Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şapkalı O... Çocuğu

Amerika zengin memleket. Aynı zamanda da pek fakir, zira ulusal gelirin yüzde 90’ı nüfusun yüzde 10’unu oluşturan para babalarının elinde.

Orta sınıf çökünce Amerikan rüyası mı kalır... Kalmadı. Dünyaya ayar veren Amerika, ayarsız ve mutsuz bir yer olmayı becerdi. İstanbul’un en çalışkan tiyatro topluluklarının başında İkinciKat geliyor. ‘Şapkasız O... Çocuğu’nu tiyatronun Karaköy Perşembe
Pazarı’ndaki yeni mekânında izledim. Aşkta, işte, hayatta dikiş tuturamamış sıradan Amerikalıların hayatından bir kesit. Pürüzlü bir aşk hikâyesi. İlginç bir oyun. Kahramanlarımız sistemin dışında değil ama yoksulluğun sınırında insanlar. Kız kuaförde çalışıyor. Oğlan ne iş olsa yapıyor. Ta çocukluktan beri âşıklar ama ilişkileri pek sorunlu. Oğlan hapse de girmiş çıkmış. Alkolikmiş, bırakmış. Anonim Alkolikler sayesinde içmiyor bir zamandır. Bir de danışman bi vermişler. Kız, iyice uyuşturucu müptelası olmuş. Boş vermiş gidiyor.
Araya bir de kıskançlık giriyor.
Kız galiba oğlanı aldatmış. Oyun beş kişinin etrafında şekilleniyor. Kıskançlıktan doğan küçük çaplı bir suç hikâyesi, pamuk ipliğiyle duran hayatları teğel yerlerinden söküveriyor. Seyirciler oyunu beğendi. Sezonun en popüler işlerinden biri olma yolunda ilerliyor. Oyuncular çok iyi. Sahne küçük, tam alternatif bir mekân. Seyirciyle iç içe. Hikâyeleri aynı mekânda iç içe sergiliyorlar. Bu da zevkli bir dinamizm getiriyor. Oyun Broadway’de çok tutulmuş. Metin iyi bir metin. Güncel bir Tenesse Willams eseri gibi. Kızla oğlanın aşkı dışarıdan bakınca kaba saba, incelikten yoksun ve arızalıdır. Bu da aşkın büyüklüğünü, sahiciliğini anlamamız için iyi bir fırsat. Çöpte üreyen bakteriler, mikroskopta büyüleyici fotoğraflara dönüşebilir. Bu da öyle. Oyun, kesinlikle +18. Cinsellik, şiddet, küfür
ne ararsan var. Çeviriyi beğenmedim ve doğru bulmadım. Ağıza alınmayacak küfürleri dinlemek beni bile rahatsız etti. Amerikan argosu bire bir tercüme edilemez. Argo ve küfürlü konuşmaların sosyolojik karşılıkları olmalıdır. Türkçede o lafları dinleyince karakterlerin deli veya müptezel olduğunu düşünürüz. Değiller ama. Çok bağırıyorlar ve gerçek hayatı aktarmak adına Türkçede olmayan “Hey, bilmem neyini yaladığımın adamı” gibi eğreti laflar söylüyorlar. Bu bana komik ve sıkıcı geldi. Yine de gayet iyi bir oyun.
(www.ikincikat.org)

X