Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oya Berberoğlu: Dünya Bankası: Pisliği bize bulaştırmayın






Oya BERBEROĞLU

SAVCI Talat Şalk'ın Dünya Bankası, IMF ve AB temsilciliklerine, Beyaz Enerji Operasyonu konusunda yazdığı mektup vardı ya. Bilgi, belge istiyordu. Hani siyasi kriz yaratan...

Önce şunu söyleyelim. Dünya Bankası'nın Türkiye'de neredeyse 20 yıldır temsilciliği var. AB keza. Sadece IMF temsilcilik açmak istemişti, izin verilmedi. Uluslararası Para Fonu (IMF) da Dünya Bankası'nın Ankara'daki bürosunda, onun kanatları altında.

Şalk'ın mektubu üzerine IMF'nin ve AB'nin cevapları basına yansıdı. AB, bröşür göndermiş. IMF de Fon'un yasal statüsü gereği arşivlerinin açılmasının ve isteyenlere belge verilmesinin mümkün olmadığını bildirmiş.

Acaba Dünya Bankası ne düşünüyor diye önceki gün o çevrelerle konuştum.

Özetle şu duygu ve düşüncedeler:

‘‘Türkiye'deki pislikler bize de bulaştırılmak isteniyor. İcraattan sorumlu olan Türk Hükümeti'dir. IMF gibi biz de dış kredidör kuruluşlarız, finansörüz. Enerji özelleştirmeleri konusunda da politikalarımız açıktır. Kurallarımız da açıktır. Dış kurumlar vasıtasıyla bu tür yolsuzluk operasyonlarını çözmek yanlıştır. Bu tür şeylerin bize sorulması saçmalıktır. Yolsuzlukların muhatabı biz değiliz.’’

İnce bir nüans unutuluyor gibi geliyor bana.

Dünya Bankası Türkiye'ye verdiği kredilerde (enerji, bayındırlık v.s.), yani kendi verdiği kredilerde, o ihalelerle ilgili şartanameleri düzenleme, onaylama, ihaleyi sonuçlandırma, kime verildiğini onaylama gibi işleri yapıyor. Kendi verdiği kredilerle ilgili ihalelerde yetki onlarda, onay mercii onlar. Yani ‘‘Bizi ilgilendirmez’’ diyemezler.

Yeni naklenci eski Kombassan’cı

İlk kez Atlas adını GSM 1800 İhalesi'nde duymuştum. Genpa ve Demirbank ile birlikte katılmışlardı ihaleye. Sonra Borsa bazında da bazı karışıklıklar olmuştu.

O zaman sormuştuk bu Atlas Yapı şirketi kimindir diye. Yunus Doğan'ın dediler. Öye iddialar olmuştu ki ‘‘paravan şirket, alavera dalavera’’ demişlerdi. MHP yanlısı diye devam etmişlerdi. Yunus Doğan, dünkü gazetemize verdiği demeçte ülkücülüğünü, şirketlerini, ne tür işler yaptığını anlattı.

Hafızamı yokladım bu Atlas'ı yıllar önce biryerlerden daha duymuştum sanki. Hatırladım sonra, evet Kombassan'ın ortağıydı Yunus Doğan. Petlas ihalesine beraber girmişlerdi. Yüzde 8'di sanırım ortaklığı. Sonra ayrıldılar, neden bilmiyorum.

Kombassan'ın ortağı olduğu zamanlar Vakıfbank'tan kredi işi vardı. O zaman Ekonomiden Sorumlu Bakan Güneş Taner idi. Bakan'ın, Hazine'nin kredi verilemez yasısına rağmen Vakıfbank'tan 30 milyon dolar kredi kullanmışlardı. Kredi geri ödendi mi acaba? Kredi alındıktan sonra ortaklıkları bitti diye hatırlıyorum. Çukurova Grubu'nun Digitürk firmasıyla beraber maç naklen yayın ihalesini alan Yunus Doğan, her işadamı gibi bazı özel bankalardan da kredi kullanıyor ve ödeme güçlüğü de çekebiliyor tabii. En azından bir tanesini ödeyemediğini biliyorum. Takriben 1 milyon dolarlık kredi. Ankara'daki iş merkezi de (Hattatlar'ın otelinin yanındaymış) ipotekli olduğu için bir bankaca alacaklarına karşılık el konulmuş.

Dün bir Bakan ile konuşuyordum. Işık TV'nin sahibi olan Yunus Doğan için şu yorumu yaptı:

‘‘Arkasındaki güç MHP. Neyin nesi neyin fesi pek bilmiyorum. Bunlar aslında bana göre MHP'nin parası. Her işe bu adamı yamıyorlar. MHP de herkese yakın...’’

MHP'nin de bir işadamı olacak, o da zenginini yaratacak öyle değil mi? ANAP'ın DYP'ninkiler say say bitmez zaten! Aile resimleri falan...

Savcı Şalk doğrusunu yapıyor

Terörist başı Apo'yu da sorgulayan yılların Savcısı Talat Şalk, Beyez Enerji Operasyonu adı verilen soruşturmayı yürütüyor.

Biliyorsunuz, ANAP'ın bakanlıklarından Enerji Bakanlığı'nda, bazı ihalelerde yolsuzluk, usulsüzlük iddialarında somut delillere ulaşıldı. Çıkar amaçlı suç örgütü iddiasıyla tutuklamalar oldu.

Savcı Şalk, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Avrupa Birliği (AB)'ne mektup yazarak ‘‘Enerji konusuyla ilgili varsa belge ve bilgileri, 7 gün içinde iletmelerini’’ istedi. Enerji sektörünün özelleştirilmesiyle ilgili telkin ve tavsiyelerde bulunup bulunmadıklarını da sordu. Söz konusu yabancı kuruluşların Türkiye'deki temsilcilikleri de Başbakanlığa bu mektubu fakslayıp ‘‘Ne yapalım?’’ diye sorunca tabir yerindeyse kıyamet koptu! (Laf aramızda, Enerji Operasyonu tamamına erdirilebilirse asıl kıyamet o zaman kopacak. Bütün hezeyanlar bundan.)

İşte Savcının bu mektubuna Koalisyon Hükümeti çok bozuldu! Vay efendim nasıl sorarmış!

Başbakan Bülent Ecevit, ‘‘Bu eşi görülmemiş bir yöntemdir, devletimizin saygınlığına gölge düşürecek niteliktedir Savcı yetkisini aşmıştır’’ gibi açıklamalar yaptı.

Çok şaşırdım.

Devletimizin saygınlığı, temizlik operasyonlarının düzgün, hukuk içinde yürütülmesi ve sonuçlandırılmasıyla eksilmez, artar.

Savcı Şalk'ın Dünya Bankası, IMF, AB gibi kuruluşlardan bilgi, belge istemesi kadar doğal bir şey olamaz. Türkiye yolsuzluklardan çürümüştür diyenler bunlar değilmidir. Kanıtlarını da biliyorlardır, cevaplarını da versinler o zaman! Telkin ve talimatları yok mu Allah aşkınıza. Kimse kimseyi kandırmasın. Kaldı ki Savcı Şalk, bırakın kanunlardan aldığı yetkiyi, teammüllere de uygun davranmıştır. Mektubunu bu kuruluşların Ankara'daki temsilciliklerine yazmıştır, yurtdışındaki merkezlerine değil.

DGM'ler olağanüstü durum mahkemeleridir. Bizde çok uzun yıllardır var. Kalkıp kalkmamaları ayrı tartışma konusu tabii. Cumhuriyet savcıları bütün kurum ve kuruluşlardan, şahıslardan bilgi belge isteyebilir. DGM kanunu da Ceza Muhakemeleri Usul kanunu da onlara bu yetkiyi veriyor.

Velhasıl Şalk, benim nazarımda hem doğru yapmış, hem de ciddi, onurlu bir ses yükseltmiştir. Türkiye'de temizlik yapılması gerektiğini her vesiliyle dile getiren bu yabancı kuruluşlar da karşılığını versinler. Onlar da onurlu bir ses yükseltsinler. Hükümet'in tepkisi ise adalete müdahale değil midir? Aklıma şu geliyor: Eski politikacılar kendilerine karşı yapılmış bir şeyi devlete karşı yapılmış gibi addediyorlar!

Adı avanta

BEYAZ Enerji ile ilgili Ankara'daki dedikodulara bakılırsa- ki TEAŞ'ın bazı bürokratları bu yönde ifade vermiş diyorlar- nükleer enerji, mobil santral, yap-işlet-devret ihaleleri gibi bazı ihalelerde ‘‘avanta’’ dağıtan ABD'li şirketler varmış. 20 milyar dolarlık pazardan ihale alabilmek için bazı siyasilere, bürokratlara 1 milyar dolar avanta dağıtıldığı kulaktan kulağa yayılıyor. İşte para geri istenip alamayınca da enerjide güya düğmeye basılmış.

Bu arada bir not vereyim. Bayındırlık dosyası da gündemde de. Söz enerjiden açılmışken Mavi Akım Projesi'yle ilgili dosya tamamlanmış. ‘‘Kara'nın Karası’’ tabir edilen Jandarma Komutanlığı'nda şu anda incelemedeymiş. Yakın zamanda bu dosya açılacakmış. (Beyaz Enerji'de onlar düğmeye bastı.)

Mavi Akım projesinde iki yanlış üzerinde duruldu hep. Bu işin ihalesiz verilmesi ve fiyatların diğer hatlara göre 3 misli pahalı olması. Bir de tabii Meclis'ten niye geçirildiği. Rus tarafı boru hattını bitirmeden sen niye acele ettin diye de soruyorlar. Enerji işi bazılarını fena tutuşturdu. Bir savaş var. Bu ülkede siyasetci siyasetciyi koruyor da nereye kadar korunabilecekler merak ediyorum...

X