GeriErtuğrul ÖZKÖK Sayın Aydın Doğan
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sayın Aydın Doğan

AYDIN BEY, bu yazı, 18 yıllık patronuma dilekçemdir.

Dün gece bir televizyon kanalında, bana atılan bir iftiraya cevap vermek üzere bu televizyon kanalına bağlanmışsınız. Size her zamanki saygımla bir kez daha teşekkür ediyorum. Orada böyle bir olayın olmadığını söylemişsiniz.

Bu arada da “Ertuğrul Özkök böyle bir şey yapmışsa şerefsizdir” demişsiniz.

Çok haklısınız. Doğru şerefsizdir.

Şimdi hayatımın en önemli yıllarını verdiğim Hürriyet’e ve size karşı olan sevgim ve saygım nedeniyle açık tarihli bir istifa mektubu sunuyorum.

Benim elimde eski Turizm Bakanı Bahattin Yücel’le ilgili bir yolsuzluk dosyası yoktu. Olsaydı derhal yayınlardım. Bahattin Yücel’e böyle bir şeyi söylemedim. Zafer Mutlu ile aramda böyle bir konuşma geçmedi. Ama Bahattin Yücel “Evet Ertuğrul Özkök bana böyle bir şey söyledi” derse, bu istifa mektubumu o an yürürlüğe koyunuz.

Bunun karşılığında 25 yıldır çalıştığım Hürriyet gazetesinden tek kuruş hak talep  etmeyeceğim. Ve gazeteciliği hayatımın sonuna kadar bırakacağım.

Saygılarımla.

Ertuğrul Özkök

Arkadaş, memleketini tanıyor musun

1988 yılında Murat Vargı adlı genç bir işadamı Ankara’daki ofisime gelip bana heyecanla GSM adı verilen cep telefonu projesini anlatmıştı.

O gün, Vargı’nın anlattığı şeyin ne anlama geldiğini anlamıştım.

Ama 23 Şubat tarihli Wall Street Journal gazetesinde, “Türkiye’nin internet kaplanı harekete geçiyor” başlıklı yazıyı okuyunca daha da iyi anladım.

ÇARPICI RAKAMLARLA BİR TIGER DEVRİMİ

Avrupa Birliği’nin resmi rakamlarına göre, memleketimizin 2010 yılındaki büyüme hızı yüzde 9’du. Aynı yıl AB’nin 27 ülkesinin ortalaması sadece yüzde 2’ydi.

2011’de büyüme hızımız yüzde 7.5 oldu. AB’nin ortalaması ise sadece yüzde 1.9’du.

Comscore adlı internet reyting şirketine göre 77 milyon Türkiye vatandaşının 35 milyonu internet kullanıcısı. Bunun yüzde 70’i 34 yaşından genç. Bu da Türkiye’yi Avrupa’nın beşinci büyük internet pazarı yapıyor.

Türkiye’nin internet kullanıcıları, Hollanda ve İngiltere’den sonra ekran başında en uzun vakit geçiren kullanıcılar.

Türkiye sosyal medyada da dünyanın en büyük pazarlarından biri. Facebook’un en büyük 5’inci, Twitter’ın ise 10’uncu izleyicisi.

Türkiye, internetin lojistik ve fiziki altyapısı bakımından çok kuvvetli. Üçüncü nesil internet şebekesinin gelişme hızı birçok Avrupa ülkesinden daha ileride.

Dünyanın en büyük ticari internet şirketleri gözünü Türkiye’ye dikti.

Naspers adlı Güney Afrika devi, Markafoni adlı alışveriş şirketinin çoğunluk hisselerini aldı.

Dünyanın en büyük sanal alışveriş devi eBay, “Gittigidiyor” adlı şirketi satın aldı.

Dünyanın internetten en büyük kitap ve CD satış şirketi olan Amazon, yeni kurulan Çiçek Sepeti hisselerinin bir bölümünü alıyor.

Rusya’nın arama motoru devi Yandex Türkiye pazarına girdi.

Dünyanın en büyük yatırım şirketleri, internet pazarının canlanması sonucunda gözlerini Türkiye’ye dikti. Accel Partners adlı yatırım devi, Antalya’da yapılan internet konferansına özel olarak iki elemanını gönderdi.

Nereden bakarsanız bakın, moda deyişle, dünyada bir “Tiger” doğuyor.

Yani bir internet kaplanı...

Yalnız, gazetedeki analizde bir eksiklik dikkatimi çekti.

Almanya’nın alışveriş şirketi Rocket Internet’in Türk pazarına gireceğini ve bunun da Türk şirketlerine tehdit oluşturacağını yazıyor. Ama analizinde, başarılı onlarca internet şirketine sahip, piyasanın gerçek devi Doğan Grubu’na ait lider alışveriş sitesi “Hepsiburada”dan hiç söz etmiyor.

Avrupa’nın en çok ziyaretçi kabul eden alışveriş merkezine yılda 1.5 milyon kişi gidiyor. “Hepsiburada.com”a alışveriş için gelen kişi sayısı ise ayda 15 milyon.

Bu sitede 350 bin ürün satılıyor. Avrupa’nın en büyük 18’inci internet alışveriş sitesi.

Dolayısıyla Rocket’in Türk pazarındaki işi o kadar kolay değil.

