Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oya Berberoğlu: Diplomatik statü ve ABD'nin rüşvet raporu






Oya BERBEROĞLU

ÖNEMLİ bir işadamıyla konuşuyordum. Ankara'yı iyi bilir. DGM Savcısı Talat Şalk'ın, ‘‘kriz!’’ yaratan, enerji kornusunda, IMF, Dünya Bankası ve AB gibi kuruluşlardan bilgi-belge istemesini içeren mektubuyla ilgiliydi sohbetimiz.

Mektup filan deyince, haber kaynakları sağlam olan bu işadamı tanıdığımız, ‘‘Duydun mu? Zekeriya Temizel'e, ABD Elçiliği'nden bir rapor ulaştırılmış. Bir aracıyla. Rüşvet alanları, verenleri de içeriyormuş. İçlerinde bazı önemli siyasetçiler varmış!’’deyiverdi.

ABD'nin mi, hangi kuruluşun resmi raporuymuş, bankalardan başka bir şeyleri de içeriyormuymuş diye sordum. Detay vermedi, ‘‘Gerisini sen hallet’’ dedi.

Böyle bir rapor gittiğini, başka bir kaynaktan doğrulattım. BDDK yetkilileriyle ise henüz görüşemedim. Detay alabilirsem aktaracağım.

Bir başka konuda önemli bir bilgi daha öğrendim. Hazine, Dünya Bankası, IMF, AB gibi kuruluşların Ankara'daki temsilciliklerine diplomatik statü vermişmiş. Devlete çalışan bir avukata danıştım. Hazine'nin böyle yetkisinin olmadığını söyledi. ‘‘Burası manda cumhuriyeti mi oldu’’ diye tepki gösterdi. Hazine, diplomatik statü konusunda bizi aydınlatır herhalde. Bakalım Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ne diyecek?

DGM Savcısı Talat Şalk'ın, sözünü ettiğimiz mektubuna karşılık dün aktardığımız, ‘‘Muhatabı biz değiliz, bizi pisliğe bulaştırmayın’’ diyen Dünya Bankası'nın direkt Enerji Bakanlığı'na, TEAŞ'a yazdığı bir yazı varmış. Bazı telkinleri içeren. Bu yazı kamuoyuna yansır mı dersiniz?

Gelelim bu önemli işadamımızın, Savcı Şalk'ın hükümet nezdinde tepki yaratan, inceleme konusu yapılan mektubuna ilişkin değerlendirmesine:

‘‘Bu kuruluşlar herşeyimizi didik didik ediyorlarsa ben adama sormaz mıyım senin temsilcilerin rüşvet verdi mi vermedi mi? Hangi şirketler için telkinde bulundun diye. Cevap verirler ya da vermezler. Biz bunların köpeklerimiyiz. Herkes haddini bilsin.

İşin garibi mesela bu Beyaz Enerji Operasyonu'nda Hükümet öyle ikili oynuyor ki. AA'nın, ifadeleri haber yapması konusunun perde arkasına bakın. Hükümet, ajansıyla karşı karşıya geldi gibi oldu. Yine bu operasyonda askerle karşı karşıya, son olarak da savcılarla. Bunlar tutuştukça tutuşuyorlar. Enerji işinin altından büyük rezalet çıkmasından korkuyorlar!’’

Bakan Yalova doğru söylüyor ama

Kısa süre önce, Özelleştirmeden ve Vakıfbank'tan Sorumlu Devlet Bakanı Yüksel Yalova'nın bazı sözleri yansıdı gazetelere. Söylediklerinin altına sanırım hepimiz imza atarız.

Bakan Yalova, ‘‘Türkiye'de esas yolsuzluk kaynakları, kamu ihaleleri, kamu bankaları ve özelleştirme alanına giren kuruluşlar’’ demişti.

Çok dürüst, doğru söyledi. Bunun üzerine bir iki noktayı yazmak farz oldu.

Demek istiyorum ki Bakan genel doğruları söylüyor da niye sorumluluğundaki kuruluşlarda buna göre hareket etmiyor?

Misal Vakıfbank. Bu banka tüzel kişilik olarak kamu değil ama sermaye anlamında kamu bankası.

