GeriSeyahat Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet NSosyal
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Dünyanın her yerinde gün geçtikçe artan trafik, hava kirliliği ve çarpık kentleşme şehirlerin içinde yürüyüş yapabilmeyi de giderek zorlaştırıyor. Öte yandan sayıları azalsa da bazı kentler bize hâlâ bu imkânı sunuyor. Buralarda çevreyi yürüyerek gezerken bağ kurabiliyor, gizli güzelliklerini görebiliyor ve yavaşlamanın ne demek olduğunu öğrenebiliyoruz. Jüri üyelerimiz listelerindeki en iyi yürünebilir şehirleri anlattı.

Yaya dostu ve sürdürülebilir şehirlere dair gözlemlerini sosyal medyadaki @yurunebilirsehirler hesabından paylaşan içerik üreticisi Dilara Salva bu haberi hazırlamamıza da ilham oldu. Bu nedenle konuştuğumuz Salva, Japonya’nın Osaka şehrinde yaşıyor ve bu kenti şu sözlerle anlatıyor: “İnsanların adeta aktığı kalabalık ve coşku dolu bir şehir Osaka. Yolculuğunuzda ilk durağınız muhtemelen Umeda olacak. Yoğun saatlerde Umeda İstasyonu’nun herhangi bir kapısından çıktığınız zaman kalabalıktan, renklerden, birbirine karışan seslerden başınız dönecek. Şehrin kalbinin attığı Namba bölgesini gezmenizi öneririm. Shinsekai Mahallesi buluşma noktası gibi. Japonya’da turistlerin araba kiralaması pek önerilmiyor. Trafik sağdan aktığı ve kuralları biraz farklı olduğu için zorlanabilirsiniz. Tarihi veya doğal güzelliklerin olduğu yerlere de araç girişi yok zaten. Siz de kenti toplu taşımayla ve yürüyerek keşfedebilirsiniz. Osaka kalabalığı ve coşkusuyla harika bir yürüme şehri.” Biz de jüri üyelerimize favori ‘yürünebilir şehirler’ini sorduk, anlattılar.

‘Saatler ilerlemez, sadece genişler’

Alberobello, İtalya

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Bahar Gündoğdu, Hürriyet Seyahat yazarı

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Burası Puglia’nın kalbinde, taşın dile geldiği küçük bir kasaba. Alberobello’yu yürüyerek keşfetmek kusursuz bir rota izlemek değil, içgüdülerine güvenmek demektir. Rione Monti semtine doğru giderken sokaklar daralır, taşlar beyazlaşır. Çatılardaki semboller, kapı önlerine bırakılmış küçük sandalyeler, pencere kenarlarına iliştirilmiş çiçekler dikkatinizi çeker. Alberobello’da yürümek sürekli durup bakmayı gerektirir. Çünkü bakmadığınızda kaçırırsınız. Rione Monti’nin yukarılarına doğru çıktıkça manzara açılır. Trulli çatıları (külah biçimli) üst üste dizilir, beyaz taşlar güneşle parlar. Bir süre sonra kalabalık azalır ve Aia Piccola’ya geçersiniz. Burası Alberobello’nun daha sessiz, daha yerel yüzü. Aia Piccola’da yürümek biraz saygı ister. Daha yavaş adım atarsınız, daha az fotoğraf çekersiniz. Her şeyi göstermek istemez, birazını kendinize saklarsınız. Yürüyerek gezmenin en güzel tarafı budur: Size ne kadarını sunacağına şehir karar verir. Kasabanın merkezine doğru ilerlediğinizde küçük meydanlar, kiliseler ve kafeler karşınıza çıkar. Piazza del Popolo’nun çevresinde mola verilebilir. Alberobello’da zaman başka yerlerdeki gibi işlemez. Saatler ilerlemez, sadece genişler. Günün sonunda ne kadar yürüdüğünüzü hatırlamazsınız ama neler gördüğünüzü uzun süre unutamazsınız.

