GeriFatih ÇEKİRGE Ruhban Okulu için kritik görüşme
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ruhban Okulu için kritik görüşme

BAKALIM Kılıçdaroğlu, bu görüşmeden sonra Ortodoks dünyasına ne diyecek?

Bu soruyu neden mi sordum?

Önceki gün çok sevgili bir dostumun evinde Fener Rum Patriği Bartholomeos’la sohbetteyiz.

Ve konu dönüp dolaşıp Heybeliada Ruhban Okulu’na geliyor...

İşte tam bu sırada Patrik önemli bir bilgi veriyor:

“CHP lideri Kılıçdaroğlu ile salı günü görüşeceğiz. Ruhban okulunun açılması için ana muhalefetin tavrı çok önemli.”

CHP’nin Ruhban Okulu’yla ilgili keskin tavrı hükümetin elini zorlamıştı.

Örneğin Onur Öymen’in yönetimde olduğu dönemde;

CHP çok keskin bir çizgi izlemişti.

Bu nedenle Bartholomeos Kılıçdaroğlu’nun ziyareti için umutlu konuşuyor.

- Acaba bir değişiklik olabilir mi?

Yani?

- CHP lideri bu görüşmeden sonra Ruhban Okulu’nun açılması yönünde bir mesaj verir mi?

Ben pek emin değilim.

Ama Kılıçdaroğlu’nun diğer ruhani liderlerle birlikte böyle bir görüşme başlatması umut vericidir.

Başta ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone olmak üzere Ankara’da görev yapan çok etkin elçiler okulun açılması doğrultusunda telkinde bulunuyorlar.

Ama CHP’nin “şahin tavrı”nda bir değişiklik olmuyordu. 

Bu nedenle;

CHP’yi dünyadan kopartan ve kendi içine kapatan o zihniyetin değişip değişmediğini Kılıçdaroğlu’nun yapacağı açıklamadan anlayacağız.

O gece yemekte yan yana oturduğumuz Bartholomeos, bu toprakların gerçek bir evladı olarak çok makul bir istekte bulunuyor:

“Ben bu topraklarda doğdum. 1700 yıllık bir geçmişimiz var. Askerliğimi bu devlete yaptım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Peki neden benim okulum açılmıyor?”

Sohbet biraz daha derinleşince, Patrik daha da duygusallaşıyor.

Gerçekten de o anlattıkça;

Benim içim acıyor.

Düşünün ki;

Ezik bırakılmış, kalbi kırık bir vatandaşsınız.  Peki bunun neresi demokrasi, neresi özgürlük olur.

Ya da şöyle soralım:

- Ayrı dinlerin, ayrı fikirlerin ve aidiyetlerin aynı memlekette eşit şartlarda yaşaması neden mümkün olmasın?

Bu yüzden CHP’nin geçmişten gelen ve korkulara ayarlı, içine kapanık şahin anlayışını değiştirmesi gerekiyor.

Kılıçdaroğlu’nun salı günü yapacağı görüşme ve ardından gelecek olumlu bir açıklama, bu açıdan önemlidir. Çünkü okulun açılması konusunda hükümetin elini kuvvetlendirecektir.

Ve en önemlisi;

Başta Rum Ortodokslar olmak üzere, herkes kadar bu ülkenin sahibi olan insanların memleket sevgisini ve aidiyet gücünü artıracaktır.

İKİNCİ YAZI:

Bir mesken ihlali olarak CHP’nin ideolojik tahlili!

GÜRSEL Tekin’in istifasını kişisel almıyorum.

Mesele temeldir.

Çünkü;

Nedense CHP, bir siyasi parti olmaktan çok;

Ele geçirilmiş bir mesken olarak görülmüştür.

Kurultayların tamamı, bu meskenin tapusu üzerine yapılmıştır.

Ve böylece;

Türkiye için bir iddia yaratmak yerine;

CHP’de meskeni ele geçirmek; siyasi başarı için yeterli sayılmıştır.

Üzücü olan da;

Dünyada sosyal demokrat partiler;

Önümüzdeki yüzyıla göre yeni ideolojik bakışlar için hareketlenirken;

Türkiye böyle bir tartışmanın dışında kalmaktadır.

