GeriSeyahat Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor

Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor

Her seyahat bir heyecan kaynağıdır bana ama aylardan aralık ve gideceğim yer ‘Konya’ ise bambaşka heyecan ve duygular yükler ruhuma. İşte yine bir aralık ayı ve ben Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Hakk’a yürüdüğü gecenin (17 Aralık) anısına düzenlenen ‘Şeb-i Arus Haftası’na ve törenlerine katılmak üzere bavulumu hazırlıyorum. Bavula çok fazla bir şey koymama gerek yok aslında, zira bu seyahatte gerçek bavulum gönlüm olacak!

Konya’ya varışım akşam saatleri ve kapanmış olmasına rağmen Hz. Mevlana’nın türbesine gidiyorum. Türbenin etrafını dolaşırken, geçireceğim iki gün için gönlüme en güzel çiçekleri ekmesini diliyorum. Türbenin hemen yanında yer alan Uluslararası Mevlana Vakfı’nın kapısını çalıyorum. Vakfın kapısı nazikçe açılıyor ve salonda devam eden sohbete davet ediliyorum. Hz. Mevlana’nın 22. kuşaktan torunu ve vakfın başkanvekili Esin Çelebi Bayru, postnişin Nadir Karnıbüyükler dede, bazı semazenler, tanrı misafirleri ve vakfın özel ziyaret programı ile gelen ziyaretçiler hoş bir sohbet içindeler. Yıl boyu hem İstanbul hem de Konya’da vakfın herkese açık etkinlikleri, adeta bir aile yaptı hepimizi.


Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor

Otelime dönerken türbenin hemen arkasındaki Karatay Mevlana Meydanı’nda İranlı, Amerikalı, Fransız, Belçikalılardan oluşan, neşe içinde bir grupla karşılaşıyorum. Kimi rubailerle sema ediyor, kimi bendir çalıyor, kimi ilahiler okuyor. Şaşırmamak lazım; dünyanın her yerinden, her dilden, dinden tüm gönüller her sene 7-17 Aralık arasında Konya’da ‘BİR’ oluyor. Çünkü bu Hz. Mevlana’nın vasiyeti! Hastalığında çevresinde üzülen dostlarına, ölümün bir son veya kopuş değil, âşığın sevgilisine yani ‘Yaradana’ kavuşması, manevi dünyaya doğmak ve düğün gecesi olduğunu söyleyip üzülmemelerini istemiş. Mezarına gelenlere ise tefsiz gelmemelerini, çünkü Allah’ın meclisinde üzüntülü olmanın hiç yakışmayacağını söylemiş. 

Ertesi sabahın ilk ışıkları ile Mevlevi geleneğine göre önce Hz. Pir’in ‘Aşk’ını ateşleyen Hz. Şems’in türbesini ziyaret ediyor, ardından Mevlana’nın türbesine geçiyorum. Türbeler gün içerisinde çok kalabalık olduğu için erken saatte ziyaretlerimi yapıyorum. Bu değerli büyüklerin mirasını solumak için yalnızlığı ve sessizliği tercih ediyorum. İki türbe arasındaki yol boyunca tarihin bilindik ve gizli birçok hikâyesini taşıyan eski yapıtlar, hediyelik eşya mağazaları, halıcılar, Konya’nın muhteşem lezzetlerinin fokurdadığı tencereler bu telaşıma gülümseyerek selam veriyor.

Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor

Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor

Somut olmayan kültürel miras

Şeb-i Arus geleneği içindeki ‘Sema’, kâinatın oluşumunu, insanın âlemde dirilişini, ‘Yaratıcı’ya olan ‘Aşk’ ile harekete geçişini ve kulluğunu idrak edip ‘İnsan-ı Kâmil’e doğru yönelişini ifade ediyor. Sema, aşk ile sevgiliye pervane olmak... Sema bir ibadet ve edebi, anlamı ve geleneği ile yapılması gerekiyor. Bu amaçla sema ve Mevlevi müziği Uluslararası Mevlana Vakfı’nın UNESCO ile birlikte yaptığı çalışmalar sonucunda 2007 yılında somut olmayan kültürel miras listesine alındı.

Sema ve musikisinde her şey ayrı bir manaya ve güzelliğe sahip. Semahane dairevi bir alan, kâinatı sembolize ediyor. Şeyhin oturduğu kırmızı post, Hz. Mevlana’nın makamı sayılıyor ve Şeyh Efendi vekâleten bu makama oturuyor. Kırmızı renk ‘vuslat’ yani Allah’a kavuşma rengi. Semazenlerin kıyafetinde siyah hırka kabri, beyaz tennure saflığı ve nefsinin kefenini, başındaki sikke ise tevhidi ve nefsin mezar taşını ifade ediyor. Her ne kadar tüm bunlar ‘ölümü’ ifade eder gibi gözükse de ‘sema’, suretler âleminden ‘hakikat âlemine’ geçmeyi anlatır, yani ‘sema’da ölüm değil tam tersi ‘yeniden doğuş’ var.