‘Detaylı planlara ihtiyaç yok’

Plovdiv (Filibe), Bulgaristan

Didem Mutçalıoğlu, gezgin

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Avrupa’nın en eski sürekli yerleşimlerinden biri olan Plovdiv gezginine hızlanmayı değil, yavaşlamayı öneren şehirlerden. Bulgaristan’ın ikinci büyük kenti olmasına rağmen Plovdiv’i gezmek için toplu taşımaya ya da detaylı planlara ihtiyaç yok. Şehir yürüyerek gezmek üzere gelişmiş; adımlar ilerledikçe tarih, mimari ve gündelik hayat doğal bir akışla birbirine karışıyor. Gezinin kalbi, yaya öncelikli düzenlemesiyle Eski Şehir. Arnavutkaldırımlı sokaklarda yürürken Roma döneminden kalma antik tiyatroya, antik forum kalıntılarına ve Erken Hıristiyanlık döneminden bazilikalara rastlamak mümkün. Renkli konakların arasına serpiştirilmiş yapılar, Plovdiv’in katmanlı tarihini yürüyüşün doğal bir parçası haline getiriyor. Merkezde Osmanlı döneminden kalma tarihi bir camiyle karşılaşmak da bu çokkatmanlı dokunun bir başka yüzü. Merkezden aşağıya doğru indiğinizde modern Plovdiv başlıyor. Kafeler, küçük tasarım dükkânları ve müzeler birbiriyle iç içe. Özellikle Kapana bölgesi, yaratıcı ruhu ve kompakt yapısıyla yürüyerek keşfetmenin en keyifli olduğu alanlardan biri. Türkiye sınırından kısa bir kara yolculuğuyla ulaşılabilen şehir, uzaklara gitmeden farklı bir atmosfer arayanlar için ideal. Ne çok turistik ne de kalabalık ama bir o kadar güzel ve özel.

‘Suyla, mimariyle, günlük hayatla iç içe’

Amsterdam, Hollanda

Figen Kokol, Hürriyet Seyahat gezgini

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Su kanallarının şekillendirdiği kent, dar sokakları, estetik evleri, sanat dolu müzeleriyle yürüyerek dolaşması en keyifli yerlerden biri. Her adımda suyla, mimariyle ve günlük hayatla iç içe olacağınız Amsterdam, sadece lale zamanı değil, kesinlikle yılın her dönemi gezmeye uygun. Şehri yürüyerek gezmeye Müzeler Bölgesi’nden başlayabilirsiniz. Rijksmuseum, Stedelijk, Rembrandt ve Van Gogh müzeleri birbirine yürüme mesafesinde. Anne Frank Evi’yse şehrin tarihine dokunan duraklardan biri. Dam Meydanı, Kraliyet Sarayı ve Ulusal Anıt’la şehrin kalbi sayılırken; Begijnhof sakin atmosferiyle kısa bir mola için ideal. Jordaan’ın kartpostallık sokakları, sanat galerileri ve butik dükkânları yürüyüşü daha da keyifli hale getiriyor. Amsterdam’ı tanımanın en güzel yollarından biri de pazarlar. Albert Cuyp Markt adlı açık hava pazarı ve kanal üzerinde bir çiçek pazarı olan Bloemenmarkt şehrin günlük hayatını adım adım keşfetmenizi sağlar. Yıllar önce halkın oluşturduğu komite tarafından inşa edilen parklar, Vondelpark ve Amstelpark’sa yürüyüş rotanıza yeşil molalar ekler. Kış aylarında giderseniz Işık Festivali de şehri bambaşka bir atmosfere taşır.

