Sahte rakının nedeni kayıtdışılık

KİMYA Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Neşet Kadırgan, sahte rakı üzerine şu açıklamayı yapıyor:

İçkilerde kullanılan ve halk arasında alkol adıyla anılan etil alkol ile kaçak rakıda gündeme gelen metil alkol benzer bir kimyasal formüle ve benzer fiziksel ve kimyasal özelliklere sahip.

Buna karşın etil alkol içildiğinde keyif veriyor, en fazla sarhoş ediyor, insan direksiyonda olmadıkça öldürmüyor. Metil alkol ise önce sinir sistemini uyuşturuyor, biraz fazlası kör ediyor, daha fazlası öldürüyor.

İçkilerde metil alkol bulunmasının iki nedeni olabilir:

1- Üzüm, erik ya da incirden alkol eldesi sırasında etil alkolün yanı sıra metil alkol de oluşur ancak iyi çalışan bir rakı imalathanesinde destilasyonla alkol ayrılırken (alkol damıtılırken) metil alkol de uzaklaşır çünkü metil alkolle etil alkol farklı kaynama noktalarına ve uçuculuğa sahiptir. Ancak kaçak imalathanelerde bu ayırma tam olmaz. Normal rakıda binde birkaç oranında bulunan metil alkol kaçak çekilmiş rakıda %3-4 oranına yükselince bu istenmeyen olaylar ortaya çıkar.

2- Sentetik metil alkol ucuz olduğu için kaçak içkiye karıştırılabilir. Metil alkol normal ve yasal olarak boya endüstrisinde kullanılıyor. Matbaa mürekkebi çözücüsü olarak da izinli olmasa da izopropil alkol yerine kötü kaliteli matbaa işlerinde kullanılıyor (izopropil alkolün tonu 1700, oysa metil alkolün tonu 600 dolar). Metil alkolün boya sanayii dışında satılmaması gerek... Ancak alkofleks, matbaa mürekkebi ve değişik ticari adlarla plastik üzerine baskı yapan kişilere kaçak olarak satılıyor. Laboratuvar malzemesi olarak da metil alkol satılabiliyor ama saf olduğu için pahalı, bu nedenle laboratuvar saflığında metil alkolün rakıya karıştırılması beklenemez.

NEDENİ KAYITDIŞILIK

Bu kaçak rakı olaylarının temel nedeni ekonominin kayıtdışı olması ve bu nedenle metil alkolün boya dışındaki yerlere de satılması ve rakı satışlarının da kayıtdışı olması...

Kimyasal madde üreten, satan ya da kullanan işyerleri yasal zorunluluk olarak bir kimya mühendisi ya da kimyager sorumlu müdür çalıştırmak zorunda.

Yine gıda üreten bütün işyerleri bir kimya mühendisi, kimyager, gıda mühendisi ya da ziraat mühendisini tam ya da yarım zamanlı olarak sorumlu yönetici olarak çalıştırmak zorunda. Ama ekonomideki genel kayıtdışılık bu ‘sorumlu’ mühendisler çalışmadan da zaman zaman üretim ve ticaret yapılmasına neden oluyor.’

Ben bir şoförüm

EGO’da 7 yıldır sözleşmeli otobüs şoförü olarak işe alınırken çeşitli vaatler verildi. Bunların başında kadro ve ücretlerin iyileştirilmesi geliyordu. Hep bekledik, ancak 7 yıl geçmesine rağmen verilen hiçbir söz yerine getirilmedi, hiçbir sosyal hak tanınmadı.

Aylık 420 milyon lira karşılığında günde en az 10 saat çalışma koşulları bizleri kaza yapmaya zorluyor. Yapılan kazaların bedelini bizler şikayetlerle suçlu duruma düşürülerek her defasında üçer yevmiyelerimiz kesilerek ödüyoruz. Vizite için önce müdür muayenesinden geçiyoruz. Birçoğumuz parmaklarımızdaki alyanslarımızı satmaya başladık. Aynı işyerinde aynı işi yapmamıza rağmen, sözleşmeli-kadrolu ayrımı yapılarak farklı uygulanıyor. Biz çalışarak yoksullaşırken, şirketler zenginleşiyor. Bu haksızlıklar karşısında sessizliğimizi bozduk. Yasal bir hak olan sendikal örgütlenme hakkımızı kullanmak istedik. İşyerimizde örgütlü bulunan Belediye-İş Sendikası’na kendi imkanlarımızla üye olduk. Yine yasal bir hak olmasına rağmen 7 yıldır gasp edilerek verilmeyen haklarımızı almak için geriye dönüklerin davası açtık. Bunun sonucunda 250 arkadaşımızın işine son verildi. Bu ise 250 otobüsün servisten çekilmesinin bahanesi oldu. Bu uygulama bizleri işsizliğe, açlığa mahkum ederken, vatandaşı durakta ağaç ediyor.

Otobüslerin tıka basa dolmasına ve çoğuna binilememesine neden oluyor. Bu yaşananlarda yasa ve hukuk tanımaz tutum ve davranışlar sergileyen Ankara Büyükşehir Belediyesi ve EGO yönetimi sorumludur.

Yetersiz personel ve miadını doldurmuş otobüslerle halkın hayatını tehlikeye atan bu yönetimden hesap sorulamayacak mı?

Yaşanan bu sorunların sorumlusu olan Ankara Büyükşehir Belediye yönetimini; çıkarmaları durdurmaya ve atılan işçileri geri almaya, verilen sözlerin tutularak sözleşmelilere kadro vermeye, yasal bir hak olan sendikal örgütlenme hakkını tanımaya, kadrolu-sözleşmeli ayrımına son verilerek eşit işe eşit ücret uygulamaya, geriye dönük kazanılmış hakları ödemeye çağırıyoruz.

Bizler EGO’da çalışan sözleşmeli işçiler olarak, işimize ekmeğimize sahip çıkmak için, güvenli ve daha iyi hizmet için haydi hep birlikte mücadele etmeye diyoruz. Vatandaşlardan ‘Alo 153- mavi masa şikayet hattı’na tepkilerini ileterek destek ve dayanışma bekliyoruz.

A. A.-Sözleşmeli EGO şoförü

ANKARA


Biliyor musunuz

EREĞLİ Kent Meclisi’nin, Türkiye’nin stratejik öneme sahip tek yassı çelik üreticisi olan ve geçen yıl 500 milyon dolar kár ederek devlet bütçesine büyük katkı sağlayan ERDEMİR’in özelleştirilmesinin satış listesinden çıkarılıncaya kadar mücadele kararı alındığını... DEVREK Kaymakamı Süleyman Tapsız’ın, makam şoförü Canip Köroğlu’nu Devlet Hastanesi ambulans şoförlüğüne, meteoroloji memuru Ahmet Kadem’i Halk Kütüphanesi memurluğuna atadığını, kaymakamlık lojmanını ihale açmadan 40 milyar lira karşılığında Bükrü İnşaat’a verdiğini, bütün memurların maaşlarını İş Bankası’na yatırttığını, buna karşılık aldığı 160 milyar lirayı kamu harcamalarında kullandığını; Sosyal Yardımlaşma Vakfı kaynaklarından 4 klima satın alarak makam odasına yerleştirdiğini, İsmetpaşa Mahallesi muhtarı Osman Çantı’ya bir köy tüzel kişiliği meselesinden icra kararı çıkarttığını ancak icra memuru yerine jandarma gönderdiğini...

GÜNÜN SÖZÜ

‘Başarıyı hedef alın; mükemmel olmayı değil. Yanlış yapma hakkınızdan vazgeçmeyin; vazgeçerseniz yeni şeyler öğrenme ve gelişme olanağınızı kaybedersiniz. Unutmayın; mükemmeliyetçiliğin arkasında korku yatar. İnsan olduğunuzu hatırlayarak korkularınızı göğüsleyin. Daha mutlu ve daha etkili bir insan olursunuz.’

(David M. Burns)
Yazarın Tüm Yazıları