Yalova'ya soralım. ‘‘Mahkemelere intikal etmiş hırsızlık, yolsuzluk dosyalarıyla tüm vaktimizi geçirmeyelim’’ diyorsunuz, tamam. Elbette yolsuzlukların üzerine gidilmesinden yanasınız. Peki mahkemelere intikal ettirilmemiş, bazı firmalarla ilgili dosyaların (Vakıfbank'tan kredili) zaman aşımına uğramasına niçin göz yumuyorsunuz? Misal Bayındır Holding'le, Antalya Havalimanı ihalesiyle, kredisiyle ilgili dosya (Başka bir bakanlık gönderdi) Başbakanlık'ta beklemede. Off-Shore konusunu yine soralım. Vakıf Off-shore'da hangi şirketlerin batık kredileri gizleniyor? Buradan kimlere, hangi firmalara kredi verildi, veriliyor? Bunların arasında batan bankaların patronlarıdan kredi almayan var mı acaba diye de sormak gerekiyor? İsimleri Bankalar Kanununa göre veremem diyebilirsiniz, sayısını söyleyin, risk tutarını açıklayın o zaman. Yıllardır ANAP'ın sorumluluğunda olan bu bankanın risk tutarını (off shore dahil) merak ediyoruz efendim...

İlk başlatan devlet

Bizde off-shore'u ilk başlatan devletti, Vakıfbank başlatmıştı.

Bu açıdan genelde paranın çalışma şekli şu oluyor. Örneğin Vakıfbank diyelim, parayı önce Kıbrıs'taki off-shore bankasına aktarıyor. Krediyi oradan veriyor. Ya da kredi vermek istedikleri şirketlerin faktöring, finansal kiralama gibi şirketlerine off-shore üzerinden kredi veriyor. Batakçılar da öyle korunuyor. Yani bu örnekte risk Vakıfbank üzerinden alınıyor, off-shore atılıyor. Vakıfbank'ın New York'taki şubesinden, off-shore'undan da keza.

Bankalar para satar, tamam da kime, hangi saikle verildiği, geri dönüşü önemlidir. Bankacılık bunu gerektirir. Vakıfbank'tan yap-işlet-devret modeline göre kredi kullanıp, ödemeyip, daha işletme aşamasına bile gelmeden Banka'ya çakılan otelcilikti, enerjiydi, madencilikti, havalimanıydı gibi işlere hiç girmiyorum. Yaz yaz bitmez. Bu mu özelleştirme, bu mu devletin yükünü azaltma, kaynakları heba etmeme.

Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu (BDDK) 'nun, kamunun off-shore işine el atmasını beklemekten başka çare yok gibi. Aman geç kalmasınlar, dosyalar zaman aşımına uğramasın.

Krediyi ben vermedim

Dünkü yazımızda Atlas Holding'in patronu Yunus Doğan'dan söz ederken, ‘‘Yeni naklenci eski Kombassan'cı’’ demiştik. Yunus Doğan'ın, Kombassan'ın Petlas şirketi'nde eskiden ortak olduğunu, ANAP’ın sorumluluğundaki Vakıfbank'tan, Hazine'nin ve bakanın ‘‘kredi verilemez’’ yazısına karşın, kredi verildiğini (1998) yazmıştım.Vakıfbank'ın eski Genel Müdürü Hasan Kılavuz yazılı açıklama gönderdi. Şöyle diyor: ‘‘Yazınız üzerine, benim dönemimde sözünü ettiğiniz kredinin kullandırılıp kullandırılmadığını merak eden, soran, çok sayıda telefon ve faks maruz kalmam hasabiyle açıklama yapma gereği duydum. 22.07.1997-10.03.1998 tarihleri arasında Vakıfbank Genel Müdürü olmam nedeniyle görev yaptığım süre içersinde, Kombassan'a veya Petlas'a herhangi bir kredi kullandırmam söz konusu olmamıştır. Kredi benim dönemimi içermemektedir.’’

Aşka dair

Yok yok aşk üzerine bence pek güzel düşüncelerimi yazıp, ahkam kesmeyeceğim... Azıcık dedikodu yapalım. Dedikodu dediysek her dedikodunun altında bir gerçek vardır...

Bu kişi çok ünlü bir avukat. Banka operasyonlarının kilit ismi. Sosyetenin ünlü güzel bir duluyla da gönül ilişkisi hep konuşulurdu zaten.

İşte şirketler hukukunda derin bilgisiyle ünlü bu avukat, bankalarını hortumlaktan, çete oluşturmaktan tutuklu sanıklarla da yakın dost. Çoğunun avukatı, bazılarının ortağı. Bu avukata geçenlerde bulunduğu cezaevinde bir hanım ziyaretçi gitmek istemiş. Ancak, ziyarete izin verilmemiş. Yüksek yerlerle akrabalık ilişkisi olan bu hanımla avukatımız arasında gönül ilişkisi de varmış.

X