GİZLİ TIGER’LAR

Türkiye bugün internet pazarında, 3G pazarında bu kadar kuvvetli bir yere geldiyse, bunda rahmetle andığım Özal’ın ve hiçbir zaman ön plana çıkmadan GSM devrimini bizlere anlatan Murat Vargı’nın vizyonunu ve militanca mücadelesini hiç unutmamalıyız.

Hiçbir zaman unutmamamız gereken iki isim de Başbakan Tayyip Erdoğan ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’dır.

Onların vizyonu da bu “Tiger devriminde” çok büyük paya sahip.

Bu büyük devrimi anlatırken, iki genç kaplanın ismini de eklemeden geçemeyeceğim.

Vuslat Doğan Sabancı ve Hanzade Doğan Boyner...

Bugün Türkiye’nin gerçek internet devi, Doğan Grubu bünyesindeki şirketlerdir.

Bu da Doğan Grubu’nun ve bu iki kadının vizyonu sayesinde gerçekleşti.

PORNO SEYREDEN ŞU TÜRK ERKEKLERİNİ İYİ TANIYIN

İLGİYLE izlediğim “GQ” dergisinin Türkçe versiyonunun ilk sayısında bir araştırma yayınlandı.

“GfK Türkiye” adlı araştırma şirketinin geçen kasım-aralık ayında 20-55 yaş arası Türk erkekleri üzerine yaptığı araştırmanın sonuçlarına bakalım.

YALANCI Yüzde 83’ü yalan söylüyor. Bu soruya ne kadar doğru cevap verdiğini de hemen bir sonraki soruda ispatlıyor:
Güya Türk erkeğinin yüzde 60’ı bebek için kariyerine ara verirmiş.

İNTERNET AŞKI Yüzde 39’u internette ilişki yaşamış.

PEMBE ERKEĞİ BOZAR Büyük çoğunluğunun tercih ettiği renkler sırasıyla siyah, gri, lacivert, kahverengi ve beyaz.

ÜLKE SEVGİSİ anlayışı ilginç. Yüzde 57’si “Sevgilim için ülkemi değiştiririm” diyor.
Yorum: Yalan kontenjanına girebilir.

Yüzde 89’u başarılı olan insanları seviyor.

Soru: Durum böyleyse, “Her başarının bir cezası vardır” atasözü neden İngilizcede değil de Türkçede vardır?

Demek ki hemen arkasından şu soruyu da sormak gerekirdi: “Başarılı insanı kıskanır mısınız?” Cevabının yüzde 83’lük yalan kontenjanından geleceğine kalıbımı basarım.

HAFTADA KAÇ GÜN Türk erkeği “Haftada 4 ideal” diyor.
Yorum: Maalesef, şu iğrenç soruyu de sormak gerekirdi. Kaçı evde, kaçı dışarıda?

AKSESUVARINI SEVSİNLER Yüzde 84’ü “Aksesuvarsız çıkmam” diyor.
Yesinler senin aksesuvarını. Çünkü aksesuvar denince aklına 3 şey geliyor: Saat, kemer ve cüzdan.
Yorum: Sizce bir eksik yok mu? Mesela “alyans”? Küçük ama ilginç bir eksiklik değil mi?

ONLINE ERKEK Yüzde 73’ü sosyal ağlara giriyor. Yüzde 29’u sörf yapıyor. Yüzde 25’i internetten gazete ve haber okuyor.
Küçücük bir ayrıntı. Yüzde kaçı internette pornoya giriyor bilin bakalım. Sadece yüzde 4... İyi mi... (Yüzde 83 kontenjanından.)

ERKEKLER AĞLAMAZ Sen öyle zannet. Bal gibi ağlar ama nerede?
Buyurun: Yüzde 30’u yalnızken; yüzde 28’i ailesinin yanında; yüzde 21 ağlamıyor.
Bir de arızalı grup var: Yüzde 1’i sadece “annesinin yanında” ağlıyor.
Anasını ağlatanları biliyorduk da anasının yanında ağlayanları da öğrendik.

HARBİ AYRILIK “Türk erkeği sevgilisinden nasıl ayrılır?”

Yüzde 72’si “yüz yüze” ayrılıyormuş. Mertçe yani, harbi bir delikanlı gibi, direkt yüzüne söylüyor.
Telefonda ayrıldığını söyleyen yüzde 22.
Yorum: Peki geriye kalan yüzde 6? Dergide cevabı yok. Herhalde onlar “zombi sevgili”. Ayrıldığı halde, ayrılmamış gibi yaşayan erkekler. (Veya öldürünceye kadar ayrıldığını kabul etmeyenler.)

EN ÖLDÜRÜCÜ Türk erkeğinin yüzde 75’i “cinsel fantezilerini paylaşıyormuş”.
Peki cinsel fantezi ne? Cevabı yok.
Kuvvetli tahminim, renk tercihi gibi.
Yani renk yok... Olsa olsa mutfakta ve ayna karşısında sevişmek...

HA UNUTMADAN SÖYLEYEYİM Parayla sekse sıcak bakan Türk erkeği sadece yüzde 15...
Eh sadece yüzde 4’ü internette pornoya giren bir neslin ahvadı, tabii ki parayla sekse de sıcak bakmaz. Çünkü o bedavacıdır.

SON YORUM: Başbakan’ın dindar nesil yetiştirme çabası gereksiz. O nesil zaten yetişmiş.

X

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku