GeriSeyahat Arykanda: Hemen ‘Yalnız’ı geçince...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Arykanda: Hemen ‘Yalnız’ı geçince...

Arykanda: Hemen ‘Yalnız’ı geçince...

“Keşfe giden yolda zekânın fazla rolü yok. İnsanın bilincinde bir sıçrama olur ki siz buna ister sezgi deyin, ister başka bir şey...” Einstein, bu sözlerle doğaçlama çıkılan gezileri de kastetmiş olabilir mi bilmiyorum ama bu kez sezgisel rotamız 2.400 yıllık sarp bir uygarlığa uzanıyor. Arykanda’dayız, Akdeniz’in ‘en yüksek kayalığının yanındaki yer’de...

 Deniz, kum, güneş Antalya turizmini tek başına özetlemeye yetiyor. Ancak başta Rusya, Ukrayna ve Almanya olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden kente ‘göç’ eden turistler için artık bu sacayağı yetmiyor. Bacasız sanayide yaylalar, inanç kültürleri, yerel gurme noktaları ve tabii ki antik medeniyetlerin de yadsınamayacak derecede ağırlığı var.

Antalya’da bu noktaları içine alan ilginç yerlerden biri Arykanda… Bölge, Teke Yarımadası’nın iç kısımlarını merak edenler açısından keyifli bir antik labirent… Ancak Finike-Elmalı karayolundaki yolculuğunuzun 21’inci kilometresinde önce ismiyle dikkatinizi çekecek bir köyle karşılaşacaksınız. Beydağları’nın yalnızı “Yalnız Köyü’ne hoşgeldiniz.” Geçen haftalarda şarkıcı Hakan Altun’un arabadan atlayıp köy tabelası önünde verdiği poz, sosyal medyada gündem olmuştu. Yalnızlığın hakkını verdiğimiz bir devirdeyiz, internette işte bu köyün ismi arandı gün boyu. Aşk hayatında mutlu sona ulaşamayanları köyün giriş tabelası, yeni aşka yelken açanlarıiki kilometre sonra ‘kırmızı çizgi’li çıkış tabelası bekliyor. Ben yıllar önce kırmızılının başına geçmiştim galiba.

Arykanda: Hemen ‘Yalnız’ı geçince...

Sarp kayalıkların içinde bir şelale

Yalnız’dan sonra Beydağları’nın ilk keskin tırmanışı şimdi başlıyor. Finike-Elmalı karayolunun tam ortasına denk düşen Arif Köyü’nün özellikle doğal kaynak-medeniyet ilişkisiyle ilgili gezginlere söyleyeceği çok şey var. Çünkü bir su cenneti olan Arykanda, bu bölgeye kurulmuş. Arif’i geçmek üzereyken yolun sağında en sarp yükseltiye doğru kamyonların art arda dizildiğini görüyorsunuz. Burası gürül gürül akan şelalelerinden adını alan Aykırtça…

Batı Toroslar’ın sarp noktasından çıkan pınarlar, dağkeçilerinin sıçrayışları eşliğinde yol kenarında bir dizi köy çeşmesine dönüşmüş. Aykırtça, suyun enerjisinden dolayı seviliyor, susuzluğun giderilmesinin ardından közde Türk kahvesi, keçiboynuzu, gözleme ya da süt mısır molası bazen saatlerce sürüyor.

Yaylalardan denize gidenlerin bir bölümü sabahın erken saatlerinde kahvaltıyı burada yaparken Avlan Gölü üzerinden salınan bisikletçiler tam 40 kilometre pedal çevirmeden ilk molayı burada buz gibi suların başında veriyor. Bu keyfi grup halinde ilkbaharda yaşayanlardanım. Arykanda’ya Elmalı Ovası’ndan bisikletle gitmenizi tavsiye ederim çünkü yolculuk antik Likya yürüyüşü tadında…

Arykanda: Hemen ‘Yalnız’ı geçince...



