GeriNamaz Sureleri Ayetel Kürsi Oku ve Dinle - Ayetel Kursi Duası Türkçe Arapça Okunuşu, Anlamı, Fazileti, Faydaları (Diyanet Meali & Tefsiri)
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ayetel Kürsi Oku ve Dinle - Ayetel Kursi Duası Türkçe Arapça Okunuşu, Anlamı, Fazileti, Faydaları (Diyanet Meali & Tefsiri)

Ayetel Kürsi Duası halk arasında bir dua ya da sure olarak bilinmesine rağmen Kur'an-ı Kerim içerisinde Bakara Suresi'nin 255. ayeti kerimesidir. Ayetin Medine döneminde indiği rivayet edilmektir. İhlas Suresi ve Kelime-i Şahadet'in İslam'ın özünü içerdiği nasıl söylenebilirse bu durum bu ayeti kerime için de söylenebilir. Ayetel Kürsi duası nazar, bela, musibetlerden korunma ve şifa kaynağı olması nedeniyle Müslümanların sıkça okudukları ayetler arasında yer alır. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) efendimiz kötülüklerin, musibetlerin ve diğer tüm her şeyin şerlerinden Hz. ALLAH'a sığınmış ve devamlı olarak Ayetel Kürsi'yi dua olarak okumuşlardır. Ayetel Kürsi Duası Oku ve Dinle sayfamız içerisinde bu ayeti kerimenin konusu, önemi, özellikleri, mucizeleri, sırları, kaç ayet olduğu, hangi surede yer aldığı, anlamı, Türkçe ve Arapça okunuşu, fazileti, faydaları, Diyanet meali ve tefsiri, içerisinde geçen Allah'ın isimleri ve sıfatları hakkında bilgiler yer almaktadır. Ayrıca bu ayeti kerime ne zaman, nasıl ve namazda okunur mu? Tüm bu soruların cevapları ile birlikte şifa ve dilek duası olarak okunup okunamayacağı yer almaktadır.

Kur'an-ı Kerim'de Bakara Suresi 255. ayeti kerimesi olan Ayetel Kürsi, Hz. Allah'ın azametini ve kudretini anlatmak ile birlikte İslam'ın temel unsurlarını içerisinde barındırır. Medine döneminde indiği rivayet edilmektedir. Ayetel Kürsi anlamı, fazileti, faydaları ve koruyucu özellikleri nedeniyle sık sık okunması öğütlenmiş olan ayetlerin başında yer almaktadır. Nazar, bela, kötülük ve musibetlerden korunmak için okunabileceği gibi gün içerisinde beş vakit namazdan sonra okunması oldukça sevaptır. Ezberlemek isteyenler Ayetel Kürsi Oku sayfamızda Türkçe ve Arapça okunuşu yer almakla birlikte Ayetel Kürsi Dinle seçeneği ile Diyanet Meali takip edilebilir.

AYETEL KÜRSİ TÜRKÇE OKUNUŞU

Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, Lâ te’huzühû sinetün ve lâ nevm. Lehû mâ fis-semâvâti vemâ fil ard. Menzellezî yeşfeu indehû illâ biiznihi, ya’lemü mâ beyne eydîhim, vemâ halfehüm, velâ yühîtûne bişey’in min ilmihî, illâ bimâ şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel ard, Velâ yeûdühü hıfzuhumâ ve hüvel aliyyül azîm.

Ayetel Kürsi Arapça harfleri ile okuyamayacak olan kişiler yukarıda yer alan Ayetel Kürsi latin harfleri ile okuma ve ezberleme imkanı elde edebilirler.

Ayetel Kürsi Konusu, Özellikleri ve Önemi Hakkında Bilgi

Ayetel Kursi’nin ana konusu Yüce Allah’ın (c.c) varlığı, birliği, sonsuzluğu, gücünün, kudretinin ve hikmetinin sonsuz olması, Kayyum ve Hayy sıfatlarına sahip olduğu için hiçbir şeyin Yüce Allah’tan gizli kalmamasıdır. Ayetel Kursi içinde Allah’ın (c.c) ; 

- Yüceliği, sıfatları

- Evrende meydana gelen bütün olayların onun iradesi doğrultusunda gerçekleştiği

- Onun izni ve isteği olmadan hiç kimsenin başkasına şefaat edemeyeceği

- Göklerde ve yerde ne varsa ona ait olduğu anlatılır.

