GeriSeyahat Bitlis'in İlçeleri Neler Ve Hangi Bölgede? Bitlis'de Gezilecek Ve Tarihi Yerler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Bitlis'in İlçeleri Neler Ve Hangi Bölgede? Bitlis'de Gezilecek Ve Tarihi Yerler

Bitlis'in İlçeleri Neler Ve Hangi Bölgede? Bitlis'de Gezilecek Ve Tarihi Yerler

Bitlis, tarihi binlerce yıl öncesine uzanan ve şehir tarihini kanıtlayan yapılarını korumaya başlamış bir şehirdir. Her yıl çok sayıda insan Bitlis sınırlarında bulunan kale ve diğer İslami eserleri görmek için bölgeye gitmektedir. Peki, Bitlis hangi bölgededir ve ilçeleri nelerdir? Şehirde gezilebilecek ve tarihi yerler nerelerdir? İşte Bitlis hakkında hazırladığımız gezi rehberi.

Bitlis’in yapısal tarihi neolitik çağa kadar gitmektedir. Doğal güzellikleriyle göz kamaştıran bu şehir, ziyaretçilerine de tarihi bir yolculuk yapabilme fırsatı tanımaktadır.

 Bitlis İlçeleri

 Bitlis, nüfusu incelendiğinde küçük sayılabilecek bir şehirdir. Karma bir toplum yapısına sahip olan bu şehrin toplamda 7 ilçesi bulunmaktadır. Bu ilçeler; Merkez, Adilcevaz, Ahlat, Güroymak, Hizan, Mutki ve Tatvan olarak sıralanmaktadır.

 Bitlis Hangi Bölgede?

 Bitlis, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan şehirler arasındadır. Şehir güneyinde Siirt, batısında Muş, kuzeyinde Ağrı ve doğusunda ise Van Gölü bulunmaktadır. Kent, diğer doğu şehirlerinde olduğu gibi dağlık arazi yapısına sahiptir ve hayvancılık için müsaittir.

 Bitlis Gezilecek Yerler

 Bitlis gezilecek yerler denildiğinde akla ilk olarak; Nemrut Dağı, Nemrut Krater Gölü ve Van Gölü gelmektedir. Buralar Bitlis gezisinin doğal güzellikleri kapsamında kabul görmektedir. Bitlis’in sembolü haline gelen Nemrut Dağı, Tatvan ilçe sınırlarında yer almaktadır. Bu dağ, aktif bir volkan olma özelliğine sahiptir. Hatta Van Gölü’nün oluşmasında da Nemrut Dağı’nın patlamasının etkili olduğu düşünülmektedir. Çok sayıda kış sporu için elverişli sayılan Nemrut Dağı, özellikle kış turizmi açısından oldukça sık tercih edilen bir alandır.

 Nemrut Krater Gölü, 10 kilometre genişlik ile dünyanın en büyük ikinci krater gölü olma özelliği taşımaktadır. Nemrut Dağı patlamasıyla oluşan bu doğal güzellik içerisinde beş farklı göl bulunmaktadır. Oldukça soğuk ve tatlı su özelliğindeki bu göller, ziyaretçilere eşsiz manzaralar yakalama imkanı sunmaktadır. Krater Gölü, Nemrut Dağı’nın yüksek kesimlerinde kaldığı için yaz aylarında bile misafirlerin üşümesine sebep olabilmektedir. Bu sebeple Krater Gölü ziyaretine giderken mutlaka kalın birkaç kıyafet taşınması gerekmektedir.

 Van Gölü, Türkiye’nin en büyük gölü olarak kabul edilmekte ve Bitlis sınırının bir kısmını oluşturmaktadır. Volkanik kökenli bir göl olan Van gölü, yöre halkı tarafından “deniz” olarak kabul edilmektedir. Tuzlu ve sodalı göl suyunun içerdiği mineraller sayesinde cilt sağlığına faydalı olduğuna inanılmaktadır.

 Bitlis Tarihi Yerler

 Bitlis’in tarihi yapıları da en az doğal güzellikleri kadar ön plana çıkmaktadır. Bu kapsamda şehrin gezilebilecek tarihi mekanları; Bitlis Kalesi, İhlasiye Medresesi, Selçuklu Mezarlığı ve Çifte Kümbetler olarak sıralanmaktadır.

 Bitlis kalesi, görkemli yapısıyla şehrin sembolleri arasında yer almaktadır. Kaya bloğu üzerine inşa edilen kalenin yapım tarihi milattan önceye dayanmaktadır. Kale, şehre adını veren ve Büyük İskender’e bağlı çalışan komutan Bedlis tarafından yaptırılmıştır. Kale içerisinde uzun yıllardır kazı çalışmaları yapılmaktadır. Bitlis Kale’sinin içinin gezilmesine henüz izin verilmemektedir. Ancak kaleyi dışardan görmek bile tarihte yolculuk ile eş değer olarak tarif edilmektedir.

 İhlasiye Medresesi, Bitlis sınırlarında yer alan en bilindik medresedir. Selçuklular tarafından yapılan bu medresede çok sayıda bilim insanı yetiştirilmiştir. Bu medrese günümüzde, Kültür e Turizm İl Müdürlüğü olarak kullanılmaktadır.

 Selçuklu Mezarlığı da Bitlis’e gidince mutlaka uğranması gereken yerler arasında yer almaktadır. Ahlat ilçesinde bulunan bu mezarlık, dünyanın en büyük İslam ve Türk mezarlığı olarak kabul görmektedir. Bu mezarlık Urartulardan Osmanlı İmparatorluğu’na kadar çok sayıda medeniyetten iz taşımaktadır. Ahlat’ta görülebilecek bir diğer mekan da Çifte Kümbetler’dir. Kitabelerinde 1280 senesinde yaptırıldığı görülen bu yapıların yapımında ahlat taşları kullanılmış ve oldukça güzel bir işçilik sergilenmiştir.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle