antikçağ devletinin Türkiye’deki üssü, ismini de yaşatan Finike havalisidir. İşte o zamanlardan kalan kale kalıntılarının çevrelediği Kale Mahallesi’ne uğrayın öncelikle. Finike Merkez Camisi pusulanız olsun. Etrafında örülen hayatı adımlayarak şehri gezmeye başlayın. Yörenin en güzel lezzetlerinden şişçiler burada. Şişçi İlyas ve Şişçi Salih’i tavsiye ederim. Neşeli Balık’ta mutlaka bir akşam yemeği yiyin. Güler yüzlü çalışanlarıyla lezzetli ürünleri ve çeşitliliğiyle alkışı hak ediyorlar.

Finike: Benim adım turuncu
Yörenin en güzel lezzeti şiş köfte...

Yazının girişinde kaydetmiştim: Eski çarşının aralarında zamana direnen evleri gördüğünüzde hem seviniyor hem üzülüyorsunuz. Umarım yetkililer, şehri korumak konusunda daha hassas davranırlar. Mesela Şekerci Han, daha hayatın içinde olsa... Eski şehir bölgesinin halk ve yöneticilerin işbirliğiyle çevre düzenlemesinin yapılması Finike’ye artıdeğer katar, not düşelim.

BEKTAŞİ TEKKESİ

Limyra Antik Kenti’ne gidelim... İçinden suların aktığı bu eski yerleşim yerinde zaman, İsa’dan önce donmuş gibi. Antalya, Muğla, Burdur ve Denizli’nin bir bölümünü kapsayan, Roma İmparatorluğu’nun eyaleti olan Likyalılar, tarihte bilinen ilk demokratik birliği kurmuş halk. İşte o Likya’nın şehirlerinden biri de Limyra. Osmanlı Bektaşilerinin de tekkelerini kurduğu yer burası. Fuat Köprülü’nün ‘Menkıbeleri Osmanlı devletinin kuruluşuyla ilgili rivayetlere karışan ve Bektaşi geleneğinde önemli bir yeri olan Anadolu abdallarından biri’ diye andığı Abdal Musa ismini biraz açayım: Birincil kaynaklarda onun Geyikli Baba’yla beraber Bursa’nın zaptına omuz verdiği kayıtlı. Diyeceksiniz ki Abdal Musa Bursa’daydı, ne ara Antalya’ya gitti? İşte burası biraz flu... Peki, Abdal Musa Bektaşiler için neden bu kadar mühim? İşte, Limyra’nın yanındaki Kâfi Baba Tekkesi sorunun cevabını veriyor. Buradaki kitabeye göre Abdal Musa ‘pîr-i sânî’, yani ikinci pirdir ve kurduğu tekke, Bektaşiliğin dört dergâhından biridir. Bektaşi ayini icra edilirken çevreye serilen 12 posttan 11’incisinin Ayakçı Şah Abdal Musa Sultan Postu şeklinde adlandırılması da makamına işaret eden bir ayrıntı. Bir antik kentte, bir Ali nefesi... Hayatın güzel bir resmi...

Finike: Benim adım turuncu
Limyra’nın içinden sular akıyor...

YER, ‘GÖKLİMAN’

Akdeniz’e inmişken o masmavi sularına sadece uzaktan bakmak olmaz tabii. İster Demre, ister Adrasan yolunu takip edin, iki güzergâh da sizi çok güzel denizlere ulaştıracak. Ama bizim istikametimiz Demre yönü... Gökliman Plajı, Finike Belediyesi’ne ait bir sosyal tesis, oldukça temiz, bakımlı ve ekonomik. Burayı kesin görün, Akdeniz’e buradan mutlaka bir kapı açın. Mağaralı Koy da Demre yolu üzerinde. Ama Gökliman’da olduğu gibi araç parkı için ayrıca tahsis edilmiş bir yer yok. Yol kenarında ve ‘değerli eşyanızı araçta bırakmayın’ ikazı altında, taşlık yoldan bu eşsiz güzelliğe ulaşabilirsiniz. Burası bir plaj değil, hatırlatalım.

Başta söylemem gerekeni sonda söylüyorum: Finike, portakalıyla meşhur bir ilçe. Ama portakal suyu fiyatları oldukça fahiş. Malum, ‘yapmadan dönme’ler klasiktir. Güneşi, Finike limanında batırmadan gelmeyin diyelim. Adrasan, Olimpos, Çıralı, Suluada destinasyonunu başka bir yazıya havale edip Noel Baba’nın eviyle güneye şimdilik veda edelim...

Finike: Benim adım turuncu

‘DEMRE’ ÇATMA!

Demre, eski Likya’nın ve pek tabii Antalya’nın önemli şehirlerinden. Ancak mazisini bugünlere taşıyan bir kentleşme, bir mimari estetik pek yok. Hemen her Anadolu şehri gibi Demre de ‘derme çatma’ maalesef. Yine de burada yerli turist kadar, yabancı turist de göze çarpıyor. Sebebi belli: IV. yüzyılda piskoposluk yapmış, Hıristiyanlığın önemli figürlerinden Aziz Nikola, meşhur adıyla Noel Baba’nın son uykusunu uyuduğu yer Demre. Halk arasında Noel Baba Kilisesi olarak bilinen yapı, şehrin merkezinde. Nikola’nın Akdeniz havzasında çok eski zamanlardan beri bir karşılığı var. Bilhassa Doğu Akdenizli gemiciler, onun hatırasına büyük önem göstermiş; kaptanlar, ikonasını gemilerine asmış ve ‘dümenini Aziz Nikola tutsun’ dualarıyla seyrüsefer eylemişler. Noel Baba, her ne kadar Yenidünya’da 19’uncu yüzyıl ortalarında, Amerikalı karikatürist Thomas Nast’in çizimiyle popüler olsa da Aziz Nikola’nın şöhreti Eskidünya’da epey kadim. Myra Antik Kenti ise kesinlikle görülmeli. Kaya mezarları, antik tiyatrosuyla hâlâ konuşan bir yer. Yine Yerebatan Sarnıcı’nın küçük bir örneğiyle tanışmak isterseniz Likya Medeniyetleri Müzesi’ne de uğramanızı salık veririm. Bu arada başlığı Demre’nin geneline teşmil etmiyorum tabii. Dikkat çekmek istediğim husus; eski şehirlerin eski fotoğraflardaki hallerinin modern zamanlara yenilmesi. Yoksa Kaleköy’ü, Üçağız’ı, Kekova’sı ve diğer antik kentleriyle keşfedilmesi gereken bir letafet bahçesi Demre.

Finike: Benim adım turuncu
Aziz Nikola Kilisesi

False