Lykia’nın doğudaki kereste kalesi

Burası Beydağları’nın güney kısmına konumlandığı gibi Arykanda medeniyetinin de başlangıç noktası… Arykanda, Pers’ten Likya Birliği’ne, Büyük İskender’in ürkütücü egemenliğinden Roma İmparatorluğu’na kadar bu sarp noktada kimliğini, alışkanlıklarını korumuş.
İsmi antik literatüre bu nedenle ‘En yüksek kayalığının yanındaki yer’ diye girmiş. Ancak bölge bizde 1838’e kadar yok hükmünde… Aynı yıl, İngiliz araştırmacı Charles Fellows’un uğraşları sonucu antik kent gün yüzüne çıkarılabiliyor.

Devrin özellikle kaya mezarlarıyla sikkeleri, antik Likya Federasyonu’nun kalabalık bir merkezine tanıklık ediyor. Ayrıca, kent bir dönem yarımadanın kereste ihtiyacını tek başına karşılar olmuş. Bunun ticarete yansıması, antik kenti kendine yeten bir yerleşke noktasına getirmiş.Arykanda en belirgin yapı şekliyle bir teras mimarisi. Kent kat kat… Bunu “Aşağı ve yukarı mahalle” diye okumak mümkün…
Alt terasta gymnasium (fizik kondisyon merkezi) ve çatı hizasına dek bütünlüğünü koruyabilmiş hamam karşılıyor sizi.

Yukarı terasa doğru yürüdüğünüzde farklı bir şehir derinliği dikkatinizi çekiyor. Tiyatro, dönemin konser salonu odeon, atletizm parkuru stadion ve belki de ağdalı meclis tartışmalarının yapıldığı agora üst katta sıraya dizilmişler. Kentin art arda doğu yönündeki dükkanlarını geçtiğinizde Helios Tapınağı çıkıyor karşınıza. Yunan mitolojisinde ‘Güneşin ta kendisi’ anlamına da geliyor Helios. Atlar kurban ediliyor onun için. Dualar ediliyor.

Batı yönüne yürüdüğünüzde de dönemin gösterişli villaları mevcut… Zemindeki mozaikler o devir için bir zenginlik göstergesi. Belki Rodoslu bir kereste tüccarının gösterişli bir yayla evine çıkıyor yol, kim bilir. Arykanda’nın en karakteristik özelliğiyse bir su cenneti olması. Şehrin neredeyse her noktasında su kanalı var. Doğal kaynaklar, bölge insanına su mühendisliğini öğretmiş. Arykandalılar kayalara oydukları ince hatlarla çevre kaynaklardaki suyu şehrin her noktasına taşımayı başarmış. Atık suyu şehirden uzaklaştıracak yeraltı şebeke sistemi dahi var. Agoradan bazilikaya, hamamlardan yapısı bozulmamış antik lavaboya, Helios’tan tiyatroya Arykanda’da görülecek çok estetik hatıralar var. Ruhunuzu keşfe hazırlayın!..

Nasıl gidilir?

Arykanda, Antalya antik kentleri arasında finale varılması en kolay güzergahlardan birine sahip. Kente virajda kalan Aykırtça Çeşmeleri’ni geçmeden sağa kıvrılarak ulaşabiliyorsunuz. Zaten 1 kilometrelik köy yolu sizi doğrudan bölgeye çıkarıyor. Korkuteli yönünden gelenlerinse Aykırtça’nın içinden geçip kent tabelasını takibe almaları yeterli… Tabii tarihin akışına fazlasıyla uyumlu gözüken çeşmelerin başında, “İyi bir köy kahvaltısı yapmadan geçmeyin” derim. Çünkü ‘En yüksek kayalığının yanındaki yer’de size yaban keçilerinin ‘kim bunlar’ diye soran yarı gergin bakışları eşlik edecek.

False