
Balayı klişesinin ötesinde ‘tropik bir rüya’
Çoğumuzun balayı destinasyonu olarak bildiği ama bundan ötesini vaat eden Bali’nin rengârenk tropik dünyasında yapılacak o kadar çok şey var ki... Renkleri, ritüelleri, doğası, kokusu, insanı, eşsiz günbatımları, gezdikçe bitmeyen tapınakları, ormanları, plajları, pirinç tarlaları, lezzetine doyamadığınız Hindistan cevizi dondurmaları, meyveleri ve harika yemekleriyle her anınız dolu dolu geçer. Ve akşam yorgun argın bir halde “Bugün ne yaşadık biz” diye bakarsınız birbirinize.
Bazı yolculuklar vardır ya, hani kendini bulmaya gittiğin, bavula sadece kıyafet değil, adeta bütün yaşanmışlıklarını koyduğun. İşte ben de Bali’ye öyle gittim. Kendime rağmen kendimi bulmaya, ruhum yavaşça çözülürken görüp hissetmeye...
Ve Bali...
Sanki “Hoşgeldin, hadi birlikte çözülüp yeniden toparlanalım” dedi.
Lakin benimki bir haftalık, çok yoğun planlanmış bir geziydi ve her yeri gezebilme kaygısıyla oradan oraya koştururken günler nasıl geçti anlamadım. Bali’ye gerçekten doyamadım. Bali yalnızca bir tatil yeri değil; bir içsel dönüşüm yolculuğu ve ruhun sessizce iyileştiği bir yer. O yüzden bir sonraki sefer daha yavaş, daha sindire sindire, daha derinden hissederek gezmek ve kendime daha fazla konsantre olabilmek hedefiyle şimdiden ikinci gezimi planladım. Yani özetle: Bir kez gidince “Buraya tekrar gelmem lazım” diyeceğiniz bir yer Bali. Şimdi size Bali’de gezilecek en güzel yerleri sıralayacağım.
Bali’nin kalbi
Ubud:
Doğanın nefes aldığı, en lüks otellerin, görülecek pek çok noktanın olduğu, Bali’nin kalbi diyebileceğim bölge. Gezimizin ilk dört gecesini burada, yemyeşil tropik ormanların içine adeta özenle oyulmuş birbirinden güzel otellerde konaklayarak geçirdik. Sabahları tropik kuş sesleriyle uyanmak, gün boyu pirinç tarlalarıyla göz göze gelmek, palmiye gölgeleri, tütsü kokuları, çıplak ayaklı rahipler, SPA ritüelleri, bambu sesleri... Kahvem elimde, saçlarım nemli, yüzümde ‘Hiçbir yere yetişmiyorum çok şükür’ huzuru... Ve sanırım burası benim Bali’de en sevdiğim yer.
Önemli not: Bali’nin tek kusuru çok fazla trafik olması. Bir noktadan diğer bir yere gitmek saatler alabiliyor. O yüzden nereler gezilecekse o bölge kapsamındaki otellerde konaklamakta fayda var. O nedenle biz turun ilk günleri Ubud’da, son günleri gezeceğimiz yerlere yakınlığı sebebiyle Seminyak’ta konakladık.
Ritm, ateş, günbatımı...
Uluwatu Tapınağı
11’inci yüzyılda inşa edilmiş ve Bali’nin 9 kutsal yön tapınağından (Adayı karanlık güçlerden koruduğuna inanılan ve stratejik noktalara yapılmış tapınaklar) biri Uluwatu. Okyanusun üzerinde ve 70 metre yüksekliğindeki bir kayalığın ucunda. Tapınağın çevresinde çok sayıda maymun yaşıyor. Ziyaretçilere dikkatli olmaları öneriliyor; çünkü gözlük, şapka gibi eşyayı kapabilirler. Uluwatu Tapınağı’nda her akşam günbatımına doğru kecak dansı sahneleniyor. Dansçılar Ramayana Destanı’ndan bir sahneyi canlandırıyor. Prens Rama’nın eşi Sita’yı kurtarma mücadelesi. Müzik aleti yok, ateşin etrafına dizili 50-100 arası erkek dansçı “caka-caka-caka” diye ritmik şekilde bağırarak oluşturdukları vokal tempoyla dans ediyor. Görsel olarak çok etkileyici. Tapınağın mistik havasını soluyarak okyanus ve günbatımı manzarası eşliğinde kecak dansı izlemek unutulmaz anılarım arasına girdi.