Semazen kollarını çapraz bağlayarak görünüşte ‘BİR’ olur. Böylece Allah’ın birliğini tasdik eden semazen, sema ederken kollarını açar. Sağ eli dua edercesine göklere açık, ‘Hak’ gözüyle baktığı sol eli yere dönüktür. Hak’tan aldığını halka verir. Sağdan sola kalbinin etrafında dönerken yaratılmış her şeyi sevgi ile kucaklar. Sema ederken semazen ‘Allah’ nidaları ile ayak vurur. Bu, nefsin sınırsız ve doyumsuz isteklerini ayaklar altına alıp ezmek ve onunla mücadele etmeyi, nefsi mağlup etmeyi temsil ediyor.

Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor

Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor

Yedi bölümden oluşan ayin

Her bölümün tasavvufi açıdan ayrı bir anlamı, derinliği olan sema ayini yedi bölümden oluşuyor ve Kuran-ı Kerim tilaveti (Kur’ân-ı Kerîm’i usulüne göre, tecvîd ve tâlîm ile okuma) ile başlıyor. Ardından Hz. Muhammed’i ve ondan önceki tüm peygamberleri öven bir şiir olan ‘Nat’ı Şerif’ ile devam ediyor. Sonra kudüm sesi duyuluyor. Kudüm sesi, yaratanın “Ol” emrini temsil ediyor. Ondan sonra duyulan ney sesi, her şeye can veren ilahi nefes!

İkinci bölüm, ‘Sultan Veled Devri’ olarak adlandırılıyor. Semazenler birbirlerine selam vererek dairevi yürüyüşü üç kere tekrarlıyor. Bu ruhun ruha selamı, manevi bir yolculuğa hazırlanışı temsil ediyor.

Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor

Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor


Sema ayininin üçüncü bölümü dört ‘selam’la gerçekleştiriliyor. Birinci selam, insanın bilgiyle hakikate doğması... Yani yüce Yaradanını ve kendi kulluğunu idraki. İkinci selam, insanın yaratılıştaki nizamı, azameti görerek Allah’ın kudreti karşında hayranlık duyması! Üçüncü selam, insanın hayranlık ve minnet duygusunun ‘aşk’a dönüşmesiyle, aklın ‘aşk’a kurban oluşu! Dördüncü selam ise insanın manevi yolculuğunu tamamlayıp, arınmış bir ruh ile asıl yaradılış nedeni olan kulluğuna dönüşü. Bu ‘selam’a Şeyh Efendi ve semazenbaşı da katılıyor. Bu, bir yolda giderken bir önderiniz,  bir rehberiniz, bir yol göstereniniz var ise sizi yolun tehlikelerinden korur, yolu size kolaylaştırır anlamına geliyor. Dördüncü selamdan sonra Kuran-ı Kerim’den bir ayet okunuyor. Sema ayini, tüm peygamberlerin, tüm inananların ruhları ve barış için okunan dua ile son buluyor.

Hani ‘nokta koymak’ diye bir tabir vardır. Tüm söylenecekler söylenmiş, tüm duygular yaşanmış, artık bir idrake varılma vaktidir. İşte; ‘Ayin-i Şerif’ bittikten sonra aynı böylesi bir his insanı sarıp sarmalıyor.

Dünyanın tüm renkleri bir olmak için Konya’ya geliyor

Mevlana Haftası programı

-7-17 Aralık / Hattat Hamid Aytaç ve öğrencisi Güzide Çelebi hat sergisi, Konya Hz. Mevlana Türbesi Semahanesi.

-8-9 Aralık / Gamze Artaman ile Konya ziyaretleri... Uluslararası Mevlana Vakfı ile Delukstur Organizasyon tarafından hazırlanan turda kısıtlı yer bulunuyor. Detay ve katılım için: 0532 236 79 10.

-13 Aralık / Hz. Mevlana Eserlerinde Muhabettullah... Prof. Mim Kemal Öke söyleşisi ve imza günü, Konya İl Halk Kütüphanesi, 19.00’da.

-14 Aralık / UMV Korosu konseri... Konya Mevlana Kültür Merkezi, Sultan Veled Salonu, 14.00’te. Esin Çelebi Bayru’nun imza etkinliği ise aynı gün 15.00’te, Konya Mevlana Kültür Merkezi’nde.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle