Para ve okul

Mümtaz SOYSAL
Haberin Devamı

İnanılır gibi değil: Türkiye büyük bir hızla paralı eğitime kayıyor.

Henüz gereği gibi ayıklanmamış bir bakanlıkta yüksek yerlerdekilerin ta Özal'dan beri oluşturulan bir düşünceyi yeniden ısıtıp ortalığa sürmeleri mi? Bu konuya böyle bakmayı pek seven şimdiki Cumhurbaşkanı'ndan kaynaklanan bir girişim mi? Belli değil.

Ama şu kesin: Kamu görevi olan ulusal eğitimin ağırlık merkezini özel girişimciliğe kaydırma düşüncesi neredeyse resmi bir politika olarak Türkiye'nin gündemine yerleşmek üzeredir.

Hem de, sekiz yıllık ilköğretimin ardından cumhuriyetin en büyük eğitim devrimini yapmakta olduğunu söyleyen, içinde bir sol partinin yer aldığı, dıştan da başka bir sol partinin desteklediği bir hükümet döneminde. Devrim bu mudur?

Gerekçe aşağı yukarı şu: Eğitimde büyük atılım söz konusu. Sekiz yıllık ilköğretim kaynak sıkıntısına yol açmıştır. Olanakları sınırlı devlet elbette eğitim alanındaki özel girişimleri teşvik edecektir: Liseye, hatta üniversiteye kadar. Teşvik, doğrudan doğruya mali yardım biçiminde de olur, başka biçimde de: Vakıf üniversitelerinde olduğu gibi, ‘‘Siz öğrenci başına ne kadar harcıyorsanız, bir o kadarını da devlet verir’’ diyerek; başarılı, ama yoksul öğrencileri pahalı okullarda okutup parasını ödeyerek...

İlk bakışta, ‘‘Ne var bunda?’’ denebilir.

Gerçekten de, ‘‘Okul olsun da, nasıl olursa olsun’’, yahut ‘‘Üniversiteler açısından fark etmez, hepsi özerk; ilk ve orta öğretimde ise, eğitimin içeriğini bakanlık belirledikten sonra, önemli değil’’ diyenler çıkacaktır.

Tabii, Sayın Cumhurbaşkanı'nın sık sık tekrarladığı gibi, ‘‘Okul açmak, cami yaptırmaktan da sevaptır’’ diyenler de eksik olmayacaktır.

Bina yapıp Milli Eğitim Bakanlığı'na bağışlamakla özel okul işletmeyi birbirine karıştırarak.

Konu ciddidir.

Çünkü, vaktiyle uygulanan karma ekonominin sonuçları ile aynı model ulusal eğitimde uygulanınca ortaya çıkacak sonuçlar birbirine benzeyebilir.

Karma ekonomi modeli, temel altyapıyı devlet eliyle oluşturma ve özeldeki girişimci sermaye eksikliğini geçici olarak karşılama amacını gütmekteydi. Ayrıca, kamu girişimciliğinin uzun vadeli stratejik planlama açısından sağladığı üstünlük ile özel girişimciliğin dinamizmini bir araya getirme gibi iki yanlı bir yararı da vardı karma ekonominin.

Bu ölçüler içinde tutuldukça, yine de vardır.

Ama, uygulamada bununla yetinilmedi. Model, yeni gelişen bir sınıfa dolaylı yollardan sermaye aktarmak için bilinçli olarak kullanılmaya başlandı.

Yalnız sermaye transferi mi? Yetersiz ücret politikaları yüzünden, kamu kesiminin iyi yetişmiş elemanları özel kesime kaçırılmadı mı?

Şimdi, eğitimdeki ‘‘kamu kesimi’’ yanında, çocuklarını iyi okutmak için her türlü özveriyi göze alan insanların paralarıyla gitgide büyüyen bir ‘‘özel eğitim kesimi’’ var.

Sonuç, iyi elemanların oraya kayması ve kamu kesiminin gitgide kötüleşmesidir. Kesimlerin yan yanalığı, bütün sistemi bozucu bir etki yapmakta: Nitelik de paraya göre yer değiştiriyor; yeteneğe göre değil.

Doğru olan, sağlam bir vergi politikasıyla kamunun olanaklarını artırıp artan olanakların önemli bir kesimini bilinçli biçimde ulusal eğitime aktarmak, bütünüyle nitelikli ve eşitlikçi bir ulusal eğitim sistemi yaratmak değil midir?

Yazarın Tüm Yazıları