800 maymun, bin yıllık banyan ağaçları, saklı tapınaklar...
Monkey Forest (Maymun Ormanı)
Ubud’un içinde bir orman düşünün... Banyan ağaçları gökyüzünü kapatmış, tapınaklar, doğal patikalar ve içeride yaşayan yaklaşık 800 maymunla beraber geziyorsunuz. O kadar eğlenceli ki! Üstelik bu maymunların hepsi kayıt altında, başka maymunlar bu ormana girmiyor. Burası sadece bir turistik alan değil; maymunların ve doğanın kutsal kabul edildiği mistik bir bölge. Yalnız dikkat! Maymunlar cidden yaramaz; gözlüğü, telefonu, ne varsa alabilirler. Ama ortam eğlenceli, renkli ve büyülü... Ormanın içinde yürürken çocukluğuma dokundum. Maymunlar gözlüğümü, telefonumu almadı ama benden başka bir şey aldı: Kontrol ihtiyacımı! Bazen bırakmak özgürlükmüş.
Kutsal suyun hikâyesi
Tirta Empul Tapınağı
MS 926’da kurulan ve Hindu Tanrı
Vishnu’ya adanmış bir su tapınağı. Bali dilinde ‘Kutsal Bahar’ anlamına gelen bu tapınaktaki kutsal kaynak suyunda ‘melukat’ adı verilen arınma ritüellerini gerçekleştiren insanlar, günahlarından arındıklarına inanıyorlar. Etkileyici bir efsanesi var: Bir zamanlar Bali kralı halkın tanrılara ibadet etmesini engelliyor. Tanrılar bu duruma öfkeleniyor ve kralı cezalandırmak için ordularını gönderiyor. Kral çareyi tüm su kaynaklarını zehirlemekte buluyor. Bunun üzerine Tanrı mızrağını yere saplıyor ve mızrağın düştüğü yerden tertemiz kutsal su fışkırıyor. Bugün hâlâ orada... Ve tapınağın girişinde zehir kâsesi tutan kral heykeli sizi karşılıyor. Tapınağın üç bölümü var. Jaba Pura; meditasyon alanı, tanrılara sunaklar adanıyor. Jaba Tengah; ritüelin yapıldığı havuzlar. İnsanlar burada, her bir çeşmede yıkanarak melukat ritüelini gerçekleştirirler. Jeroan; duaların yükseldiği iç bahçe. Ben de yapılması gerekenleri yaptım. Yeşil elbisemi giydim, tapınak girişindeki kapıya niyetlerimi bıraktım, sıraya girdim. Çıplak ayaklarım o soğuk taşlara değdi. Tütsü kokusu tenime sindi. Suya başımı eğdiğim ilk anda içimden koca bir ‘eski ben’ döküldü sanki. Her çeşmede bir yük bıraktım, çünkü buna inandım. Burada frekansınızın yükseldiğini hissediyorsunuz. Su sesi, tütsü kokusu, ortalıkta gezinen çıplak ayaklar, üç aşamada yapılan ritüeller... Gerçekten ‘arınıyorum’ hissini veriyor. Çıkış kısmında kocaman balıklarla dolu bir havuz var, ortamın renkleri ve ahengi yüzünüzde sakin ve huzurlu bir gülümseme yaratıyor.
Nerede kalınır, ne kadar ödenir?