‘İki nehir, iki köprü geçip tarihi hissedin’

Edirne, Türkiye

Gülay Barbaros Altan, Hürriyet Seyahat yazı işleri müdürü

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

İstanbul’un fethine kadar Osmanlı’ya başkentlik yapan Edirne, Selimiye Camisi’nin oturduğu tepe dışında yükseltisi olmadığı için rahatlıkla yürüyerek gezilebilir. Bahar ayları da en uygun zaman. Geziye, tam merkeze bir sacayağı gibi yerleşen camileri görerek başlayın. Mimar Sinan’ın “Ustalık eserim” dediği Selimiye Camisi’ni, onun hemen yakınındaki Üç Şerefeli Cami’yi ve ardından Eski Cami’yi (Yazılı Cami) gezin. Bu üç duraktan sonra öğle yemeğinde şehrin meşhur tava ciğerini deneyebilirsiniz. Midenize bayram ettirin ve tekrar yürümeye başlayın. Alipaşa ve Bedesten çarşılarına uğrayabilirsiniz. Saraçlar Caddesi Edirne’nin kalbidir ama arka ve ara sokaklarındadır asıl hazine. Tarihi Edirne evleri arasında yürüyerek iki nehir ve iki köprü geçeceksiniz. Hedef Karaağaç; yol uzun görünse de rahatlıkla yürürsünüz. Meriç Köprüsü’nden sonra nehir kenarındaki çay bahçelerinden birinde oturabilirsiniz ya da yürümeye devam edin, Söğütlük’te mola verirsiniz. Biraz ileride karşınıza söğüt korusunda piknik alanları çıkacak. 6 Mayıs Hıdırellez kutlamalarında orada davullu zurnalı eğlenceler düzenleniyor. Devamında Karaağaç Köyü’ne ulaşacaksınız. Cumhuriyet tarihinde önemli yeri olan bu küçük köy, dönemin demiryollarının kavşak noktası. Tarihi gar binasını gezmeyi unutmayın.

Adım adım Rönesans

Floransa, İtalya

Melih Daşgın, yazar, fotoğrafçı, içerik üreticisi

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Her köşe başında Rönesans’ın sessiz tanığı bir meydanla, göz alıcı heykellerle, kuleleriyle göğe uzanan görkemli katedrallerle ve çevresine tablo gibi dizilmiş tarihi yapılarla karşılaşacağınız bir şehir Floransa. Tüm bu güzellikler Floransa’nın yavaş ritmine uyum sağlar. Etrafı acele etmeden, ağır adımlarla gezebilir ve benzersiz bir deneyim yaşayabilirsiniz. Floransa’yı yürüyerek keşfetmeyi ideal kılan en temel unsur, şehrin bir açık hava müzesi gibi tasarlanmış olması. Neredeyse tüm simge yapılar yürüme mesafesinde. Gezinize başlamak için en doğru nokta tartışmasız Duomo’dur (Floransa Katedrali). Buradan Signoria Meydanı’na, Vecchio Sarayı’na, Uffizi Galerisi’ne, Medici Evi’ne, Neptün Çeşmesi’ne, Michelangelo’nun orijinal Davut heykeline ve Santa Croce Kilisesi’ne kadar uzanan bir rota herhangi bir araca ihtiyaç duymadan kolaylıkla tamamlanabilir. Şehrin büyük ölçüde düz bir yapıya sahip olması ve yaya akışını destekleyen kurgusu, Floransa’yı yediden yetmişe herkes için erişilebilir kılar. Yürüyüşünüzü zirvede tamamlamak isterseniz Michelangelo Meydanı, Floransa’yı panoramik olarak izleyebileceğiniz harika bir son durak. Floransa’da yürümek bir yerden bir yere gitmek değil, zaman katmanları arasında ilerleyerek şehrin ruhuyla temas kurmanın en güzel biçimidir.

‘Cumbalı, tarihi evlerin arasından...’

Antalya, Türkiye

Nurgül Büyükkalay, Hürriyet Seyahat gezgini

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Falezlerin üzerinde yükselen şehir merkezini yürüyerek gezmek, kentin ruhunu hissetmenin en güzel yolu. Eski şehir merkezi Kaleiçi ve çevresi Antalya’yı adım adım keşfetmek için harika bir başlangıç. Şehrin en eskilerinden biri olan Börekçi Tevfik’in serpme böreğiyle enerjinizi toplayabilirsiniz. Kaleiçi’ne birçok giriş noktası var ancak en görkemlisi Hadrian Kapısı, sık kullanılan adıyla Üçkapılar. Roma İmparatoru Hadrian’ın Antalya’yı ziyareti sırasında ona hitaben inşa edilen şehrin en iyi korunmuş tarihi yapılarından biri. Hemen hemen her sokağı denize açılan Kaleiçi’nin cumbalı, tarihi evlerinin arasında gezindikten sonra şehrin simgelerinden Hıdırlık Kulesi ve Yivli Minare’yi ziyaret edebilirsiniz. Antalya’nın sevilen markalarından Dondurma Dükkânı’nın dondurmalarıyla lezzetli bir mola vermeyi ihmal etmeyin. Buradan tarihi tramvayın izinden ilerleyen yürüyüş yolunu takip edebilirsiniz. Ardından varyanttan aşağı doğru inerek Konyaaltı sahilinde deniz havası alabilirsiniz. Yürüyüşünüzü, bir Antalya klasiği olan, Akdeniz mutfağından lezzetlerbulacağınız, Türkiye’nin en iyilerinden 7 Mehmet Restoran’da akşam yemeğiyle taçlandırabilirsiniz.

‘Müziğin sesine kulak verin’

Salzburg, Avusturya

Saffet Emre Tonguç, Hürriyet Seyahat yazarı

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Bir kenti keşfetmek için en sevdiğim yöntem sokaklarında kaybolmak. Salzburg da düzayak yollarıyla her adımda kendini en cömert haliyle anlatan rotalardan. Burayı ayrıcalıklı kılan, klasik müziğin dünyadaki merkezlerinden biri kabul edilmesi ve büyüleyici barok mimarisi. Bu zarif kentte yürürken eminim ki Julie Andrews’un başrolünü oynadığı ‘Neşeli Günler’ filmindeki gibi içiniz coşkuyla dolacak. Gezinize Salzburg’un kalbi sayılan Alter Markt’tan başlayın. Eski pazar meydanı, Mozart’ın da kahvesini içtiği Café Tomaselli hâlâ yaşayan bir tarih sahnesi. Dar sokaklardan yürüyerek modern sanatla barok mimarinin yan yana durduğu Kapitelplatz’a ulaşabilirsiniz. Balkenhol’un ‘Sphaera’ adlı heykeli, Salzburg’un geçmişle bugün arasında kurduğu dengeli ilişkiyi hatırlatıyor. Kemerlerin altından geçip Dom Meydanı’na vardığınızda karşınıza Salzburg Katedrali çıkacak. Sonra birkaç adımda Residenzplatz’a geçin ve Avrupa’nın en görkemli barok çeşmelerinden biriyle karşılaşmaya hazırlanın. Salzburg’un zarafetinin özeti gibi uzanan Getreidegasse Caddesi boyunca yürürken ferforje tabelalar eşliğinde Mozart’ın doğduğu eve ulaşıyorsunuz. Günün sonunda Mirabell Bahçeleri’nde adımlarınızı yavaşlatın; çiçek kokularının ve tarihin sessizce size eşlik etmesine izin verin.

‘Yaya öncelikli alanlar, temiz sokaklar’

Kyoto, Japonya

Serda Büyükkoyuncu, Hürriyet Seyahat yazarı

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Tapınakları, geleneksel mahalleleri, bahçeleri ve sakin sokaklarıyla Kyoto ziyaretçilerini adım adım şehri keşfetmeye davet eder. Kinkakuji (Altın Köşk Tapınağı), Gion’daki tarihi geyşa sokakları, Nishiki Pazarı, Arashiyama Bambu Ormanı ve Fushimi Inari Tapınağı’nın kırmızı torii kapıları yürüyerek ya da kısa yürüyüş rotalarıyla gezilebilir. Kyoto’nun düz yapısı, geniş kaldırımları, yaya öncelikli alanları ve temiz sokakları ziyaretçiye acele etmeden dolaşma imkânı sunar. Modern şehir gürültüsünden uzak, doğayla ve tarihle iç içe bu yürüyüşler; sadece mekânları değil, Japon estetik anlayışını ve günlük yaşamın inceliğini de hissettirir. Kyoto’da yürümek, kültürel bir deneyimdir. Bu yüzden yürüyerek gezilecek şehirler listenizin başına eklemenizi tavsiye ederim.