Ayetel Kürsi Kuran-ı Kerim’in en büyük ayeti kerimesidir. Çünkü Allah’u Teala’nın en büyük ismi ile başlar. Allah’ın Birliğini ilan eder ve Allah’ın en büyük isminin yanında gizli ve açık 18 ismini de barındırır.

Ayetel Kursi’nin önemini Hz. Ali (a.s) şöyle ifade etmektedir. “ Eğer sizler Ayete’l Kürsi’nin manevi eserlerinden haberdar olsaydınız hiçbir anınızda onu okumaktan uzak kalmazdınız.”

Ayetel Kürsi Ne Demek? Manası Nedir?

Kürsi kelime anlamı olarak koltuk, taht anlamındadır. Kök anlamı ise bir araya toplanma demektir. Mecazi olarak ise egemenlik, güç, sultan ve ilim gibi anlamları dile getirir. Allah’u Teala'nın Kuran’ı Kerimde bir kursisi olarak tabir edilen bu ayet, yeri ve gökleri içine alır. Bu özelliklerinden dolayı Kursi Ayeti olarak isimlendirilmiştir.

Ayetel Kürsi Türkçe Anlamı (Diyanet Meali)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adı ile. Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur. O hayydır, kayyumdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. O’nun bildirdiklerinin dışında insanlar, O’nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Kuran-ı Kerim'de Ayetel Kürsi Kaç Ayet, Kaçıncı Sayfada Ve Hangi Surede?

Ayetel Kürsi Kur’an-ı Kerim’in ikinci suresi el- Bakara Suresi'nde geçer. Surenin 255. Ayeti olmakta ve Kur’an-ı Kerim’de 41. Sayfada geçmektedir. Yayınevlerinin basımına göre sayfa rakama bir sayfa ileri de ya da geride olabilir. Cüz olarak 3. Cüzün ilk sayfasına bakıldığında ayeti kerime bulunabilir.

Ayetel Kürsi’de Geçen Allah’ın Sıfatları ve Anlamları Nelerdir?

  1. Muhalefetül lil Havadis: Zati sıfatıdır. Aalamı, Allah (c.c) yaratılmışlardan farklıdır.
  2. İlim: Subuti sıfattır. Allah’u Teala’nın her şeyi bilmesi, bilgisinin her şeye yetmesidir.
  3. Basar: Subuti sıfattır. Allah’ın yaşanan her şeyi gördüğüdür. Yüce Allah’ın görmesi için herhangi bir uzva ihtiyaç duymaz.

 Ayetel Kursi’de Geçen Allah’ın İsimleri ve Anlamları Nelerdir?

  • El-Hayy: Diri, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten anlamına gelir.
  • El-Kayyum: Gökleri ve yeri her şeyi tutan anlamına gelir.
  • El- Aliyy: Pek Yüce, pek yüksek anlamına gelir.
  • El- Azim: Çok azametli olan anlamına gelir.

Ayetel Kürsi Okumanın Faziletleri ve Faydaları Nelerdir?

Ayetel Kürsi Tevhid ilmi ile ilgili olan en büyük ayeti kerimedir. Bu nedenle okumanın faziletleri faydaları çok fazladır. Allah-u Teala’nın en yüce isminin yer aldığı ayeti kerime bizzat Hz. Muhammet (s.a.v) tarafından müjdelenmiştir. Özellikle geceleri yatmadan okuyanın bütün kötülüklerden korunacağı hatta şeytanın ona yaklaşamayacağı vurgulanmıştır. Ayetel Kürsi’nin faziletleri şu şekilde sıralanabilir:

- Nazara karşı okunursa koruma sağlanır.

- Namazlardan sonra okumak mendup olarak nitelendirilir.

- Dara düşenin, bunalıma girenin okuması tavsiye edilir.

- Eve girerken ve çıkarken okunması halinde kişinin sabahtan akşama kadar işlerine selamet ve hayır gelir.

- Yatağa girerken okunursa Cenab’ı Hak o okulunu sabaha kadar koruması için meleklerini görevlendirir.

- Ayetel Kursi’nin Kur’an’ın dörtte biri olduğu vurgulanır. Bu nedenle duaların kabul olması için bol bol okunmalıdır.

- Şifa bekleyen hastaların okuması ile hastalar şifa bulur

- Ayetel Kürsi’yi sürekli okuyan darlık, zorluk ve sıkıntı çekmeyecektir. Bolluk ve berekete kavuşacaktır.

Ayetel Kürsi’nin önemli bir dua ayetidir. Bu nedenle herkesin mutlaka günlük okuması tavsiye edilen ayetler arasında yer alır. 

Ayetel Kürsi Bakara Suresinin kaçıncı ayetidir? Son iki ve en uzun ayeti midir?

Bakara Suresi’nin 255. Ayeti olan Ayetel Kürsi, surenin en uzun ayeti değildir. İçerisinde Allah’ın kürsüsü zikredildiği için Ayetü’l Kürsi adı ile bilinmektedir. Bakara'nın son iki ayeti Amenerresulu olarak isimlendirilmektedir ve bu ayetten farklıdır.

Ayetel Kürsi ne zaman ve nasıl okunur? Namazda okunur mu?

Ayetel Kürsi bollukta, darlıkta, sıkıntıda, zeminde ve her zamanda okunabilir. Ayet olduğu için namaz içerisinde de okunabilir. Özellikle uyurken okunması tavsiye edilir. Bu şekilde şeytan ve cinlerin şerrinden Allah’a sığınırsınız.

Peygamber Efendimiz bir hadis-i Şerifinde “ Kim farz olan her namazın ardından Ayetel Kürsi okursa ondan sonraki namaza kadar mahfuz kalır” buyurmuştur. Bu hadise göre farz namazların ardından da Ayetel Kürsi okumak çok faziletlidir.

Ayetel Kürsi abdestsiz ve gusül abdestsiz okunur mu?

Ayetel Kürsi Kur’an ayeti olduğu için abdestsiz ya da gusülsüz okunmaz. Kur’an-ı Kerime abdestsiz dokunulmaz. Dokunmadan sureler okunabilir. Ancak gusül abdesti olmadan Kur’an okunması doğru olmaz. Gusül abdesti olmadan bir saniye bile durmak doğru olmaz. Abdestsiz olduğunuzda Kur’an-ı Kerime dokunmadan ezberden Kuran ve dua okunabilir.

Ayetel Kürsi mucizeleri ve sırları

Ayetül Kürsi geceleyin inmiştir. Peygamberimiz tarafından Hz. Zeyd’e yazdırılmıştır. Ayeti kerime indiğinde dünyadaki bütün putlar yere düşer. Bütün kralların başındaki taçlar yere yuvarlanır. Şeytanlar birbirinden kaçışarak İblis’in yanına toplanır. Ayet içerisindeki esma-i ilahiye hiçbir ayeti kerimde bulunmaz. Ayeti kerime içerisinde açık ve gizli toplamda 17 yerde Yüce Allah’ın ismi geçer.

Ayetel Kürsi okuyanın yedi kalenin içine girmiş gibi muhafaza edileceği vurgulanmaktadır.

Ayetel Kürsi peygamberlerden bahseder mi?

Ayetel Kürsi Peygamberlerden bahsetmez. Yüce Allah’ın esmalarından bahseder.

Ayetel Kürsi’deki Hayy ne demek? Hayy kelimesinin anlamı

Arapça kökenli olan Hayy esmasının anlamları şöyledir:

1.) El- Hayy anlamı: Hayatı ebedi ve ezeli olarak sarmalayandır. Bütün hayatların kaynağıdır. Ezeli ve ebedi olarak ölmeyen hep diri olan anlamlarına gelir.

2.) Hayy anlamı: Ebedi ve ezeli olarak diri olandır. Yorulma, uyuklama gibi noksanlıklardan uzaktır. Mükemmel, tam ve diri manaları ile hayat sahibi anlamlarına gelir.