◊Bali’ye turla gitmek (ama tur şirketi ve içeriğini iyi seçerek) fiyat ve gezme kolaylığı açısından avantaj sağlayacaktır.
◊Tursuz gitmek isterseniz İstanbul-Bali gidiş-dönüş ekonomi sınıfı için rakamlar 800-1.000 dolar civarında. Uçak firmalarının kampanyalarını takip ederek veya daha erken satın alarak uygun bilet bulabilirsiniz.
◊Bali’de 8 saati 50 dolara özel şoförlü araç kiralayabilirsiniz.
◊ Konaklama fiyatları 3 farklı sezona göre değişiyor.
Düşük sezon: 15 Ocak’tan hazirana ve ekimden 15 Aralık’a kadar.
Yüksek sezon: Haziran-eylül arası.
Pahalı sezon: 15 Aralık-15 Ocak (Yılbaşı, Christmas ve Çin yeni yılı dönemi).
◊Yerel restoranlarda akşam yemeği kişi başı ortalama 15-25 dolar.
◊ Akdeniz ve Batı mutfağı sunan restoranlarda akşam yemeği ortalama
30-40 dolar.
◊Beach club’ların çoğunun girişi ücretsiz ama içeride oturmak için seçeceğiniz 4 kişilik oturma yerine göre zorunlu harcama 100 dolardan başlıyor.
◊Tapınak girişleri 5-8 dolar.
◊Maymun ve bambu ormanları, pirinç tarlası girişleri 7-9 dolar.
◊Rafting ve ATV safari 50 dolar.
◊Fil parkı ve aktiviteleri 70-90 dolar.
Denize girmek, yüzmek kolay değil
Sanılanın aksine; Bali deniz tatili için gidilecek harika bir yer değil. Okyanus, gelgit olayı ve sürekli yağışlı iklim derken Türkiyemizin cennet kıyıları gibi hayal etmeyin. Fakat çok popüler, keyifli ve eğlenceli beach club’ları var. Ben Nusa Dua Beach ve Palmilla Beach’i deneyimledim. Çok güzel vakit geçirdim. Öneririm. Bunlar dışında Canggu’da Finns Beach Club (Dünyanın en iyi beach club’ı olarak anılıyor), Seminyak’ta Potato Head Beach Club, Uluwatu’da Sundays Beach Club ve yine Uluwatu’da Savaya gidebileceğiniz plajlar. Bu arada Savaya gece kulübü olarak da çok popüler ve kaliteli bir yer. Gidip görmeye değer.
Unutulmaz lezzetler
◊ Tukies
Bali’de her an meditatif olmak zorunda değilsiniz. Bazen aydınlanma bir Hindistan cevizli dondurmada saklı olabilir. Kullanılan tüm malzemeler organik ve doğal. Organik Hindistan cevizi sütü, Hindistan cevizi şekeri, Hindistan cevizi cipsi ve Hindistan cevizi tozuyla yapılan o dondurmayı mutlaka yiyin. Benim için Bali’nin ‘Buz gibi cennet’ tanımı. Her gün olsa yerim!
◊ Stria Coffee Farm
Luwak (Bir tür kedi) dışkısından toplanan çekirdeklerle yapılan kahve içtik. Kulağa tuhaf geliyor ama lezzeti rafine, dokusu ipeksi. Luwak kahvesi de dahil ülkeye özgü kahve ve çayları tadıp yapılışları hakkında bilgi edindiğimiz kahve çiftliği gezisi çok değişikti. Luwak kahvesinin orijinali Jawa Adası’nda yetiştiriliyor. Luwakların sindirim sisteminde fermente olan kahve çekirdeği üzerindeki zardan ayrılıyor. Dolayısıyla kavrulduğunda o zarın tadı kahveyi bozmuyor ve içimi daha yumuşak oluyor.
◊ Junglegold
Bali organik kakao ve çikolata fabrikası. Kakaonun çikolataya dönüşüm sürecini izleyip çeşitli türde çikolataları tatma fırsatı veren bir gezi.
