GeriSeyahat Salla toplantılardan o kadar uzağa gidiyorsunuz ki o zaman başka hayatlar olduğunu hatırlıyorsunuz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Salla toplantılardan o kadar uzağa gidiyorsunuz ki o zaman başka hayatlar olduğunu hatırlıyorsunuz

Salla toplantılardan o kadar uzağa gidiyorsunuz ki o zaman başka hayatlar olduğunu hatırlıyorsunuz

Ferzan Ünlüsoy, onlarca uluslararası havayolu ve cruise şirketinin temsilciliğini yapan AiRep’in genel müdürü. O da ‘bavuldan yaşayanlardan.’ O kadar çok seyahat ediyor ki, her hafta havaalanlarında ve bir sürü insanın kabusu olan karmaşık havaalanları, onun en sevdiği mekanlardan. Ünlüsoy, birçok kere gittiği ve çok sevdiği Tayland’ı anlattı.İşi turizm olunca devamlı yollarda olmak kaçınılmaz bir şey değil mi?- Seyahat tempom dehşet. İş için o kadar çok seyahat etmem gerekiyor ki. Toplam 18 tane temsilciliğimiz var, hepsi en az bir kere ürününü tanıtmak istiyor. Onlarla toplantılar, görüşmeler derken, zamanım hiçbir şeye yetmiyor. İkinci adresim havaalanları desem yalan olmaz.Tayland’a birçok kere gittiniz değil mi?- Beş altı kere gittim ama temsilciliğini yaptığımız Thai Havayolları’nın daveti unutamadığım seyahatler arasında tek. Bangkok ve Chiang Mai’e gitmiştim o seyahatte.DOĞANIN İÇİNDE ŞEHİRChiang Mai son yıllarda çok sık duyduğum bir destinasyon. Nedir orayı bu kadar sevilir kılan?- Chiang Mai çok seviliyor çünkü henüz çok iyi keşfedilmemiş bir yer. Tayland’ın kuzeyinde, Bangkok’tan sonra en büyük şehirlerden biri. Küçük Bangkok diyebilirim ama çok daha temiz ve derli toplu. Milli parklar, saraylar ve tapınaklar dışında doğayla da ciddi anlamda iç içe olabileceğiniz bir şehir ve bölge. Mesela dağlarda yaşayan kabileleri görebilirsiniz. Bangkok’ta da nehirde gezebilirsiniz ama Chiang Mai’de yaptığım sal gezisini yapamazsınız. Bambudan yapılmış, iki metre boyunda, en fazla üç kişi binebiliyor. Uzun sırıkların yardımıyla hareket ediyor. Nehrin akışıyla birlikte doğanın göbeğindesiniz... Hayatta en çok yeşili orada gördüğümü düşünüyorum. Ve hiçbir ses yok. Suni ses yok daha doğrusu. Kuş sesleri ve doğanın sesini duyuyorsunuz sadece. O sal yolculuğunda toplantılardan, telefonlardan, günlük hayattan o kadar uzak bir yere gidiyorsunuz ki, ancak o şekilde başka yerlerde başka hayatların da olduğunu hatırlıyorsunuz.Dağ kabileleri yabancıları sempatiyle karşılıyor mu, yoksa rahatsız edilmekten hoşlanmıyorlar mı?- Mevcut kabilelerin hepsinin içine giremiyorsunuz. Ama gördükleriniz de son derece renkli. Mesela Akha, aralarında en renkli olanı. Hmonglar en özgür ve kavgacı olanlar. Karen çok uzun yıllardır varmış, Lahu halkı bayağı bir Hıristiyanlaşmış. Padaung kadınları boynuna sıra sıra halka takan, uzun boyunlu kadınların olduğu kabile. Lawalar ise büyük ihtimalle en orijinal Kuzey Tayland sakinleri. Chiang Mai’ın çarşı-pazarı, eğlencesi nasıl?- Müthiş şeyler satılıyor. Çok güzel ahşap işçiliği var. Pazarlar rengarenk. Akşam fillerin yaptığı gösteriyi izledik. Anlatınca çok zor bir şey değil gibi duruyor; odunları bir yerden bir yere taşıyorlar ama öyle bir disiplin ve düzen içinde yapıyorlar ki, şaşırıyorsunuz. Yerel dansların yapıldığı gösterilere de gidebilirsiniz. Dansçı kızların parmakları geriye doğru eğimli ve uçlarına sivri bir şeyler takıyorlar. Onu izlemek ilginç geldi bana. Altı kere gördükten sonra Bangkok hakkında ne düşünüyorsunuz?- Bangkok’ta büyük bir keşmekeş ve çok popüler olmanın getirdiği bozulmuşluk var. Gitmeden evvel şehrin belli ilgi alanlarına ve sosyo-kültürel bölgelere bölünmüş olduğunu sanıyordum. Ama öyle değil. Müthiş modern bir gökdelen düşünün, yanında son derece lüks bir otel var. Hemen yanında ahşap, dökülen köhne bir ev duruyor. Bu dengeyi bilerek korumuşlar. Zenginlerle fakirle birbirlerinden ayrı düşmesinler, kimse izole olmasın diye.Alışveriş için nerelere gidiyorsunuz Bangkok’ta?