‘Karadeniz’le çevrili bir yarımada’

Sinop, Türkiye

Şener Kalemci, tur operatörü, yürüyüş rehberi

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Bu şehri adımlarken iki yanınızda da Karadeniz olacak, sakın şaşırmayın. Çünkü Sinop üç tarafı Karadeniz’le çevrili bir yarımada. Kuzeye doğru kenti gezerken artık Sinop burnuna ilerliyorsunuz. Rotanızın üzerinde Selçukluların bu güzel kenti fethettiğinde inşa ettikleri Alaaddin Camisi’ni ve ikinci fetihlerinde yaptıkları Anadolu’daki açık medrese planının en güzel örneği olan Pervane Medresesi’ni göreceksiniz. Sırada kentin tarihindeki en büyük acıyı temsil eden, 30 Kasım 1853’te yaşanan deniz savaşında ölen 2 bin 800 denizci anısına dikilen Deniz Şehitleri Anıtı var. Şehitlik anıtının hemen arka tarafındaki, kentin çevresindeki kazılarda bulunan 13 bini aşkın tarihi eserin sergilendiği Sinop Arkeoloji Müzesi’ni gezebilirsiniz. Bir sokak yanda sizleri 18’inci yüzyılda inşa edilen Aslan Torun Konağı (Etnografya Müzesi) bekliyor. 13’üncü yüzyıl Bizans dönemi eserlerinin olduğu Balatlar Yapı Topluluğu kazıları ve Balatlar Kilisesi’ni de listenize eklemeyi unutmayın. Adımlarınız sizi kale kalıntıları eşliğinde yeni limana ve ayakta duran en büyük burç olduğu bilinen sahile götürecek. Eğer Sinop’a yazın giderseniz Antik Liman kalıntılarının olduğu alanda yüzmeyi de ihmal etmeyin.

‘İnsan ister istemez büyüleniyor’

Amasya, Türkiye

Uğur Biryol, Hürriyet Seyahat gezgini

Adım adım keşfedebileceğimiz, zamanın durduğu kentler

Amasya tarihin bir kültür galerisi gibi adeta. Bir kentin merkezinde bu kadar çok eski ev, cami, medrese, hamam, han olunca insan ister istemez büyüleniyor. Büyülendiğim nokta, bu eserlerin bugüne kadar gelebilme durumu elbette. Çünkü hep dem vurulan açık hava müzeliği durumundan eser yok birçok kentte. O nedenle özellikle Yalıboyu Evleri olarak adlandırılan mevkide kümelenmiş evleri, tarihi yapıları görmek insanı mutlu ediyor. Amasya’da kale, köprü, bedesten, cami gibi çok sayıda mimari türde eser var. Amasya (Harşena) Kalesi, Küçük Ağa Medresesi, Kaya Kitabesi, Kunç Köprüsü, Bayezid Paşa Camisi, Mehmet Paşa Camisi, Amasya Darüşşifası (Bimarhane), Saat Kulesi, Kral Kaya Mezarları bunlardan sadece birkaçı. Gündelik yaşamın aynası niteliğindeki Amasya evlerinin üzerinde önemle durmak gerekir. Şehrin çeşitli yerlerinde, özellikle Yeşilırmak sahil şeridi boyunca sıra sıra dizilen geleneksel Osmanlı evleri kentin mimari dokusunun ayrılmaz bir parçası.

False