GeriOya BERBEROĞLU Oya Berberoğlu: Prens Albert bayrağıyla Türksat 2A'ya katılacak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Oya Berberoğlu: Prens Albert bayrağıyla Türksat 2A'ya katılacak

Oya BERBEROĞLU

HERKESİN keyfi yerinde... Bir araya gelmemiz ağustos ayında uzaya fırlatılacak Türkiye'nin üçüncü uydusuyla ilgili.

Bir grup gazeteci, Türk Telekom ve Eurasiasat yetkilileriyle Beyti Lokantası'ndayız. Avrupa'nın en güçlü uydusu olacak olan Türksat 2A konusunda bilgi alıyoruz. 15 yılda tam 1.2 milyar dolar gelir sağlayacağını öğreniyoruz. TV yayınlarının Atlantik'ten Çin'e kadar küçücük antenlerle izlenebileceğini... Orta Asya'ya yönelik çok güçlü uydu olduğunu... Bu bölgede öncelik kapmak isteyen bazı ülkelerin kanal kiralamak için başvurduğunu... (Bir kanalın yıllık kirası 2.5-3 milyon dolarmış.) Örneğin İspanya'nın TVE'si, Fransa'nın TV5'i... Türkiye'de TRT INT ile olacak. Duyumlarıma göre CNN Türk de var. Eurasiasat'ın Fransa'daki fabrikasında ve Monaco'daki merkezinde CNN Türk açıkmış. Yabancılar önce şaşırıyorlarmış ‘‘CNN'in Türkçe yayını mı oluyor?’’ diye. Ülkemizin tanıtımı açısından çok hoş. Hele bir de bu uyduyla Orta Asya'ya da ulaşınca...

Herkesin keyfi Cimbom-Leeds maçıyla doruğa çıkıyor. Nasıl olmasın? Çoğunluk beraberliğe razıyken Cimbom aslanlar gibi oynadı, golleri sıraladı, Türkiye'yi mest etti. Toplantı bu maçın yapıldığı geceye denk gelince, hazır uzmanlar da olunca maç küçük TV'den dev ekrana yansıtıldı, güzel güzel izledik. Ali Sami Yen'de gibiydik...

Eurasiasat, Türk Telekom ve Fransız Alcatel Space ortaklığıyla kuruldu. Büyük hisse Telekom'un. Eurasiasat Genel Müdürü İlhami Aygün, dünyada telekom uyduları sistemleri üzerine birkaç uzmandan biri. Türkiye'nin yüz akı. Şirket kurulduğunda hem Fransız hem Türk tarafının genel müdürlük teklifi ettiği tek kişi de oydu. ODTÜ'lü Genel Müdür İlhami Aygün'le ilk Monaco'da tanışmıştık. Monaco Prensi Rainier'in de katıldığı Türk gecesinde.

Eurasiasat şirketi Monaco'da kurulu iki büyük yabancı şirketten biri. Dolayısıyla kraliyet ailesi çok önemsiyor. Prens Rainier'in oğlu Prens Albert her resmi gezisine İlhami Aygün'ü de alıyor. Monaco Hükümeti'nin bakanları, ‘‘Bizim iki kardeşimiz vardı. Fransa ve İtalya. Şimdi üçüncü bir kardeşimiz daha oldu Türkiye’’ diyorlar.

15 Ağustos'ta Fransız Guyanası'ndan uzaya fırlatılacak olan Türksat 2A töreninde bir aksilik olmazsa Prens Albert'le beraber olacağız. Genel Müdür İlhami Aygün törene Prens Albert'i davet ediyor. Albert, ‘‘Seve seve ama Monaco bayrağı da olsun’’ diyor. O törende Türk ve Fransız bayraklarının yanı sıra Monaco bayrağı da dalgalanacak...

Prens Rainier 79 yaşında ikinci kez by-pass ameliyatı oldu. Hastalığı dolayısıyla büyük olasılıkla bu sene 41 yaşındaki yakışıklı oğlu, Avrupa sosyetesinin çapkınlarından Prens Albert tahta geçecek. Prens Albert'le Fransız Guyanası'nda!

Koyun alıp kuzu vermek

BANKACILIĞIN vatanı İtalya diye bilirdik.

Ama esas vatan orası değilmiş. Babil imiş.

M.Ö. 2500'de başlamış burada bankacılık. Bankacılık fonksiyonunu da rahipler yapıyormuş. Şubeler tapınaklarmış. Rahipler mevduat olarak koyun alıp faiz olarak da kuzu verirlermiş.

Bankacılık bakımından önemli merhale Çin ile Bağdat arasında olmuş. Merkez tamamen Mezopotamya demek ki. (Bankacılıkta 6. asırdan daha geride ne olduğu bilinmiyor pek.) Bağdat'taki o dönemin bankacılıarının Çin'de temsilcileri varmış. Poliçe de ilk o zaman keşfedilmiş. Ama tabii sonraları bankacılık gelişti. Sermaye birikimi ve korunması en iyi yapılan yer de İtalya ve Avrupa. Belki o nedenle de bankacılığın vatanı İtalya olarak biliniyor. İtalya'da taa 1473'lerde kurulan adı da Çoban Tepesi Bankası olan banka halen faaaliyet gösteriyor. İspanya da ondan geri değil elbette. Finans sistemindeki aktifleri 1 trilyon dolara yakın. Türkiye'de ise bu tutar 120-130 milyar dolar civarında.

Türkiye'mizin en geç girdiği alan finans kapital. Biraz da geri kalmışlığımız bundan olmasın. Ama tabii şu gerçeği gözardı edemeyiz. Enflasyonist ortamda reeel olarak bankacılık da büyüyemez ki.

Demirel paçayı kurtardı

BURSA'da medyada iki etkin grup. Sönmez ve Çağlar... Her ikisinin de gazete ve televizyonları var. Cavit Çağlar'ın Olay TV ve Olay Gazetesi, Celal Sönmez'in As TV ve Bursa 2000'i...

Sönmez, Bursa'nın basındaki geleneksel ismi 'Hakimiyet' sözcüğünü gazetesinden çıkarmış, 'Bursa 2000' yapmış.'Olay'a ciddi rakip olmuş. Gazetenin yüzü, sayfaları değişmiş. Yeni yazarlar var. Bizim Mete Belovacıklı da Ankara'dan siyasi kulis yazıyor.

Gazetenin yeni sayılarını incelerken, gazetenin Genel Yayın Müdürü Nuri Kolaylı'nın, eski patronu Cavit Çağlar'la yaptığı konuşma dikkatimi çekti.

Çağlar, Süleyman Demirel hakkında ne düşünüyor?

Tek cümleyle özetlemiş:

‘‘Oturduğu yerden, Türkiye'yi yönetir.’’

Çağlar, Çankaya'da bir ‘‘boşluk doğacağını, ama Demirel'in 40 gün sonra kuşlar gibi hür olacağını, üzerinden bir yükün kalktığının’’ altını çiziyor ve ekliyor:

‘‘Kurtardı paçayı... Süleyman Bey'in partisi yok, reyi yok. Herkes kinini kustu, 15 gün sonra methiyeler düzmeye başlayacaklar.’’

Çağlar, bir ay önce Demirel'e aynen şöyle demiş:

‘‘Mantığım 5 yıl daha diyor. Ama kalbim aşağıya inmemizi istiyor.’’

Demirel de ‘‘Dediğin gibi olur inşallah’’ karşılığını vermiş.

Nuri Kolaylı'un sorusu üzerine Çağlar, bir 'Demirel tarifi' yapıyor:

‘‘Siyaseti yönlendirecektir. Mevcut liderler cılız... Biz de dün olduğu gibi yarın da yanında amele gibi çalışırız. Hele şu 40 mevlidi, 52 mevlidi bir çıksın da... Kim gelirse gelsin onun yeri dolmaz.’’

Çağlar, şirketlerini düzlüğe çıkardığını savunurken, gelecek için şöyle konuşuyor:

‘‘Benden kimse fazla bir şey beklemesin. Sanayici olarak artık yatırım falan yok. Hayvan terli, bir defa kazık yedim, üçüncüyü yemem...’’

Bildiğimiz Çağlar boş durmaz. Kuşkunuz olmasın. Demirel’in manevi oğlu Çağlar'ı Demirel merkezli oluşumların içinde görürsünüz.

İşadamlarının gönlünden geçen cumhurbaşkanı

CUMHURBAŞKANINDA aranan vasıflar sıralanıyor... Haklı olarak beklentilerde çıta yükseğe konuluyor. Ankara Temsilcimiz sevgili Sedat Ergin, on vasfı ileri sürdü. Saygın, cumhuriyetçi, tecrübeli, çarkı döndürecek, sivil, dengeci, mesajcı, büyük hedefler koyabilen, dış politikacı ve de şaibesiz. Meclis içinde bütün bunlarara sahip biri vardır herhalde...

İşadamlarının gönlünden cumhurbaşkanı olarak kim geçiyor dersiniz? O güzel erdemleri onlar da sıralıyor doğal olarak. Dünya Gazetesi iyi bir iş yapmış. Geçtiğimiz cuma günkü nüshasında var. Türkiye genelinde sanayi ve ticaret odaları başkanları ve işadamlarının nabzını tutmuş. Çoğu isim de vermiş. Kimi cumhurbaşkanı görmek istediğini söylemiş. DSP'li Dışişleri Bakanı İsmail Cem açık ara öne çıkmış. Bir kaç kişi de ANAP Lideri Mesut Yılmaz demiş. Karadenizliler. Bir işadamı İhsan Doğramacı, birkaç kişi de Erdal İnönü ismini vermiş. Ama konuşulanların hiçbiri cumhurbaşkanı adayı olarak kendi dünyalarından birinin ismini vermemiş, dikkatimi çekti. Sakıp Sabancı adaylığa soyundu ama onun da üniversite eğitimi yok.

Kulislere bakılırsa, iktidar partilerinin Meclis içinden bir aday üzerinde uzlaşmaları zor görünüyor. Eğer koalisyon partileri uzlaşıyla cumhurbaşkanı seçimine gideceklerse, dışarıdan birinin aday gösterilmesi ihtimali daha yüksek sanki.

X