Görün, yapın, rahatlayın...
Penglipuran Village: Dünyanın en temiz köylerinden biri seçilen ve Bali’nin köy yaşam kültürünü en iyi anlatan yer. Geleneksel Bali yaşamı burada hâlâ canlı. Sessizlik, düzen, huzur... Wabi-Sabi (Budizmin kusurlu güzellik öğretisi) hissi burada vücut buluyor. Çok zaman almıyor. Kısa bir tur için gitmeye değer.
Kintamani&Batur Gölü: Volkanik dağ ve göl manzarasına karşı Akasa Kafe’de bir mola verdik. Fotojenik alanları olduğu için burayı seçtik. Bir şeyler yiyip içerken o dingin, sessiz ve ‘volkanik’ manzarayı izlemek harika.
Alas Harum Pirinç Terasları&Cretya Ubud: Burası Bali’nin en manzaralı noktalarından biri; muhteşem pirinç tarlaları, çeşitli aktiviteler ve Cretya Ubud adlı bir günübirlik tesisle ünlü olan kocaman, yemyeşil ve keyifle gezilecek bir alan. Tegalalang Vadisi’nin en güzel teraslarına sahip Alas Harum (pirinç terasları) ve Cretya River Club’da havuzlara girebilir, tarlalara uzanan büyük salıncaklarda sallanabilir, gökyüzü bisikleti, zipline gibi heyecan verici aktiviteler yapabilir ve vadi manzaralı kafelerde oturabilirsiniz. Çok keyifli bir ortam oluşturmuşlar, en az yarım gününüzü ayırın. Ben de kırmızı elbisemi kiraladım. O büyük salıncağa bindim. Yağmurda ıslanırken özgürce uçtuğumu hissettim. O an sırılsıklam anladım ki: Salıncak sadece eğlence değil, bir kabullenme ritüeli. Eğer uçabiliyorsan muhakkak bir şeyleri bırakmışsındır.
Bamboo Ormanı&Bamboo Café: İnsanın hayatında çok kez yaşayamayacağı bir deneyim. Burada görüntü, renk ve ses bile değişiyor. Sanki bambaşka bir dünyaya geçiyorsunuz. Biraz yürüyüş, biraz nefes, bir kahve; kendinizi gerçekten başka boyutta hissediyorsunuz.
Taman Dedari: İçindeki dev melek heykelleri sayesinde Instagram fenomeni olan ikonik bir kafe ve restoran. Melekler Kapısı olarak bilinen mekânın mimarisi çok hoş. İlginç bir ek bilgi; bu mekânın altındaki otelin sahibi (Royal Pita Maha) Eski Ubud kraliyet ailesinin soyundan geliyor. Şu an Ubud’da kraliyet yok.
Handara Kapısı: Bu kapı kutsal bir tapınağın girişi izlenimi verse de Bali’nin en eski resort otellerinden Handara Hotel’in giriş kapısı aslında. Geride uzanan yemyeşil yolun ardında bir otel var. Estetik açıdan harika bir yer, fotoğraf çektirmek için girişte bir ücret ödeniyor, sonra sıraya giriliyor (çok uzun sıralar olabiliyor) ve telefonunuzu orada herkesin fotoğraflarını çeken görevliye veriyorsunuz, o sizi çekiyor. Sistem böyle. Bu parayı kazanan da otel oluyor. Yine de gidin fotoğrafınızı çektirin çünkü burası Bali’nin simge yerlerinden biri.
Ulun Danu: Beratan Gölü’nün kenarındaki bu tapınak gölün üzerinde adeta süzülüyor. Seri Danu’ya (Su Tanrıçası) ithaf edilmiş, o yüzden adı Ulun Danu. Aslında Hindu tapınağı olmasına rağmen içinde ayrıca bir Budist mabedi de var.

M.Kutlukhan Perker
Erdal Fernergiz
Dermatolog Dr. Neslihan Dolar


