Pop Türkü

Lale BARÇIN İMER
Haberin Devamı

Türk Pop Müziği kelimesini sevmezdim, pop müzik, pop müzik derdim ama bu sektörde geçen yıllar ve tecrübelerimden sonra ülkemizdeki pop müziğin başına gerçekten de ‘‘Türk’’ eklemenin doğru olduğuna inandım. Çünkü bizdeki, dünyanın hiçbir yerinde yapılan pop müziğe benzemiyor. Ve karakteri dönemlere göre değişiyor. Şu sıralar ülkemizin pop müziği ‘‘best of arabesk’’i bir kenara bırakırsam, türkü izlerini taşıyor. Bence bir ‘‘pop türkü’’ dönemindeyiz. Bağlamasını kapan, plakçılara koşar oldu. Ortalık post modern türkücü görüntüleriyle dolu. Ve hit şarkı haline gelen sözde türkülerle... Onları sevmiyorum. Hayır, ben de türkü dinlerim ama bu toprağın rengini, kokusunu, dokusunu koruduğu sürece. Türkü türkü olduğu sürece. Öyle ‘‘Hadi güzelim şeker ezelim’’ ya da ‘‘Rakı içtim, şarap içtim, sallandım’’ gibi hit türküler bana göre türkü değil. Çabuk tüketilen herşeyin niteliği bence azdır. Türkülerin ‘‘halka açık’’ olmalarına rağmen gizemli de bir yanları vardır. Elbette isteyen onları alıp söyler. Değişik bir biçimde de yorumlar. Ama özlerine ve onları o yapan gizemlerine zarar vermeden. Ancak bugünkü müzik aleminde tam tersi yapılıyor. Türküler sakız gibi alınıp, çiğnenip atılıyor. Arkalarında kötü bir tad bırakılarak. Post modern görüntülü yeni türkücülere gelince, bence poplaşmalarına az kaldı. Hangi kanalı açsam karşıma çıkıyorlar. Genelde popçularda görüldüğü sanılan standartsızlık, anti seçicilik genç türkücülere sıçramış durumda. Üstelik onların bu zorlama modernlik ve sergileme yöntemleri popçulardan daha antipatik geliyor bana. İstisnalar var ama ben türkü dinlemek istediğimde maalesef yine eski ustalara dönüyorum. Çünkü yenileri suni ve yüzeysel geliyorlar bana. Onları dinlemektense ‘‘Benim popçularımı’’ tercih ederim. Onlar çok daha sahiciler, inanın bana...

‘‘Light’’ olmayan şarkılar

Bülent Ortaçgil'i hep sevmişizdir... Yoo, öyle sanıldığı gibi ‘‘Entel-dantel’’ müzik yaptığı için değil. Hayatın içinden gerçekçi öyküleri, sade, düzeyli ve kendine özgü anlatım diliyle müziklediği için. Zaten Bülent Ortaçgil, öyle sanıldığı gibi entel dantel şarkı yapmıyor. Belki, yukarıda söz ettiğim o farklı ‘‘şarkı dilinin’’ boyutu bazılarına göre, biraz erişilmez geldiği için Ortaçgil'in şarkıları zaman zaman bazı klişelere maruz kalıyor. Ama Ortaçgil'in dilinden anlayan pekçok insan var bu ülkede. Tanrı'ya şükür ki, sanatçının eski albümleri bile hala satmakta. Binlerce insan için farklı farklı anlam taşıyan ‘‘Benimle Oynar mısın’’ isimli şarkısı ‘‘Ustayı’’ şimdiden ölümsüzleştirmiş ve bir kült şarkısı haline gelmiştir. İlginç bir şarkı yapısı ve bir o kadar da sürprizlere açık şarkı diliyle, yazdıklarını anlaşılabilir bir sadelikle bizlere aktarmayı bilen Ortaçgil, bu yüzden bu ülkenin bana göre en önemli ‘‘Şarkı yazarı’’ dır.

Kent insanını, kent yaşamını kaleme alan ve notaya döken gerçek bir ‘‘kent ozanı’’dır Ortaçgil. Yalanı yoktur... Ve o yüzdende ‘‘yalansız’’ şarkı yapar. Albümlerinde kendi yaşamışlığını kendi hayatının içinde yer alan anektodları bizimle paylaşır. Bunu her yıl yapmak gibi de bir kaygısı yoktur Ortaçgil'in. Şarkıları böylesine lezzetli olabilen bir müzisyenin yeni bir albüm yapmasını bizim gibiler seve seve beş altı yıl bekler. Kısa bir zaman önce olduğu gibi yeni bir albümü çıktığında da bunu bir bayram sevinci gibi yaşarız.

‘‘Light’’ isminde bir albüm çıkardı Ortaçgil, birkaç hafta önce. Neden light adını verdiğini onun dilinden anlayanlar şarkılarını dinlediklerinde zaten görecekler. Şarkılarına gelince... Tipik Ortaçgil özelliklerini taşıyorlar... Yine bize gülümsüyorlar, yine bizi bakmadığımız köşelere baktırıyorlar ve yine son yıllarda ‘‘Lightlaşan’’ yaşamlarımıza biraz mizahi ancak çoğu zaman sevecen bir perspektifle yaklaşıyorlar. Kısaca Bülent Ortaçgil'in yeni albümünde yer alan şarkılar bize yine ihanet etmiyorlar. ‘‘Normal’’daki lightlık, ‘‘Bişeycik Olmaz’’daki kara mizah, ‘‘Mavi Kuş’’daki gözlem, ‘‘Kimseye Anlatmadım’’daki duygu, ‘‘Eylül Akşamı’’ndaki tutku, ‘‘Şarkılarım Senindir’’deki özlem ve ‘‘Aşk Var’’daki gerçek aşk bu albümü alıp, bir başucu kitabı yapmaya değer...

Yazarın Tüm Yazıları