- Çok büyük alışveriş merkezleri var. Her türlü markayı ve ürünü buluyorsunuz. Gerçeklerin yanında sahteleri de satılıyor. Padpong’da akşamları kurulan bir pazarda satılıyor bunlar çoğunlukla. Bir de terziler var. Otelde, sokakta, alışveriş merkezinde, her yerdeler. Ölçünüzü alıyor, kıyafetiniz birkaç saat sonra hazır.ÇİNGENE KÖYÜNDE DÜĞÜNBangkok ve Chiang Mai halkı arasında bir fark var mı?- İlk dikkatimi çeken, kuzeye çıktıkça ten renklerinin açılıyor olması. Beyazlaşıyorlar ve daha Tatar’ı andırıyorlar. Başka nereleri gördünüz Tayland’da?- Khao Lak diye bir yere gittim. Orayı Phuket’e alternatif olarak sunuyorlar. Phuket’in curcunası ve gece hayatından uzak olmak isteyenler için uygun. Gece hayatı çok daha sakin, denizi ve kumsalları çok güzel. Phuket’te James Bond Adası’na da gittim. Biz oradayken çekim vardı, o yüzden hepsini gezemedik. Zaten bayağı turistik bir yermiş. Bir de dönüşte bir Müslüman köyüne uğradık. Küçücük bir ada, herhalde birkaç yüz kişi yaşıyor. Kullanım alanı çok sınırlı. Yollar ve yaşanan yerler ahşap platformlar üzerine kurulmuş. Tüm köy bir platform üstünde yani. Minik barakalarda yaşıyorlar. Evlerin pencerelerinde cam yok, kapılar hep açık; gezerken hayatın tam içine girebiliyorsunuz. Bir camisi, bir mezarlığı ve bir de lokantası var. Köyü gezmeden önce lokantada yemek yedik. Gezdikten sonra yiyecek alsaydık herhalde yemezdim, çünkü adada su yok. O yemekleri neyle nasıl yıkıyorlar bilmiyorum artık.Şehir ve tatil merkezleri dışında bir yer gördünüz mü?- Evet. Bir Çingene köyüne gittik tesadüfen. Şehir dışında bir yerdeler, çadırlarda yaşıyorlar. Yoldan geçerken müzikleri dikkatimizi çekince gördük onları. Meğerse düğünleri varmış. Renklerini anlatamam. Çok neşeli bir gündü. Gelinin evine gittik, gelini gördük, kutladık. Onlarla danslar ettik.SU ALTINDA NİKAHBu tören her sene 14 Şubat’taki Sevgililer Günü’nde Trang’da yapılıyor. Trang, Phuket’e çok uzak olmayan bir deniz kenarı kasabası. Geçen sene yapılana ben de davetliydim. Çok heyecanlı bir törendi. Dünyanın dört bir yanından turistler vardı. Birkaç gün süren bir seremoniler zinciri gibi bir şey bu. Trang’a vardığımızda bizi tekneyle alıp çok güzel bir adaya götürdüler. Sahile çok şık masalar kurmuşlar, çok güzel bir yemek yedik. Biraz sonra hepsi gelin arabası gibi süslenmiş, kornalarını çalan bir sürü tekne gözüktü uzaktan. Yerel giysiler giyen gelinler ve damatlar onların içindeydi, sahile ayrı ayrı geldiler. Toplam 30 çift evlenecekmiş ama bizimle ve yerel halkla birlikte bayağı bir kalabalık oldu. Hepsi sahile indikten sonra küçük bir yerel orkestra müzikler çaldı, çeşitli yürüyüş seremonileri yapıldı.Sonra da evlenecekler önceden hazırlanan dalgıç takımlarını giyip, suyun içine kurulan ve üzerinde öpüşen bir çift balık olan bir kemerin altından suya daldılar. Evlenenler arasında olmadığım için bundan sonrasını göremedim maalesef. Bir gece önce de evlenecekler için bir yemek ve tören yapmışlardı. Herkese yerel kıyafetler veriyorlar; danslar ediliyor, yemekler yeniyor. Bu organizasyonu Trang Belediyesi ve Thai Havayolları birlikte yapıyorlar. Törene davetli olan tek Türk’tüm.En sevdiği 5 yerLondra Bodrum Benf (Kanada) Roma New Yorkseyahatte ne okuyorKişisel gelişimle ilgili kitaplar okumayı seviyor.ne dinliyorLaptopunda çeşit çeşit müzik var. Yerel müzikleri de dinliyor.ne yiyor, ne içiyorGittiği yere kolaylıkla adapte oluyor. Çok sulu ve soslu olmadığı sürece her şeyi deniyor.ne giyiyorİş seyahatlerinde uygun bir iki kıyafeti oluyor. Onun dışında ise çok rahat: spor ayakkabı, çok rahat pantolonlar ve tişört giyiyor.neyle seyahat ediyorAilesi, birlikte yolculuk yapmaktan en çok hoşlandığı kişiler. İş için sıklıkla seyahate çıktığı için kendi kendiyle olmaktan da çok keyif alıyor.nerede kalıyorİş seyahatlerinde genellikle yalnız olduğu için merkezi konumlu ve güvenli, kaliteli otelleri tercih ediyor. Diğer seyahatlerinde butik otellerde kalmayı seviyor.kimle seyahat ediyorMotosiklet seyahatlerinde erkek arkadaşlarıyla, diğer tüm yolculuklarda eşi Gülnaz ile.çantasının olmazsa olmazlarıİletişim onun için çok önemli: Laptop ve cep telefonu çantasının demirbaşları. Bir de kişisel bakım malzemeleri.
False