Ayetel Kürsi’deki Kayyum ne demek? Kayyum kelimesinin anlamı

Kur’an- Kerim’de çoğu yerde Hayy ismi ile birlikte Kayyum ismi de kullanılır. Bu isimler İsm-i Azama olarak tanımlanmıştır.

1.) Kayyum: Yarattıklarını koruyup idare eden ve işlerini düzenleyen olarak tanımlanabilir.

2.) Kayyum: Kötü ya da iyi yaptıklarının karşılığı vermek için her canlının başında durandır. Her canlıyı gözetleyendir. O’na hiçbir şey gizli kalmaz. O her şeyi bilendir.

“Ya Hayyu ya Kayyum, la ilahe illa ente” ( Ey diri ve kaim olan! Senden başka ilah yoktur) bu duayı okuyan ve sürekli tekrarlayan herkesin aklı ve kalbi sürekli diri kalır.

Ayetek Kürsi Dilek Duası Olarak Okunur mu?

Anlam bakımından çok derin manalara sahip olan Ayetel Kürsi, okuyan kişinin yaşamında olağanüstü etkiler oluşturan bir ayettir. Pek çok farklı arzunun gerçekleştirilmesi için dilek duası olarak ta okunmaktadır. Karşılığın Allah'u tealadan geleceğine inanarak vesile olması adına okunabilir.

Ayetel Kürsi’yi Cuma Günü Ya Da Çok Okumak

Her an okunabilen Ayetül Kürsi’yi özellikle Cuma günü okumak çok faziletlidir. Cuma günü okuyan Allah'ın izniyle:

- Her türlü evham ve korkudan uzak olur.

- Musibetlerden ve tehlikelerden korunur.

- Cuma günü okuyanın dileklerinin kabulüne vesile olacağı umulmaktadır.

Ayetel Kürsi Öncesi Okunacak Dua Var mıdır? Dua Okunmalı mıdır?

Namazlardan sonra, gece gündüz her saatte, Ayetel Kürsi okunmadan önce okunacak bu dua Sur’a üfleniceye kadar zaman diliminde 70 milyar hasene yazdırır. Dua şu şekildedir:

- “Allahümme inni ükaddimü ileyke beyne yedey külli nefesin velem hatin ve tarfetin yatrifü biha ehlüssemavati ve ehlül arzi ve külli şey’in hüve fi ı’lmike kainün ev kadkane. Ükaddimü ileyke beyne yedey zalike küllih”

Ayetel Kürsi Şifa İçin Okunur mu?

Şifa için okunan sürelerden biri Yasin- i Şeriftir. Bunun yanında Haşr Suresi'nin son üç ayeti, Amenerrasülü ve Ayetel Kürsi de okunur.

AYETEL KÜRSİ TÜRKÇE DİYANET MEALİ VE AÇIKLAMASI

Allah, O’ndan başka ilah yoktur; diridir, her şeyin varlığı O’na bağlı ve dayalıdır. Ne uykusu gelir ne de uyur. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O’nun izni olmadıkça katında hiçbir kimse şefaat edemez. Onların önlerinde ve arkalarında olanları O bilir. O’nun ilminden hiçbir şeyi -dilediği müstesna- kimse bilgisi içine sığdıramaz. O’nun kürsüsü gökleri ve yeri içine almıştır. Onları korumak kendisine zor gelmez. O yücedir, mutlak büyüktür.

AYETEL KÜRSİ KAÇ AYET?

Ayetel Kürsi yalnızca bir ayettir. Bakara Suresi'nin 255. ayeti olarak inmiştir.

AYETEL KÜRSİ'NİN FAZİLETLERİ NELERDİR?

Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) efendimiz kötülüklerin, musibetlerin ve diğer tüm her şeyin şerlerinden Hz. ALLAH'a sığınmış ve devamlı olarak Ayetel Kürsi'yi dua olarak okumuşlardır. Gündelik yaşantısında devamlı olarak Felak ve Nas Sureleri ile birlikte Ayetel Kürsi'yi okumuşlardır. Resulullah (S.A.V) efendimiz nazardan korunmak ve nazara karşı olarak Ayetel Kürsi, İhlas, Felak ve Nas surelerini okuduğu ve bu okunması için de Ashab-ı Kiram'a tavsiye buyurduğu rivayet edilen hususlar arasındadır.

Vakit namazlarından sonra Ayetel Kürsi'nin okunması menduptur. Çünkü Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) efendimiz beş vakit namazdan sonra ve yatmadan önce Ayetel Kürsi'yi okumuşlar ve müslümanların da okumasını öğütlemişlerdir.

Ayetel Kürsi Bakara Suresi'nin 255. ayeti olmasına rağmen insanlar tarafından farklı bir sure olarak karıştırılabilmektedir. Bakara 255. ayeti kerimesi içerisinde Hz. Allah'ın (C.C) kürsüsü zikredilmiş olması hasebiyle "Ayetel Kürsi" ismiyle anılmaya başlanmıştır.

"Kürsü" Hz. Allah'ın kudreti ve azametinin ne kadar yüce olduğu ve aynı zamanda Hz. Allah'ın (C.C) her şeyleri kapsamakta olan ilmi anlamına gelir. Ayet içerisinde Hz. Allah (C.C) kendi zat-ı Alîsinin çok veciz bir tanımını yapmaktadır. Kitab-ı Mukaddes içerisinde tahrif edilerek yanlış biçimde anlatılmış olan Hz. Allah, burada ise doğru bir şekilde tarif edilmektedir. Hz. Allah (C.C) yerlerde ve göklerde, bu ikisi arasında her ne varsa onların sahibi ve malikidir. Onun hakimiyeti, otoritesi, mülkü ve yönetimine kimse ortak değildir.  Hiçbir şey ya da hiç kimse O'na eş ya da rakip olamaz. Hz. Allah mutlak ilim ve irade sahibidir. O’na hiçbir varlık güç yetiremez. O, bütün evrenin sahibi, yöneticisi ve hâkimidir.

Ayetel Kürsi Tefsiri (Diyanet)

İçinde Allah’ın kürsüsü zikredildiği için “Âyetü’l-kürsî” adıyla anılan bu âyet hem muhtevası hem de üstün özellikleri sebebiyle dikkat çekmiş, hakkında hadisler vârit olmuş, çok okunmuş, şifa ve korunmaya vesile kılınmıştır. Kelime-i şehâdet ve İhlâs sûreleri nasıl İslâm inancının özünü ihtiva ediyor ve insanlara Allah Teâlâ’yı tanıtıyorsa Âyetü’lkürsî de –onlardan daha geniş ve detaylı olarak– bu özelliği taşımaktadır. Bir önceki âyette peygamberlerin getirdiği bunca âyet ve “beyyine”ye (imana götüren işaret ve delil) rağmen insanların ihtilâfa düştükleri, kiminin küfrü kiminin imanı tercih ettiği zikredilmişti. İnsanı imana götüren deliller, aklını kullanarak üzerinde düşüneceği “kendisinde ve yakından uzağa çevresinde (enfüs ve âfâk)”, peygamberleri desteklemek üzere Allah’ın onlara lutfettiği mûcizelerde ve vahiy yoluyla yapılan “sağlam delillere dayalı sözlü açıklamalar”da görülmektedir. Bu âyet gerçek mâbudu arayanlar için eşsiz ve başka hiçbir kaynaktan elde edilemez bir açıklamadır, delildir.

Şevkânî’nin Buhârî, Müslim, Nesâî, Ahmed b. Hanbel gibi sahih kaynaklardan derlediği hadislerden birkaçı bile bu âyetin önemi hakkında bir fikir edinmeye yetecektir: Hz. Peygamber, Übey b. Kâ‘b’a “Allah’ın kitabından hangi âyet en büyüğüdür” diye sorup “Âyetü’l-kürsî’dir” cevabını alınca onu tebrik etmiştir (Müslim, “Müsâfirîn”, 258).

Yine Übey’in hurmasına şeytana tâbi bir cin musallat olmuş; vermeyi, dağıtmayı seven Übey’i bundan vazgeçirmek üzere hurmayı aşırmaya başlamıştı. Übey mahlûku takip ederek yakaladı. Garip bir şekli vardı. Onunla konuşunca kimliğini ve maksadını anladı. Kendilerinden nasıl kurtulabileceğini sorunca “Bakara sûresindeki kürsü âyeti ile” dedi ve ekledi: “Onu akşamda okuyan sabaha kadar, sabahta okuyan akşama kadar bizden korunmuş olur.” Sabah olunca Übey durumu Hz. Peygamber’e aktardı. Resûlullah, “Habis doğru söylemiş” buyurdu.

Buhârî’de de Ebû Hüreyre’den naklen yukarıdakine yakın bir rivayet vardır. Hz. Peygamber’e hadiseyi anlatınca şeytan olduğunu öğrendiği hırsız Ebû Hüreyre’ye şöyle demiştir: “Yatağına yatınca Âyetü’l-kürsî’yi oku, devamlı olarak Allah’tan bir koruyucun olacak ve sabaha kadar sana şeytan yaklaşamayacaktır.”

Allah varlığı ezelî, ebedî, zaruri ve kendinden olan, her şeyi yaratan, her şeyin mâliki ve mukadderatının hâkimi, her şeyi bilen ve her şeye kadir olan... yüce mevlânın öz ismidir. Bu öz isim zikredildikten sonra hem O’nun vahdâniyeti (birliği, tekliği) hem de İslâm’ın getirdiği imanın tevhid (Allah’ı birleme, bir bilme) özelliği açıklanmak üzere “O’ndan başka tanrı yoktur” buyurulmuştur.

Müşrikler elleriyle yaptıkları putlara tapmakta idiler. Bunlar cansız eşyadan yapılırdı. Canı bile olmayan varlığın ilâh olamayacağını ifade etmek üzere hemen arkasından “O diridir” buyurulmuştur. Evet Allah diridir, O’nun hayat sıfatı vardır ve tıpkı diğer isimleri ve sıfatları gibi bunun da mahiyetini ancak kendisi bilmektedir.

Gerek Araplar’daki gerekse diğer kavimlerdeki müşriklerin çoğu büyük bir Allah’a inanmakla beraber bunun yanında –her birine bir işlev tanıdıkları– sözde tanrılara inanmışlardır. Bu inanç tevhide aykırıdır. Tevhidi açıklayarak başlayan âyet, Allah Teâlâ’nın “kayyûm” sıfatını zikrederek “küçük, aracı, özel görevli... tanrılar”a gerek bulunmadığını ifade etmektedir. Çünkü kayyûm, “bütün varlıkları görüp gözeten, yöneten, bir an bile onları bilgi ve ilgisi dışında tutmayan” demektir.

“Onu ne uyku basar ne uyur” cümlesi, hay ve kayyûm sıfatlarını pekiştirmekte ve biraz daha anlaşılmasını sağlamaktadır. Uyku basan veya fiilen uyuyan birinin gözetim, yönetim, koruma gibi işleri yerine getirmesi mümkün değildir. Allah Teâlâ’nın kayyûmluğu kâmil ve kesintisiz olduğuna, daha doğrusu kayyûm sıfatı bunu ifade ettiğine göre O’nu ne uyku basar ne de uyur.

Yerde ve gökte ne varsa –başka hiçbir kimseye değil– O’na aittir; yaratanı da gerçek sahibi de O’dur. Âyetin bu mânayı ifade eden parçası “Yalnız O’na aittir” kısmıyla tevhidi öğretirken “başkasına değil” mânasıyla de şirkin çeşitlerini reddetmektedir. Çünkü müşrik toplumlar varlıkları yaratılış, aidiyet ve yetki bakımlarından çeşitli tanrılar arasında paylaştırmışlar; meselâ yıldız, gök, yer... tanrılarından söz etmişlerdir. “Yerde ve gökte” tabiri Arapça’da “bütün varlıklar” mânasında kullanılmakta, adına yer ve gök denilmeyen veya maddî mânada yere ve göğe dahil bulunmayan mekânlar ve buradaki varlıklar da bu ifadenin içine girmektedir.