Böylece CHP solu, sokaktaki halk hareketinden uzaklaşmaktadır.

Ve artık anlaşılmaktadır ki;

Mesele CHP değildir.

Mesele, Türkiye sosyal demokrat hareketinin bir alternatif olup olamaması noktasındadır.

Bu da Türkiye’deki demokratik işleyişi doğrudan etkilemektedir.

Bir tarafta kendisini sol jargon üzerine oturtmaya çalışan ama Kürt milliyetçiliğine sıkışıp kalan ve PKK nedeniyle sivilleşemeyen BDP muhalefeti.

Diğer yanda CHP’yi ele geçirilecek bir mesken olarak gören ve hedefini iktidar değil, milletvekili olmak olarak tanımlayan bir CHP...

Türkiye demokrasisi için üzerinde düşünülmesi gereken sorun işte budur.

Çünkü

Muhalefetsiz demokrasi olmuyor!

ÜÇÜNCÜ YAZI:

Binali Yıldırım: “3’üncü köprü ihalesi 15 günde tamam”

TÜRKİYE’nin en büyük ihaleleri sessiz sedasız yürüyor.

7 milyar dolarlık İstanbul-İzmir otoyolundan sonra;

Şimdi 2.5 milyar dolarlık üçüncü köprü...

Ve bütün bunların arkasında inanılmaz bir sessizlik ve bir o kadar da enerjiyle çalışan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım...

Dün Yıldırım’a sordum:

- Belki de bu coğrafyanın en büyük ihaleleri yapılıyor. Mesela İzmir-İstanbul otoyolu nasıl gidiyor?

- Çok iyi. Tam rayında gidiyor. Büyük bir proje.

- Peki şimdi bir de Boğaz’a üçüncü köprü ihalesi var. O ne durumda?

- Yaklaşık 2.5 milyar dolarlık bir proje bu. İlk zarflar açıldı. Bir firma elendi. Şimdi pazartesi günü mali zarflar açılacak. 15 gün içinde bu ihale de biter...

Evet;

Biliyorum, Türkiye’de birçok şey tartışılıyor. Kızanlar var, övenler var. Kamplar, düşmanlıklar var. Ama bütün bunların ötesinde, sessiz sedasız giden bir “yatırımcı Türkiye” var.

Bunca gürültünün arasında;

Yatırımcı Türkiye’yi hatırlatmak istedim.

DÖRDÜNCÜ YAZI:

Dünyanın en büyük takımının otobüsünün üstünde üç Türk

ACABA bu görüntü bize ne anlatmalı?

İspanya şampiyonluğunu ilan eden Real Madrid otobüsü tur atıyor.

Otobüsün üstündeki takımda üç Türk var.

Hamit Altıntop: 29 yaşında, Gelsenkirchen doğumlu/aslen Malatyalı. Piyasa değeri: 5 milyon Euro.

Nuri Şahin: 23 yaşında, Lüdenscheid doğumlu/Kırşehirli işçi bir ailenin çocuğu. Piyasa değeri: 18 milyon Euro.

Mesut Özil: 23 yaşında, Gelsenkirchen doğumlu/Zonguldaklı bir ailenin çocuğu. Piyasa değeri: 32 milyon Euro.

1960’ların sonunda başlayan Almanya göçünün neredeyse üçüncü kuşağı bu çocuklar.

Babaları Almanya’da işçiydi. Orada doğdular. Büyüdüler.

Ve şimdi dünyanın en büyük kulüplerinde oynuyorlar.

Evet artık orada bir “üçüncü kuşak” var...

Dünyaya oynayan bir üçüncü kuşak. İş dünyasından sinema yönetmenine kadar Avrupa Birliği’nin üçüncü kuşak Türkleri...

Ne kadar farkındayız bunun?

