Sabah yıldızı sönünce

Zeynep ATİKKAN
Haberin Devamı

İngiltere'de yayınlanan Economist Dergisi, neredeyse her gün bir dilin yok olduğunu yazıyordu geçen haftaki sayısında.

Birkaç bin kişinin konuştuğu, zaman içinde asimile olup gömülen diller bunlar.

Economist, Ubıhça'yı da örnek göstermişti, arşive kalkan dilleri sıralarken. Kaybolan dil Ubıhça'yı tek bir kişi konuşuyordu. O da birkaç yıl önce Bandırma yakınlarındaki Çerkes köyü Hacı Osman'da vefat etti.

1990 yılının bir yaz gününde Ubıhça konuşan, dilin bütün inceliklerini bilen son Ubıh'ı tanıma fırsatını bulmuştum.

Hacı Osman Köyün'de.

Tevfik Esenç 84 yaşındaydı.

Kökeni Hititler'e kadar dayanan Ubıhça'da ‘kadın’ kelimesinin karşılığının ‘sabah yıldızı’ olduğunu anlatmıştı bana.

Daha sonra dolaştığım köyde, bir kadın geçerken kahvede oturan yaşlı, genç bütün erkeklerin ayağa kalktığını gözlemiştim. ‘Kadının’ sabah yıldızıyla özdeşleştiği bir kültürün özelliklerini hep merak ettim.

Ubıhça'yı merak edip özelliklerini ilk araştıran Fransız dil bilimci Prof. Dumezil olmuş. Bu araştırma, Fransızca-Ubıhça bir sözlüğün doğmasına dolayısıyla kaybolan bir dilin arşivlenmesine imkân vermişti.

Tevfik Esenç'ten dinlediklerimi anımsıyorum, Ubıhça'da dört bin kelime var. Seksen iki sessiz, üç sesli harfle telafuzzu son derece güç olan bir dil. Ubıhça, Hint-Avrupa ailesine ait. Hint Avrupa dilleri uzmanı olan Prof. Dumezil de iz sürerek Bandırma'nın bir köşesine çekilmiş Tevfik Esenç'i bulmuş.

Geçtiğimiz yaz, Hacı Osman Köyü'ne yeniden uğradım...Ubıhça'dan eser kalmadığı gibi artık kimsenin köyün özelliğinin farkında olmadığını gözledim.

Özellikleri yok ederken böylesine cömert davranmak. Kültürel zenginliklerin keyfine varamamak!

Düşünmek gerekiyor, Kafkas dilleri ve kültürü, Balkan dilleri ve kültürleri, neden ilgi alanımız olmaz?

Tarihiyle böylesine övünen bir ülkede üniversitelerin tarih kürsüleri neden dünya çapındaki kürsüler arasına girmez?

Bu kadar zenginliğe rağmen neden Türk üniversitelerinin arkeoloji bölümleri dünya çapında olmazlar?

Neden Amerikalı, Avrupalı öğrenciler gelip Türk üniversitelerinin arkeoloji bölümlerinde öğrenim görmezler?

Tarih, arkeoloji, bölge dilleri vs, Türkiye'nin diğer pekçok Avrupa ülkesine bakıldığında mukayeseli üstünlüğü olduğu alanlar.

Bu üstünlükler ve de ayrıntılar, küreselleşen dünyadaki çok önemli ‘artı’ları oluşturmaklar.

Üniversitelerin YÖK'ün tasallutuna uğrayıp liseleştirildiği bir düzende bu özlemleri hayata geçirmek tabii ki gerçek dışı.

Hayali bile mümkün değil. Ütopyası bile ayıp.

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve diğerleri 2000 yılının üniversitelerini açmayı pek seviyorlar.

Bu lise kılıklı kurumları açarken oturup düşünsek, ‘nerelerde bizim mukayeseli üstünlüğümüz’ diye. O zaman Internet'le birlikte çok başka ufuklar açabiliriz kendimize.

Çünkü global dünyanın yönünü yeknesaklık değil, çoğulculuğun kıpırtıları belirliyor.













Yazarın Tüm Yazıları