Allah’a ortak koşan kâfirlerin bir kısmı, bu ortakların O’na denk olduklarına değil, O’nun nezdinde reddedilemez şefaat, geri çevrilemez aracılık hakkına sahip bulunduklarına inanmakta ve putlara bu anlayış içinde tapınmaktadırlar. “Allah katında, O izin vermedikçe hiçbir kimse şefaat edemez” mânasındaki cümle bu inancın asılsızlığını ortaya koymakta; şefaatin de izne bağlı bulunduğunu, O izin vermedikçe ve dilemedikçe kimsenin böyle bir yetki ve imkâna sahip olamayacağını özlü ve etkili bir şekilde zihinlere yerleştirmektedir. Allah katında kendisine şefaat izni verilenlerin durumu ve yetkileri, ödül törenlerinde ödülleri vermek üzere kürsüye çağrılan şeref konuklarınınkine benzemektedir. Ödülün kime verileceğini bilen ve belirleyen onlar değildir. Ancak bu merasimi tertipleyenlere göre onlar, şerefli, saygıya lâyık, büyük kimseler olduklarından kendilerine böyle bir imtiyaz verilmiştir. Allah katında şefaatlerine izin verilecek olanlar da Allah’a yakın ve sevgili kullar olacaktır.

Allah’tan başka bütün şuur ve bilgi sahiplerinin bilgileri sınırlıdır, doğru da yanlış da olmaya açıktır. Bu genel gerçek şefaat meselesine uygulandığında kimin şefaate lâyık olduğunun da ancak Allah tarafından bilineceği anlaşılır. Çünkü dış görünüşü (mâ beyne eydîhim) itibariyle şefaate lâyık görülenlerin, kullar tarafından görülemeyen ve bilinemeyen iç yüzleri (mâ halfehüm) itibariyle böyle olmamaları mümkündür. Allah birdir ve yalnızca O ibadete lâyıktır; çünkü O’ndan başka olmuşu, olacağı, gizliyi, açığı, geçmişi, geleceği, görüleni, gaybı bilen yoktur.

Kürsî (kürsü), “koltuk, sandalye, taht” anlamlarına gelir. Mecazi olarak saltanat, hükümranlık, mülk mânalarında da kullanılmaktadır. Allah Teâlâ’nın üzerine oturulan maddî alet mânasında kürsüsü olamayacağından –bu O’nun bizzat açıkladığı yüce sıfatlarına aykırı düştüğünden– burada kürsüden bir başka mânanın kastedilmiş olması gerekir. Esasen Kur’an’da Allah’a nisbet edilen, “Allah’ın...” denilen her şeyi, O’nun varlığına dahil veya kullandığı bir şey olarak anlamak da doğru değildir. Meselâ “Allah’ın evi, Allah’ın ruhu, Allah’ın emri, Allah’ın kölesi” tamlamalarında Allah’a ait olan şeyler böyledir. Bunlar ne O’nun varlığının bir parçasıdır ne de kullandığı araçlardır; önem ve şereflerinden dolayı O’nun” diye tanımlanmışlardır. İbn Abbas’a göre kürsüden maksat ilimdir. O’nun ilmi her şeyi kaplar. Âyetin bu kısmını, “kürsüden maksat O’nun hükümranlığıdır ve buna sınır yoktur, hiçbir şey O’nun dışında kalamaz” veya “Allah semavatı, arzı, arşı Kur’an’da zikretmiş, fakat bunlardan maksadın ne olduğunu açıklamamıştır. Kürsüsü de böyle bir varlıktır, yerleri ve gökleri içine alacak kadar geniştir. Ne ve nasıl olduğunu ise ancak kendisi bilmektedir” şeklinde anlamak mümkündür.

Yüce, kâmil, eşsiz sıfatlarının bir kısmı âyette zikredilen yüce Allah’a, kulların sonsuz gibi gördükleri kâinatı korumak, gözetmek ve yönetmek elbette güç gelmeyecek, O’nu yormayacak, meşgul bile etmeyecektir. Çünkü O yücelerden yücedir, kimse bilmez nicedir.

google

deneme

bigpara

Kaynak : Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 398-401

Ezberlemek İsteyenler için Namaz Sureleri

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle