Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Poyak kozmetikçi oluyor

KAPİTALİZM, her ne doğal bir sistemse de, gelişmesi hukuk içinde oluşmuştur.

Ahlaka dayanan bir hukukun işlemediği bir ülkede, kapitalizm kendisinden beklenen sonuçları vermez. Kapitalizm veya “özgür girişim düzeni”  kıt kaynakları, sonsuz ihtiyaçlar arasında en yüksek faydayı yaratacak şekilde tahsis edeceğini iddia eder. Burada kastedilen en yüksek fayda, teorik değil pratik bir hedeftir. Yani her halükârda, ekonomide kaynak israfı kaçınılmazdır. Kapitalizmin anti-tezi sosyalizmdir. Sosyalistler de insani gelişmişliğin en üst düzeyine ancak sosyalizmle ulaşılabileceğini söylemişlerdir. Ama bu gerçekleşmemiştir.  

SERBEST GİRİŞİM, REKABET SERBESTLİĞİ DEMEKTİR

Kapitalizmin işleyişiyle ilgili olarak ortaya konacak temel ahlaki kavram “rekabet”tir. Rekabet engellendiği nispette, kapitalist sisteminin verimi düşer. Aynen şikenin, sporun ve sporcunun gelişmesine engel olduğu gibi, rekabet ihlalleri de, kaynak tahsisini bozar. Adil rekabet ortamı tesis etmek, bir iş dalında faaliyet gösterecek girişimcilerin, eşit şartlarla yarışmasını sağlamak demektir.  İyi oynayan kazanmalıdır.

OYAK KAPATILMALIYDI


1960 darbesinden sonra, Genelkurmay’ın girişimiyle “Ordu Yardımlaşma Kurumu” (OYAK) adında bir “sandık” kurulmuştu. Sandığın amacı silahlı kuvvetler mensuplarının parasal imkânlarını artırmaktı. Bunu gören memurlar, Memur Yardımlaşma Kurumu MEYAK işçiler de İşçi Yardımlaşma Kurumu İYAK diye sandıklar kurmaya kalktılar. Ben 1962 yılında “OYAK kapatılmalı, MEYAK ve İYAK kurulmamalıdır” diye bir yazı yazıp Cumhuriyet gazetesine yolladım. İmzalı yazım çıkmadı ama bir tartışma başlattım. MEYAK ve İYAK kurulmadı. Benim bu kabil sandıklara karşı olmamın iki gerekçesi vardı. Birincisi, bu kurumların Emekli Sandığı ve İşçi Sigortaları Kurumu’nun faaliyet alanına girerek “imtiyazlı memur ve emekliler” yaratacak olmasıydı. Bu ikili yapılanma, Emekli Sandığı ve İşçi Sigortaları’nın mali yapısını zayıflatıcı sonuçlar ortaya çıkaracaktı. İkinci gerekçe de bu kurumların “malik müteşebbis” kimliğiyle faaliyet göstermesinin “rekabet ortamını bozacağı” endişeydi.

SANDIK TACİR OLAMAZ


Kamuda çalışanlar sosyal güvenlik şemsiyesi altındadır. Ancak bazı memurlar, tamamen “sivil” bir girişimle kendilerine “bireysel emeklilik” benzeri ek imkân sağlayan yardımlaşma sandıkları kurabilir. Bunun ülke ekonomisi açışından bir sakıncası yoktur; hatta yararlıdır. Doğal olarak bu sandıklar üyelerinden her ay para toplar, toplanan paralar birikir ve bu birikim nemalandırılır. Bu süreçte, aynen bireysel emeklilikte olduğu gibi, kesinlikle yapılmaması gereken şey, “sandığın parasını sermaye, yöneticisini girişimci, kendisini de tacir” haline getirmektir. OYAK’ın yanlışı da buradaydı. Haberlere göre son yıllarda polislerin kurduğu POYAK, OYAK’laşmaya başlamış. Son olarak POYAK kozmetiğe de girmiş. POYAK, kozmetik veya başka bir sektörde faaliyet gösteren bir tacir olursa, toplanan paralar riske atılmış olur. Riskten kurtulmak için kamusal “nüfuz” kullanılır ve ayrıcalıklar elde edilirse, faaliyet gösterilen sektörde haksız rekabet yaratılmış olunur.  Üstelik sandık yöneticilerin kamudaki asli görevlerini ifa etmeleri aksar ve kendilerini töhmet altında bırakırlar.

Son Söz: Usule uymak yetmez, esasa da riayet edilmeli.
X