Serbest radikaller nasıl zarar veriyor

Yaşlanma konusunda çalışan uzmanlar, yaşımız ilerledikçe yaşam kalitesinin azaldığını düşünüyor. Büyüme ve gelişme, erkeklerde 20’li yaşların ortasında, kadınlarda 30 yaş civarında yerini yavaş yavaş yaşlanmaya bırakıyor. Erkekler kadınlardan daha erken yaşlanmaya başlıyor.

YAŞLANMANIN doğal, durdurulamaz ve içten gelen bir süreç olduğuna kuşku yok. Tıp dünyası her gün yaşlanma ile ilişkili yeni bir gizemi açığa çıkarıyor. Ama yaşlanmanın nasıl oluştuğu henüz kanıtlanmış değil. Nasıl ve neden yaşlanıyoruz sorusunun yanıtlanmamış pek çok yönü var. Bilim insanları, yaşlanma ile ilgili pek çok teori ortaya atmışlardır. Bunlardan birkaç tanesi akla daha yatkın görünüyor. Hücrenin yapısına ve genetik şifrenin gizlendiği DNA’sına zarar vererek yaşlanmaya yol açan "serbest radikal toksinleri teorisi" en çok kabul gören teorilerden biridir.

YÜZLERCE TOKSİN

Metabolik faaliyetlerimiz ile yüzlerce toksin üretiyoruz. Vücudumuza bir o kadar toksini de yaşadığımız çevre yüklüyor: Güneş ışınları, sigara, fabrika ve egsoz dumanları, alkol, yiyecek ve içeceklerde bulunan katkı maddeleri... Bedenimizde biriken zararlı atıkların önemli bir kısmını bağırsaklar, böbrek, ter bezleri ve akciğerler ile temizliyoruz. Eğer vücudun temizleme kapasitesinden daha fazla toksin yüklenirsek hücrelerimiz bunlardan zarar görüyor. Daha sık hastalanıyor,daha hızlı yaşlanıyor. "Serbest radikal" diye bilinen bu toksinlerin en önemli özellikleri vücutta birer terörist, yağmacı gibi davranmaları. Bunlar davetsiz misafirler gibidir. Hücrelerimizin değişik kısımlarına yapışır ve o bölümleri oksitler, paslandırır. "Oksidasyon" denen bu kimyasal süreçler, damarlarımızı, bağışık sistemimizi, organlarımızı daha erken yaşlandırır.

ERKEN YAŞLANAN ORGAN

Vücudumuz bu zararlara karşı koruyucu antioksidan savunma sistemleri ile donatılmıştır. Eğer fazla miktarda bir toksin saldırısı söz konusuysa doğal savunma sistemimiz yetersiz kalacak, vücudumuz ilave antioksidan güçlere ihtiyaç duyacaktır.Doğada özellikle sebze ve meyvelerde bol miktarda mevcut olan bazı vitamin ve mineraller, polifenoller, flavonoller işte bu ek antioksidan ihtiyacımızın en güçlü silahları,sihirli mermileridir. Ama yanlış antioksidanlar, zamansız ve fazla miktarda alındıklarında hücrede hasara bile yol açabilir.

GIDAYLA ANTİOKSİDAN

Antioksidan kullanmak, son yılların en önemli trendi. Kalp hastalıkları, kanser, şeker, katarakt veya alzheimerden korunmak, sağlıklı ve daha yavaş yaşlanmak isteyenlerin de; cilt kırışıklarını önlemeyi arzulayanların da ortak düşünceleri, daha fazla antioksidan tüketmek.

Çok sayıda bilim insanı, besinlerle vücuda daha çok antioksidan kazandırmanın kanser, şeker hastalığı ve damar sertliği sorunlarından korunmada yararlı olabileceğini düşünüyor. Serbest radikaller olarak tanımlanan "oksidan-paslandırıcı-tahrip edici" maddelerin hücre duvarı ve DNA’da yaptığı hasarların önlenmesi ve tamirinde antioksidan moleküllerin yararlı olduğu düşüncesine biz de katılıyoruz. Daha fazla antioksidan tüketiminin serbest radikal zararları ile savaşmada ek bir avantaj yarattığını düşünüyoruz.

HORMONSUZ ÜRÜNLER

Araştırmalar, kimyasal ilaç, hormon desteği olmaksızın üretilen organik sebze ve meyvelerin antioksidan içeriklerinin daha fazla olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni, doğal şartlarla, kendi olanaklarıyla mücadele etmek zorunda kalan bitkilerin hayatta kalabilmeleri için daha fazla antioksidan üretmeleri olmalı. Güneş ışığına daha fazla maruz kalan, daha az su alan ve sert doğal koşullarda yetişen üzümlerin ve bunlardan yapılan şarapların antioksidan oranları daha fazla.

ZIRH GİBİ KORUYOR

Sebze ve meyvelerde bulunan antioksidanların insan vücudunda da benzer etki göstermeleri büyük bir şanstır. Domatesteki "likopen", üzümdeki "resveratrol" ve "antosiyanin"ler, havuçtaki "beta karoten", "lütein", "zeoksantin" ve diğer "karotenoid"ler, yeşil ve siyah çaydaki "kateşin" ve "epigallokateşin"ler vücudunuzda da birer kanser, enfeksiyon, iltihap savaşçısı gibi davranmaktadır. Daha çok sebze ve meyve tüketmek, işte bu nedenle daha çok antioksidan kazanmakla daha güçlü bir antioksidan savunma oluşturmak, kısacası yaşlandırıcı sağlık sorunlarından korunmakla eş anlamlıdır. Antioksidan savunma gücünü hücre duvarınıza ve DNA’nıza giydirdiğiniz bir zırh gibi düşünebilirsiniz. Bu maddeler hücre zararlanmasını ve yaşlanmasını önlemekte, oksidan zararlara engel olmaktadır.

AKLINIZDA OLSUN

Cildimizin yaşlanmasını önler mi

Kapsüllerde ve cilt kremlerinde antioksidan kullanmak, kozmo dermatolojinin önemli bir ilgi alanı haline gelmiştir. Alfa lipoik asid, likopen, Qenzim Q10, Kateşin içeren yeşil çay özütleri, E vitamini ve C vitamini içeren antioksidan tabletlerle cilt yaşlanmasına çözüm arayanlar yüz güldürücü sonuçlar elde ediyorlar. Alfa lipoik asit, Qoenzim Q10, C vitamini, E vitamini, yeşil çay içeren kremlerin yararlı olduğuna inanan kadınların sayısı oldukça fazladır. Likopen ve alfa lipoik asit gibi antioksidanları ağız yoluyla kullanarak cilt yaşlanmasının yavaşlatılabileceğini gösteren bulgular ise ilgi çekicidir.

NEDİR, KİMDİR BU ANTİOKSİDANLAR

Antioksidan etkili vitaminlerin başlıcaları "E vitamini, provitamin beta-karoten" ve "C vitamini"dir. Antioksidan minerallerin en önemlileri ise "selenyum" ve "çinko"dur. Vitamin ve mineral yapısında olmayan "karotenoid", "flavonoid" veya "polifenol" yapısında yüzlerce antioksidan var.

Antioksidan bakımından zengin olan besin maddeleri genellikle sebze ve meyveler. Sebze ve meyvelerin renkli olanları, özellikle koyu renkli olanları daha fazla antioksidan içeriyor. Koyu yeşil (elma, yeşil biber), sarı (mango, kavun), turuncu (portakal, havuç), siyah (erik, siyah üzüm), kırmızı (böğürtlen, çilek, kiraz, vişne, domates, nar) renkli sebze meyveler neredeyse tıka basa antioksidan dolu.

ORGANİK BESİNLERDE DAHA ÇOK ANTİOKSİDAN

Antioksidan maddeler, sebze ve meyveleri dış zararlardan korumaktadır. Güneş ışınlarından daha çok korunmak isteyen üzümler, daha fazla resveratrol ve antosiyanin, domates de daha çok likopen üretmektedir. Yüksek bölge çaylarında daha fazla antioksidan polifenoller bulunması da bundandır. Zararlı mikroplardan, mantarlardan, böceklerden korunmak isteyen bitki gövdesinde, yaprağında ve meyvesinde daha çok antioksidan barındırmaktadır. Antioksidanlar, bu bitkiler için birer antibiyotik veya bağışıklık savaşçılarıdır. Bitkileri kanserden korumada da önemli görevler üstlenirler.

PERŞEMBE: Antioksidan destekler faydalı mı?
Yazarın Tüm Yazıları