GeriSeyahat Çiçeği burnunda ‘sakin şehir’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Çiçeği burnunda ‘sakin şehir’

Çiçeği burnunda ‘sakin şehir’

Sonbaharın tatlı güneşi bizi hâlâ ısıtırken şehirden uzaklaşıp rotamızı yepyeni ‘sakin şehir’ Güdül’e çevirdik. Yaşı 100’ü geçkin evleri, fotoğraf tutkunlarını cezbedecek sokaklarıyla Güdül’ü kısaca anlatalım...

Geçen yıl Cittaslow (sakin şehir) ağına dahil olan, Türkiye’nin 18’inci, Ankara’nın ve hatta İç Anadolu’nun ilk ve tek sakin şehri Güdül’deyiz. Ankara’ya yaklaşık 90 kilometre mesafede. Köroğlu ve Ayaş dağlarının batı uzantılarıyla çepeçevre sarılmış. Çamlıdere, Kızılcahamam, Beypazarı ve Ayaş ilçeleriyle komşu. Başkentin Evren’den sonra nüfusu en küçük ilçelerinden biri... Tarihi geçmişiyle birlikte doğal ve kültürel anlamda da bir hayli zengin özellikleri olan Güdül’ün geçmişi oldukça eski dönemlere kadar gidiyor.

Güdül’ün sokaklarına adımınızı atar atmaz, Anadolu’nun eski yerleşim yerlerinde benzerlerini gördüğümüz geleneksel sivil mimari örneği evleri dikkat çekiyor. Genellikle iki katlı olan evlerin temelinde 2-2.5 metre yüksekliğinde taştan duvarlar örülmüş, ahşap iskelet bunun üzerine oturtularak araları taş ya da kerpiçle doldurulmuş... Sokaklar oldukça dar ve bazı yerlerde neredeyse çatıları birbirini öpen, komşuluk ilişkilerinin de sıcak olduğunu hissettiren yakınlıkta. Bu sokaklar fotoğraf tutkunları için de oldukça cezbedici. Aşağı, Yukarı, Yeni ve Emirler mahallelerinde yaklaşık 60 civarında sivil mimari yapı, Koruma Kurulu tarafından mutlak korunması gereken binalar olarak tescil edilmiş. Ayrıca Aşağı Mahalle ve Yukarı Mahalle bozulmamış genel dokusu nedeniyle kentsel sit alanı olarak tescillenmiş. Bu mahallelerde yaşı 100’ü geçmiş evler var. Şehir merkezinde gezip görülmesi gereken yerlerden biri de Güdül Kent Müzesi.

Çiçeği burnunda ‘sakin şehir’

Kirmir Vadisi

Geçmişten günümüze Güdül tarihiyle ilgili belgelerin yanı sıra geleneksel kültürünü de yansıtan eşyalar sergileniyor. Ayrıca Güdül sokaklarını gezdikten sonra ilçe merkezine 2 kilometre uzaklıktaki İnönü Mağaraları ve Kirmir Vadisi’ni görün. Kapadokya’dakilerle de benzerliği olan bu mağaralarda, iç içe geçen sayısız günlük yaşam odaları, mutfak, erzak depoları var. Şehir merkezine 2 kilometre mesafedeki Kirmir Vadisi boyunca kayalıklara oyulmuş mağaralarla ilgili yapılan araştırmalara göre bu bölgede Hitit uygarlığı yerleşimi varmış. Ardından Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı bölgede hüküm sürmüş. Vadinin hemen yanı başında, dik kayalıklar üzerindeki mağaralara merdivenlerle çıkılıyor. İçlerinde de üst katlara çıkan merdivenler var. Vadide akan ve Sakarya Nehri’nin bir kolu olan Kirmir Çayı, her mevsim güzel. Yakın çevrede yaşayanların piknik alanı olarak kullandığı çay kenarı da doğal sit koruma alanı olarak tescilli.
Çiçeği burnunda ‘sakin şehir’

Tiftik keçisinin yurdu, leblebinin gizli merkezi

Tiftik keçisinin diğer adı ‘Ankara keçisi’dir. En önemli özelliği de tiftiğin sadece bu keçinin yünlerinden elde edilmesidir. Güdül, işte o keçilerin ülkemizde en çok yetiştirildiği yer.

Çevre köylerde bağcılık yaygın.

Güdül oldukça küçük bir yerleşim alanı, yeme-içme mekânları çok seçenekli değil. Bir et yemeği olan ve testide pişirilen kapama, dağdan toplanan sarı renkli keyman ve mancar otundan yapılan sebze yemekleri ve tatlısı şibit yöresel lezzetlerinden bazıları...

Leblebi denince hep Çorum akla gelir ama Güdül’ün bu konudaki iddiasını, leblebi imalatı yapan imalathanelerin hatta Leblebiciler Sokağı’nın olduğunu ben de gidip görene kadar bilmiyordum. Güdül’den ayrılırken leblebisinden, hele bir de mevsimindeyseniz üvez, alıç, ekşi erik almadan dönmeyin.

False