X

New York’ta gökyüzüne yükselen bir Türkevi

New York’a indiğimiz gece 45’inci ve 46’ncı caddenin kesiştiği United Plaza’nın karşısında yükselen o Türkevi’ne gidiyorum. 40 bin metrekareye oturan gökdelen tümüyle tamamlanmış. Her şey hazır. Aslında New York’ta gece olmuyor. Gökdelenler öylesine aydınlatıyor ki çevreyi. Neonlar, parlak ışıklar, dev reklam panoları... Ve gökdelenlerin gövdelerinden yansıtılan ışıklar... Bizim Türkevi’nin 170 metrelik gövdesi de gece işte öyle parlıyor. Gurur duyacağımız bir bina inşa edilmiş.

Dün New York’un kalbinde yükselen bir Türkevi açıldı.

171 metrelik bir gökdelen.

Türkiye’nin dünyada bayrağını diktiği en yüksek bina...



Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Uzra’nın çığlık gibi mesajı: ‘Ne olur bizi yalnız bırakmayın’

Uzra’nın internet üzerinden Türkiye’deki kadınlara yaptığı çağrı tam bir çığlıktır...

Düşünsenize:

Kızınız, eşiniz ya da kız kardeşiniz oturduğu evden çıkamıyor.

İşe gidemiyor.

Yasak.

Dışarıda Taliban...

Dışarıda ölüm korkusu...

Afganistan’da evinden çıkamayan 27 yaşındaki Uzra Hussaini’nin şu çağrısına bakar mısınız:

“Kabil’den sizinle irtibattayım. Ben Taliban rejiminden önce devlet memuruydum. Taliban rejiminden sonra artık işe gidemiyorum, evdeyim. Geçen hafta tüm dünya gördü, Kabil’deki kadınlar ve protestocular Taliban’ın şiddetine maruz kaldı. Bizi yok edemezsiniz. Türkiye’den ve kadınlarından ricamız var. Bizimle beraber kalmanızı istiyoruz. Bugünlerde bizi yalnız bırakmayınız.”

Yazının Devamını Oku

Başkan’ın donduğu an

BM Genel Kurul Başkanı Volkan Bozkır’la 1 yıllık görev süresini konuştum

1. Siz bu satırları okurken, ben Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve heyetiyle birlikte New York’a BM Genel Kurulu’na uçuyor olacağım... Sevgili dostum Büyükelçi Volkan Bozkır’ın 1 yıldır sürdürdüğü BM Genel Kurul Başkanlığı da doldu... Dünyanın acılarla dolu geçen bu yılında acaba neler yaşamıştı? İşte cevabı:

Aslında ben de bu fotoğrafı görünce donup kaldım. Şu küçük kızın bakışını görüyor musunuz?

Burası Myanmar’daki zulümden kaçan 1.5 milyon Müslüman’ın Bangladeş sınırında kaldığı kamp...

Dünyanın en büyük mülteci kampı... Cox’s Bazar... Ve işte BM Genel Kurul Başkanı Büyükelçi Volkan Bozkır orayı gezerken rastlıyor bu küçük kıza.

Yerel polis, sağlık nedenleri nedeniyle kampa pek sokmak istemiyor Bozkır’ı... Ama o ısrar ediyor. Ve gezmeye başlıyor...

Bu fotoğraf, işte o andan kalıyor bize...

Bu, o küçük kız çocuğunun BM Genel Kurul Başkanı Bozkır’a değil... İnsanlığa bakışıdır aslında...

Yazının Devamını Oku

'İşte böyle atarım kepimi havaya'

Bu yazı bütün otizmli çocukların anne ve babalarına ithaf edilmiştir...

yaşındaki Emir’in annesi Merve, doktorun ilk teşhisini duyunca ne yapacağını bilemedi.

Yıkılmıştı... Baba Osman üzgün...

Otizm bu...



Ne yapsınlar...

Yazının Devamını Oku

Ankara’dan umut veren bir söz: ‘Artık mühendislik ihraç ediyoruz'

Dün bir video izledim.

Mersin’den.

Tarlada bir kadın konuşuyor. Bağ bahçe arasından... Yanında topladığı çileklerin tahtadan kasası...

Diyor ki:

Öyle zorluk çekiyoruz ki... Meyvemizi sebzemizi gönderiyoruz. Yol öyle kötü ki... Zamanında yetişmiyor. Buruşuk çilekler gönderilir mi? Kışın buzlanmada arabalarımız devriliyor. İnşallah bu tünelimiz bitince virajlarımız da kaybolacak. Rahatlayacağız.”

Daha neler söylüyorlar bilseniz...

İzlerken o sarp dağlara baktım. Kuş uçmaz zirvelere baktım. 

Düşünsenize, yıllardır, aylardır bizim çocuklar, işçiler, mühendisler dağları sabırla deliyor.

Karavanlarda, soba ateşinde geçen geceler...

Yazının Devamını Oku

Seçimlere iki hafta kala kıran kırana

Bu pazar size Hürriyet Avrupa’nın 2013 yılının ocak ayında attığı bir manşeti hatırlatıyorum...

1. O dönem Hürriyet’in Almanya Temsilcisi Celal Özcan, Hamburg temsilcimiz Kemal Doğan ve ben, Hamburg Eyalet Başbakanı Olaf Scholz’u ziyaret etmiştik.



Çünkü Başbakan Scholz önemli bir karar almıştı.

Müslümanlara dini bayramları resmi tatil hakkı olarak tanıyordu.

Avrupa’da bir ilkti bu...

Yazının Devamını Oku

Vatandaşa davası için makul süre belgesi

Adalet Bakanı Gül, yargıda sessiz devrimin en önemli ilk adımını şöyle açıkladı:

MÜJDE:  Adalet Bakanı Abdülhamit Gül yeni adli yılla birlikte çok önemli bir müjde veriyor: “Diyelim ki, vatandaş savcıya gitti, bir konuda şikâyetçi oldu. Savcı şikâyetin konusuna bakacak. Ve vatandaşa, ‘Senin bu şikâyetin şu kadar günde sonuçlanacak’ diye bir belge verecek. İşte bu makul süre belgesi. Vatandaş bilecek ki şu kadar günde sonuç alacak...”

NASIL İŞLEYECEK:  Bakan Gül şöyle anlatıyor: “Vatandaşın isteği şudur. Karar adil olsun ve makul sürede sonuçlansın. İşte savcılar, hâkimler, avukatlar, uzmanlar oturduk buna kafa yorduk. Ve her konuya göre makul süreler belirlendi. Ve bu süreler sisteme işlendi. Eğer bir gecikme olursa sistem alarm verecek.”




Yazının Devamını Oku

Onlar için o kadar çok korkuyorum ki

Dün Hürriyet’in manşetinde görünce gözlerim doldu.

Bizim yazı işlerini kutluyorum, “50 cesur kadın” manşeti dünya çapında bir sestir.

Keşke internette bütün dillerden yayınlansa.

Keşke dünya kadın örgütleri bir hat oluştursa.

Keşke BM bir komisyon kursa.

O “cesur kadınları” düşünün.

En temel hakları için harekete geçtiler.

Taliban gibi kadını “kölenin bile altında gören” o zihniyete karşı..

Yazının Devamını Oku

Jandarma katilleri arıyor... Peki carettaları kim öldürdü

Gece yarısına doğru saat 23.35...

1. Plajın ortasında... Stefan bağırıyor:

“Stop... Stop... Stoppp”

Ardından Seher...

“Durun... Durun gitmeyin. Ne işiniz var burada?..

ATV’deki adam bir süre öylece boş boş bakıyor...

Sonra ATV’yi Stefan’ın üzerine sürerek oradan uzaklaşıyor...

Stefan acı içinde yere yığılıyor. Sonra ambülans. Jandarma.

Evet arkadaşlar burası Manavgat...

Yazının Devamını Oku

İşte kamplaşmayı bitirecek o bakış

En çok yakındığımız şey:

- Kamplaşma...

En çok korktuğumuz şey:

- Trolleşme...

En çok üzüldüğümüz şey:

- Birinin ötekini dinlememesi.

En çok sıkıntısını çektiğimiz şey:

- Fikirler üzerinden değil, semboller üzerinden tartışmak...

Televizyonlarda ve gazete köşelerinde, açık oturumlarda, dost sohbetlerinde hep aynı şeyi söylüyoruz:

Yazının Devamını Oku

Başkomutan’ın ağzından cephedeki ibret sahnesi

Bu 30 Ağustos zaferler ayında, bu topraklarda gözü olanlara ibret olsun diye Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Meclisi’nde anlattığı bir sahneyi aktarıyorum...

Bir ibret ve bir dehşet sahnesi...

Ama önce zaferler ayı...

950 yıl önce Sultan Alparslan’ın yiğitleriyle Malazgirt’ten açtığı Anadolu kapısı;

Mustafa Kemal’in önderliğinde Millet Meclisi’nin ordusuyla ve bir milletin top yekün taarruzuyla vatan olmuştur...

Bu nedenle ağustos bu millet için zaferler ayıdır...

Kutlu olsun...

AHLAT: Ahlat’ta bulunan mezar taşlarının anlamı büyüktür. Daha haberi duyduğum ilk gün “İşte” dedim. “Anadolu’nun kitabeleri...”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deyişiyle

Yazının Devamını Oku

Yaylanın Sultanları için bir saha lütfen

Elanur sabah uyanır uyanmaz, Sevim’e gitti.

1. Sevim ve Serpil de yaylaya çıkmaya hazırlanıyordu...

Elanur hemen söze girdi:

“Kızlar bir fikrim var. Şu bizim Filenin Sultanları var ya...”

Sevim: “Evet. Nasıl güzel oynuyorlar. Hayranım ben...”

Serpil: “Vallahi ben de. Bayılıyorum. Heyecandan ölüyorum.”

 

Elanur bu defa daha bir heyecanla:

Yazının Devamını Oku

Hayvana zulümden milyarlar kazanıyorlar

Raporu okuyunca tüylerim diken diken oldu. Nefret ettim...

HAYVANLAR için oluşturulan Asya Koalisyonu (AfA) önceki gün çok önemli bir rapor yayınladı...

Asya Koalisyonu dünyanın değişik ülkelerinden seçilen 22 hayvan hakları kuruluşundan oluşuyor... Bu nedenle yayınladığı rapor ayrıca değerli.



Raporun en çarpıcı bölümü ise Facebook, YouTube, Tiktok gibi sosyal medya devlerinin “hayvanlara zulüm yapan” videolardan kazandıkları paralar.

Evet yanlış okumadınız.

Yazının Devamını Oku

Milli Savunma Bakanlığı’ndan dünya başkentlerine gönderilen 9 fotoğrafın mesajı

1) Günlerdir dünya Kabil Havalimanı’nda yaşanan dehşet görüntülerini izliyordu.

Kan donduran insanlık dışı görüntüler.

Taliban korkusuyla ölümüne kaçan insanlar. Anneler, çocuklar.

Uçakların tekerlekleri arasına sıkışan...

Çıktığı uçak kanadında can veren, parçalanan insanlar.

Dünya ajanslarının geçtiği bu fotoğraflar, görüntüler, televizyonlardan yayınlandıkça insanlığın kanı donmuştu.

Dehşet içinde izliyorduk..

Ve herkesin ağzında şu söz:

“Bu nasıl bir adalet. Bu insanlara yardım edecek birisi yok mu? BM nerede? ABD nerede?”

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğrafları karşılaştırın bakın ne çıkıyor

Vietnam’a gittiğimde beni en etkileyen şey yeraltı tünelleriydi...

1. Vietnam askerleri ABD’nin devasa ordusunu bu tünellerle yenmişti...

Dağlar, ormanlar ve tüneller...

Tonlarca napalm bombasının döküldüğü, her yerin cayır cayır yakıldığı o topraklarda ancak yeraltı tünellerinde yaşayabilmişlerdi. Bizi gezdiren rehber tüneli gösterince şoka girmiştim.

“Nasıl yani buradan mı giriyorlardı?”

“Evet” demişti rehber “Buradan giriyorlardı tünele...”

Tünel deyince yanlış anlamayın.

Bir kovuk...

Yazının Devamını Oku

'Ben öldükten sonra mı sesim duyulacak?'

Sevil evleneli 3 ay olmuştu. Ve evdeki hayat giderek işkenceye dönüyordu...

İki aylık hamileydi. Ve şiddet başlamıştı.

Bir gece hırlayan bir ses:

“Defol bu evden. Eğer gelirsen seni kıtır kıtır keserim...”

Sevil böylece baba evine döndü. İyi bir işi vardı. Kendi hayatını kuracaktı.

Bir fabrikada muhasebeciydi.

Ama İ.K. bir türlü peşini bırakmıyordu.

Sürekli tehdit...

Kardeşine durumu anlattı...

Yazının Devamını Oku

BM raporunda ortaya çıkan gerçek: ABD-Taliban anlaşmasındaki ‘gizli maddeler’

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, geçen hafta Taliban’ın saldırılarından ve katliamlarından ABD’yi sorumlu tutmuştu.

Varlığını ABD desteğine borçlu birinin böyle bir suçlama yapmasını nasıl yorumlayacağız?

Bu sorunun cevabını ararken; emekli Büyükelçi Naci Koru’nun haftalık yazısına konu ettiği son BM Güvenlik Konseyi raporunu gördüm.

‘Analitik Destek ve Yaptırımları İzleme Ekibi’nin hazırladığı S/2021/486 sayılı, 22 sayfalık ‘Afganistan’da barış, istikrar ve güvenliğe tehdit oluşturan Taliban ile diğer bağlantılı kişiler ve oluşumlar’ başlıklı 12’nci rapor...

Çok çarpıcı bulgular var.

Koru’nun şu alıntısı dikkatimi çekti:

“Raporun yeni ve ilginç bir yönü, ‘Taliban ve El-Kaide’ başlıklı alt bölümün 41. maddesinde kayıtlı. Bu maddede, ABD’yle Taliban arasında Şubat 2020’de Doha’da imzalanan anlaşmanın kamuoyuna açıklanan ana metnine ilave ‘gizli eklerinin’ olduğu ilk kez bir BMGK belgesinde açıklanıyor.”

Müthiş...

ABD’nin Taliban’la gizli anlaşma yaptığı ilk kez bir BM raporuyla duyurulmuş oluyor..

Yazının Devamını Oku

İzmir’den bir genç kız Forbes’un ilk 10 kadın yatırımcısı arasına nasıl girdi?

Melda, Van Gogh’un şu sözünü “hayatının önsözü” haline getirmiş: “Önce resim yapmayı düşlüyorum. Sonra hayalimi boyuyorum...”

Biliyorum...

Steve Jobs’tan bu yana hepimiz “internet yatırımı” üzerine hayaller kuruyoruz...

Meşhur “garaj çocukları” hikâyesi yani...

Bir fikir... Bir ışık. Bir yazılım. Bir hayal. Çılgın bir adım. Yemek Sepeti... Angry Birds... Amazon... Mask...

Ve ardından gelecek milyonlarca, hatta milyarlarca dolar...


Yazının Devamını Oku

Turizm Bakanı Ersoy: 'Her şeye rağmen hedefleri zorluyoruz'

Pandemi felaketi...

2 yıllık kapanmalar...

AB’nin, İngiltere’nin “kırmızı listeleri” derken...

Dün, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’la “yangın sonrasını” konuştum...

- Sayın Bakan, bunca sıkıntı, badire, kapanmalar. Bir de üstüne yangınlar... Hiç böylesini görmemiştik. Bu kadar badirenin arasında turizm gelirlerimiz ne oldu?

- Evet zorlu bir dönemden geçtik ve geçiyoruz. Siz de saydınız. Dünya çapında bir olay. Sıkıntılar yok değil elbette.

- Yani zararda mıyız?

(Bakan Ersoy gülerek)

- Yok... Yok... Biz zaten her türlü sıkıntıya göre bir planlama yapmıştık.

Yazının Devamını Oku

Bu cani; yeni yasaya göre ne ceza alacak

Adam küçük köpeği motosikletin arkasına bağlamış.

1. Basmış gaza gidiyor.

Zavallı hayvan perişan... Koşuyor yetmiyor. Sürünüyor...



O gaza bastıkça görenler çılgına dönüyor.

Sonra birkaç kişi bu iğrenç olayı kaydedip sosyal medyaya koyuyor...

Yazının Devamını Oku